BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

AVRUPADA'Kİ İLK MÜSLÜMAN DEVLET HİRİSTİYANLAŞIYOR:ARNAVUTLUK

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM DÜNYASI İŞGAL ALTINDA
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ANADOLU_1071
onbaşı
onbaşı


Kayıt: 27 Şub 2008
Mesajlar: 32
Konum: ŞIRNAK

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 1:16 pm    Mesaj konusu: AVRUPADA'Kİ İLK MÜSLÜMAN DEVLET HİRİSTİYANLAŞIYOR:ARNAVUTLUK Alıntıyla Cevap Gönder

Arnavutluk, Avrupa’daki ilk Müslüman devlet olarak ortaya çıktığı 1913 yılından beri, Arnavut halkını Hıristiyanlaştırmak isteyen misyoner örgütler tarafından şiddetli ve sürekli bir saldırı altında tutuluyor.

En kötü Hıristiyanlaştırma dalgası, komünist rejimin çöktüğü yıl olan 1991’den sonra yaşandı. İslam’ın kültürel ve dini altyapısına büyük zararlar veren komünistler, İslam’dan uzaklaştırılan Arnavutluk’un Hıristiyanlaştırılması için gerekli tüm imkânları sağlamış oldular. Miranda Vickers’in “Balkan Kimliğine karşı Arnavutluk Anarşisi” kitabında değindiği gibi: 1990’ların Arnavutluk’u, Osmanlı Balkanlarından geri kalan Müslüman halkın Hıristiyanlaştırılması için çaba sarf eden birçok fundamentalist Hıristiyan teşkilatın savaş verdiği bir zemin haline geldi.

Sırasıyla Haçlılar, Yehova Şahitleri, Adventistler, Mormonlar, Presbiteryanlar ve Hıristiyan Protestanlığın tüm kolları, bu arada birçok Batı Avrupa ülkesi gibi Amerika’nın da Arnavutluk’a taşıdığı Hıristiyan unsurlar Arnavutluk’u istila ettiler. Bununla birlikte Hıristiyanlaştırma faaliyetinde, Hıristiyanlığın Ortodoks ve Katolik merkezi olan, aynı zamanda Arnavutluk’a komşu bulunan Yunanistan ve İtalya en fazla rol oynayan ülkeler oldu. Hıristiyan örgütler, Arnavutları İsa’nın dinine döndürmek için; tarih kitaplarının yeniden yazılması, nefrete dayalı bir İslam karşıtı söyleminin yayılması, Yunanistan’da ikâmet izni isteyen Arnavutların zorla Ortodoksluğa döndürülmesi, politik gözdağı vermek ve kapı kapı dolaşarak tebliğ yapmak gibi metotlar kullandılar. Edwin Jacque gibi Protestan misyonerler Arnavutluk’un Hıristiyanlığa dayalı tarihi üzerine çok satan kitaplar yazdılar, aynı şekilde Katolik ve Ortodoks kiliseleri birçok okul ve üniversite kurdular, radyo ve televizyon yayını yapmaya başladılar. Hıristiyanlığa geçenlere, Arnavutluk’ta faaliyet gösteren batı elçilikleri politik destek de sağlıyorlar. Amerika, Yunanistan ve İtalyan elçiliklerinde bu politikayı çok açık bir şekilde görebilmek mümkün. Amerikan elçiliğinde, elçilere yakın olan ve danışmanlık yapan A.N. gibi birçok Arnavut, yüksek mevkilerde iş bulabilmek için din değiştirdiler. Bu tür olaylara Amerikan elçiliğinde sıkça rastlamak mümkün. A.N. ve bunun gibi İslam’dan dönerek Hıristiyan Protestanlar için çalışmaya başlayan kişiler, Amerikan elçilerinin en çok güvendikleri danışmanlar haline geldiler. Bu kişiler elçiliğin bütün toplantılarına katılıyorlar. Böylelikle Arnavut politikacıları ve politik desteğini yanına alan elçilik daha da güçleniyor. Bununla birlikte işsizliğe yönelik siyaset tek örnek değil. Birleşik Devletler elçiliğinin dini propagandasının başka bir örneğini de; Amerikan vaizlerin desteği ile elçiliğin zaman zaman Arnavut politikacılarıyla, başkanlarla ve devlet başkanıyla bir arada düzenlediği sabah ayinleri organizasyonunda görebilmek mümkün. Amerikalıların haricinde İtalyanlar ve Yunanlılar da ülkede Hıristiyanlık propagandasını destekleyenler arasında üst sıralarda yer alıyorlar. 23 Ekim 2005 tarihinde İtalyan büyükelçiliğin organize ettiği Rahibe Teresa Maratonu gibi faaliyetlerle İtalyanlar birçok kez Vatikan’ın sesinin Tiran’da duyulmasını sağladılar.

