| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 9:55 am Mesaj konusu: Aile Hayatı |
|
|
Evlenecek Müslüman Genç Kızın Şartları
Eş seçimi, hayatımızın en önemli kararlarındandır. Gerek genç kızlar gerekse genç erkekler için durum aynıdır. Her iki taraf için önemli kıstas ise "dindarlık"olmalıdır. Çünkü evlilik ebedi hayat arkadaşlığıdır, sadece bu kısacık dünya hayatıyla sınırlı bir beraberlik değildir. Evliliğe bu sonsuzluk manasını kazandıran sır ise, imandır.
İşte bu sırrı kavrayan bir genç kız, evleneceği zaman, eşinden neler istemekte: "Her şeyden önce şunu söyleyeyim; benim sadece karnımı doyuran bir eş değil, devamlı bana destek olacak dava akadaşı, din sorumluluğunu bilen Müslüman bir eş istiyorum. Ben de koltuk ve avizelerin tozunu almakla ömür geçirecek süs gelini değil, davamın gelini olmak istiyorum.
Toplumumuzda boşanmalar yüzünden ne kadar mutsuz kadınlar olduğuna şahidim. Siz de vijdanlı bir Müslüman iseniz, şartlarımda en ufak bir tereddütünüz varsa, bu işe "hayır" cevabını verin. Çünkü, şimdi ufak bir tereddüt büyür.
Ben her şeyden evvel İslam'da ailelerin huzurunu sergilemek istiyorum. Toplumumuzda bugün, tam İslam ruhu ile geçinen eşler ne yazık ki çok az, benim yuvamın da bu az rakama, bir rakam daha eklemesini istemiyorum. Ne yeni bir giyecek için kavga ederim, ne de çorbanın tuzu az olmuş diyerek kavga edilmesin isterim. Benim kavgam; dinimi yanlış tanıtanlar, dinimizi kendi çıkarlarına alet edenlerdir. Eminim sizin ki de öyle. . . Allah razı olsun, İslam'ı yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyorsunuz. Fakat sizin bu şekilde olmanız benim şartlarımı söylememem manasına gelmez. Şartlarım sıra ile şunlardır: _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:03 am Mesaj konusu: Aile Hayatı |
|
|
Evlenecek Müslüman Genç Kızın Şartları
1. Bütün hal ve hareketlerimiz İslami olacak. Hayatımızı "şeytanın kanunlarına" göre, değil Allah'ın (cc) ahkamına göre düzenleyeceğiz. Allah (cc) Ku'an'da; "Kim İslam'dan başka bir din ararsa, ondan bu din asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette enbüyük zarara uğrayanlardandır. " (Ali-İmran_85) Biz bunlardan olmayacağız.
2. Ben, eşya ve altın olarak size hiçbir şart koşmuyorum. Çünkü benim için paranın hiçbir önemi yok ama geçimimiz için, namerte muhtaç olmamamız için ekonomik kazancınızı helal yoldan elde etmelisiniz. Bunun az olması, enlüks eşyaları almamanız beni üzmez. Fakat siz de benden, her şeyini gösterişe dökmüş kızların götürdüğü çeyizi istemeyeceksiniz. Sizden odalar dolusu eşya istemem, size de odalar dolusu eşya getiremem. Zaruri olan eşyalarımı getiririm. Zira Allah Resulü dünya malına hiç önem vermemiştir. Bir hadisi şerifleri şöyledir: "Ashabtan Abdullah bin Mesud diyor ki; Resulullah'ın yanına girdiğimde bir hasır üzerinde durduğunu ve üzerine uzandığı için hasırın vücudunda iz bıraktığını gördüm. Bunun üzerine dedim ki; Ya Rasulullah! Sizi hasırdan koruması için bir yaygı, döşek getirsek olmaz mı? O da bana şöyle buyurdu; "Benim dünya ile ne ilgim var? Benim dünya ile aramdaki ilgi; bir süvarinin gelip, bir ağacın altında bir süre dinlendikten sonra, atına binip devam etmesidir. "Ve sonra şöyle dua etti; "Allah'ım Muhammed'in çoluk-çocuğunun yetecek kadar eyle" dedi.
3. Ben eşyaya hizmet için yaratılmadım, eşya bana hizmet etmelidir. O halde eşyam ihtiyaç kadar olmalı, israf yapılmamalıdır. Zihnimdeki ve tatbikat planımdaki en uygun dekor, Resulullah'ın evinin dekorudur. Allahu Teala bir ayetinde; "Dünya hayatı bir oyundan ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise sakınacaklar için elbette daha hayırlıdır. Hala aklınız başınıza gelmeyecek mi?" (En'am-32) demiyor mu? Meşhurdur, Hz. Ali'ye dünya nedir? diye sormuşlar, demiş ki; " Sizi, Mevla'dan alıkoyan her şeydir. "
Bizim evliliğimiz de, bizi Mevla'dan uzaklaştırmaktan ziyade, Mevla'ya yaklaştırmalıdır.
Aynen şu şiirin mısralarında anlatıldığı gibi. . . .
Davayı kucaklayan körpe sarmaşıklarız,
Hak yoluna baş koyan divane aşıklarız.
Dizgin vurduk zamana, dursun çağın akışı,
Ayrı bir zevk bu aşkın, gönülleri yakışı. . .
4. İslam'a göre gelin olmak ve İslam'a uygun düğün yapmak istiyorum. Allah rızası ve Peygamber Sünneti için evlendiğimize göre en başta düğünümün ve gelinliğimin buna uymasını isterim.
5. İslam'dan taviz verirsem engellemenizi isterim. Onun için İslam'ı en iyi şekilde bilmeniz ve uygulamanız gerekir.
6. Evlendikten sonra da çalışmalarıma devam etmek isterim. Günde en az üç saat Ku'ran öğretip, vaaz vereceğim. Şimdi yapmaya çaliştığım tebliğ görevim, evlendikten sonra da devam etmeli. Allahu Teala, Ali-İmran suresnde mealen şöyle buyuruyor; "Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki; (onlar herkesi) hayra çağırsınlar. " Biz bu cemaatın insanı olmaya çalışmalıyız.
