BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

ABDÜLKADiR GEYLANi HAZRETLERi

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM ALİMLERİ ve TASAVVUF BÜYÜKLERİ
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
***cafer***
Astsubay Çavuş
Astsubay Çavuş


Kayıt: 19 Ksm 2007
Mesajlar: 67
Konum: KAHRAMANMARAŞ

MesajTarih: Çrş Ksm 28, 2007 10:51 am    Mesaj konusu: ABDÜLKADiR GEYLANi HAZRETLERi Alıntıyla Cevap Gönder

Gavs-ül Azam, El-Bazül Esheb, Kutb-ur Rabbani, Sultan-ül Evliya, Kadiri Tarikatinin kurucusu, piri olan hazreti Pir Abdülkadir Geylani (k.s) Efendimiz H. 470, M.1075 tarihinde Hazer denizinin güneyinde olan Geylan kasabasinin Nayf köyünde dünyaya tesrif etmislerdir.

Muhterem babalari hz.imam-i Hasan (r.a) Efendimize ve muhterem anneleri hz. imam-i Hüseyin (r.a) Efendimize ulasan nesepleri itibariyle Rasulullah (s.a.v) Efendimizin mübarek soyuna dayanir.Abdülkadir Geylani hz.daha dogmadan, ileride büyük bir zat olacagina dair alametler, isaretler görülmüstü.Mübarek babasina rüyasinda Peygamber efendimiz (s.a.v) ;“Ey Ebu Salih! Allahü Teala bu gece sana kamil, olgun ve derecesi yüksek bir erkek evlat ihsan etti. O benim oglum ve sevdigimdir.

Evliya arasinda derecesi yüksek olacak.“ Buyurdu. Kücük yasinda tahsil icin Bagdat’a gitmistir. Ve orada abdülhayr Müslim-i Debbas hz,ile bulusarak feyz almislardir. Daha sonra basta Seyh Ebu Said-i Mahzumi ve o zamanlarin ünlü Hak dostlari ve ulemalari ile bulusarak ilim, irfan, kemal sahibi olan hz. Pirin nurlu hayatini yalniz islam kayanklari degil, yabanci müellifler de büyük bir hayret ve hayranlikla takip etmislerdir.

Hicri 567 (miladi 1166) tarihinde 91 yasinda Bagdatta ebedi aleme intikal buyuran ve mübarek türbeleri hala ziyaret akinina ugrayan Abdülkadir Geylani hazretlerinin sayilamayacak kadar cok harikulade halleri ve menkibeleri ibret ve hikmet dolu sözleri ve ögütleri vardir. Kurdugu tarikat bütün islam ülkelerine yayilmis ve milyonlarca insan bu feyiz ocaklarinda onun ruhaniyetinden feyz almistir. Onun icin ;“ask ile dogdu, kemal ile yasadi ve kemal-i ask ile Rabbine kavustu diyenler elbette isabet buyurmuslardir.“

Abdülkadir Geylani hazretlerini bu kadar kisa bir hal tercümesi icinde anlatmaga ve anlamaya imkan ve ihtimal yoktur.Onu en güzel tarif edenlerden birisi olan Yunus Emre Pir Abdülkadir Geylani hazretleri icin su misralari yazmistir: Seyyah olup su alemi ararsan,Abdülkadir gibi Sultan bulunmazCeddi Muhammeddir eger sorarsanAbdülkadir gibi Sultan bulunmaz. Asik Yunus ceker yüce gayreti,Üstümüzde hazir ola himmetiOglum demis Ona Rasul hazretiAbdülkadir gibi Sultan bulunmaz.

Hak yeri yaratip gögü düzeli,Hos nazar eylemis ona ezeliEvliyalar ser cesmesi mana güzeli,Abdülkadir gibi Sultan bulunmaz. Bunun icin Abdülkadir-i Geylani (k.s) : Bütün günesler batti ve gitti,Bizim günesimiz batmayacak ebedi…Sözü ile dogmus olan bu essiz günesin kiyamete kadar parlayacak etrafina isik sacarak, huzuru mahserde de sefaatcimiz olacagi bildirilmistir. Dogdugu senenin Ramazini Serif ayinin sonunda havalar bulutlu gecmisti.