Yunanlılar, İslam’a karşı ülkede şiddetli propaganda yapan başpiskopos Yanolatos’un sürekli arkasında oldular. Korça gibi yerlerde Yunan konsoloslukları Ortodoks Kiliseleri inşa ettiler. Yunan elçiliğinin düzenlediği her programın arkasında sürekli Yunan piskoposlar yer aldı. Aynı şeyler kilise inşaatlarını destekleyen, birçok Katolik dini programların sponsorluğunu yaparak Katolik kültürün propagandasını yapan enstitülere arka çıkan İtalyanlar için de söylenebilir. Bir kişi Tiran’daki elçiliğe vize işlemleri için gittiği zaman duvarların Vatikan azizlerinin büyük portreleriyle ne şekilde kaplanmış olduğunu görebilir. Arnavutluk’taki misyonerler, var güçleriyle Müslüman ve Bektaşi toplulukların kıyasını yapmakla meşguller. “Varlık ve Yokluk arasında Arnavutlar ve İslam” isimli makalemde ülkede bu kişilerin ne tür bir oyun oynadıklarına dair bilgi vermiştim. Milyon dolarlarla ifade edilen ve her yıl sağlanan maddi destekle neredeyse ülkenin her kasaba ve köyünde kiliseler ve Hıristiyanlık Merkezleri inşa ettiler. Dev bütçeleriyle, programlar düzenlemek ve bu programlara iştirak etmek amacıyla, Tiran yönetiminin bile gidemeyeceği kadar uzak yerlere ulaşımı sağlamak üzere helikopterler bile aldılar.

600 yıllık bir İslam tarihinden sonra Arnavutluk’ta Hıristiyanlaştırma politikası 2002 yılında zirveye ulaştı. Şu an devlet başkanı, içişleri bakanı, İstihbarat şefi, Tiran Valisi, Kütüphanenin, Yargının, Akademisyenlerin, Tarih araştırmacılarının üst düzey temsilcileri ve ülkeyi yöneten kişiler ve önde gelen kişilerin hepsi Hıristiyanlar. Yönetimde olan yüzde 20 oranındaki Hıristiyan, geri kalan yüzde 80 Müslüman Arnavut’a karşı üstünlük sağlamış durumdalar ve bu üstünlük halen devam ediyor. Geçmişinde Ortodokslukla alakası olmayan yöneticilere sahip olan Arnavutlar, bugün politik ve kültürel açıdan Katolik propagandasının istilası ile yüz yüzeler. Bir kısım insanın Rahibe Teresa’nın Arnavut olduğuna inanmaya başlamasından bu yana ülkede Teresa’nın şahsi özellikleri ve kültü şiddetli bir şekilde destekleniyor ve yaşatılmaya çalışılıyor. Eğitim ve Kültür Bakanları, Teresa’yı anmak için Arnavut öğrencilere zorla şarap ve ekmek ayinleri düzenletiyorlar. Bu ayinler Vatikan ve İtalyan elçiliğince destekleniyor. Bunun haricinde, Katolik propaganda çerçevesinde, ülkenin her köşesine Rahibe Teresa’nın adının verilmesi için Arnavut politikacılar zorlanıyorlar. Şu an Arnavutluk’un tek havaalanının adı Katolik Azize olan Rahibe Teresa’nın adını taşıyor. Tiran’ın en büyük bulvarının adı “Rahibe Teresa Bulvarı”, en büyük hastanesinin adı “Rahibe Teresa Hastanesi”. Aynı şekilde ülkedeki birçok sokak, klinik, okul ve üniversite vs. adları Katolik Azizlerinin adlarıyla anılmaya başlandı. Konulan yeni isimlere örnek olarak Don Bosko sokağı, Parde Luigi Monti Kliniği, İyilik Kontu Leydisi Üniversitesi gibi isimleri saymak mümkün. Arnavutların zorla Katolik yapılmaya çalışılması politikasına sıcak bir örnek 19 Ekim 2005 tarihinde yaşandı. Arnavut öğrenciler, Rahibe Teresa’nın Vatikan tarafından kutsandığı gün olan ve resmi tatil edilen bu günde Rahibe Teresa’yı anma törenine katılmaya zorlandılar. Papanın, “Rahibe Teresa Halk Yürüyüşü” düzenlenmesi yolunda Arnavutluk’a çağrıda bulunmasından sonra, 23 Ekim’de Tiran’daki İtalyan elçiliği, Kültür Bakanlığı ile işbirliği içinde Arnavutluk’un başkenti olan Müslüman Tiran’ın tüm yollarını kapattılar.

