| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:48 am Mesaj konusu: ŞİİRLER |
|
|
Yiğidi Gül Ağlatır
Yiğidi gül ağlatır gam öldürür
Nice namert ava çıksa,
Tuzak kursa, kurşun atsa;
Yiğidi çökertmezse kahır.
Bir dem yar hüzünle baksa
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür.
Düşman yılan olup soksa,
Dokuz kavim taşa tutsa;
Yiğidi çökertmez kahır.
Bir dem yar hüzünle baksa,
Bir gönül gözüyle baksa
Yiğidi gül ağlatır, gam öldürür
Ömer Lütfi Mete _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:50 am Mesaj konusu: ANALAR |
|
|
ANALAR
Garibin anası pencerelerden
Yanık türkülerle yollara bakar.
İncecik yüzünde her akşam üstü,
Çizgi çizgi, nokta nokta bir efkar.
Fakirin anası her sabah sessiz
Ağlar çocuğunun aç çıplak durduğuna...
Elleri koynunda kalır çaresiz,
Bin pişman doğduğuna, doğurduğuna.
Mahkumun anası susar, konuşmaz
Suçu kendisinde sanır.
Kaçar insanlardan, aydınlıklardan
Duvarlara bile baksa utanır.
Açılsa üstüm biraz duyar da gece yarısı
Kalkar yatağından gelir.
Bir mübarek el uzanır yorganıma usulca
Bilirim anamın elidir.
Bir merhamet, bir sıcaklık, bir gurur,
"Yavrum" diyen sesinde
Ve günde beş vakit nabzı vurur,
Beyaz tülbentinde seccadesinde
Karımın anası anama benzer,
Öylesine yakın duygulu, ince...
Özü sözü bir yayla gözesi kadar berrak
Oturacak yer bulamaz çıkıp yanına gelince,
Yüreği, destanlar gibi sımsıcak.
Ve alnım açıksa, başım dikse
Dirliğimiz varsa, mutluysam,
Yüzüme gülüyorsa böyle bu şehir...
Bir beyaz zambak gibi pırıl pırılsa yavrum
Ve yavrumsa sevdiren bana her şeyi bir bir
Bu mutluluk, bu düzen, bu bitmeyen aydınlık
Anasının yüzü suyu hürmetinedir.
Yavuz Bülent Bakiler _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:51 am Mesaj konusu: YANIK BİR EZAN BAĞDAT |
|
|
YANIK BİR EZAN BAĞDAT
Bir zâlim kan ağlattı, sıra başka zâlimde,
Şimdi mâsum insanlar, küresel mezâlimde,
Vîran olan Bağdat’ın melâli var hâlimde,
İnim inim inliyor, feryâd-ü figan Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
O sabah ezanı ki, yürekleri dağladı,
Mâbetler bombalandı, vicdanlar kan ağladı,
Buna can mı dayanır? Gözlerden yaş çağladı,
Tekbir sesi duyulan hazin bir destan Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Bitmeyen ıstıraplar okunur gözlerinden,
Mazlumların feryâdı yükselir her yerinden,
Hıçkırıklar geliyor Bağdat’ın seherinden;
İnsanlığın verdiği ağır imtihan Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Simsiyah duman gibi güne çökünce akşam,
Gökten ölüm yağıyor, bu nasıl bir katliam,
Bu ne feci dehşettir, bu ne vahşi intikam?
“Akrebin kıskacında” şimdi perişan Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Iraklar yakın oldu, yakınlar Irak şimdi,
Gönlümüzü kemiren “sinsi bir fîrak” şimdi,
Kalbimiz isyan eder, elimiz tutsak şimdi,
Ayrı düştük yıllardır, bu nasıl hicran Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Üç kıt’aya Söğüt’ten gölge veren daldık biz,
Kıblemizi şaşırıp, yıllarca bunaldık biz,
Asırlardır Batı’nın gölgesinde kaldık biz,
“Kader”, “kef”le yazılmış, hâlimize yan Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Hilâl’in benzi solar, neden bize ar gelmez,
Müslüman diyarlara, kış gelir, bahar gelmez,
Derdimizin dermânı “GÜL” kokan rüzgâr gelmez;
Bu mezellet yetmez mi? Uykudan uyan Bağdat!
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Kerkük’te hançerlenir, Musul’da kan kusarım,
Bir şey gelmez elimden, hep sesimi kısarım,
“Ba’de harâb-il Basra”; söz biter, ben susarım,
Can Bağdat! Bîcan Bağdat! Cân evi vîran Bağdat;
Şafak vakti kanayan yanık bir ezan Bağdat...
Dr. Mehmet GÜNEŞ _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:52 am Mesaj konusu: KAHRAMANLIK |
|
|
KAHRAMANLIK
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.
Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.
Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.
Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...
Hüseyin Nihal Atsız _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:53 am Mesaj konusu: ÖZLEM |
|
|
ÖZLEM
Uzun yıllar gurbet eli gezerek
Özlemi çileyi çekerek geldim
Çok şükürler olsun kavuşturana
ALLAH’ıma dua ederek geldim
Hasret doluydum kutsal vatana
Şimdi el eleyiz ne mutlu bana
Ülküme gelecek gelsin bu cana
Yollarıma özlem ekerek geldim
Gönül gönüleyiz hamdü senam var
Sizin gibi çelik aslanlarım var
Kan ile sulanmış topraklarım var
Yerine çiçekler dikerek geldim
Der Çelebi dalgalanır Bayrağım
Gönüldaşlarımla her zaman varım
Ülküm benim, ben Ülküme kurbanım
Bozkurt selamını çakarak geldim
Aşık Çelebi _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:56 am Mesaj konusu: Türk Kızı |
|
|
Türk Kızı
Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarını düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büğümü?
Sordum: nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin:
Kıralların taçları
Beni bağlar büğü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü.
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü...
Hüseyin Nihal Atsız _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:57 am Mesaj konusu: KİMDİM |
|
|
KİMDİM
Maziye sor, ecdadımı söyler sana kimdi;
Bir bitmez ufuktum, küre vaktiyle benimdi.
Tufanlar, alevler beni bir kal'a sanırdı;
Taçlar uçuşur, dalgalanır, parçalanırdı.
Kahhâr atımın kanlı, kıvılcımlı izinde;
Bir başka denizdim ebediyyet denizinde.
Çarpardı göğün kalbi hilâlin avucunda;
Titrerdi yerin talihi merminin ucunda.
Günler, elimin çizdiği yerlerden akardı;
Üç kıt'ada korkunç atımın izleri vardı.
Üstünde uçarken o nişîbin bu firâzın,
En şanlı, şehâmetli hükümdarına arzın.
Tek bir bakışım sanki inayetti, keremdi;
İklîli hediyyemdi, arazisi hîbemdi.
Hançerdi hayâlim, bütün akvam ona kındı;
Baştan başa dünyâ bir esîrimdi; kadındı.
Asabına nabzımdaki ahengi verirdim?
Kasd eylediğim şekli verir, rengi verirdim.
Dünyâ bilir iclâlimi ben böyle değildim;
Ben, altı asırdan beri bir kerre eğildim!
Mithat Cemal KUNTAY _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 9:58 am Mesaj konusu: Büyük Doğu Marşı |
|
|
Büyük Doğu Marşı
Allahın seçtiği kurtulmuş millet!
Güneşten başını göklere yükselt!
Avlanır, kim sana atarsa kement,
Ezel kuşatılmaz, çevrilmez ebet.
Allahın seçtiği kurtulmuş millet!
Güneşten başını göklere yükselt!
Yürü altın nesli, o tunç Oğuz’un!
Adet küçük, zaman çabuk, yol uzun.
Nur yolu izinden git, KILAVUZ’un!
Fethine çık, doğru, güzel, sonsuzun!
Yürü altın nesli, o tunç Oğuz’un!
Adet küçük, zaman çabuk, yol uzun.
Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak!
Şahit ol, ey kılıç, kalem ve orak!
Doğsun BÜYÜK DOĞU, benden doğarak!
Aynası ufkumun, ateşten bayrak!
Babamın külleri, sen, kara toprak!
Necip Fazıl Kısakürek _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
Yusufiyeli er


Kayıt: 08 Şub 2008 Mesajlar: 20 Konum: ANKARA
|
Tarih: Cum Şub 08, 2008 10:03 am Mesaj konusu: Aliye |
|
|
Aliye
Sevgi dediğin makam ı aliye
Şair yazmış sadece yusufiye
Kara sevdalı ancak bilir orayı
O makam can bile verir ölüye
Bizler yazmayı Yunustan aldık
Mısraları susuz kalplere saldık
Susuz nehirde yol almaz deme
Nice çöllerde okyanusa daldık
Sultan emireri onun yanında
İçin yanar sevdiğin anıldığında
Son söz senin değil, yüreğinin
Aşıksan o duygunun rüzgarında
Oğuz söylerse şimdi son sözü
Herkes anlamaz lafındaki özü
AŞIĞA öğüdü şudur dinleyin
Söndüremez gönlünde ki közü
Yarda değil MAKAMDA olsun gözü
Cemal Oğuz Öcal _________________ Soyu bozuk olanlar, sever mi milletini?
Soy kütüğü onlara, yaşatır cinnetini
Koru artık gardaşım, Ülkü’nün iffetini |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|

|