7. Eşimden hiçbir yere gitmem, eşimden de sadakat isterim. Gece 12'lere kadar kahvede, şurda-burda gezen bir eş düşünemiyorum. Siz öyle değilsinizdir de ben şartımı söylüyorum.
8. Hatamın bana söylenmesini isterim. Benim hatam olursa, ki mutlaka olur, önce bana bildirmenizi, benden önce bir başkasının duymasını istemem.
9. Eşit saygı isterim. Kendi aile efradınıza benim nasıl saygı göstermemi istiyorsanız, ben de sizden aynı saygıyı aileme göstermenizi isterim.
10. Beni evim bir ilim yuvası olmalıdır. Her akşam en az 1 saat fıkıh, tefsir ve dini kitaplardan ders yapmayı ve evde kim varsa onların da dersimize iştirak etmelerini sağlamanızı isterim.
11. Eşimin derdini benimle paylaşmasını isterim. Onun her zaman can yoldaşı, dert ortağı olmak isterim.
12. Sadece adelet isterim. Ne benim için aile efradını, ne de ailesi için benim tarafımı tutsun isterim. Haklı kimse doğru söylemesini isterim.
13. Elimden geleni en iyi şekilde yapmaya çalışırım. Yemeğimi, evimin işini elimden geldiğince yapmaya çalışacağım, bu arada yaptığım küçük hataların büyümemesini, hatamın İslam'a uygun şekilde söylenmesini isterim.
14. Helal-haram çizgisine dikkat edilsin isterim. Mahremimden başkasının yanına çıkıp oturmam. Aynı hassasiyeti eşimden de beklerim.
15. Kılık-kıyafette de İslam'a riayet edilsin isterim. Eşimin sakallı olmasını isterim.
16. Evimizin rızkını helal yoldan sağlamasını ister, bir sıkıntı ve darlık çekersek Allah için sabreder, bu konuda problem çıkarmam. Ama paramız varken de mağdur edilmek istemem, bu iyi niyetimin suistimal edilmesine müsaade etmem.
17. Saygım size bağlıdır. Namaz ve Allah'ın farz kıldığı emirlerden taviz verirseniz size olan saygım azalır. Saygın biri olmak istiyorsanız, buna dikkat etmelisiniz.
18. Hayatımı Allah'ın dinine adadım. Sizin de böyle biri olmanızı isterim. Bu uğurda uğrayacagımız hakaret, kötüleme, ayıplama, işkence, zulüm ve hatta cezaevi bile hadiselere sabretmeyi ve birbirimize sabrı tavsiye edip destekçi olmayı isterim.
Allah'ın Resulü'nün ve Ashabı'nın çektiği çileler malumdur. . . Bir örnek verecek olursak, "Sahabe artık zulüm ve işkenceden usanıyor ve Resulullah'a gelerek, müşriklere beddua etmesini istiyor. Resulullah;'Sizden önceki Müslümanların vücutları kemiklerine varıncaya kadar demir taraklarla taranarak elleri koparılırdı. Bu onları, dinlerinden vazgeçiremedi. Başları, saç ayrımından testere ile ikiye biçildi. Onlar yine dinlerinden vazgeçmediler. 'diyeonları teskin etti. İşte biz de birbirimize destek olacak, davamız için yapılan her türlü zulme beraber göğüs gereceğiz.
19. Bana eş olmanızdan ziyade, hocam olmanızı isterim. Birbirimizi tamamlamayı ve eksiksiz bir İslam yaşantısı sergilemeyi arzu ediyorum.
20. Her şeyin tatlılıkla olmasını isterim. Olayların büyütülüp dışa yansımasından ziyade, kendi içimizde anlaşma yoluyla halletmeliyiz.
21. Her şeyi Allah yoluna tercih etmeliyiz. İslami çalışmalarınız için, davamıza hizmet için. Allah yolunda yarışmak için, beni ve eğer olursa çocuklarımızı engel görmemenizi ister, bizleri Allah'a emanet ederek mücadeleye koşmanızı isterim.
Allahu Teala bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor:<De ki:Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, elinize geçirdiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza gitmekte olan evler, size Allah'tan, O'nun peygamberinden ve onun yolundan(cihaddan)daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleye durun. Allah fasıklar güruhunu hidayete erdirmez. >(Tevbe-24). Bu ayetin muhatabı olmalıyız.
22. Mihir olarak ilmimi tamamlamama yardım etmenizi ve aldığım ilmi anlatmama izin vermenizi istiyorum. Bir de mümkünse, evlendikten sonra ilk hac zamanı hacca gitmeyi mihir olarak sizden talep ediyorum.
Evet benim isteklerim bu kadar. Ağır maddi şartlar ileri sürmeyip, sizi maddi problemkerle bunaltmadığı düşünüp, 'Bunlarda ne var canım, kolay! yaparız!'diyip de hafife almayın. Maddi taleplerde bulunmuyorum ama bu konudaki iyi niyetiminde suistimal edilmesini doğru bulmuyorum.
Maddi isteklerim yok, çünkü gün olup devran tersine dönebilir. Büyük sıkıntılarla alınan eşyaları bir gün satmak zorunda kalabiliriz. İflas edilebilir. Çok zenginken, fakir olunabilirİşte o günlerde, insanın maddi-manevi dünyasının karardığı zamanlarda dünyanın gerçek yüzünü ve mahiyetini bilen dindar ve bilgili eş imdada yetişir, beyine destek olur. Tabii benim destek olabilmem için beyimin de aynı şekilde benim bu şartlarım noktasında bana destek olması, bunları hafife almayıp gerçekleştirebilmek için mücadele etmesi ve bu sorumluluğu kaldırabilecek İslami ahlaka sahip olması gerekir.
Ve bence her şeyden önce, kurulacak yuvanın İslami yuva, İslami müessese olması gerekir. O yuvada İslami eğitim omalı ve o yuvada zamanın Firavun ve Nemrutlarına meydan okuyacak Musalar ve İbrahimler yetişmelidir.
