| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:16 am Mesaj konusu: 61. Makale: YAPILAN İŞİN DURUMU BELİRİNCEYE KADAR DURMAK |
|
|
61. Makale: YAPILAN İŞİN DURUMU BELİRİNCEYE KADAR DURMAK
Her imanlı ayık olmalı. Kaldı ki ayık olmak, her işin aslını bilmek bir vazifedir. Her geleni almak değil, onun aslını araştırmak gerekir. Ta verilen hüküm belli oluncaya kadar durmalıdır. Helalliği bilinecek, mubah olduğu anlaşılacak, ondan sonra kabul faslı başlayacaktır.
İman sahibi teftiş eder, sonra alır. İçi bozuk, münafık ise önüne geleni alır. Peygamber (SAV) Efendimiz bu manaya işaret ederek şöyle buyurdu:
- “Mümin, işin temeline vakıf olandır”
Bir başka Hadis-i Şeriflerinde ise şöyle buyurdu
- “Şüpheliyi bırak, şüpheli olmadığı bilindikten sonra kabul et.”
İman sahibi önüne serilen her sofraya oturmaz; bekler. Verilen her şeyi içmez. Teklif edilen her kadını almaz. Bunların dışında kalan diğer işlerde yapılan tekliflere de hemen koşmaz; bekler, sağlam hüküm verilinceye kadar elini sürmez. O hüküm verildi mi iş tamamdır. Yer, içer; ibadet eder. İş bu sayılanlar, her iman sahibinin en az uyması gereken iştir.
Şayet iman sahibi takva derecesinde ise daha titiz davranır. İyi olduğuna dair hüküm verilse dahi yine bekler. Belki de sonra verilecek emirlerin gereği yapılınca şimdikinden üstün dereceler alacaktır. Bilinmez ki…
Burada üç hal anlatmak icap eder:
a) Bu her müminin işidir. Allah’ın (CC) emirlerine göre iş tutmak.
b) Bu velîlik mertebesidir ve fenafillah halidir. Bunlar yalnız kadere uyar.
c) Bu zümre sayılan iki zümreden daha üstündür. Belki de yaptıklarının hiç farkında olmazlar. İşlerinde yalnız kudret eli hüküm sürer; hasılı büyük insanlardır.
Birinci derecede olana yine beklemek gerek. Ama ikinci için değil… Üçüncü dereceye varan için değil…
İş bu üçüncü derecede belirtilen zatlar, yer içerler. Bunlardan ilahi emir dışı hareket çıkmaz. Bu vasfı alan belirttiğimiz iman sahibi kötü işlere karşı mahfuzdur. İman hudutlarını aşması beklenemez. Allah (CC), Hz. Yusuf’u (AS) esirgediği gibi bu vasfı alan iman sahiplerini de kötülüklerden korur.
Kul, bu durumda esirgenen ve her işi kolaylıkla biten biridir. Sanki iyi yollar onun için sonuna kadar açık. Aksi ise kapalıdır. Rahatça yürür; ilahi emirleri usanmadan, üşenmeden yerine getirir.
İradesi Hakk’a (CC) bağlıdır. Onun rızasını almak, Hakk’ın (CC) rızasını kazanmak olur. Bu makam çok yüksektir, velîlik mertebesinin en üstünüdür. Bunlar Peygamberlik derecesine kadar ulaşmış büyük sır sahipleridir.
3- Böylece bütün gidişatını, yolunu Allah (CC) yolunun hakiki yolcularına uydurmalıdır… _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:16 am Mesaj konusu: 62. Makale: SEVGİ, SEVİLEN VE GEREĞİ |
|
|
62. Makale: SEVGİ, SEVİLEN VE GEREĞİ
Acaiptir, bir mümine yakışmaz, ama yine de söyler:
- “Falan yakınlık kazandı veya uzaklaştı.”
- “Falana dünyalık verildi veya iflas etti.”
- “Şu adam zengin oldu veya fakirleşti.”
- “İşte şu adam var ya, o büyüdü yahut küçüldü.”
- “Şu insanı görüyor musun? İşte o dillere destan oldu yahut unutuldu.”
Daha bunlar gibi birçok sözler. Hepsi dedikodu cinsinden. Bu sözler, bir iman sahibinin ağzında iyi olmuyor; yakışmıyor. Herkesin kendine has bir karakteri ve yolu vardır. İman sahibinin de bir yolu olmalıdır.
Acaba iman sahibi bilmezmi ki? Allah (CC) birdir, birliği sever. Her şeyde tek olmayı diler. Sevilme babında da tek olmayı ister. Kendinden başkasının sevilmesini istemez. Zaten iki sevgi bir arada olmaz. Hakk’tan (CC) başkası sevilince Hakk (CC) sevgisi kalmaz. İnsan başka sevgilerle ve çeşitli dedikodularla uğraşınca Hakk (CC) sevgisi zedelenir.
Her iyilik edene bağlanmak olmaz. Bir başkası sevilince Hakk (CC) sevgisi kalpte azalır. Allah (CC) Gayûrdur. Orada yalnız kendi sevgisinin bulunmasını ister.
Başka şeyleri üzerinden bir yana at. Başkasını dilinden bırak. Onlara koşmaktan vazgeç, onların yaptığı iyiliği Hakk’tan (CC) gör. Eğer kuldan görürsen kulu seversin. Çünkü Peygamberimiz (SAV) şöyle buyurur:
- “Kalp, iyilik edeni sever.”
Allah’ın (CC) sevgisine layıksan o seni esirger. Her yandan halkı senden keser. Her bakımdan O’nu (CC) sevmek için halkın yolunu sana uğratmaz. İşte o zaman Hakk’a (CC) bağlanabilirsen cümle varlığın Hakk’ın (CC) olur.
Biraz kendini dene, yalnız Hakk’ı (CC) sev. Göreceksin ki yalnız hayrın ve şerrin sahibi Allah’tır (CC). Bu halinde ilahi bir cezbe gelir, nefsin de yok olur. İlahî varlığın gayrisi yok olur gider. İşte… o zaman sana hayır elleri açılır. İlk bakışta dünyalık işler senin için bol olur. Diller seni över. Herkes senin arzun olmadan yardıma koşar. Ahiret işlerin daha başka olur. Orası senin için tadına doyulmaz bir yer olur.
Hakk’a (CC) bağlan; ona karşı edepli ol. Seni gözeteni gözet. Sana yar olana sen de yar ol. Seni seveni sev. Seni çağırana koş. Senin işini yoluna koyana elindekini harca.
Seni pislikten koruyana yar ol. Ölümden beri olana borçlu ol. Kötülüklerini giderene minnettar ol. Bir sürü adi vehimlerden seni esirgeyene bağlan. Her şeytan tipinden, aldatıcı ve cahil arkadaşların elinden kurtaran senin en yakın dostundur. Onu ara! Etrafını bir sürü yol kesiciler sarmışken seni onların önünden alan, elbette ki en yakın dostun sayılır; onun yolunu gözet.
Hak ve bir sürü maddi şeyler ve heva birbirine uyabilir mi? Birtakım maddî kıymetlerin içinde sayılan şeylerle ilahi kuvvetler bir olabilir mi?
Ne dünya ile ahiret birdir ne de değersiz şeylerin önünde ilahi kıymetlerin bir olur. Kendini nerede görüyorsun? Sen ve bütün varlıklar; ilk, son, iç ve dış hepsinin gidişi Hakka’dır (CC). Bütün kalpler onun için atar. Bütün ağırlıklar Hakk (CC) canibindedir. Bütün iyilikler oradan gelir. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:17 am Mesaj konusu: 63. Makale: MARİFETTEN BİR ÇEŞİT |
|
|
63. Makale: MARİFETTEN BİR ÇEŞİT
Rüya gördüm. Kendimce bir şeyler söylüyordum. Kime söylediğim belli değildi. Şöyle diyordum:
- “Ey içinde nefsini, dışında halkı, amelini, isteğini Allah’a (CC), yani Yaradanına (CC) eş tutan kimse.”
Biri yanıma geldi:
- “Bu söylediğin nedir?”