_________________
"Ülkümüz göklerde dalgalanan bir sancak,
Allah’ın önünde eğiliriz biz ancak..."
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
KARA HİLAL
onbaşı
onbaşı


Kayıt: 07 Nis 2008
Mesajlar: 39
Konum: Isparta

MesajTarih: Prş Hzr 19, 2008 1:30 pm    Mesaj konusu: ARNAVUTLUK Alıntıyla Cevap Gönder

ARNAVUTLUK

Tarihi


Türkçe'deki Arnavut kelimesi bir güney Arnavut (Toska) aşireti olan
'Arvanit'lerin Türkçeleştirilmiş şeklidir. Arnavutlar ülkelerine kartallar
ülkesi anlamında Shqiperia (okunuşu Şipria veya Şiptar) derler. Diger dünya dillerinde ise 'Albania' kelimesi kullanılır.

Arnavutlar Avrupa'nın en eski halkı oldukları konusunu özellikle
vurgularlar.

Arnavutça dili (Arn. Gjuha Shqiptar) Hint-Avrupa dil ailesinin özgün bir koludur. Arnavutçada, uzun süre komşu olmaktan ve 1000 yıllık Bizans
idaresinden dolayı Yunanca ve Sırpça, 437 yıllık Osmanlı idaresinden dolayı da Türkçe ve Arapça kelimeler mevcuttur. Latin ve Germen dilleriyle de, bilhassa Italyanca, Fransizca ve Almanca ile benzer yanları çoktur.

Arnavutlar tarihçilerce eski İlliryalıların devamı olarak görürlürler. Antik
İllirya bugünkü Dalmaçya sahil bölgesidir (bugünkü Hırvatistan ve Karadağ) ve pek çok Roma imparatoru bu bölgeden çıkmıştır.

Roma İmparatorluğu'nun kurucu halklarından olan İllirya bölgesi 5. yüzyılda Roma'nın Germen, Hun ve Slavlar tarafından saldırıya uğraması ve yıkılması sonucunda 7.-8. yüzyıllardan sonra giderek Slavların eline geçmiş ve bölge Orta Çağ'dan sonra Hırvatistan ve Karadağ olarak anılmaya başlanmıştır. 20. yüzyılda da bu bölgede 'Güney Slavları' anlamında 'Yugoslav' devleti kurulmuştur. Ancak Arnavutlar bu bölgede her zaman hak iddia etmişlerdir.

