BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Ay Mucizesi

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> PEYGAMBERİMİZ
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Hilal
çavuş
çavuş


Kayıt: 08 Arl 2007
Mesajlar: 60
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Çrş Arl 12, 2007 11:53 am    Mesaj konusu: Ay Mucizesi Alıntıyla Cevap Gönder

Efendimizin gösterdiği bine yakın mucize, insanlık âleminin ayları ve yıldızları hükmünde parlayan sahabilerin gözleri önünde cereyan etmiş ve yalan üzerine ittifak etmeleri (söz birliği etmeleri) mümkün olmayan bu nuranî cemaat tarafından bütün ayrıntılarıyla gelecek nesillere aktarılmıştır. Bu mucizelerin bir çoğu, bugünkü modern bilimler tarafından tek tek ispat edilmektedir. "Şakk-ı Kamer" veya "İnşikak-ı Kamer" adlarıyla bilinen "Ay'ın ikiye Yarılması Mucizesi" de bunlardan biridir.

NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Ay Mucizesi, Efendimizin peygamberlik görevini almasından sekiz sene sonra meydana geldi. Kureyş Kabilesinin ileri gelen müşrikleri bir araya toplanmışlar ve Allah Resulünden, peygamberliğini ispatlayacak bir mucize istemeye karar vermişlerdi. Hep birlikte O'nun bulunduğu yere doğru ilerlerken gecenin ilk saatleri yaşanıyor ve Efendimiz, ortalığı gündüz gibi aydınlatan ay ışığı altında Hazreti Ali, Huzeyfe ibni Yeman, Abdullan ibn-i Mesut, Hazreti Enes, Abdullah ibn-i Abbas, Cübeyr ibn-i Mut'im ve Abdullah ibn-i Ömer gibi büyük sahabilerle sohbet ediyordu. O nur halkasını çevreleyen müşriklerin mucize görme konusundaki istekleri dayanılmaz bir noktaya ulaşıp sabır sınırlarını zorladığında, Efendimiz yerinden doğruldu ve mübarek elini gökyüzünde bir altın tabak gibi ışıldayan Ay'a doğru kaldırdı. Yaratıldığı günden beri vazifesinden bir saniye bile şaşmamış olan Ay, hürmetine koca bir kâinatın yaratıldığı O yüce peygamberin bu işaretiyle bir anda ikiye yarıldı ve gerideki Mina Dağı, Ay'ın iki parçası arasında kalarak tüyler ürpertici bir manzara oluşturdu.
Efendimiz, etrafındaki sahabilerine: "Şahit olun!..Şahit olun!.." diye tekrarlarken, Kureyş müşrikleri şaşkınlıkla birbirine bakıyor ve "Muhammed bize büyü yaptı" diyorlardı.
Müşriklerin arasında bulunan bir Kureyşli, bu büyünün sadece kendilerine yapıldığına inandığı için, Ay'ın ikiye bölünüp bölünmediğinin civardan gelen kervanlara sorulmasını istedi. Bu teklif, diğerleri tarafından da ister istemez benimsendi ve ertesi sabah Yemen ve başka taraflardan gelen kervanlar soru yağmuruna tutuldu. Hepsi de şaşkınlık içinde Ay'ın ikiye yarıldığına şahit olduklarını söylüyorlardı. Bunun üzerine Kureyşli müşrikler: "Ebu Talip'in yetimindeki (yani peygamberimizdeki) sihir, semâya da tesir etti" diyerek inatlarını sürdürdüler. Ve Efendimizin yanında olmalarına rağmen, (bu mucizeyi gözleriyle gören diğer müşrikler gibi) Allah ve Peygamberi inkâr etmeyi sürdürdüler.
Hemen arkasından, Allah kelâmı (Kamer Suresi 3. âyet) nazil oldu:
"Onlar bir mucize görseler, ondan yüz çevirip "normal bir sihir" derler, yalan söylerler, nefislerine uyarlar"

NEDEN HERKES GÖRMEDİ?