Dedi. Bunun üzerine ona şöyle dedim:
- “Bu sözler insanı ilahi marifete götüren cinsten bazı sözlerdir. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:17 am Mesaj konusu: 64. Makale: ÖLÜMSÜZ HAYAT, HAYATSIZ ÖLÜM |
|
|
64. Makale: ÖLÜMSÜZ HAYAT, HAYATSIZ ÖLÜM
Bir gün bunaldım. Kendimde bir heyecan oldu. Bana şöyle bir sual soruldu:
- “Ne istiyorsun?”
Buna karşılık şöyle dedim:
- “Öyle bir hayat istiyorum ki onda ölmek olmaya ve öyle bir ölüm istiyorum ki onda dirilmek olmaya.”
Bunun üzerine bana:
- “Ölümsüz hayat ve dirilmesi olmayan ölüm nasıldır?”
Denince devam ettim:
- “Dirilmesi olmayan ölüm halkı unutmam, onların hayrını, şerrini görmemle olur. Bundan sonra nefsim, iradem, dünya ve ahiret arzularımın hepsi yok olmalıdır. Bu türlü hislerimin benden yok olmasıdır.
Ölümü olmayan hayat ise Hakk’ın (CC) varlığı ile var olmamdır… Bu varlıkta benim hiçbir şeyim kalmamalı. Buradaki benim ölümüm var olmaktır. İradem burada Hakk (CC) iradesi ile birleşmiştir. Bu irade, iradelerin en güzelidir.” _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:18 am Mesaj konusu: 65. Makale: ALLAH'A (C.C.) DARILMAK YASAK |
|
|
65. Makale: ALLAH'A (C.C.) DARILMAK YASAK
Bu dargınlığın neden? Duan kabul olmadı diye Allah’a mı (CC) darılacaksm? Duanı kabul eder, ama biraz geç kalabilir. Geç kalınca darılmak yerinde bir iş olur mu?
Bazen işitiliyor:
- “Doğruyu istedim vermedi, istediğimi vermiyor”, hem de:
- “ ‘Duanın yapılması lazım.’ diye emir veriyor.” diyorsun:
- “Bu sözün yerinde değil, hatalıdır.”
Bu sözünden ötürü sana sormak icap eder:
- “Sen kendi başına buyruk musun? Yoksa bir sahibin ve bir efendin mi var?…”
Eğer bu söze karşı hür olduğunu, her istediğini yapmaya güçlü olduğunu iddiaya yeltenirsen sana ilk vurulacak damga:
- “Sen kafirsin. Hakk’ı (CC) inkar ediyorsun.”
Olur. Aksi halde bir kul olduğunu ve bir sahibin, efendin olduğunu söylersen o zaman sana yine birçok sorular sorarlar:
- “Duanın kabulü geç kaldığı için efendini töhmet altına mı alıyorsun? Onun hikmetinden şüphe mi ediyorsun? Halbuki O (CC), seni ve bütün yarattıklarını iyi bilir. Sana ve onlara ne gerekse güzellerini seçer.”
İtham etme. O’nun (CC) hikmetini sez. Hissini bu yolda terbiye et. Söylenenleri yaparsan sana düşecek vazife şükretmektir. Çünkü O (CC) , sana yarayanı daha iyi bilir. Haline uygun nimeti senden daha güzel seçer.
Şayet ithamlarına devam edersen yine sana verilecek hüküm şu olur:
- “Sen kâfirsin, hakikati gizliyorsun.”
Çünkü Allah’a (CC) zulüm isnadında bulunmuş oluyorsun. Halbuki Allah (CC), kullarına zulmetmez. Zulüm sözünü de kabul etmez. Bu sözün Hakk (CC) için kullanılması muhaldir; olamaz. Sebebine gelince, bütün mülk O’nundur (CC) . Zulüm ancak başkasının hakkına tecavüz vaki olunca olur. Hakk’a (CC) darılma yolunu kendine kapa; bu yoldan ayrıl.
Şüphesiz senin Hakk’a (CC) darılman, bazı işine gelmeyen hadiselerden ileri geliyor. Nefsin bazı şeylerden hoşlanmıyor. O’nun (CC) emrini yerine getirebilmek için işin güçleşiyor… Haliyle nefis darılıyor; sen de ona uyarak Hakk’ı (CC) töhmet altında bırakıyorsun.
Dış alemine ait bir şey olursa dua et. Sabırlı ol. İlahî emirlere uymaya bak. Hakk’a (CC) darılma. Nefsin isteğini yerine getirmeye bakma. Onun boynunu eğdir. Boş şeylere uyma; çünkü boş şeyler insanı Allah (CC) yolundan alıkoyar. Allah (CC) için iyi düşün. O’nun (CC) sözlerini doğrula. Ve böylece işin sonunu bekle.
Eğer birisini mutlaka kötülemen gerekse önce kabahati kendinde gör. Daima isyan bayrağını elinde tutan nefsini itham et; onu kötüle. Nefse darılman Hakk’a (CC) darılmandan daha iyidir. Nefsine:
- “Zalim…”
Demen Allah’a (CC) zulüm isnad etmenden daha uygundur. Bütün işlerinde nefse uymaya yanaşma, yaptığı işlere boyun eğme. Çünkü nefis Allah’a (CC) düşmandır. Nefis, şeytan; bunlar ilahi ve kudsi varlıkların yokluğunu isterler. Bir gizli düşman gibi senin manevî değerini bitirmeye gayret ederler.
Allah’a (CC) sığın. Kurtuluş yollarını ara. Daima onlara:
- “Siz benim ruhumu karartıyorsunuz, sizi bağışlamam.”
De. Allah’ın (CC) şu ayetini daima onlara oku:
- “Eğer şükrederseniz ve iman sahibi olursanız Allah (CC) size niçin azap etsin?”
Şunu da nefsinin kulağına oku:
- “Allah (CC) hiçbir şeyde insanlara zulmetmez, lakin insanlar kendilerine zulmederler.”
Bunlara benzer birçok ayet-i kerime ve Hadis-i Şerif vardır; onları ara, bul, oku. Allah (CC) için nefsine hasım ol. Nefse karşı bir ilahi asker ol. Çünkü ilahi kuvvetlerin en büyük düşmanı nefistir. Hz. Resul (SAV), Hz. Davud’a (AS) yapılan bir hitabı bize bildirmiştir. Onun burada söylenmesini yerinde buluyoruz:
- “Ya Davud (AS); hevanı, nefsini bırak. Çünkü saltanatım içinde nefis ve hevadan başka benimle çekişen yoktur.” _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:19 am Mesaj konusu: 66. Makale: DUA ETMEK |
|
|
66. Makale: DUA ETMEK
- “Ben Allah’a (CC) dua etmem.”
Deme, sonra nasıl olsa gelecek gelir; gelmiyorsa olan da gelmez gibi sözlerini de bir mazeret olarak gösterme. Bunlar boş sözdür. Daima dua et. Dua etmek bir vazifedir, görevdir; kulluk icabı sayılır. Dünya ve âhirete ait işlerin için Allah’a (CC) yalvar, dua et ve iste. Haram olmayan, ahlakına bir zarar vermeyecek olan her şeyi O’ndan (CC) talep et. Çünkü Cenab-ı Hakk (CC) bizi dua etmeye teşvik ediyor, emir veriyor:
- “Bana dua edin, icabet ederim. Allah’ın (CC) güzel nimetlerini isteyin, ama o nimetleri birbiriniz için böbürlenme vesilesi yapmayın.”
Dua üzerine Peygamber (SAV) Efendimiz havli emirler vermiştir. Ümmetini dua etmeye teşvik etmiştir. Bunların birkaçını zikretmek yerinde olur:
- “Kabul olacağına inanarak dua edin. Allah’a (CC) yalvaracağınız zaman ellerinizi açınız.”
İş bu Hadis-i Şerifler senin; “dua etmeye lüzum yok. Etsem de gelir etmesem de.”
Şeklinde söylediğin sözlerin yersiz olduğunu gösteriyor.
Daima Allah’tan (CC) iste. Kısmetinde varsa gelir; bu geliş senin imanını arttırır. Duaya alıştığın için halka yüz suyu dökmekten de kurtulursun. Şayet kısmetin değilse yine duan iyi olur, Allah’a (CC) imanın olduğu anlaşılır. Ayrıca bütün hallere karşı sende bir uysallık olur. Asabiyete kapılmadan işlerin kolaylıkla hal yolunu bulursun. Borçlu isen kolaylıkla ödeme yollarını ararsın. Sakin olduğun için herkesin itimadını kazanırsın. Çünkü imanlısın, işlerini Allah’a (CC) bırakıyorsun.