Ortaçağda bölgenin tam Doğu ve Batı Roma İmparatorlukları'nın sınırında
bulunması nedeniyle Arnavutlar 6.yüzyıldan sonra Slavlaşma tehlikesine
karşı, batının en güçlü şehri olan Venedik'in himayesine girerek katolikliği
tercih etmişler ama daha doğuda kalan Kosova ve bugünkü Sırbistan bölgeleri hızla Slav asimilasyonuna ve ortodokslaşmaya girmiştir.

Doğu Roma'nın 13. yüzyıldan sonra yıkılma sürecine girmesi sonucu doğudan gelen Osmanlılar 15.yüzyılda bölgeyi ele geçirmişler, Arnavutların ulusal kahramanları Gjergj Kastriotiİskender Bey'nin önderliğinde 40 yıldan fazla süren direnişini kırıp bölgeyi 1478'de ele geçirmişlerdir. Bu gelişmeler yüzbinlerce Arnavut'un İtalya'ya kaçmasına yol açmıştır. Günümüzde bu İtalyanlaşmış Arnavutlar 'Arbereş' adıyla anılmaktadırlar.

Arnavutlar, Osmanlılar döneminde ulusal kimliklerini kaybetmemek için en çok direnen millet olarak bilinirlerdi (Arnavut inadı). Diğer Balkan milletleri gibi Arnavutlar da bu dönemde müslümanlaşmış ve Osmanlı idaresinde sadrazamlık gibi pek çok önemli mevkiye gelmişler ve bu sayede ezeli rakipleri olan Slav milletlerine karşı bölgede kendilerine büyük avantajlar sağlamışlardır.

Arnavutlar 7.yüzyıldan sonra karşılaştıkları Slav istilasına karşı azınlıkta
kalmalarından dolayı, kendilerini destekleyen ve avantaj
sağlayabilecekleri her yabancı güçten faydalnmaya çalışmışlardır. Bunun diğer bir örneği de 1.ve 2. Dünya Savaşlarında Almanya, Avusturya ve İtalya'nın destekleriyle Balkanlar'daki Sirp üstünlüğüne karşın tekrardan bölgenin hakimi olmaları gösterilebilir. 2. Dünya Savasinda Alman Ordusu'nun destegiyle Arnavut Skandarbeg birlikleri kurulmus, Arnavutlar tekrar bölgenin hakimi olmuslar, ancak 1. ve 2.Dünya Savaşlarının Almanya ve İtalya'nın yenilgisiyle sonuçlanması, Arnavutları tekrar Sirp hakimiyeti altına sokmuştur. Ayrıca İtalya 1939'da Arnavut ordusu ile birlikte Yunanistan'a da girmiştir.

Arnavutlar her zaman için ulusal kimliklerini ve aidiyetliklerini öne
çıkarmış, aralarındaki din farklılıklarını hiçbir zaman önemsememişlerdir.
Bu olgu kendilerinin 'Arnavut Dini'ne mensup oldukları esprisine yol
açmıştır. Şu anki halk 1944-1990 arasıdaki komünist rejimin etkisi ile
genellikle ateist eğilimlidir. Ancak Osmanlı dönemi öncesi ait oldukları
Katolikliğe ilgi de giderek büyümektedir ve bu Avrupa Birliği Hristiyan
Demokratlarınca desteklemektedir. Yarı-bağımsız bir Arnavut Katolik Kilisesi mevcuttur.

Osmanlı Devleti 1478'de Arnavutluk'u ele geçirerek Arnavut sancağını kurdu. Arnavutluk'ta Osmanlı idaresine karşı çeşitli isyanlar çıktı. Bu isyanlar ve bazı dış müdahaleler dolayısıyla Arnavutluk'un bir kısmı Osmanlıların elinden çıktı. 1463 Osmanlı-Venedik savaşlarından sonra Osmanlı, Arnavutluk'un elinden çıkan bölgelerini geri almaya başladı ve 1501'de büyük bir kısmını ele geçirdi.