Ay Mucizesinin herkes tarafından görülmesi, Cenâb-ı Hak tarafından dünyada arzu edilen "imtihan sırrı"na ters düşecek ve ister istemez bütün insanların îmana gelmesine yol açacaktı. Bu yüzden Ay'ın ikiye ayrılması, insanların genellikle uykuda veya evlerinde oldukları bir saatte, ani ve kısa süreli olarak gerçekleşti. Ay'ın hergün farklı saatlerde doğması ve farklı yerlerde bulunmasının yanısıra, o asırda gökyüzünü sürekli olarak inceleyen âlimler de yok denecek kadar azdı. Aynı zamanda bazı ülkeler sis ve bulut gibi engellerden, bazıları da saat farkından ötürü Ay'ı göremiyordu. Bu mucizenin gerçekleştiği saatlerde İngiltere ve İspanya'da güneş yeni batıyor, Çin ve Japonya'da sabah oluyor, Amerika kıtasında ise gündüz saatleri yaşanıyordu. Ay'ın görülmesi için yeterli olan şartlar, Arap Yarımadasının dışında en iyi Hindistan'da gerçekleşmiş ve Dhar Şehri Kralı Raja Bjoh ve râiyeti (halkı) tarafından bütün ayrıntılarıyla takip edilmişti. Chamal Nehri kıyısındaki sarayının balkonundan Ay'ın ikiye yarıldığını gören kral, önce dünyanın sonunun geldiğini zannederek korkuya kapılmış, daha sonra da bunun Arabistan'da zuhur ettiği (ortaya çıktığı) söylenen yeni peygamberin bir mucizesi olabileceğini tahmin ederek vezirini Mekke'ye göndermişti. Raja'nın veziri, Efendimizle görüşme şerefine erişmiş ve Ay'ın, O'nun mucizesi sonucunda ikiye ayrıldığını anlayarak İslâmiyeti seçmişti.
Bugün bu bahtiyar hükümdarın torunu olan Bjohzadeler, Hindistan'daki Dhar Şehrinin hemen dışında ikamet ediyorlar (yaşıyorlar).

BAŞKALARI DA GÖRMÜŞTÜ

Şakk-ı Kamer Mucizesi, Hindistan halkı tarafından da görülmüştü. Hatta bu mucizenin gerçekleştiği tarih, daha sonra bir başlangıç yılı olarak kabul edildi ve bazı eserler üzerine işlendi. Bu ülkede ele geçirilen bir heykel üzerinde: "Ay'ın ikiye ayrıldığı senede yapılmıştır" ifadesi bulunuyordu. Bu durum, bazı müfessirler (Kur'an âyetlerini açıklayanlar) tarafından sıkça nakledilmiş ve çok önemli bir delil olarak gösterilmişti. (Kaynak: Ömer Nasuhi Bilmen: "Muvazzah ilm-i Kelâm" 3. Baskı, sayfa: 161)

İLİM GÖRÜYOR

Ondört asır önceki astronomi ilminin ve haberleşme sistemlerinin yetersizliği sebebiyle tam olarak görülmeyen veya görüldüğü halde yeterince yaygınlaşmayan Ay Mucizesi, 4 Mayıs 1967 yılında Florida'daki Cape Kennedy Uzay Üssünden fırlatılan "Orbiter 4" uydusundan çekilen Ay fotoğraflarıyla ister istemez gündeme geldi. Orbiter 4'ün bu çalışmasında, Ay'ın dünyamızdan görülmeyen arka yüzünün resimleri çekilmiş ve 3000 km. uzaklıktan çekilen Ay fotoğraflarında, daha önce küçük bölümler hâlinde çekilen Ay fotoğraflarında farkedilmeyen bazı özellikler göze çarpmıştı. Ay'ın arka yüzeyi, uzunluğu 240, genişliği de yer yer 8 km/yi bulan bir yarık tarafından boylu boyunca kuşatılmaktaydı. (The Müslim Digest, Vol:34, Nos:304, page:35) Bu çatlağın merkezi, 6 derece güney ve 105 derece doğu olarak belirlenmişti. Tabii (doğal) sebeplerle meydana gelen çatlaklar, dalgalı ve düzensiz çizgiler oluşturduğu halde, bu çatlaklar dikkati çekecek kadar düz bir çizgi halindeydi.

ÜÇ ASIRLIK HARİTA

Ay'ın iki parçaya ayrıldığı, bizzat Rabbimiz tarafından ifade edildiğine göre, bu parçaların tekrar birleşmesi sırasında meydana geldiği tahmin edilen çizginin Ay'ın tamamını dolaşması gerekmektedir. Yani birleşme çizgisi, Ay'ın dünyadan görülen yüzünde de bulunmalıdır.
Uzay çalışmalarını yürüten ülkeler, şu ana kadar Ay'ın bu yüzünü çevreleyen bir çatlaktan bahsetmedikleri gibi, İtalyan gök bilimcisi Cassini tarafından üçbuçuk asır önce çizilen Ay haritasını da gözden uzak tutmuşlardır. Modern astronomiyle uğraşan bilim adamları tarafından "son derece önemli" olarak kabul edilen ve bilimsel yönü tartışılmadığı için birçok kitapta yer alan bu harita, günümüze ait Ay fotoğraflarıyla da mükemmel bir uyum göstermektedir. Cassini'nin üçbuçuk asır önce çizdiği bu haritada, dünyamızdan görülen Ay yüzeyinin tamamını kuşatan ve tesadüflere bağlanamayacak kadar muntazam olan bir çizginin varlığı açıkça görülmektedir. 151. sayfada fotoğrafını verdiğimiz bu haritayı inceleyenler, bir cetvelle çizilmiş gibi muntazam olan bu çizgiyi açıkça farkedecektir. Fakat iki büyük taşın üst üste konduğunu veya bazı yerlerde derince çizgiler çizildiğini görüp te bunların uzaylılar tarafından yapıldığını iddia eden Daniken gibi sahte âlimler, bu çizgilerden hiçbir zaman bahsetmeyecektir.