İşte bu sebeplerden dolayı öne sürdüğüm bu şartlarım dikkatlice okunup, değerlendirilmeli ve en uygun cevap net olarak verilmelidir. " _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:09 am Mesaj konusu: Evlilikte Ölçüler |
|
|
Evlilikte Ölçüler
Nikah hakkındaki ahkam-ı ilahiyyeyi beyan eden Ayetlerde küffar ile yuva kurmak ve günlük hayatta onlarla yakın yaşamak nehyolunmuşdur.
Mü'minler, mü'minlerle evlenirler. Ahlaksız kimseler ahlaksız kimselerle yahud müşriklerle evlenirler. "Habis kadınlar habis erkekler içindir, temiz kadınlar temiz erkekler içindir."
Allah Teala Buyuruyor:
"Ey mü'minler, müşrik kadınlarla, onlar Allah'a iman edinceye kadar evlenmeyin. Mü'mine bir cariye, müşrike bir kadından o müşrike hoşunuza gitse de elbette hayırlıdır. Müşrik erkeklere de onlar iman edinceye kadar mü'min kadınları nikahlamayın. Mü'min bir köle, bir müşrikden o müşrik sizin hoşunuza gitse de elbette hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme çağırırlar. Allah ise yaptığı beyanatıyle cennete ve mağfirete çağırır. 0, insanlara Ayetlerini çok güzel açıklar. Umulur ki onlar bu Ayetleri iyice düşünüp öğüt alsınlar. (Bakara; 221)
Erkeklerin meşru surette kadınlar üzerindeki hakları gibi kadınların da onlar üzerinde hakları vardır. Yalnız erkekler onlar üzerinde bir dereceye kadar maliktirler. Allah mutlak galiptir, gerçek hüküm ve hikmet s4hibidir." (Bakara; 228 )
Nikah hakkındaki ahkam-ı ilahiyyeyi beyan eden bu Ayetlerde kuffar ile yuva kurmak ve günlük hayatta onlarla yakın yaşamak nehyolunmuşdur.
Mü'minler, mü'minlerle evlenirler. Ahlaksız kimseler ahlaksız kimselerle yahud müşriklerle evlenirler. "Habis kadınlar habis erkekler içindir, temiz kadınlar temiz erkekler içindir."
Hadis-i şeriflerde de şöyle buyuruluyor:
"Evlenin, çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin (çoğalmanız)la iftihar edeceğim." (Taberani)
"Ademoğlunun bahtiyarlığına medar olan şeyler üçtür; Ademoğlunun bahtsızlığına sebep olanlar da üçtür. Bahtiyarlığına sebep olanlar: iyi, mü'mine ve iffetli (saliha) bir zevce; iyi, sülületli ve sür'atli binek; geniş ve rahat evdir. Bahtsızlığına sebep olanlar da: Kötü, dar ve sıkıntılı ev; fena kadın, kötü binektir." (Ebü Davud)
Binek denilince üzerine binilen her türlü hayvan ve vasıtaya şamildir. Bir evin kötü, dar ve sıkıntılı olmadığı keyfiyeti şahısların halleriyle takdir edilmek lazımdır. Öyle dar evler vardır ki, bazı kimseler için geniş ve diğerleri için sıkıntılı sayılır.
"İnsanların en kötüsü ehli (Ailesi) üzerinde çok baskı yapandır." (Teberani)
Münavi diyor ki, Bu hadisin tamamı mealen şöyledir: Ashab dediler:
Ya Rasülallah! Kişi ehli üzerinde nasıl tazyik yapar?.
Buyurdu ki:
"- Adam evine girince karısı korkusundan titrer, evladı kaçar, evden çıkınca ise karısının yüzü güler; ailesi ferahlığa ve sevgiye kavuşur."
"Kadınların bereketçe en büyüğü yükü diğerlerinden daha hafif olandır." (Ahmed b. Hambel)
Gerek düğünlerde ve gerekse evlendikten sonra türlü türlü fuzuli masraf kapıları açan, bu yüzden hem kendi Ailesini hem de cemiyetini iktisaden yıpratan ve bu sebeple geçimsizliklere, ayrılıklara ve hattA boşanmalara sebep olan kadınlarımız eğer müslümanlıkta sadık iseler sevgili Peygamberimiz - Sallallahu aleyhi ve sellem'in bu mubarek hadisinden ibret almalıdırlar.
"Nikahın (evlenmenin) hayırlısı kolay ve külfetsiz) olanıdır.". (Ebü Davud)
"Allah, bir kimsenin kalbinde bir kızı veya kadını nikah ile istemek temsyülünü uyandırırsa onun o (kızı, yahud kadını) görmesinde bir beis yoktur." (İbni Mace)
Nikah ile istemek kaydı, şehvet şevkiyle bakmaya mani olduğu gibi "küfv"ü (dengi) olmayana bakmayı da men eder. Bu hadisin şerhlerinden anlaşıldığına göre nikah ile istenecek kız veya kadının yalnız yüzüne ve ellerine bakmakla iktifa edilir. Bu bakmayı bir kaç defa tekrarlamak da caizdir. "Sizden biriniz evlenme yemeğine (ziyAfetine) davet edilirse icabet etsin!" (Müslim)
Eğer şartlar mevcut ise icabet vaciptir. Şartlar (kısmen) şunlardır:
1- Davet eden de edilen de müslüman olmalı,
2- Davet yalnız zenginlere, sırf zengin oldukları için tahsis edilmemeli,
3- Eğer ziyafet verenin bütün akrabası, komşuları, kabilesi ve meslektaşları hep zengin insanlar ise icabet vaciptir.
4- Ziyafette haram olan şeyler bulunmamalı (içki v.s.) _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:12 am Mesaj konusu: Dindar Eş Dindar Aile |
|
|
Dindar Eş Dindar Aile
"Aile yuvasını" geçiçi hevesleri tatmin çağı olarak değil, sonuçları itibariyle öteki dünyaya uzanan, oradaki hayatın şeklini tayin eden "ebedi bir kurum" olarak görmek gerekmektedir. Böylesi bir bakış açısına sahip eşlerden oluşan aileler, daha doğrusu "dindar aileler" dünya Için olduğu kadar gerçek istikbal için de güven kaynağıdır.