Yaptığın duaya dünyada karşılık verilmese bile ahirette bol ecir alırsın. Günahların, hataların bağışlanır. Allah (CC) kullarına bol ihsanlar yapandır. Acır, dualarını kabul eder.
Duanın kabul olunacağı muhakkaktır. Ya bu alemde ya öbür alemde karşılığı görülür.
Peygamber (SAV) Efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurur:
- “Kıyamet günü imanlı kimse amel defterinde birçok iyi işlerin mükafatı şeklinde bazı şeyler görür, hayret eder. Sonra ona sorulur:
- ‘Bunları biliyor musun?’ Haliyle bilmez ne olduğunu:
- ‘Bilmiyorum…’
Der. Buna karşılık ona şöyle anlatılır:
- ‘İşte bunlar senin dünyada dua yoluyla istediğin şeylerin karşılığıdır. Kaderinde olmadığı için orada verilmedi; burada onların mükafatını alıyorsun’.”
Her iman sahibi Allah’a (CC) dua eder… İman sahibi, Yaradanını (CC) her zaman anandır. Her hakkı yerine getiren iman sahibidir.
Sonra dua eden bilir ki her şeyi veren Allah’tır (CC).
Dua eden kibirli değildir. İşte bundan ötürü dua iman sahibinin huyları arasında olmalıdır.
Ehl-i iman, duadan kaçınmamalıdır. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:19 am Mesaj konusu: 67. Makale: NEFİSLE CENK VE ŞEKLİ |
|
|
67. Makale: NEFİSLE CENK VE ŞEKLİ
Muhalefet kılıcı ile nefsini her öldürdükçe Allah (CC), onu yeniden diriltir. Dirilince yine senden birçok şeyler istemeye, seninle nizaa tutuşur. Kötülük kanatlarını açar; yine uçmaya başlar. İşte., bu sırada sana yine cihad düşer. Nefis ölmez; sen sağ oldukça o da olur. Yalnız o islah olur.
İşte sen, onu islah etmeye çalışacaksın. Ve bu yolda sana mükafat verilecek. İman sahibinin daimî vazifesi nefsi yenmektir… Peygamber (SAV) Efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurur:
- “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.”
Bunu bir muharebe dönüşünde söylemişti. Bu büyük sözler, nefisle mücadelenin devamlı olduğunu ve nefsin yok olmayacağını anlatmak istemişti. En büyük ibadet ve en güç iş, nefisle uğraşmaktır. Daima onunla mücadele yolunda olmak gerektir. Çünkü Allah-ü Teala (CC) da buna işaret olarak şöyle buyurdu:
- “Ölüm gelinceye kadar Rabbine (CC) ibadet et.”
Emir, Peygamber (SAV) Efendimizedir. Dolayısıyla bütün ümmete… Buradaki ibadetin manası, nefse karşı olmaktır. Kaldı ki bütün hayırlar da nefse karşı olmakla başlar. Daima onun zıddını, istemediğini yapmak lazımdır.
Burada bir soru akla gelir ve söylenebilir:
- “Neden Peygambere (SAV) bu hitap vaki oluyor? Peygamberin (SAV) nefsi islah olmuştu, O’nun (SAV) hevası yoktu.”
Allah-ü Teala (CC) o büyük Peygamber (SAV) için şöyle buyurdu:
- “O (SAV), boştan konuşmaz. O’nun (SAV) her sözü bir ilahi vahiydir.”
Ne buyurulur?…
Buna cevap olarak şunları söylerim:
- “Allah (CC) bu emrini İslam yolunun istikrarı için buyurmuştur. Bununla dini emirler önünde Peygamberle (SAV) ümmetten birini eşit göstermek ve İslami emirler karşısında herkesin aynı olduğunu anlatmak istemiştir.
Sonra Peygamberimizde (SAV) nefse karşı manevî bir kuvvet vardır. Bunu O’na (SAV) Allah (CC) vermiştir. Bu kuvvetin varlığı önünde nefsin ve şahsi arzuların hiçbir kötülüğü Peygamberi (s.a.v.) şaşırtamaz. Fakat diğer müminler böyle değildir. Onlar daima cihadla nefse karşı gelmeye mecburdurlar. Resul (SAV) bu yolda bir gayret sarfetmese dahi işleri daima nefsin arzusu hilafına olur.
İman sahibi, daima yalın kılıç olmalıdır. Taa ölünceye kadar nefsin karşısında bir muhafız gibi beklemelidir. Onun kötülüğe atılmasına meydan vermemelidir.”
Her iman sahibi, Allah’ın (CC) huzuruna çıktığı zaman kılıcı nefsin kanına batırılmış olmalı. İş bu hal, o imanlı insanı cennete götürür. Allah-ü Teala (CC) Hz.leri bir ayetinde şöyle anlatır:
- “Bir kimse Yaradanın (CC) saltanatından çekinir, nefsine uymazsa onun yeri cennettir.”
Cennet adıyla bildirilen mekan, kudsî bir yerdir. Oraya yalnız iman sahipleri girer.
Oraya bir defa giren sonuna kadar kalır; bir daha çıkarılmaz. Tekrar dünyaya gönderilmek, başka bir yere nakil gibi şeyler akla gelmez.
Orada güzelliklere sınır yoktur. Her an yenisi gelir. Her nefes bir ilkinin daha güzeli, daha hoşu zuhur eder. Bunların önü, sonu, tükeneceği yoktur. Bu güzellikler, dünyada her an ve her gün yapılacak nefisle mücadelenin karşılığıdır.
Kafir ve içi bozuk olan münafıklara gelince, onlar da bunun tersine en güç felaketlere uğrarlar. Çünkü onlar, hiçbir kötü işe karşı durmadılar, nefislerine uydular; şeytanlara bağlandılar. Küfür, şirk, her türlü kötülüğü işlemekten çekinmediler. Neticede küfür üzerine ölüp gittiler. Buna ceza olarak öbür alemde onlara azap çeşitleri hazırladı. Cehennem zaten bunlar için hazırlanmıştır. Cenab-ı Hakk (CC) iman sahiplerini ihtar için şöyle buyuruyor:
- “Kafirler için hazırlanan ateşten kendinizi koruyun.”
İman sahipleri, cennette sonuna kadar kalacakları gibi imansızlar da bu cehennemde sonuna kadar kalacaklardır. Orada, dünyada yaptıkları kötülükler yüzünden en çetin azaplara uğrayacaklardır. Derileri dökülerek, yerine yeni deri bitecek, azapları böylece tattırılacak. Bu hususu anlatan ilahi sesi dinleyelim:
- “Onların derileri çürüdükçe-yanıp harap oldukça yeniden derilerini değiştireceğiz.”
İşte bu cefa, onlara dünyada yaptıklarının cezasıdır. Her an çekinmeden dünyanın kötülüğünü yaptılar. Nefislerine, şeytanlarına kapılarak yapmadıkları rezalet kalmadı. Öbür alemin de azabını böylece göreceklerdir. Azabın, cefanın benliklerine işlemesi için her an eriyen, çürüyen derilerinin yerine yenisi getirilecektir. Cennet ehli ise her an o alemin iyi şeyini alacakları için daima güzelliklerin amiline gelince onu da:
- “Bu iman sahiplerinin dünyada yaptıkları nefse karşı cihaddır.”
Deriz. Dünyada ne yapıldı ise öbür alemde o görülür.
Bu mevzu ile ilgili Hadis-i Şerif şöyledir:
- “Dünya, ahiretin ekeneğidir…” _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:20 am Mesaj konusu: 68. Makale: HER AN BİR TECELLİ |
|
|
68. Makale: HER AN BİR TECELLİ
Kul dua eder; duası kabul olunur. Bu hal, ilahi tecelli üzerinde bir etki yapmaz. Sonra yapılan dua geçmişte kader sayfalarına yazılanlara da zarar vermez. Bir anda dua edilir; edildiği zaman kader ve irade-i ilahiye de o yoldadır; hemen kabul olunur. Yoksa kader dua ile değişir; ilahi arzu bir tesir alır.