AY YÜZEYİ DEĞİŞİYOR MU?

Değerli kardeşlerim.
Sizlere Cassini'nin haritasından bahsetmiş olmamın sebebi, Ay Mucizesinin yaşandığı zamana en yakın kaynak olmasından dolayıdır. Çünkü Ay Mucizesinden bu yana geçen ondört asır boyunca, Ay yüzeyinde önemli değişmelerin olduğu ve sözkonusu çatlağın zamanla örtülüp kapandığı bilinmektedir.
Ay yüzeyindeki bozulmaların birçok sebebi vardır. Bunlardan biri, sıvı haldeki lavların taşması olarak belirtilmektedir. (Bilim ve Yaşam Ansiklopedisi, Bilim ve Teknoloji Cildi, Gelişim Yayınları shf: 241) Mesela Ay yüzeyinde vaktiyle bir çember şeklinde olan "Ebemkuşağı Körfezi" (Sinüs iridum), yakın sayılabilecek bir geçmişte bu lavlar tarafından doldurularak bir yay hâline getirilmiştir. Ay yüzeyinin bozulmasına sebep olan diğer bir faktör de, sıcaklık derecesindeki ani farklılıklardır. Ay üzerindeki sıcaklık, güneşin belirli bir yüksekliğe ulaşmasıyla birlikte - 80 dereceden +120 dereceye fırlamakta ve 200 dereceyi bulan bu ani ısı değişimleri sonucunda kayalar parçalanarak Ay yüzeyinin görünümünü değiştirmektedir.
Ay'ın son derece yoğun bir meteor (göktaşı) yağmuruna maruz kalması da, yüzeyinin değişmesine yol açar. Ağırlığı bazen tonlarla ifade edilen göktaşlarının yapmış olduğu tahribat, tek kelimeyle dehşet vericidir. Hatta saniyede 40 km. hızla düşen fındık büyüklüğündeki göktaşları bile bir kurşun tesiri yapar ve en sert kayalarda en az 30 cm. derinliğinde ve 60 cm. genişliğinde bir çukur açar. Bilindiği gibi dünyamızın etrafını kuşatan atmosfer tabakası, bu taşlar için mükemmel bir kalkan görevi yapmaktadır. Buna rağmen nadir de olsa düşen göktaşlarının açtığı dev kraterler, herhangi bir atmosfer tabakasına sahip olmayan Ay yüzeyinin ne kadar fazla bozulabileceğini ortaya koymaktadır.
Yukarıda saydığımız bu sebeplerden dolayı Ay yüzeyi her an değişmekte ve farklı bir görünüme kavuşmaktadır Bu yüzden şimdi değişmiş veya kısmen kapanmış olsa bile, üçbuçuk asır önceki Ay haritasında gösterilen (ve ay ikiye ayrıldıktan sonra, tekrar birleşmesiyle meydana gelen) o muazzam çatlak, önemini korumaktadır.
Modern Astronominin Ay mucizesiyle ilgili tespitleri (veya inkârları) hangi boyutta olursa olsun, inananlar için fazla bir önem taşımaz. Çünkü bu mucize, bizzat Allah tarafından doğrulanmakta ve Kur'anda şöyle ifade edilmektedir:
"Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Onlar (müşrikler) bir âyet (mucize) görseler, ondan yüz çevirip: "normal bir sihir" derler, yalan söylerler, nefislerine uyarlar" (Kamer Suresi l -3. âyet)

Değerli kardeşlerim.
Ümmeti olmakla iftihar ettiğimiz o yüce Peygamberin görür gibi incelemiş bulunduğumuz mucizeleri, sayıca bini geçtiği için ciltlere sığmaz.
Ben bu kitapta, o mucizeler denizinden bir damla takdim ettim sizlere.
Bu mucizeleri bizzat Efendimizin ağzından dinlemek ve onları tekrar yaşamak ister miydiniz?
Böyle bir şeyi kim istemez, öyle değil mi?
Bunun için yapacağımız tek şey, Peygamberimizin emrettiği şekilde yaşamak ve böylelikle O'nu ne kadar sevdiğimizi ispat etmektir.
Peygamberimize olan sevgisini hayatıyla, Efendimize yaptıkları dua ve selat-ü selamlarla ispat edenler mutlaka Cennet'e girecek, O'nunla orada yüzyüze sohbet edecek ve bu mucizeleri bizzat O'nun ağzından dinleme şerefine ulaşacaktır.
Çünkü Peygamberimizin müjdelediği gibi: "insanlar, sevdiği kişilerle beraber olacaktır."

_________________
O NURU GÖNDER İLAHİ,ASIRLAR OLDU YETER
BUNALDI MİLLETİN AFAKI BİR SABAH İSTER.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> PEYGAMBERİMİZ Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.042