Uzunca bir zamandan beri aralarına katılmak için devlet yöneticilerinin yalvar-yakar olduğu Batı dünyası ve kültür ortamının, her şeyimiz gibi, aile yapımızı da ciddi boyutlarda etkilediği, sarstığı ve hatta bozduğu bir gerçektir. Akif merhumun ifadesiyle "gayesiz bir fikr ile" bize ait her mevcudu, her değeri resmen ya yıktık ya da yıkıma terkettik... Aileden sorumlu bir devlet bakanlığı kurulmuş olmasına rağmen sistem tarafından yıkıma terkedilen en son kalemiz Ailedir. Bu terkedişin, toplumun önemli bir kesimince onaylanmış olması asıl ıstırap kaynağını oluşturmaktadır.
Kitle iletişim araçları "mahrem" bir köşe bırakmadı. Kültür istilası anaforunda yegane sığınak gibi gözüken aile, büyük ölçüde o görevi yapamaz hale geldi. Aile, sığınak ve güven ortamı olmaktan çıkmak üzere.. Aslında herkes, çöküşün şu veya bu şekilde farkında.. .Yine herkes bir çaresizliği paylaştığının bilincinde...
Bütün bunlara rağmen hala değerlerini koruma, yaşama ve duyurma ihtiyacını ve iştiyakını duyan kafa ve gönüller de yok değildir. Bunlar azımsanmayacak bir yoğunlukta gündemdeki yerini almış bulunmaktadır. Yani müslümanlar şimdi kendi dünyalarını, kendi zeminlerini, kendi ailelerini arıyorlar.. İşte bu kesim çaresizliği önce kendi çapında ve çevresinde sonra da toplumda aşabilmenin çabasında.
Buna ilaveten memleketimizde yaz ayları genellikle yeni ailelerin kurulduğu günlerdir. Her yeni aile büyük sevinçlere, mutluluklara vesile olur. Fıtri ve tabii olan her şey gibi evlilikler, dÜğünler de güzeldir. Ancak çok sorunlu, o yüzden de pek nazik bir ortamın adıdır artık aile ve evlilikler...
"Dindar olanı seç!"
Köklü ve sağlam bir aile yapısı millet hayatının sıhhat ve devamının temel
Ebu Hüreyre radiyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Kadın dört şeyden biri; malı, soyu-sopu, güzelliği verdini için alınır. Elleri toprak dolası, sen dindar olanını seç !"(l) şartıdır. Bu sebeple olmalı ki, ailenin kuruluşundan itibaren dikkat edilecek ana konular Sevgili Peygamber'imizin mübarek hadis-i şeriflerde açıklanmıştır. Biz bunlardan bir kaçına işaret etmek istiyoruz.
Hadisimiz eş seçiminde dikkate alınan dört unsuru, vakıayı tesbit çerçevesinde saymaktadır. "Vakıayı tesbit" demek, insanlar arasında adet olanı, olduğu gibi dile getirmek demektir. Yoksa "siz de öyle yapın" anlamında değildir. Nitekim Efendimiz açıkça müslümanlara, eş seçiminde "dindar olanı" tercih etmelerini tavsiye etmiştir.
Güzelliğin, zenginliğin ve soyluluğun hem geçici hem de olumsuz gelişmelere ve didişmelere gebe nitelikler olduğu binlerce kez tecrübe edilmiştir. Ancak "dindarlık", bütün beşeri ve dünyevi özellik ve niteliklerin özünde ve ötesinde, her türlü şart altında faydası görülecek ve kendisiyle mutlu olunabilecek bir vasıftır. Dindar eş ve aile bazılarının sandığı gibi sadece sıkıntılı zamanlar için değil, mutlu ve sevinçli zamanlar için de aynı derecede gerekli ve geçerlidir.
Hz. Peygamber'in şu ikazı pek manidardır: " Kim bir kadınla sadece sayu-sopu, şerefi, itibarı için evlenirse, Allah o kimseyi zelil eder. Kim bir kadınla sadece malından dolayı evlenirse, Allah onu fakir kılar. Kim de gözünü haramdan korumak, ırz ve namusunu muhafaza etmek, akrabası ile ilişkilerini devam ettirmek İçin evlenirse, Allah bu evliliği iki taraf için de hayırlı ve uğurlu kılar" (2)
"Rabblmiz!. Bize göz aydınlığı olacak eşler ve çocuklar ver!"(3)
ayetinde "göz aydınlığı" diye nitelenenler herhalde ve öncelikle "dindar eşler"dir. Huy güzelliği "dindarlık" la desteklenmesi halinde, sürekli mutluluk sebebi olur. Bu da göz aydınlığının ta kendisi olsa gerektir.
Uyarılar
Tercihini ve seçimini dindar eşten yana kullanması istenen müslüman erkeklere Hz. Peygamber şu gerçeği de hatırlatmıştır; "Mü'minlerin en olgunu, ahlakı en güzel olanlardır. Sizin en hayırlılarınız kadınlarına karşı hayırlı olanlarınızdır."(4)
"Geçimini üstlendiği aile bireylerinl ihmal etmesi, kişiye veba.l olarak yeter." (5)
Sevgili Peygamberimiz, ailedeki denge, huzur ve mutluluğu sağlamak için on sahabi tarafından rivayet edilen bir hadiste hanımlara da şu gerçeği hatırlatmıştır.
"Şayet ben bir insanın bir başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, hanımın kocasına secde etmesini emrederdim."(6)
Bu hadis uslüb ve vurgu olarak ailedeki huzurun "sadakat ve itaat" noktasında toplandığını göstermektedir.