I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı, Rusya ve Avusturya-Macaristan
İmparatorluklarının askeri ilgi alanları arasında kalan Arnavut bölgesi,
Avusturya'nın desteğiyle bağımsızlığını kazanmış ancak kuzeyden Rus ve Sırp, güneyden ise Yunan ordularının taaruzlaruna maruz kalmış, Arnavut devleti fiilen ancak 1930'lardan sonra Kral Zogu yönetimi altında ortaya çıkmıştır.

Osmanlı fethinden sonra dört asırdan fazla bir süre Avrupa'da İslam'ın
yayılmasında bir merkez rolü oynayan Arnavutluk, 1912'de diğer Balkan
ülkeleriyle birlikte Osmanlılar'dan ayrıldı. Ancak bu tarihten sonra da
Balkan Ülkeleri Birliği'nin saldırılarına uğradı. Bu saldırılar sonunda
Arnavutluk'a giren hıristiyan Balkan orduları ülkenin Müslüman halkını
Hıristiyan olmakla ölüm arasında bir tercih yapmaya zorladılar. O tarihlerde onbinlerce Arnavut hıristiyan olmadığından öldürülmüştür. İşgalciler 1914'te Sırp asıllı William Ovfid'i ülkeye kral tayin ettiler. Ancak Kral William din ve milliyet yönünden Arnavutlara yabancı olduğundan ülkede otoriteyi sağlayamadı. Bu yüzden Arnavutluk 1925'e kadar tam bir karışıklık yaşadı. Bu dönemde ülkenin bağımsızlığını sağlamak için çeteler oluşturuldu ve bu çeteler işgalcilere karşı mücadele ettiler. 1925'in başlarında ülkede cumhuriyet ilan edildi ve cumhurbaşkanlığına da Ahmed Zogu seçildi. 1939'da II. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte faşist İtalyan orduları Arnavutluk'u işgal etti. Bu işgal 29 Kasım 1944'e kadar sürdü. İşgalin sona ermesinden hemen sonra ülkede Enver Hoca'nın liderliğinde bir komünist rejim kuruldu.

Komünist Arnavutluk ilk zamanlar Rusya'ya yanaştı ve o sıralar Stalin'in
yönettiği Rusya'dan destek gördü. Ancak altmışlı yıllardan sonra daha çok
Çin'e yöneldi. Yetmişli yılların başından itibaren Çin'le de bağlantısını
keserek, kendine özel, içine kapanık bir ülke halini aldı. Arnavutluk'taki
komünist rejim başından itibaren baskıcı çizgiyi izledi. Ülke halkının
dışarıyla bağlantısını kesti. Daha komünist diktatörlüğün kurulduğu ilk
yıllarda binlerce insan İtalya'yla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle idam
edildi. Sonraki yıllarda da halk içindeki bütün gelişmeler çok iyi organize
edilmiş bir istihbarat örgütü aracılığıyla izlendi.

Enver Hoca, 11 Nisan 1985'te ölünceye kadar yönetimde kaldı. Ondan sonra cumhurbaşkanlığına Ramiz Alia seçildi.

Sovyetler Birliği'nde başlayan değişim rüzgârlarından en son etkilenen Doğu Avrupa ülkesi Arnavutluk olmuştur. Ülke yönetiminin halkın dışarıyla bağlantısını kesmesinin ve dünyadaki gelişmelerden doğru bir şekilde haber almasını engellemesinin bunda büyük etkisi olmuştur. Temmuz 1990'ın başlarında Tiran'da bazı kişilerin yabancı büyükelçiliklere sığınması olaylarına kadar görünürde ciddi bir olay yaşanmamıştı.