Birçok ilim sahipleri:
- “O her an yeni bir tecelli alır.”
Ayetinin manasını şöyle açıklıyorlar: Dua yapılır, kader de aynı yöndedir. Dua da bir sebep olur. İlahî tecellinin nuru hemen olacak işi bitirir. Yoksa bazı kimselerin anladığı gibi dua edildi diye hiçbir oluş olmaz. Yek başına dua ile ne bir bela def olur ne de bir yarar iş.
Bazı Hadis-i Şeriflerde şöyle bir açıklama vardır:
- “Bela, ancak dua ile gider.”
Ama bunu biraz açıklamak lazım gelir. Tefsirsiz bunu yanlış anlayanlar olur.
Bu Hadis-i Şeriften murad, belanın giderilmesi bazen duaya bağlıdır demektir. Yani: Dua yapılır, bela gider. Çünkü kader o yoldadır; dua edilmedikçe bela def olmaz. Yukarıda belirtilen Hadis-i Şerifin manasına gelen bir diğeri vardır:
- “Kul, ameliyle cennete giremez.”
- “Amelsiz cennete girer.”
Manasına gelmez. Cenneti Allah (CC) verir; kulun ameline göre orada makam. Bunu daha çok tefsir eden bir Hadis-i Şerif vardır; Hz. Aişe (RA) rivayet eder. Diyor ki:
- “Peygambere (SAV) sordum: ‘Ameliyle cennete giren olur mu?’ ”
Cevaben:
- “Hayır, yalnız Allah’ın (CC) rahmetiyle girilir."
- “Sende mi ya Resulallah (SAV)?”
- "Evet ben de… Yalnız Allah (CC), beni rahmetine daldırmıştır."
Son cümleyi söylediği zaman elini başının üstüne kaldırmıştı…
Bunlardan çıkan mana şudur: Allah (CC) hiçbir işi yapmak mecburiyetinde değildir. Ne bir dua ile kimseye bir şey vermek için ne de kimseye karşı bir taahhüt altındadır. Allah (CC) istediğini yapar. Şu ayetler anlatmak istediğimizi daha iyi anlatır:
- “Allah (CC) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder, dilediğini affeder.” “İstediğini yapar…” “O (CC) yaptığından sorumlu değildir; onlar hep hesap vereceklerdir.” “Allah (CC), dilediğine sayısız rızık verir.”
Yapılan işlerin hepsi bir hikmete mebnidir. Hikmeti olmayan hiçbir iş yoktur.
Her şey ilahi adalet içinde devam etmektedir.
İlahî adalet, işleri böylece yürütmektedir. Bunların böyle olmamasına bir sebep yoktur. Çünkü semaların bitiminden yerlerin zeminine kadar bütün varlık O’nun (CC) elindedir ve O’nun (CC) tasarrufundadır. O (CC), bunlarda istediğini yapar. Zaten başka bir şey akla gelmez. Yeri ve göğü Allah’tan (CC) başka yaratan olmadığı gibi onları elinde bulundurup yönetecek kimse de yoktur. Bu manalara işaret eden şu Ayet-i Kerimeler vardır:
- “Allah’tan (CC) başka yaratıcı var mıdır? Allah’la (CC) beraber bir ilah var mıdır? O’nun (CC) ismine bir eş biliyor musun?”
Sûre-i Ali İmran’ın şu ayeti anlatmak istediğimizi size daha iyi açıklar:
- “Ey Allah’ım (CC); varlık sahibisin, istediğine mülk verirsin, istediğinden de alırsın. İstediğini refaha kavuşturur, istediğini süründürürsün. İyilik elindedir. Her şeye gücün yeter. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye çevirirsin. Ölüden diri, diriden ölü yaratırsın; arzu ettiğine sayısız rızık verirsin.” _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:21 am Mesaj konusu: 69. Makale: ALLAH'TAN (C.C.) MAĞFİRET İSTEMEK |
|
|
69. Makale: ALLAH'TAN (C.C.) MAĞFİRET İSTEMEK
Allah’tan (CC) geçmiş günahlarına mağfiret iste. Bundan sonra da o günahların üzerine başkasının gelmemesi için yalvar. İlahî emirlere uymak için Allah’tan (CC) yardım iste. Kaza ve kaderin gelişini hoş karşıla. Belalara karşı sabırlı ol. Elindekilere şükret. Elindekilerin kadrini bil. Ölüm gününü hayırla neticelendirmek için çareler aramaya bak. Son nefesin hoşluk içinde biterse öbür alemde Peygamberlere (AS), doğrulara, şehitlere ve iyi kimselere arkadaş olursun. Onlarla arkadaş olmak ne kadar hoştur.
Allah’tan (CC) dünyayı isteme… Belanın gitmesini, ihtiyaç halinin geçmesini, zenginliğin gelmesini isteme. Sana gereken sabırlı olmaktır. Elinde bulunana iyi bakarak yetinmen gerekir.
Bulunduğun hal içinde bulunan manevî değerlerin elinden gitmemesini iste. Aksi belki senin için iyi olmaz. Bilemezsin, hayır hangi yandadır. Acaba sana zenginlik mi yarar yoksa dünya rahatlığı mı? İşlerin iç yüzünü bilmek sana saklıdır. Onları yalnız Allah (CC) bilir. Her şeyin iyisini ve kötüsünü O (CC) bilir.
Hz. Ömer’den (RA) naklen şöyle rivayet edilir:
- “Ben günlerimin iyilik veya kötülük içinde geçmesini merak etmem. Çünkü bilmem hayır hangisindedir.”
İhtimal ki Hz. Ömer (RA) bu sözüyle şu ayeti anlatmak istemiştir:
- “Size kıtal farz oldu, ama siz hoşlanmıyorsunuz. Bilemezsiniz, belki sevdiğiniz iyi değildir, belki de sevmediğiniz uğurludur… Halbuki Allah (CC) bilir, siz bilemezsiniz.”
Hayır üzere ol. Nefsin ölsün. Hevaî isteklerin yok olsun. Şeytanın zelil ve hakir olsun. Anlattıklarımızı yaparsan bunlar olur.
Anlattığımız yola girersen yersiz iraden ölür. Boş ümitlerin ölür. Kalbine safiyet gelir. Allah’tan (CC) başka bütün varlıkları kalbinden çıkar. O’nun (CC) sevgisi ile dolarsın. Bu halden sonra sana ilahi iradeden nasip gelir. O’nunla (CC) istersin, yani dünya ve ahiret işlerini… O’nun (CC) emrine uyarsın; bütün arzuların yerine gelir.
O zaman iraden Hakk’ın (CC) iradesine ram olur. İstersin, verdikçe şükredersin. Alırsın, yersin. Verilmeyecek olursa kimseye darılmazsın. Sonra verilmeyene karşı bir şey demezsin. Çünkü senin için mühim olan yalnız ilahi emirlerdir. Böylece kalbin temiz, iraden saf hak yolda devam edersin. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:22 am Mesaj konusu: 70. Makale: ŞÜKÜR VE KUSURLARI İTİRAF |
|
|
70. Makale: ŞÜKÜR VE KUSURLARI İTİRAF
işlere karşılık beklemek iyi olmuyor. En iyisi bunları Hakk’tan (CC) görmektir. Bütün işleri O’nun (CC) yardımıyla yaptığını anla; ona göre işlerini ayarla.
Eğer bir kötülüğü yapmıyorsan düşün. Bu halin senden mi yoksa Hakk’tan (CC) mı? Elbette Hakk’tan (CC). O (CC), seni esirgedi. O (CC) , seni sakladı. Buna hamd etmek gerek. Şükür etmen lazım. Nerede şükür? Buna akılsızlık derler. Başkasının gücünü kendine mal etmen yerinde olur mu, akıl karı mı?
Şu misaller sana bir şeyler, anlatır sanırım.
Sen düşmanla çarpışıyorsun, fakat gücün yetmiyor. Öteden kuvvetli biri geliyor, düşmanın elini bağlıyor. Yere seriyor. Sen de yapacağını yapıyorsun.
Sonra her şeyi kendin yaptığını iddia ediyorsun.