"Kocası kendinden razı olduğu halde ölen kadın cennete girer."(7)
Bu hadis ise, hem bir teşviki hem de bir tesbiti ihtiva etmektedir. Aile hayatında kadın, öteki unsurlardan ağırlıklı bir yere ve role sahiptir. Kadının yaratılışı gereği ahngan ve çabuk kırılan bir yapısı vardır. Dolayısıyla çevresindekileri ve öncelikle eşini rahatsız etme ihtimali büyüktür. Bu sebeple de Hz. Peygamber'in hanımlara yönelik uyarı ve irşatlan daha yoğundur.
İşte bu yoğunluk bile, dindar aile için "dindar eş" seçiminin lazım geldiğini ortaya koymaktadır. Giderek karmaşık bir hal alan toplum değerleri, aile yapısının geçmiştekinden çok daha sağlam olmasını gerekli kılmaktadır. Bilinen bir gerçektir ki, insanı üretici olduğu sürece değil, yaşadığı sürece değerli bulan, ona aile ortamında bakan bir aile kadar hiç bir şey mutlu edemez. Hangi darulaceze sakini gerçekten mutludur?
İnkar edilemez bir gerçektir ki, herkes evinde rahat eder. Evler ve aileler biribirlerine tahammül etmesini bilen sadakat ve ferakat sahibi eşler sayesinde huzur yuvası olabilir. Bu sebeple "aile yuvasını" geçiçi hevesleri tatmin ocağı olarak değil, sonuçları itibariyle öteki dünyaya uzanan, oradaki hayatın şeklini tayin eden "ebedi bir kurum" olarak görmek gerekmektedir. Böylesi bir bakış açısına sahip eşlerden oluşan aileler, daha doğrusu "dindar aileler" dünya için olduğu kadar gerçek istikbal için de güven kaynağıdır.
Sevgili Peygambeıimfz bir başka hadislerinde, dünyada elde edilmesi için gayret gösterilmeye değer bulduğu kıymetleri "şükreden gönül, zikreden dil ve ahiret işlerinde (bir iivayete göre de imanı yaşamakta) kocasına yardımcı olan dindar hanım" olarak bildirmiştir(8 ).
Öte yandan, şuna da işAret edelim ki, dindar eş seçimini tavsiye eden hadisimiz, dindar kişileri arkadaş edinmeyi öncelikle teşvik etfniş olmaktadır. Ayrıca burada erkeklere yönelik olarak söylenmiş olan "dindar olanı seç!" tavsiyesi, aslında ve tabii olarak, hanımlara da yöneliktir. Onlar da evlenecekleri erkeklerde öncelikle "dindarlık" vasfını aramalıdırlar.
Hadis-i şerifteki " hay elleri toprak dolası ( ya da olası)", diye tercüme edilebilecek olan "terlbet yedake" ifadesi, beddua görünümünde olmakla birlikte beddua anlamında değildir. Burada teşvik manasındadır. Ancak bu ifadede "şayet tavsiyemi tutmazsan, fakirleşir, sıkıntıya düşersin" gibi bir ikaz anlamı da sezilmektedir.
Sözün burasında peygamber tavsiyesinin gerçekliğine ve kurtarıcılığına inancımızı yenileyerek, bir kez daha Efendimiz'in tavsiyesine kulak verelim: "Sen dindar olanı seç ..." Çünkü bu seçim, mutluluk ve bir anlamda
da ebedi kurtuluş seçimi demektir? Öte yandan unutmayalım ki biz, kendimizi kendimize ait değerlerle kurulmuş ve donatılmış yuvalarda koruyabiliriz.
0 halde duamız hep aynı: "Rabbimlz bize göz aydınlığı olacak eşler ve çocuklar ver..."(8 )
Dipnotlar
1) Buhari, Nikah 15; Ebu Davüd, Nikah 2; Nesm, Nikah 13; İbni Mace, Nikah 6; Darimi, Nikah 4; Muvatta, Nikah 21; Ahmed b. Hanbel, 11, 428,
2) Heysemi, Mecmeu'z-zevaid, lV,254,
3) Furkan Suresi (25), 74,
4) Buhari, Edeb 38-39,
5) Ebu Davud, Zekat 45; Hakim, elMüstedrek, IV, 500,
6) Ebu Davud, Nikah 40; Tirmizi, Rada' 10; Abdurrezzak, el-Musannef, Xl,
300-301,
7) Tirmizi, Rada' 10; İbni Mace, Nikah 4,
8 ) Bkz. İbni Mace, Nikah 5,
9) Furkan Suresi(25), 74 _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:14 am Mesaj konusu: Aile Ve İnsan |
|
|
Aile Ve İnsan
Allah'ın belirlediği, insanlara rahmet ve birlik kurumu olarak gönderdiği İslam, fıtrat hukukunu temsil eder.(1) Her insan, ancak bu iI~hi sistem içinde huzur bulur ve kurtuluşa erer.(27
İslam'ın kaynak kitabı Kur'an, Allah'ın, insan hayatını kadın ve erkeğe dayalı olarak kurduğunu, aralarına karşılıklı bir ünsiyet koyduğunu, onları birbirlerinde sevgi ve sükunet bulacak şekilde hazırladığını şöyle beyan eder: "O'nun Ayetlerinden biri de kendi cinsinizden sizi cezbeden eşler yaratması, aranıza sevgi ve şefkat yerleştirmesidir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için mesajlar vardır."(3) Ayette açıkça belirtildiği gibi, insan hayatı, aile üzerine kaimdir. Tabii ki bu hayat, iman değeri ve İslam prensiplerine göre tanzim edilmelidir. İslami hayat pratiğinin, gerek ailede gerekse diğer sosyal ünitelerde takva bilincinin sürekli canlı tutulmasıyla gerçekleşeceği de şöyle dile getirilir:
"Ey insanlar! Sizi bir tek canlıdan yaratan, ondan da onun eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rebbinize karşı gelmekten sakının.."(4)
İslam fıkhının "sünnet" kavramıyla ifadeye koyduğu evlilik,(5) Peygamber Aleyhisselam tarafından uygulamaya konulmuş bir fıtrat tavrıdır. Demek ki İslam'a göre evlilik, anlamsız bir fantezi veya imtiyaz değil, en tabii bir ihtiyaç ve meşru bir hak olmaktadır.