Arnavutluk cumhurbaşkanı Ramiz Aliya 25 Ocak 1990'da yaptığı konuşmasında, Doğu blokundaki gelişmeleri sosyalist çizgiden sapma ve bir felaket olarak niteledi ve Arnavutluk'un bu duruma asla düşmeyeceğini ileri sürdü. Ama çok geçmeden Temmuz 1990'da meydana gelen olaylar halkın rejimden rahatsız olduğunu ortaya çıkardı ve ülke çok hızlı bir değişim sürecine girdi. Ramiz Alia, bu hızlı değişim süreci içinde koltuğunu koruyabilmek için birden radikal bir reformcu kesildi. Halkın tepkisini yatıştırmak için çok partili sisteme geçme kararı aldı. Ardından, iktidardaki komünist Emek Partisi'nin yanısıra Demokrat Parti'nin kuruluşu da resmen kabul edildi. Bunu basın alanında da bazı özgürlükler sağlanarak Demokrat Parti'nin Demokrasinin Doğuşu adlı bir gazete çıkarmasına izin verilmesi izledi.

Ramiz Alia'nın ülkede pazar sistemine dayalı bir ekonomik modele
geçileceğini açıklaması üzerine ekonomik reformlar da uygulamaya konmaya başladı. Bütün bu reformların süreklilik kazanması için yürürlüğe konan yeni anayasa da kısmen din hürriyeti, özel mülkiyet edinme hakkı, seyahat hürriyeti ve yabancı sermayenin ülke içinde iş yapması imkânı getiriyordu.

10 Şubat 1991'de 250 kişilik Halk Meclisi üyelerinin belirlenmesi için
seçimler yapıldı. Seçimlerin böyle aceleye getirilmesindeki amaç muhalefet partilerinin teşkilatlanmalarını tamamlamadan, halka kendilerini tanıtamadan ve seçim hilelerinin yapılabileceği ortam mevcutken Emek Partisi'nin devamı olan Sosyalist Parti'nin bir dönem daha iktidarda kalmasını sağlamaktı. Öyle de oldu ve Sosyalist Parti seçimlerde parlamentoda 169 üyelik kazandı. Ancak halk bu sonuçtan memnun kalmadı ve tepki gösterdi. Bunun üzerine 22 Mart
1992'de tekrar seçim yapıldı ve bu seçimlerde Demokrat Parti 92
milletvekilliği kazanarak birinci parti oldu. Bunun üzerine Ramiz Aliya
istifa etmek zorunda kaldı ve cumhurbaşkanlığına Demokrat Parti lideri Sali Berişa seçildi. Sosyalist Parti iktidarına da son verilerek Demokrat Parti liderliğinde bir hükümet kuruldu.

Arnavutluk'ta Eylül 2005 seçimlerini Demokrat Parti büyük farkla kazanmış, Fatos Nano başbakanlığındaki Sosyalist Parti hükümeti yerini S.Berisha hükümetine bırakmıştır.

Arnavutluk'un Avrupa Birliği ve Nato üyelik görüşmeleri sürmektedir.

Coğrafyası

Önemli şehirleri: Tiran, İşkodra, Elbasan, Dıraç, Körçe, Avlonya.

Nüfusu: 3.425.000 (1993 tahmini). Nüfusun % 36'sı şehirlerde yaşamaktadır. Ortalama ömür 72 yıldır. Çocuk ölümlerinin oranı binde 28'dir. Nüfusun % 33'ünü 14 yaşın altındakiler oluşturmaktadır.

Nüfus artış hızı: % 1.7

Etnik yapı: % 95.3 Arnavut, % 2.5 Roman, % 1.8 Yunan, % 0.14 Makedon, kalanı diğer etnik unsurlar. Arnavutların İliyalıların soyundan geldikleri sanılmaktadır. Makedonya ve Kosova başta olmak üzere eski Yugoslavya cumhuriyetlerine ve dünyanın birçok ülkesine yayılmışlardır. Arnavutluk'taki Arnavutların % 70'i Müslüman büyük çoğunluğu sünni, az bir kısmı da bektaşidir, ancak din farkliliklari Arnavut ulusal bilinci acisindan önem tasimaz, halkin büyük bölümü ateist egilimlidir.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır. Etnik unsurların dilleri de konuşulur.