Halbuki o kuvvetli adam gelmeseydi senin bir iş yapacağın yoktu. Belki de düşman seni öldürecekti.
Diğeri de şu: Biri vardır, zengindir. Herkese ödünç verir. Veyahut ihsan eder. Sen de bir şeyler almak istersin, ama sana vermez. Öteden biri gelir, sana kefil olur ve alırsın.
Sonra da:
- “Ben aldım. Benim itibarım var.”
Diye söylenmeye başlarsın. Yakışır mı?
İşte bu iki misal sanadır. İşlerini düzenle. Şükret. Sana verilenle yetin. Daima Allah’ı (CC) öv; her iyiliği O’na (CC) ver. Şer işleri sana yükle. Nefsini islaha çalış. Eğer birini kötüleyeceksen nefsin yeter. Çünkü bütün şerrin yuvası odur.
Yaradanı (CC) daima bir yaratıcı olarak bil. Ona göre edepli ol… Nefsini kötülüğün yuvası gör, ona göre terbiye et.
Bazı büyük bilginler şöyle derler:
- Sana lazım olan gelir.
Buna bir Hadis-i Şerifte işaret edilir:
- “Çalışınız, birbirinize yaklaşınız. Kötü yolları kendinize kapayınız. Herkes yaratılışının gereğini” yapar. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:24 am Mesaj konusu: 71. Makale: MÜRİD VE MURAD |
|
|
71. Makale: MÜRİD VE MURAD
Sen ya müridsin ya murad…
Ya Allah (CC) tarafından istenilen birisin veyahut O’nu (CC) isteyen bir müridsin.
Mürid olduğunu kabul edersen bütün yüklerin merkezi olduğunu da kabul edersin yahut bütün ağırlıkları omuzunda taşıyan biri olduğunu bileceksin. Çünkü arayıcısı, arayıcı her güçlüğe katlanmalı; arzusuna ermesi, istediğini bulması için bu yükleri çekmesi gerek.
Talip için beladan kaçmak olmaz. Nefsine hastalık gelir. Çocuğun ölür, malın çalınır. Bağına bahçene afet gelir. Bunların hepsini hoş karşılayacaksın. Bunlar, seni manevî günahlardan, kirlerden koruyacaklardır. Böylece hakikati sevenlere katılacaksın; onları bulacaksın.
Bu mana demek değildir ki bu gibi afetleri arayacaksın… Hayır. Gelene razı olacaksın, yani elinde olmadan…
Eğer murad isen yine vazifelerin olacak. O zaman daha ağır bir vazife ile başbaşasın. İşte o zaman Hakk’ı (CC) sakın itham etme. Bela gelirse şikayet etme. Sonra kıymetin düşer. Hakk (CC) seni seviyor. Böyle ufak tefek işlerle seni tecrübe ediyor. Seni tam olgun mertebeye çıkarmak için bunlarla deniyor. Böylece derecen yükselir. Velîlerin derecesine çıkarsın. Senin derecen onlardan alttır. Yerinde kalmak mı istersin? Onların yeri, senin bulunduğun süfli alemden yücedir. Onların yanına varmak istemez misin? Bulunduğun durum aşağıdır. Bu aşağılık içinde kalmayı arzu eder misin? Sen bunları arzu etsen bile Allah (CC) istemez. Çünkü O (CC), seni seçmiştir. Senin için O’nun (CC) bilgisi, senin bildiklerinden çok üstündür.
O (CC), senin için iyiyi seçiyor; en güzeli hazırlıyor. En yararlı hangisi ise onu söylüyor. Sen bunları kabul etmekten çekmiyorsun.
Burada sen bazı şeyler diyebilirsin. Mesela:
- “Allah (CC) madem birini seviyor, onu istiyor neden cefa veriyor? Halbuki bu cefa, en çok sevilene oluyor.”
Bu durumda sana Peygamberin (SAV) durumunu anlatmak yeter. O (SAV), en çok sevilendir. Bununla beraber en fazla cefa çekendir. Bu hali Peygamberimiz (SAV) şöyle beyan ediyor:
- “Kimsenin yapamayacağı şekilde Allah’tan (CC) korkarım. Allah (CC) yolunda kimsenin çekmediği ezayı çekerim. Öyle zaman oldu ki bir ay yiyecek bulamadım.”
Yine buyuruyor:
- “Ben Allah’ı (CC) en çok bilenim ve en çok korkanım.”
İşte Hadis-i Şerifler. Bunlar cefaları anlatır. Sebebi ise ilahi derecelerinin artması içindir. Onların derecesi ancak dünyada yapılan amelle yükselir. Dünya ise öbür alemin kazanç yeridir.
Peygamberlerin (AS) vazifesi, ilahi emirleri yerine getirdikten sonra sabırlı olmak ve olan işlere mukavemet etmektir.
Sonra bu dünya biter. Öbür alem başlar; ebedî saadete ererler. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:26 am Mesaj konusu: 72. Makale: ÇARŞI-PAZARA ÇIKANLAR |
|
|
72. Makale: ÇARŞI-PAZARA ÇIKANLAR
Sokaklara ve Pazar yerlerine çıkmak birkaç bölüme ayrılır. Elbette ki bunların, yani iman sahiplerinin pazara çıkmaları dünyaya ve dine dair vazifelerini yerine getirmek için gereklidir. Bunları birkaç kısma ayırmak sureti ile anlatmak yerinde olur.
Bunlardan bir kısmı sokağa çıkar; yalnız şehevî şeylere bakar. Kötü şeylere bağlanır. Onların geçici zevkleri kalbini bozar. Devam ederse helak olur; dinini bırakır. Ahlakı bozulur. Tabiatın verdiği adi zevkleri yapar, bütün fazilet duygularını söndürür. Ancak aradan geçen devrede kötülüğünü sezer, tevbe ederse onu o kötülükten Allah (CC) kurtarır. Çarşı-Pazar işiyle uğraşanlardan diğer bir kısmı ise gördüğünü görür. Mahvolacağı sırada aklı başına gelir. Dinî inançlarını düşünür, yaptığı işin hatalı olduğunu derhal anlar; nefsiyle mücadele etmeye başlar. Buna bir mücahid payesi verilir. Yaptığı iş dolayısıyle öbür alemin bol mükafatını kazanmaya namzet sayılır. Buna dair bir Hadis-i Şerif vardır. Onda şöyle buyurulur:
- “Bir kimse, kötülük yapamayacak halde iken kötü işlere yanaşmazsa ona bir sevap; yapmaya gücü yettiği halde yapmazsa ona da yetmiş sevap verilir.”
Bu çarşı-pazarlarda dolaşanlardan diğer kimse ise gider, alır, yer, içer. Allah’a (CC) şükreder. Kötülüğe meyil etmez. Hepsini Allah’ın (CC) vermiş olduğu bir nimet olarak kabul eder.
Yine onlardan bir kısmı çarşıya çıkar, gezer; fakat ilahi hikmetlerden gayri bir şey görmez. Sanki gördüğü Allah’ın (CC) nurudur. Ve bundan gayrısına kördür, sağırdır. Bunun derecesi yüksektir. Bu dereceye erenler, Hak ‘tan gayrisini bilmezler. Söz gelişi buna:
- “Çarşı da bir şey gördün mü?” diye sorarsan şöyle der:
- “Hayır…”
Hakikatte görmüştür. Ama bu gördüğü kalbini sarmamıştır. Ani bir bakışla geçmiştir. Uzun boylu ve kötü arzularla bakmış değildir.
Bu zat, her şeye değeri kadar önem verir. Dışıyla halka bakar, ama kalbi Hakk’tadır (CC).
Bu anlattıklarımızın son kısmına dahil olanların kalbi Allah (CC) sevgisiyle doludur. Kalbinde yalnız O’nun (CC) sevgisi ve O’nun (CC) yarattıklarının sevgisi vardır. Çarşıları, pazarları dolaşır; ağzından hikmetler çıkar. Dualar okur, Allah’a (CC) yalvarır. Hamd eder.
Bu, büyük insandır. Buna kulların hamisi denir. Buna arif de denir. Bedel ismi de verilebilir. Zahid, alim ve yeryüzünde Allah’ın (CC) halifesi ismi de kullanılır, îlahî bir elçi adı da takılır… Ne dense yakışır.