Müslüman, bir ailenin en önemli ve öncelikli görevi, "Allah'a şeksiz inanan ve İslam'ı şirksiz yaşayan kişilikli insanlar yetiştirmektir." Kuran, değinilen görevin önceliğine şöyle dikkat çeker: "Hani Lokman, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Oğulcuğum, sakın Allah'a ortak koşma. Çünkü Allah'a ortak koşmak (şirk), büyük bir zulümdür.(6)
Koruyucu Kale: Aile
Aile kurumunun fert ve toplum hayatında icra ettiği başka fonksiyonlar da vardır. Aile, cinsel güdünün denetim ve tanziminde, güzel ahlak ve Adabın kazanılmasında çok önemli bir misyona sahiptir. Evlilikle oluşan aile, tabii arzuların meşru biçimde giderilmesini ve soyu sopu belli nesillerin yetiştirilmesini sağlar. Aile, sefahat hayatına karşı koruyucu bir kaledir. Çünkü insan tabiatının kendini en iyi biçimde ifade edebildiği; sevgi, saygı, şefkat ve fedakarlık gibi yüksek değerleri realize edip pratiğe dönüştürdüğü yer ailedir. İnsan kişiliğinin kazanılması, geliştirilmesi ve olgunlaşması için en uygun iklimi sağlayan aile, bir nevi yüksek ahlak okuludur. Evlilik sonucu oluşan ailenin, insan açısından ne kadar gerekli olduğu, Kur'an'da şu anlamlı ifadelerle dile getirilir: ".. Onlar (erkekler) kadınlar için giysidir, siz kadınlar da onlar için giysisiniz.."(7) Bu ayet, kadın ve erkeği birbirlerinin giysileri olarak tanımlamaktadır. Bilindiği gibi elbise vücudu örter, giyeni güzelleştirir. Elbisesiz insan, kendini eksik ve güvensiz hisseder. Kadın ve erkeğin birbirlerinin giysileri olmaları, evlilik yoluyla gerçekleşir. Çünkü evlilik, eşleri zina ve benzeri pek çok günahlardan korur, maneviyatı kuvvetlendirir ve ahlaki güzelleştirir.
Gerek ailede gerekse diğer sosyal ünitelerde İslam eğitimi uygulamalarımız ya lafta kalmış ya da hatalı olmuştur. Bu durumda yapılması gereken ilk iş, kişi ve toplum yapısının en hayati besleyicisi olan aileyi ve diğer kurumları yeniden gözden geçirmek, onları asıl yapı ve fonksiyonlarına kavuşturup İslam insanı yetiştiren kurumlar haline getirmektir
Ailenin Tanımı ve Tabii Faaliyetleri
Ana - baba ve çocuklardan oluşan, yakın akrabalar vasıtasıyla da daha geniş bir alana uzanan aile, toplumun bütün katmanlarına etkili olan temel bir ünitedir. Onun en önemli rolü ise, "neslin devamını ve iyi yetiştirilmesini sağlamaktır". Ancak ailenin bu faaliyetini sürdürebilmesi, onun düzenli ve uyumlu olmasına bağlıdır. Böyle bir aile, duygusal, sosyal, ekonomik ve ahlaki şartlar yerine getirilerek kurulabilir. Sadakat, samimi sevgi, şuurlu itaat ve güzel ahlak gibi yüksek değerler üzerine kurulmuş aileler, İslam toplumunun en büyük güvencesidir.
Aile, toplumsallaşmada da önemli rol oynar. İnsanlar arasındaki akrabalık bağlarını geliştiren, bu bağlar, büyük ölçüde sosyo - ekonomik dayanışma ve karşılıklı destek haline dönüştüren kurum, ailedir. Yine, nesillerin islami değerlerle tanışmasına, sosyal değişimlerin sağlıklı ve istikrarlı biçimde oluşmasına katkıda bulunan kurumların başında aile gelir. Zaten bir kurumun varlığı, onun etkinliği ile ölçülür. Etkinliğini yitirmiş kurumlar, bir bakıma yok gibidir.
Aileye Yönelik Saldırılar
Günümüzde aile, birtakım çağdaş saldırılarla karşı karşıyadır. Çünkü, İslam dışı sistemler ve bu sistemler doğrultusunda oluşturulmuş kurumlar, aileyi temelinden sarsacak tehlikeler üretmektedir. Özellikle İslam'a düşmanlık ederek kadın haklarını savunduklarını sanan şehvet tacirleri, her fırsatta evliliği kötü göstermekte ve ailenin etkinliğini yok etmek istemektedirler. Kadını zevk aleti olarak kullananların kurdukları iblis tuzağına yakalanan çok sayıda insan, aile ve İslam dışı arayışların peşine düşerek çağdaşlık adına her çeşit günahı işleyebilmektedir. Ayrıca eğitim kurumları, genç nesillere büyük ölçüde İslam dışı değerleri taşımakta, kitle-iletişim araçları da adeta İslam dışı bir hayat tarzı oluşturmaya soyunmuş bulunmaktadır. Birtakım bağırgan seslerin, "cinsel özgürlük" sloganları atması, ~nikahsız beraberliğin" bazılarınca çağdaş yaşamın bir gereği sayılması gibi olumsuz gelişmeler, aileye yönelik saldırıların ve tehlikelerin hangi boyutlara ulaştığını gözler önüne sermektedir. İslam'a ve onun önerdiği evliliğe karşı çıkanlar kadını zevk aleti olarak kullanabilmek için fesat özgürlüğü istemektedirler.
Bütün bu olumsuzluklar karşısında müslümanlar, inandıkları ve söyledikleri doğruları hayata geçirmek; yeni nesillerin Allah sevgisi ve islami hayatı yaşama arzusu içinde yetiştirilmelerini sağlamak için yılmadan çalışmalıdırlar. Bu çalışmaya, Öncelikle ailede islami bir hayat modeli ortaya koymakla başlanmalıdır. İyi müslümanların geçmişte kaldığını söylemenin artık hiçbir yararı yoktur. Bugün, hayatın her alanında, iyi müslüman örneklerine ihtiyaç vardır. Çünkü dün hazırlanan, bu gün gerçekleşir ve yarını hazırlar.