Coğrafi durumu: Bir balkan ülkesi olan ve Balkan yarımadasının batı
bölgesinde uzanan Arnavutluk, kuzeyden Karadağ, doğudan Sırbistan ve
Makedonya, güneydoğudan Yunanistan, batıdan Adriya Denizi'yle çevrilidir.
Adriya Denizi'ne bakan kıyısının uzunluğu 316 km'dir. Genelde dağlık olan
topraklarının üçte ikisi dağlar ve tepelerden oluşur. Kalan kısmı ise ovalık
ve alçak tepelerdir. Ülkenin batısında Adriya Denizi'ne paralel olarak Dinar Alpleri, kuzeyinde de Arnavutluk Alpleri uzanır. En yüksek yerleri Korab tepesi (2751 m.) ve Yezertsa Zirvesi (2694 m.)'dir. Çok sayıda akarsuyu vardır. En uzun ırmakları Drina, Vyosa, Şkumbi, Semani, Mati ve Erzen'dir. İşkodra, Ohri ve Prespa göllerinin bir kısmı Arnavutluk'a aittir. Sınırları içinde bazı küçük gölleri vardır ve bunların bazıları buzul gölleridir. Topraklarının % 36'sı ormanlık, % 17'si tarım alanı, % 14'ü otlaktır. Akdeniz iklimi kuşağında bulunan Arnavutluk'ta yazlar kuru sıcak ve güneşli, kışlar bol yağmurlu ve yumuşak geçer. Dağlık kısımlarda iklim bölgeden bölgeye değişir. Buralarda kışlar daha soğuktur. Kıyıdan biraz içerde yeralan başkent Tiran'da yıllık sıcaklık ortalaması 15.6 derece, yıllık yağış ortalaması da 1588 mm.'dir.

Yönetim

Yönetim şekli: Arnavutluk çok partili demokratik sistemle ve 29 Nisan 1991'de yürürlüğe konan anayasayla yönetilmektedir. Devletin en üst yöneticisi devlet başkanı, hükümetin başkanı başbakandır. Üyeleri serbest genel seçimlerle belirlenen 140 üyeli bir parlamentosu vardır. Arnavutluk, BM'e ve Uluslarası Para Fonu'na üyedir.

Siyasi partiler: Arnavutluk'taki siyasi partilerin başta gelenleri
şunlardır:

Demokrat Parti: Liberal anlayışa sahiptir. En son genel seçimlerde
parlamentoda 92 üyelik kazanan bu parti iktidarı elinde bulundurmaktadır.

Sosyal Demokrat Parti: Solcudur. En son genel seçimlerde parlamentoda 7 üyelik kazandı.

Sosyalist Parti: Komünist Emek Partisi'nin devamıdır. En son genel
seçimlerde parlamentoda 38 üyelik kazandı.

Cumhuriyetçi Parti: Demokrat Parti'ye yakındır.

İdari bölünüş: 27 ille, 200 ilçeye ayrılır.

Dış problemleri: En önemli dış problemi Kosova meselesidir. Bugün Yeni
Yugoslavya sınırları içinde bulunan ve Sırbistan yönetimi tarafından
özerkliği kaldırılarak Sırbistan'a ilhak edilmiş olan Kosova halkının %
80'den fazlası Arnavut asıllıdır. Arnavutluk yönetimi Kosova meselesine
sahip çıkmakta ve buranın bağımsızlığı için mücadele eden Kosova
Arnavutlarını desteklemektedir. Makedonya'da yaşayan Arnavutlara baskı
uygulanması da bu iki ülke ilişkilerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Arnavutluk-Yunanistan ilişkileri de iyi değildir ve Yunanistan etnik azınlık
ve göç gibi konularda Arnavutluk yönetimine baskı yapmaktadır.

Ekonomi

Ekonomi: Arnavutluk ekonomisi daha çok maden üretimine ve sanayiye dayanır.Bir miktar petrol ve doğal gaz çıkarmaktadır. 1992'de toplam 6 milyon varil petrol, 136 milyon m3 doğal gaz üretmiştir. 1993'deki petrol rezervi 185 milyon varil, doğal gaz rezervi 11 milyar m3 olarak tahmin ediliyordu. Ayrıca krom, linyit, nikel, bakır, demir, kükürt, çinko, kurşun ve boksit üretmektedir.

