BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Bir Hadis Bir Yorum(Allah'ın Dini Kolaydır)

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> HADİS-İ ŞERİF ve SÜNNETLER
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Zülfikar
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 13 Ksm 2007
Mesajlar: 91
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Çrş Arl 12, 2007 11:22 am    Mesaj konusu: Bir Hadis Bir Yorum(Allah'ın Dini Kolaydır) Alıntıyla Cevap Gönder

Ebu Hureyre (r.a.)’den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) mescide otururken bir bedevî içeri girdi. İki rekât namaz kıldı. Namazı bitirdikten sonra; “Ey Allahım! Bana ve Muhammed’e merhamet eyle, bizden başka kimseye merhamet etme” dedi. Allah Rasulü ona döndü ve “geniş olanı daralttın” buyurdu. Fazla geçmeden bedevî mescid de küçük abdest bozdu.İnsanlar öfkelenerek ona doğru koştular.Hz. Peygamber; “üzerine bir kova su dökün” dedi ve şöyle devam etti: “Siz kolaylaştırıcı olarak gönderildiniz, zorlaştırıcı olarak değil.” (Tirmizi, Taharet, 112 )Abdurrezzak (ö. 211)’ın Musannaf’ın da(1/423) yer alan bu rivayetin başka bir tarîkına göre, bedevî, mescid de küçük su dökme işine namazdan önce teşebbüs etmiş,ashabın üzerine yürüyüp azarlaması üzerine de Hz. Peygamber yukarıdaki uyarıda bulunmuştur. Daha sonra Allah Rasulü’nün arkasında namaza duran bedevî, ona ve kendisine tahsis ettiği duasını namaz içinde yapmış, böylece, cemaatin hışmından kendisini koruyan Hz. Peygamber’e bir nevi teşekkür etmiştir. Bir yönüyle Hz. Peygamber ve ashabının yaşadığı doğal ortamı ve sosyal yapıyı bize yansıtan bu hadisle verilmek istenen asıl mesaj, İslâm’ın kolaylık ve müsamaha anlayışıdır. İslâm’ı yeni öğrenen bir bedevî (köylü arap) nin, tabanı henüz toprak ve çakıl olan mescidin bir köşesine bekletmesi de,onun bu hareketine öfkelenip üzerine yürüyen diğer ashabın davranışı da kendi doğallığı içerisinde normal görünmektedir. Ancak, bu vesileyle Allah Rasulü’nün arkadaşlarına vermek istediği önemli bir mesaj vardır. O da, asıl olanın, işleri zorlaştırmak değil kolaylaştırmak, kördüğüm haline getirmek değil çözmek, insanları soğutup uzaklaştırmak değil sevdirip yaklaştırmak, olayların üzerine soğukkanlı bir şekilde gitmek ve insanlara bilmediklerini öğretmek olduğudur. Nitekim hadisimizin başka bir varyantında geçen “öğretin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın” (Abdurrezzak, Musannaf, 1/425) uyarısı da buna işaret etmektedir. Sevgili peygamberimizin bu yaklaşımı,insanlara tebliğ ettiği ilâhî öğretinin bir açılımı mahiyetindedir. Bilindiği gibi Cenab-ı Hak, oruç ibadetinden bahsettiği ayetlerde,hasta ve yolcu olanların oruçlarını erteleyebileceklerini bildirdikten sonra; “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” (Bakara, 185)buyurmuştur. Hac suresinin 78. Ayetinde de; “...O sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi...” buyurmaktadır. Fetih suresinin savaştan bahseden ayetlerinde ise; “a’mâya, topala ve hastaya güçlük olmadığı” (Fetih, 17) vurgulanarak bunların savaşa katılmak zorunda olmadıkları belirtilmiştir. “Bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle sorumlu kılan”, “unutur veya hata edersek bizi sorumlu tutma, bize güç yetiremeyeceğimiz yük yükleme” (Bakara, 286) duasını öğreten bir Yaratıcının hiçbir buyruğunda zorluğa ve zorlamaya yer olmayacağı aşikârdır. İnsanlara dünya ve ahiret mutluluğu vadeden, inanıp inanmama tercihini onlara bırakan (Kehf, 29) ve “dinde zorlama olmayacağı”nı (Bakara, 256) bildiren bir dinin, müntesiplerini zora ve sıkıntıya sokacağı düşünülemez. Bununla, insanî ve İslâmî erdemlerin hayata geçirilişinde karşılaşılan nefsanî zorlukların kastedildiği sanılmamalıdır. Şüphesiz, kendimizi düşündüğümüz gibi başkalarını da düşünebilmek, nefsimize hoş gelse bile her türlü gayrimeşru işten uzak kalabilmek, bir yandan başkalarının haklarına riayet ederken, diğer yandan helâlinden kazanmanın titizliği içinde olmak bize, nefsimize ağır gelen bazı zorluklar yüklese de,bunlar bir Müslümanın yüksünmeden hatta zevkle üstleneceği zorluklardır. Açıklamasını yaptığımız hadis bağlamında söz konusu olan şey, zorlaştırmadır. Yaptığı işin yanlışlığını bilmeyen bir bedevîyi dövüp kapı dışarı atmak, muhtemelen onun hatasını görmesini zorlaştıracak, belki de İslâm’a olan ilgi ve sevgisini azaltacaktır.Onun için sevgili Peygamberimiz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız” talimatı öncesinde “öğretiniz” uyarısını eklemiş, bedevîyede, oranın namaz için yapılmış bir mekân olduğunu ve bevledilemeyeceğini söylemiştir. (Abdurrezzak, Musannaf,1/424) Bu bağlamda üzerinde durulması gereken diğer bir husus da, bizatihi dinin zorlaştırılmasıdır. Dinin koyucusu ve uygulayıcısı,dinî hayatta herhangi bir zorluk öngörmemişken, bazı insanlar daha dindarâne bir hayat adına çeşitli ibadetler ihdas etmişler ve âdeta dini sadece birtakım ritüellerden ibaret bir olguya indirgemişlerdir. Bu yüzden, farklı gün ve gecelerde, her rekâtında belirli sayılara bağlanmış tesbihat ve kıraatların yer aldığı yüzlerce rekâtlık namazlar,uydurma hadis mecmualarında yer almaktadır. Tam olarak yerine getirildiği düşünülecek olsa, uykusuz geçirilecek günlerin ve haftaların bile yetmeyeceği bu uydurma ibadetler, sanki insanları dinden soğutmanın ve uzaklaştırmanın bir başka yolu gibi görünmektedir. Namazı sevdirmek adına,menkıbe kitaplarından, bazı İslâm büyüklerine atfen nakledilen asılsız örnekler de, teşvik edici değil, tam tersine caydırıcı bir etki doğurmaktadır. Örneğin; Ebu Hanife’nin,45 sene boyunca bir abdestle beş vakit namaz kıldığı, Kâbe içinde kıldığı iki rekâtlık namazda Kur’an’ı hatmettiği rivayetleri böyledir. (Mekki, Menakıbu Ebî Hanife, s.214, 215)Ebu Hanife’nin, ilk rekâtında Kur’an’ın yarısını, ikinci rekâtında ise diğer yarısını okuyarak hatmetmesini bile yeterli görmeyen bir hoca efendinin vaazından bizzat işittiğime göre, Ebu Hanife, bu iki rekatın ilk rekatınısağ ayağı üzerinde, ikinci rekatını da sol ayağı üzerinde kılarak, âdeta tavuk gibi, tek ayak üzerinde namaz kılma rekoru kırmıştır.Kendisine sorulsa, böyle bir namazın caiz olmayacağını söyleyecek bir âlime yakıştırılan bu komedi gerçekten düşündürücüdür.Halbuki Hz. Peygamber’in şu hadisi, işi bu kadar abartarak dini yaşanmaz hale getirenlere bir uyarı niteliğindedir: “Bu din, kolaylık dinidir. Onu zorlaştırmak isteyene mutlaka galebe çalar. Orta yolu tutun. (İstenilen hedefe) yaklaşmaya çalışın. Müjdeleyin (sevindirin). Sabah, akşam ve gece ibadetlerini