Gerçeği görmenin ve açıkça söylemenin zamanı gelmiştir.Gerek ailede gerekse diğer sosyal ünitelerde İslam eğitimi uygulamalarımız ya lafta kalmış ya da hatalı olmuştur. Bu durumda yapılması gereken ilk iş, kişi ve toplum yapısının en hayati besleyicisi olan aileyi ve diğer kurumları yeniden gözden geçirmek, onları asli yapı ve fonksiyonlarına kavuşturup İslam insanı yetiştiren kurumlar haline getirmektir.
Dipnotlar:
1) Rum, 30,
2) Bakara, 112, Nisa, 125; Enam, 125,
3) Rum, 21,
4) Nisa, 1,
5) Fetevayı Hindiyye, 1, 267,
6) Lokman, 13,
7) Bakara, 187 _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:16 am Mesaj konusu: Ailede Kadın Nasıl Davranmalı |
|
|
Ailede Kadın Nasıl Davranmalı
Saliha.bir kadın, önce evinin kadını olmalı. Kocasına, akrabalarına, komşularına karşı daima saygılı ve uyumlu bir kişilik sergilemelidir.
Tutumlu olmalı, zira Allah (c.c.) israf edenleri sevmez. Evde herşeyi dikkatli ve itina ile kullanmalı. En ufak ve değersizmiş gibi görülen her şeyi değerlendirmesini ve yerinde kullanmasını bilmeli. Zenginde olsa, her şeyi bolca alabilecek imkanlarada sahip bulunsa bile, daima her varlığın bir yokluğu bulunabileceğini ve aç-yoksul insanların varlığını düşünmeli, her şeyi iktisatlı kullanmalı. Az masrafla güzel ve leziz yemekler pişirmesini bilmeli. Her konuda kocasına yardımcı olmalı, ona lüzumsuz masraf yaptırmamalı, kocasının malını ve servetini çar-çur etmemelidir.
Özellikle misafir geldiği zamanlarda mutfak sanatını iyi kullanmalı; kendi akrabaları ve dostları geldiğinde nasıl davranıyorsa, kocasının akrabalarına karşı da daima en güzel ikramı yapmaya gayret etmeli. Misafirin gelmesinden dolayı kocasına eziyet etmemeli, severek hizmet etmelidir
Kadın hareketli ve eli çabuk olmalı, uyuşuk, mıymıntı olmamalı. Kocasının olmadığı saatlerde çabucak işlerini bitirip kendisine zaman ayırmalı. Kocası işten gelmeden ona en güzel şekilde süslenip hazırlanmalı, o gelince lüzumsuz başka şeylerle oyalanmdyıp, eşi ile hoşca vakit geçirmeli. Özellikle yeni evlilik aylarında, çocukları çoğalmadan böyle yaparak, kocasını eve iyice bağlamasını bilmeli, kocasının kalbine girmelidir.
Kadın cilveli, tatlı dilli, güler yüzlü olmalıdır. Eve gelen eşine sevimli bakışlarıyla, güzel davranışlarıyla onun yorgunluğunu unutturmalıdır. Bir kadın kadınlık sanatını iyi kullanmazsa, eşini evinden soğutabilir. Inatçılık kötüdür ama, kadınlarda daha da kötüdür. İnatçılık yüzünden nice yuvalar, bir hiç uğruna yıkılıp git mıştir. Geride ise annesiz-babasız çocuklar üzüntü ve gözyaşı, hatta bazen de kan bırakdığı olmuştur. Onun için kadın uysal olmalı, kocasıyla ve çevresiyle kolayca uyum sağlamalıdır. 0 zaman değeri anar, yuvada huzur ve mutluluk hakim olur.
Fakat bunun yanı sıra, her türlü zorlukları yenme hususunda ise azimli olmalıdır. Gelen bela ve musibetlere karşı kocasına daima destek vermelidir. Nankörlük etmemeli; varlık anında yanında olup, fakirlik ve sıkıntı anında eşini yalnız bırakmamalıdır.
Eşinden daima helal rızık istemelidir. Luzumsuz ve israf olan, eşinin maddi gücünün yetmediği şeyleri istememelidir. Çocuklarını daima helal ve hayırlı rızıkla yetiştirmeyi şiar edinmelidiv Zira ecdadımız; "Yuvayı dişi kuş yapar." sözünü boşuna söylememişlerdir. Çocuklarının hem annesi ve hem de eğiticisi olmalıdır. Onları sürekli azarlayan, döven ve babalarına şikayet eden biri olmamalıdır. Bilhassa onları seven, eğiten, sabırla onlarla arkadaş gibi oynayan bir mürebbiye olmalıdır.
Kadın evinde, özellikle de kocasının yanında ne kadar hareketli ise, sokakta bunun aksine ağırbaşlı, onurlu, ciddi ve hanımefendi olmalıdır. Haya ve edebini hiçbir zaman kaybetmemelidir; Hayasız kadınlardan daima uzak durmalıdır. Yanlış düşünceye sebeb olacak mekanlardan uzak durmalıdır. Yürümesinde, konuşmasında, bakışlarında, alışveriş ve bütün davranışlarında çok ciddi olmalıdır. Hele yürürken kadınlık belirtilerini tamamen gizlemeye çalışmalıdır. Zira Cenab-ı Hakk Nur Suresi 31. ayette; "Kadınlar ziynetlerinin bilinmemesi ve erkeklerin dikkatlerini üzerlerine çekmemeleri için ayaklannı yere sert vurarak çalımlı ve hareketli yürümesinler." buyurmuştur. Ozetlersek; Kadın evinde dişiliğini ve güzelliğini, dışarıda ise kişiliğini sergilemelidir. _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:18 am Mesaj konusu: Eşlerin Birbirlerinin Kıymetlerini Bilmeleri |
|
|
Eşlerin Birbirlerinin Kıymetlerini Bilmeleri
Evli çiftlerin ömür boyu mutlu olmaları için gerekli şartlardan biri de birbirlerini yıpratmamalarıdır. Çünkü ömürlerinin sonuna kadar bir arada yaşamak zorundadırlar. Birinin yıpranmasıyla ailenin bütün yükü diğerinin üzerine kalır.