Tarım ve hayvancılığın da ekonomide önemli yeri vardır. Bu sektörlerden elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı % 36'dır ve çalışan
nüfusun % 55'i bu alanlarda iş görmektedir. Orta kesimdeki kıyı ovalarda
daha çok buğday, mısır, tütün ve patates, iç kesimlerde daha çok şeker
pancarı, güney kıyılarda en çok zeytin ve turunçgiller üretilir. Ülke
genelinde bunlardan başka meyve ve sebzeler de üretilmektedir. 1992'de 600 bin ton tahıl, 60 bin ton yer bitkileri, 15 bin ton baklagiller, 130 bin ton meyve, 250 bin ton sebze üretilmiştir. Aynı yıl ülkede 500 bin baş sığır, 1 milyon baş koyun, 170 bin baş domuz bulunuyordu. 1991'de % 55'i denizden, % 45'i iç sulardan olmak üzere 12 bin ton balık avlanmıştır. Aynı yıl 2.6 milyon ton da tomruk üretilmiştir.

Dış ticaret: İhraç ettiği ürünlerinin başında petrol, maden cevherleri
(bunlar tüm ihracatının % 47'sini oluşturur) ve çeşitli tarım ürünleri
gelir. İthal ettiği malların başında da makinalar, ulaşım araçları ve yedek
parçaları, gıda maddeleri, kimyasal maddeler ve dayanıklı tüketim maddeleri gelir. 1991'deki dış ticaret açığı 179 milyon dolar olmuştur.

Sanayi: En çok metalürji, demir-çelik, kimya, tekstil, ayakkabı, deri, kereste, mobilya, gıda, meşrubat, sigara, ilaç ve inşaat malzemeleri
sanayileri gelişmiştir ve gelişme yolundadır. Yerel kaynaklardan ve imalat
sanayiinden elde edilen gelirlerin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı %
42'dir. Çalışan nüfusun yaklaşık % 19.5'i sanayi sektöründe iş görmektedir. Buna maden ocaklarında çalışanlar da dahildir.

Enerji: 1991'de 2 milyar 800 milyon kw/saat elektrik üretilmiş, 3 milyar 155 milyon kw/saat tüketilmiş, aradaki fark ithalatla karşılanmıştır. Elektrik enerjisinin % 9'u termik santrallerden, % 91'i hidroelektrik santrallerinden elde edilmektedir. Kişi başına yıllık elektrik tüketimi ortalama 960 kw/saattir.

Ulaşım: Ülkenin tarifeli sefer yapılan tek havaalanı başkent Tiran'daki uluslararası trafiğe açık havaalanıdır. Arnavutluk, 100 grostonun üstünde yük taşıyabilen 25 gemiye, 720 km. demiryoluna, 8.000 km.'si asfaltlanmış olmak üzere 21.000 km. karayoluna sahiptir. Bu ülkede ortalama 68 kişiye bir motorlu ulaşım aracı düşmektedir.

Eğitim: Eğitim ücretsizdir. 1800 ilkokul, 50 genel ortaöğretim kurumu, 470 mesleki ortaöğretim kurumu, 8 yükseköğretim kurumu vardır. Üniversite çağındaki gençlerden üniversiteye kayıt yaptıranların oranı % 80, okuma yazma bilenlerin oranı ise % 100'dür.

Sağlık: Arnavutluk'ta 900 hastane, toplam olarak 5860 doktor ve diş doktoru, 40 bin ebe ve bayan sağlık görevlisi mevcuttur. Ortalama 585 kişiye bir doktor düşmektedir. (Buna diş doktorları da dahildir.)

_________________
BOZKURTLARIN YURDUNDA ÇAKALLARIN İŞİ NE ?
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM DÜNYASI İŞGAL ALTINDA Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.072