Allah (CC) bunlara, bütün iman sahiplerine rahmet ve rızasını ihsan eylesin. Doğru yola Allah (CC) hidayet eder. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:26 am Mesaj konusu: 73. Makale: GİZLİ KUSURLARI BİLİNEN VELİLER |
|
|
73. Makale: GİZLİ KUSURLARI BİLİNEN VELİLER
Allah (CC) , bazı sevdiği kimseleri diğerlerinin ayıplarına vakıf kılar. Söylenen yalanları, şirki, küfür yollarım sezer. O velî bunlara dayanamaz, kızar bağırır. Bu yaptıkları haliyle Allah (CC) için olur. Evvela içten kızar, sonra dışa vurur. Bu durum onu rahatsız eder. Söylenmeye başlar. O kötülükleri bir bir sayar döker:
- “Böyle Müslümanlık olmaz.”
- “Bu işleri yapanlar şeytandır, şeytan da Allah’ın (CC) düşmanıdır.”
Gibi birkaç kelam sarfeder. Sonra devamla:
- “Yapılan bu işler ancak münafıkların yapacağı iştir. Münafıklar, cehennemin en dibine gireceklerdir.”
Şeklinde söylenir durur…
Bu sözler, o velînin ağzından böylece çıkmaya başlar. Bu sözler, onun veliliğine bir zarar vermez. Aksine bu sözler, onun tam bir velî olduğuna delil sayılır.
O, kendiliğinden konuşmaz. İlahî tecelli onu içine almıştır. O yaptığı işi ilahi tecelli ile yapar. Kaderle hareket eder.
Sözlerini söylerken bazılarının yüzüne karşı, bazılarının da ardından söyler. Ardından söylenince hoşa gitmeyenler için dedikodu yapılır. Bu dedikoduları önlemek için o velînin aleyhine söz sarfedilir:
- “Bu bir velîdir, neden gıybet eder durur? Onların bu sesine karşılık susmak, belki daha hayırlıdır.”
Sonra dışarıda insanlar gücenir. İç alemde Allah (CC) razı olmaz, darılır.
- “Zararı faydasından çoktur.”
Mealinde buyurulan ayetin hükmü altına girer bu işler.
O velîye burada düşen vazife, şeriata uymaktır. Onun emrine göre hareket etmektir.
Tevbe etmeli, yaptıklarını Allah’ın (CC) ve Peygamberin (SAV) emirlerine göre yürütmeli. Bu iş o velî için biraz zor olur, ama öbür şaşkınlar için iyi olur. Çünkü bir kimsenin ne kadar kötülüğünü yüzüne vurursan fenalık o kadar artabilir.
Doğru yola ancak Allah (CC) hidayet eder. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:27 am Mesaj konusu: 74. Makale: AKILLIYA GEREKEN |
|
|
74. Makale: AKILLIYA GEREKEN
İnsan ilk başta nefsine bakmalı; yapılışını incelemeli. Kainatta mevcut olan harikalara göz atmalı. Onları bir bir tetkik etmeli. Bundan sonra Yaradanın (CC) varlığını istidlal eylemeli. Çünkü kainatta bulunan bütün varlıklar Allah’a (CC) götüren birer yoldur. O’nun (CC) kuvvetini, kudretini belirten birer hikmettir. Güzel iş daima iyi bir ustaya delildir.
Bu manayı daha iyi anlatmak için İbn-i Abbas’ın (RA) bir açıklamasını anlatmak yerinde olur.
Önce bir avet-i kerime meali:
- “Allah (CC), yeryüzünde olanların hepsini hizmetinize verdi.”
Bu ayetin tefsirinde İbn-i Abbas (RA) şöyle der:
- “Her şeyde Allah’ın (CC) isminden bir tanesi vardır. Ve her şeyin ismi Allah’ın (CC) ismidir. Sen ise, o isim ve sıfatların içindesin. Dışta olanlar onun kudretiyle olur. İç alemde olanlar onun hikmetiyle olur.”
Allah (CC), Zatını sıfatlarla gizlemiştir. Sıfatını da işlerle örtmüştür. İlim, irade ile olur. İrade ise, hareketlerle ortaya çıkar. Sanat, yapanı sakladı. Sanat irade ile belirdi. O (CC) gizliliği içinde saklıdır. Nimetleri yeryüzünde zahirdir. Kudreti açıktır. Hiçbir şey O’na (CC) benzemez. O (CC), görür ve işitir.”
İbn-i Abbas (RA) Hz.leri burada marifet sırlarını açıklıyor. Bunları hiçbir yerde görmek mümkün değildir; bu gibi sözlere kolay rastlanılamaz. Bu büyük insana Peygamber (SAV) şöyle dua etmiştir:
- “Ya Rabbi (CC)! Sen onu dinde, fakiri yap, tevil yollarını ona öğret…”
Allah (CC), bizi onların hayrına erdirsin; onlar arasında toplasın. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:28 am Mesaj konusu: 75. Makale: TASAVVUF VE OLUŞU |
|
|
75. Makale: TASAVVUF VE OLUŞU
Sana Allah’tan (CC) korkınayı, kötülükten geri durmayı tavsiye ederim. İslam dininin zahirdeki emirlerine uy… Gönlünü geniş tut. Nefsini daraltma. Yüzünü güler eyle. Varlığını doğrulara harca.
Başkalarını üzme. Zor işleri kendin al. Fakirliğin kıymetini bil. Büyüklerin kadrini bil. Arkadaşların kıymetini bil; onlarla iyi geçin. Küçüklere nasihatta bulun. İcabında büyüklere de doğruyu söylemekten çekinme. Düşmanlık yapma. İyilik yapmaya devam et. Bol harca; hak yoldan olsun. Mal yığma. Sohbete layık olmayanlarla konuşma; gerek din gerek dünya için onlara akıl danışma.
Fakirliğin asıl manası odur ki; senin gibi birine ihtiyaç sayıp dökmeyesin… Zenginliğin manası ise, senin gibilere karşı gönlünde bir ilahi vakanın olmasıdır.
Tasavvuf dedikoduyu bırakmaktır. Yalnız açlığı gidermek için yemek, hiçbir işe yaramayan alışkanlığı bırakmakla hasıl olur. Nefse güzel gelen şeyleri bırakmak iyi olur. Fakir hali ilimle başlar; yumuşak tabiatla büyür. İlim onu korur. Yumuşaklık ise sevdirir. Tasavvuf sekiz huy üzerinedir:
1- Sahi olmak: Eli açık, cömert olmak; bu adet İbrahim Peygambere (AS) verildi.
2- Razı olmak: Bu adeti İshak Peygamber (AS) almıştır.
3- Sabır: Bu hali Eyyûb Peygamber (AS) benimsemiştir.
4- İşaret: Bu da Zekeriyya Peygamberin (AS) hususiyetidir.
5- Gurbet: Bu da Yahya Peygamberin (AS) hususiyetidir.
6- Kaim ve sade giyinmek: Bu da Musa Peygamberin (AS) meşrebidir.
7- Seyahat: Bu da İsa Peygambere (AS) nasip olmuştur.
8- Fakr: Bunu da Peygamberimiz (SAV) almıştır. Bir Hadis-i Şerifinde:
- “Fakr, benim öğüneceğim şeydir.”
Buyurmuş, sevdiğini ifade etmiştir.
Allah (CC) bütün Peygamberlerine (AS) selam ismiyle tecelli eylesin. Onlara uyanlardan rahmetini eksik etmesin. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:30 am Mesaj konusu: 76. Makale: NASİHATLER |
|
|
76. Makale: NASİHATLER
Sana zenginlerle konuştuğun zaman vakarlı, fakirlerle konuştuğun zamansa mütevazi olmanı tavsiye ederim. Allah-ü Teala (CC) Hz.lerinin senin bütün hallerine vakıf olduğunu düşün; daima mütevazı ve samimi ol! Birtakım sebeplere dayanarak onlara Yaradanı (CC) ithama kalkışma. Bütün hallerde o Yaratıcıya (CC) güven. Aranızdaki samimiyete güvenerek kardeşinin hakkını yeme. Gönlü, gözü tok olan Allah (CC) yolunun yolcuları ile sohbete devam et… Onlara karşı mütevazi ve terbiyeli ol… Nefsin isteklerini keserek ıslah etmeye çalış… Allah’a (CC) insanların en yakın olanı, güzel huylu ve ileri görüşlü olanıdır. Amellerin en iyisi Hakk’la (CC) olmaktır…
Sana daima hak ve sabır tavsiye ederim. Hakk’a (CC) güven, sabırlı ol.