(beş vakit namazı) yerine getirmek için/getirerek Allah’ın yardımını isteyin.” (Buhari,İman, 29)

Allah Rasulü, günah olmadığı sürece muhayyer bırakıldığı iki şey arasından en kolay olanını seçerdi. (A. b. Hanbel,Müsned,6/114) Ashabından birini bir işe görevlendirirken ona, “müjdeleyin, nefret ettirmeyin,kolaylaştırın zorlaştırmayın” (Müslim, el-Cihadve’s-Siyer, 3 3/1358) talimatını verirdi. Onun yaptığı ibadetleri yeterli görmeyip daha fazlasını yapmaya çalışanları, “ben, içinizde Allah’tan en çok korkan ve ona en çok saygı duyanım” (Buhari, Nikah, 1) diyerek kendi yolundan ayrılmamaları konusunda uyarırdı. Bir mağarada gördüğü dünyadan el etek çekmiş bir keşişe özenip onun gibi yaşamak için izin isteyen bir sahabiye, İslâm’da ruhbanlığın olmadığına telmihen “ben Yahudilik ve Hristiyanlık la değil müsamahakâr hanif (tevhid) diniyle gönderildim”, (Ahmed b.Hanbel, Müsned, 5/266) karşılığını vermişti. Velhasıl, âlemlere rahmet olarak gönderilen Allah elçisi, bu engin rahmetinin bir gereği olarak “hoş görülü ol ki sana da hoşgörülü olunsun” (Ahmed b. Hanbel, Müsned,1/248) buyurarak, işleri zorlaştırmanın ve

keyfi olarak insanları zora sokmanın, Yaratıcının muradına aykırı olduğunu bizlere öğretmiş ve her alanda olduğu gibi dinî hayatta da aşırılıklardan uzak dengeli bir hayat sürmemizi arzu etmiştir

Prof. Dr. İ. Hakkı Ünal
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi

_________________
HAYAT;SEVGİ ve UMUT SAÇMAKTIR.BİZ HAYATI PAYLAŞMA GAYRETİNDEYİZ...
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> HADİS-İ ŞERİF ve SÜNNETLER Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.037