Önce şunu hatırlatayım ki, insanın ömrünün sonuna kadar en çok beraber olduğu, sırlarını verdiği kişi eşidir. Eşinin yıpranması ve hastalanması bütün ailenin huzurunu bozar. En çok da kendisi tedirgin olur. Yıpranan eşin huzursuzluğu daha çok, diğerini huzursuz ve tedirgin eder.
İnsanlar fıtratları gereği kendilerine ait olan her şeyi çok dikkatli kullanır, eskiyip yıpranmamasına özen gösterirler. Fakat ne gariptir ki, bir yastığa baş koyduğu hayat arkadaşına daha çok özen göstermesi gerektiği halde, onu hiç önemsemez, üzer ve gereksiz yere yorar, hastalanmasına sebep olur.
Bundan sonra da birçok masraflar yaparak ve zahmetlere katlanarak, onun tedavisine koşar. Halbuki eşler daha önceden dikkatli olsalar, hayatlarını ve aile düzenlerini iyi ayarlasalar bu zahmetleri çekmeden ömürlerinin sonuna kadar huzur içinde mutlu yaşarlar.
Bunun içinde eşler birbirlerini yıpratmamak için şunlara riayet etmeliler:
a) Birbirlerinin kıymetini bilmeliler;
Evlenirken Allah herkesi kıymetini bilene düşürsün. Allah'ın yarattığı varlıkların içinde en kıymetlisi insandır. Nitekim Rabb'imiz, "Ademoğullarını (insanlar) en üstün ve en şerefli kıldık." (İsra, 70) buyurur.
Yaratılışta bu kadar şerefli olan insan, çoğu zaman ya kendi kendinin kıymetini bilmez, hayatını boş yere heder eder, ya da kıymetini bilmeyenin yanına düşer hayatı zehir olur. Her iki durumda da mutsuz olur. Çoğu zamanlarda bu mutsuzluğun kurbanı kadın olur. Horlanır, hakarete uğrar, zulüm görür. Bunun da sebebi, kadınların genellikle bilgisiz oluşu, hakkını arayamayışı, zayıf oluşu, birçok yer kadına baskının gelenek haline gelmiş oluşu vs. dir.
Bütün bunlar kıymeti bilinmeyen kadının çabuk yıpranmasına sebep olur. Bunun da neticesi hem kendisinin hem de kocasının mutsuz olmasıdır. Mutsuz bir hayat süren veya sürmesine sebep olan bir insan, hem aile fertleri tarafından sevilmez ve hem de ahiret azabına düçar olur. O halde eşler birbirlerinin kıymetini çok iyi bilmelidir.
b) Ayrıca eşler birbirlerini üzmemelidir. Zira üzüntü kadar insanı yıpratan hiç bir şey yoktur. Hele kadınlar üzüntüye hiç dayanamazlar. Hemen yıkılır, hasta olurlar. Aileden birinin üzülmesi öbürlerini de huzursuz eder.
Üzüntü birçok ruhsal hastalıklara yol açar. Bir çok fiziksel hastalıklar nükseder. Tedavisi güç durumlar olabilir. Ve hatta imanı ve ahiret inancı zayıf insanlardan bazen intiharlar bile meydana gelebilir.
Evli çiftler bütün bunları göz önüne alarak hiçbir şeye üzülmemeliler, birbirlerini üzmemeye özen göstermeliler. Zaten dini inançları kuvvetli olan ne bir şeye üzülür, ne de karşısındakini üzer. Zaten imanı kuvvetli olan ve İslam üzere yaşama aşkı olan ne bir şeye üzülür, ne de karşısındakini üzer. Çünkü Allah şu ayetlerle üzülmeyi yasaklamıştır: "Üzülme, çünkü Allah bizinıledir." (Ali İmran, 139)
Ancak mü'minin tek üzüntüsü olabilir o da Allah'a hakkıyla kul olamamaktır.
c) Eşler birbirlerini yormamalı ve ilişkilerinde birbirlerine karşı nazik olmalılar. Günlük işlerinde de yorulmadan çalışmaya alışmalılar. Bu da işini severek, düzenli çalışmakla olabilir. Aşırı yorgunluk insanı tez yıpratır ve erken ihtiyarlatır. Eşler mesul oldukları görevlerini severek ve isteyerek yapmalılar. Yaptıkları işlerin hem dünyada ve hem de ahiretde kendilerinin saadetini sağlayacağını düşünmeli ve zevkle yapmalıdır. Böylece insan daha zinde kalır ve huzurlu otur. _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
Zülfikar Üstçavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007 Mesajlar: 100 Konum: ISPARTA
|
Tarih: Prş Hzr 05, 2008 10:21 am Mesaj konusu: Yaratılış İtibari İle Eşitlik |
|
|
Yaratılış İtibari İle Eşitlik
1 - YARATILIŞ İTİBARİYLE EŞİTLİK
İnsan oluşları itibariyle kadınlar, erkeklerle aynı seviyededirler.
"Biz hakikat insanı (Bütün insanları), en güzel bir biçim de yarattık." (Tin suresi, 41)
"Ey insanlar! sizi bir tek candan yaradan, ondan da yine onun zevcesini (karısını) vücuda getiren ve ikisinden bir çok erkekler ve kadınlar türeten Rabbiniz (e karşı gelmek) den çekinin (Nisa süresi, 1)
"Kadınlar Erkeklerin (Tamamlayıcı) parçalarıdır." (Ahmed, Ebu Davut, Tirmizi)
Bu hükümler, insan neslinin zâhiri yaradılışları ve varlıklardan en güzel bir biçimde yaratıldıklarını açık olarak beyan etmektedir. Kadın ve Erkeğin gerçek değeri ise imani ve İslâm esaslarına bağlanmalarındadır. _________________ HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ... |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|

|