Dünyada sana iki şey yeter; fakir ile sohbet, Allah (CC) dostlarına hizmet… Fakir yalnız Hak zenginliği ile var olandır…
Senden aşağılarla çekişme, küçük düşersin.
Senden üstün kimselerle uğraşma, gücünü boş yere sarfetmiş olursun…
Kendin gibilerle itişme; huysuz sayılırsın…
Fakr ve tasavvuf iki ciddi şeydir. Şakaya gelmezler; Allah (CC) bizi, sizi ve bütün Müslümanları bu yolun hakikî yolcuları arasına katsın, bu yolun hakikatine ermeye muvaffak buyursun. Amin!…
Ey veli! (Allah’ı CC. seven) Allah’ı (CC) hiç unutma; bu hale devam et; çünkü hayır bundadır.
Ey veli! (Allah CC. dostu) Allah’ın (CC) emirlerine iyi sarıl; çünkü bütün kötülükler bununla def olur…
Ey veli! (Allah CC. sevgilisi) Hayatla sana gelecek bazı güçlükler olur; bunları hoş karşıla: (Belki hakkında hayırlıdır…)
Şunu iyi bil ki sen bütün halinden, sükûn ve hareketinden sorumlusun; bunun için en iyi iş hangisi ise onu yapmaya çalış…
Duygularını boş yere harcamaktan sakın; Allah’a (CC) ve Resulü’ne (SAV) ve onların yolunda gidene bağlan; taat et. Üzerindeki haklarını öde; fazla bir şey isteme. Her halinde Hakk’a (CC) duacı ol!…
Müslümanlar hakkında iyi niyet besle ve güzel düşün. Aralarına hayır yapmak için gir.
Hiçbir gecen kalbinde bir Müslümana karşı şer, kuruntu, buğz olduğu halde geçmesin; sana zulmedene de islahı için dua et ve sonunu Allah’a (CC) bırak…
Daima helal yemeye çalış, bilmediğin şeyi öğrenmek için de bilgi sahiplerine müracaat et; sor… Her halde Allah’tan (CC) utan… Daima manen Hakk’ın (CC) düşüncesi ile ol; başka bir kimse ile konuşuyorsan yine O’nun (CC) için olsun…. Her sabah mümkün olduğu kadar fakirlere bir şey vermeye çalış…
Akşam namazından sonra iki rekat istihare namazı kıl. (Akşamla yatsı arasında nafile olarak kılınır. Allah’tan CC. hayır istenir…)
Ölen Müslümanların cenazesinde bulun; namazlarını kıl.
Her sabah yedi defa “Allâhümme ecirnâ minen-nâr” (Ya Rabbi CC! Bizi koru) duasını oku.
Sûre-i Haşr’in son ayetlerini şöyle başlayarak oku, hatta ezber et:
- “Eûzü billâhissemî’il ‘alîmi mineş şeytânirracîm.” _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:30 am Mesaj konusu: 77. Makale: ALLAH'I (C.C.) BİLİP HALKI BIRAKMAK |
|
|
77. Makale: ALLAH'I (C.C.) BİLİP HALKI BIRAKMAK
Allah’ı (CC) aradığın zaman halkı yok bil. Halk arasına karıştığın zaman nefsini uzak tut. Halkı bırakıp Hakk’ı (CC) düşündüğün zaman varlığın sana yok olduğunu görürsün. Nefsini karıştırmadan halk arasına girersen adil olursun. Sana uyanlar da senden emin olurlar.
İç alemine çekildiğinde her şeyi bırak. Yalnız gir; o zaman asıl arkadaşını sır gözünle, bu gözlerden başka gözlerle hikmetten görürsün.
Nefsin erir; yerine Allah’ın (CC) emri gelir. O’na (CC) yakınlık gelir. O zaman görürsün. Bilgisizlik bilgi, uzak yakın; sessizlik huzur; korku ünsiyet olmuştur.
Ev şurada duran, sadece iki şey vardır: Yaradan ve yaradılan. Yaradanı (CC) kabul edersen geri kalanlara söyle:
- “Alemlerin sahibinden başkası benim düşmanımdır.”
Bu işler kolay bilinmez. Tadan bilir. Safrası bozuk olan tad alamaz. Ancak tedavi sonunda tadabilir.
Ey karşımda duran, dinle: İman sahibi yarar iş tutarsa nefsi iyiliğe döner. Kalbin anladığını anlar. Sonra sır olur. Sonra fena bulur. Daha sonra varlık olur.Dostlara kapılar açıktır. Nefsini yola getir, dost ol, oradan gir.
Ey şurada duran, dinle: Fena şey, yaratıkları Yaratana (CC) karşı görmektir. Tabiatın melek sıfatına bürünmesidir. Bir zaman sonra bu da yok olur; ilk yaratılış şeklini bulursun. İşte o zaman suyunu Hakk (CC) verir. Varlığında filizlenen ekeneği o eker. Eğer bunu istiyorsan İslam ol; Hakk’a (CC) bağlan. Sonra bu yolumuzu arzu et. Daha sonra ilahi ilimleri öğrenmeye koyul. Marifet yollarını bundan sonra ara. Bundan vücut bul; var ol, varlığın onunla olsun.
Zahid ol, ilk iş zahidliktir. Bu, bir anlık iştir. Vefa sahibi ol, bu da az zamanda elde edilir. Sonu olmayan güzel iş ise marifet yoludur. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
Yunus EMRE Üstçavuş


Kayıt: 13 Oca 2008 Mesajlar: 158 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Pzr Mar 16, 2008 10:32 am Mesaj konusu: 78. Makale: MÜCAHEDE EHLİ VE HUYLARI |
|
|
78. Makale: MÜCAHEDE EHLİ VE HUYLARI
Nefsiyle mücahede edenlerin, bu yolun hakikatini arayanların aşağıda belirtilen on esasa uyması gerekir. Bunlara uyanlar, nefislerine hakim kimselerdir. Bu sebeple en güzel şeylere kavuşurlar.
Birincisi: Allah (CC) adına yemin etmek.
Bu yemin, ister doğru isterse yanlış olsun; ister kasten isterse sehven olsun yapılmamalı. Yemin etmeyi adet edinmeyene nur yolu açılır; adet edinen zararını mutlaka görür. Yemini az olanın, gayreti çoktur. Arkadaşları arasında sevilir. Allah (CC) tarafından kalbine nur kapısı açılır. Bu nurla herkes tarafından seçilir. Gören sever. Düşmanları ondan korkar.
İkincisi: Yalandan sakınmak.
Yalan söylemek yakışmaz. Bilerek veya bilmeyerek söylenecek tek yalan, hayli zararlara yol açar. Yalan söylememeye alışanın kalbi nurla dolar. Bilgisi artar. İşlerine böyle devam ederse zaman olur ki sanki hiç yalan bilmezmiş gibi olur; bu yüzden herkesin sevgisini kazanır. Başkasından yalan işitse dahi ayıplamalı. Başkasının yalanına mani olmak da iyidir. Bunu yapmalı; yalan söyleyenleri bıraktırmak.
Üçüncüsü: Hiç kimseye bir vaadde bulunmamak.
Herkese vaadde bulunmak hatadır, doğru değildir. İnsan elinde olmayan sebepten vaadini yerine getiremez, yalancı olur. Herhangi bir vaadde bulunan kati söz vermemeli. Vaadini inşaAllah gibi sözlerle bitirmelidir.
Bu adeti yerine getirenler cömert olur. Allah (CC) tarafından haya perdesine bürünür. Doğru insanların yanında çok sevilir. Allah’ın (CC) sevgili bir kulu olur. Derecesi yüce olur.
Dördüncüsü: Yaratılmışlara lanet okumamak.
Lanet etmek yerinde olmaz. Ne kimseye lanet ne de bir şeye eziyet yakışmaz. Bunlar, iyilerin huyundandır. Bunun sonu çok kıymetlidir. Kimse için kötü dil kullanmayanın hayatı emniyet içindedir. Dünyası selamet, ahireti ise azıklıdır. Güçlük görmez. Çünkü kendisi kimsenin kötülüğünü istememiştir. Kulların saygısı, Allah’ın (CC) rahmeti onun için olur.
Beşincisi: Beddua etmemek.
Kendine kötülük edilse bile kimseye beddua yakışmaz. Kendisine yapılan her kötü söz veya kötü işe karşılık olarak beddua etmek hiç de iyi sayılmaz.
Beddua etmemeyi adet haline getiren en yüce makamlara erer. Huyunu bununla bezeyen dünyada sevilir, halkın kalbinde sevgisi olur. Herkes davetine icabet eder. Halk arasında efendi olarak bilinir.
Altıncısı: İslam kıblesine yönelip namaz kılan için küfür ve nifak hükmü vermek.
Bu hali benliğine sindiren ilahı rahmete yakındır. En büyük fazilet derecesine ulaşmış olur. Bu, Peygamberimizin (SAV) sünnetine uymak için seçilen en iyi yoldur. Müslümanlardan hiçbiri için kötü hüküm vermeyenin manevî duygusu gelişir, azaptan emin olur. Allah’ın (CC) rızasına kavuşur. Bu, her iman sahibinin elde etmesi gereken en büyük fazilettir. Bütün insanlar bu huy sahibine merhamet hissi duyarlar.
Yedincisi: Kötülüklere bakmamak ve duyguları korumak.
Bunlar, iman sahibinin en başta yapması gereken iştir. Bunun mükafatı dünyada da görülür. Öbür alemde ise elde edeceği güzelliğin sonu yoktur. İnsanlar için en zor iş budur. Allah (CC) bizleri bu yolda başarıya ulaştırsın. Bu güzel huyları yapmayı bize ihsan eylesin. Kalbimizden kötü isteklerin çıkmasına bizim için yardımcı olsun.
Sekizincisi: İnsanların hiçbirine işini gördürmemek.
Bu iş veya o iş gören; ister büyük ister küçük olsun.
İnsan için asıl lazım olan insanların işini almak. Onların dertlerini bitirmek. Onlardan her türlü yardım isteğini kısmak. Bu hal Allah’a (CC) kulluk eden için en güzel iştir. İttika yolunu tutan kimse için şart ve bir yoldur. Esasen kötülüğü yasak etmek; iyiliğe teşvik için bu yolun kesin olarak benimsenmesi gerekir. Çünkü bu halde insanlar göze eşit olarak görünür. Bu yol seçilmeye niyet edilirse Allah (CC) yardım eder. Yolun tamamen Hakk (CC) tarafına döndüğünü görenin imanı daha da artar. Hakikat karşısında insanlar arasında seçme yapmaz. İman izzetini ve servetini koruma yönünden bunları yapmak zorundadır. Çünkü ihlas kapısı buradan açılır.
Dokuzuncusu: İnsanların elinde bulunan her şeyden ümidini kesmek.
Bu da insan için önemlidir. Şerefin korunmasına yardımcıdır. Bu hal özel bir gönül zenginliğidir. Bu halin benimsenmesi şereftir. Temiz bir imanı gösterir. Gönül hastalıklarına şifa olan tevekküle, Allah’a (CC) güvenmeye götürür.
Bu hal, Allah’a (CC) götürür. Bu hal, zühd yoludur. En küçük kötülük dahi olsa bu yola girenden çıkmaz. Bu, Allah’ına (CC) tam güveni olanların benimsediği adettir.
Onuncusu: Tevazu sahibi olmak.
Şimdiye kadar yazdıklarımızın en önemlisi budur. Bir adam ibadet mi ediyor, tevazu lazım. Allah (CC) katında derecesinin yükselmesini mi istiyor, tevazu yolunu tutması gerek. Halk arasında sevilmek, manevî makamının büyümesini temenni etmek için tevazu sahibi olmak icap eder.
Dünya ve ahiret işlerinin yoluna girmesi için tevazu yolunun tutulması esastır. Çünkü tevazu huyların temelidir; güzel huyların kaynağıdır. Tevazu sahibi olmayan hiçbir isteğine esmez. Kul bununla yaralı kimselerle bağdaşabilir. Ve bununla Allah (CC) rızasına kavuşması mümkün olur. İman sahibinin açıkta, gizlide tevazu sahibi olması takva derecesinin onda gelişmiş olmasına işarettir.
Tevazu esas manası ile insanın her gördüğü şeyi kendinden üstün olduğu veya olacağı inancına sahip olmalıdır. Her gördüğü kimse için:
- “Belki bu benden daha üstündür. Allah (CC) tarafından benden daha fazla sevilmiştir…”
Demeli ve bu kanaati benliğine sindirmelidir. Kendinden küçüğü gördüğünde:
- “Küçüktür, henüz Yaradana karşı gelmemiştir. Halbuki ben Allah’a (CC) isyan ettim, karşı geldim; bu benden havırlıdır.”
Demeli… Büyük için de şöyle demeli:
Bir bilgini görürse;
- “Bu bilgindir, benim bilmediğimi biliyor. Bana verilmeyen ona verilmiştir. Onun bildiğini ben bilmiyorum, o bildiğiyle amel ediyor; bense cahilim, yapamıyorum.”
Demeli… Cahil bir kimseyi gördüğü zaman da:
- “O bilmeyerek günah işliyor, ben bilerek yapıyorum; öldüğümüz zaman bilinir.”
Şeklinde demelidir. Bir kafirle karşılaştığı zaman da şöyle demeli:
- “Belki dine gelir, imanlı olur. Belki beri günahlarım yüzünden imansız gidebilirim. Sonumuzun ne olacağı bilinmez…”
- “İşte en büyük iş bu hali almaktır. İnsanın faydalanacağı ilk ve son iş, tevazudur. Kul bu hali ruhunda duyduğu ve tevazu derecesine çıktığı zaman Allah (CC) için nasihat izni alır. Herkese nasihat vermeye koyulur. Dünya ve ahiret işlerine dair bütün üzüntüleri gider. Artık Allah’ın (CC) sevmiş olduğu insanlardan sayılır. Şeytanın da en büyük düşmanı sayılır. Rahmet kapısına varmış sayılır artık.”
Son olarak birkaç söz daha söylemek gerekecek ki bu da kibir üzerine olacak. Bilindiği gibi tevazu kibrin zıttıdır. Kibirli olanda tevazu olmaz. Bu yüzden kibirli olmak iman sahibine yaramaz. İnsan bu yolun tam gerçekleşmesini istiyorsa kibir ve kendini beğenme yolunu bırakması yerinde olur. Eğer kulluk vazifesini bir yeşeren ağaca benzetirsek onun yetişmesi için kibir bırakılmalıdır. Kendini büyük bilip beğenmeyi bırakmak her iman sahibine düşen tam bir vazifedir.
İşte… bu sevimsiz hallerin ortadan kalkması için tevazu yolu seçilmelidir. Tevazu zahidlerin en büyük şerefidir. Hak yoluna girenlerin işaretidir.
Yukarıdan beri anlattığımıza şunları da eklemeyi yerinde buluyoruz: İnsan elbette ki bu kadar şeref sahibi olunca bir makama çıkarılır. İşte o zaman insanı bilmeyerek yıkacak olan şey dedikodudur. Bu tamamen icapsız ve yersiz iştir. Bilhassa cemaat önünde yersiz dedikodu yapmak zararlıdır. Allah (CC) saklasın bu durumda olan insan isterse manen en büyük dereceye yükselsin yıkılması bir an işidir.
Bunları yapmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. Allah (CC) fazlını, ihsanını üzerimizden eksik etmesin.
Allah (CC) cümlemizi bu iyi işleri yapmaya muvaffak buyursun. Allah (CC) cümlemizi sözü özü bir olanlardan eylesin. Ömrümüzün son deminde imanla götürecek her türlü yararlı işi yapmamız için bize yardımcı olsun. Nefsimizin ve şeytanın şerrinden hepimizi korusun. _________________ İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır.
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|
|