Bunun icin Ramazanin cikip cikmadiginda tereddüt edildi. Halk annesine cocugun süt emip emmedigini sordular, emmedigini ögrenince Ramazani serifin henüz cikmadigini anlayip oruca devam ettiler. Baslangicim söyleydi: Dilerde söylenirdi,Besikteyken oructum,bunu herkes bilirdi.

Bir sohbet toplantisinda Abdülkadiri Geylani hazretleri disari cikmisti. O disarida iken Seyh Hammad Debbas hz.“ Su genci görüyormusunuz? Bir zaman gelecek ayagi bütün velilerin boynunda olacak, her veli ona itaat edecek“ diye buyurdu. Abdülkadir Geylani hz,nin kadin müridlerinden biri dagda iken ihtiyac icin magaraya girdiginde, daha önce ona asik olan bir ahlaksiz da ardindan magaraya girdi. Kadina yanasip ,onun namusuna leke sürmek niyetindeyken, kadin kacti fakat saklanacak yer bulamadi.Gavsul Azamm’in ismini zikrederek,“Yardim et ya Gavsul Azam! Ey insanlarin ve cinlerin Gavsi, yetis ey seyyid Abdülkadir Geylani“ deyip feryad etti. O anda Gavsul Azam medresede abdest aliyordu, ayagindaki nalinlari cikarip magara yönüne savurdu. O kötü adam arzusuna kavusamadan nalinlar basina vurmaya basladi.

Adam ölene kadar o nalinlar basina vurdular. Kadinda mübarek nalinlari alip, hazreti Gavsa getirdi, basindan gecenleri anlatti . Oradakiler atilan nalinlarin hikmetini anlayip, Gavsul Azamin büyüklügünü bir kez daha müsahede ettiler. Abdülkadir Geylani hazretleri müridlerinin, talebelerinin tevbesiz vefat etmemeleri icin dua etti.“Allahim ! Ceddim , habibin Muhammed (s.a.v) ve kullarindan takvaya erenlerin hatiri icin, hicbir müridimin ruhunu tevbesiz alma“ diye yalvarmistir. iyi müridlerin hali malum, ya kötü müridlerin hali ne olacak? Diye sorduklarinda;“iyi olanlar kendilerini bize adamislerdir. Kötülere gelince bizde kendimizi onlari kurtarmak icin adadik!.“ Onu gören tesiri altinda kalir, mübarek biri oldugunu hisseder, kalbi kati ise yumusardi.

Cuma günleri camiye giderken , halk onu görmek icin sokaklara dökülürdü. Abdülkadir Gaylani hazretlerinin tasavvuftaki yoluna kadiri tarikati denir. Tarikatin hususiyeti, dinin emir ve yasaklarina uymak, devamli zikir, Allahü Tealayi anmak, gönlü Allah (c.c) tan baskasina meyl etmemek. Abdülkadir Gaylani hazretleri tasavvuf bilgilerini herkesin anlayacagi sekilde sundu.Peygamber Efendimizin bereketiyle sözleri gayet tatli ve tesirli idi.

KADiRi TARiKATININ ESASLARI

1.Himmeti yüce olmak,
2.Haramdan sakinmak,
3.Hizmeti güzel yapmak,
4.Azimetten ayrilmamak,ruhsati birakmak,
5.Nimete saygili olmak. Himmeti yüce olanin dereceside yüce olur.

Haramdan sakinani Allah (c.c) kötülüklerden korur.Hizmeti güzel olan ehli kerametten olur.Ruhsati birakip,azimetlere devam eden daima hidayet üzerindedir.Nimete saygili olan,sükrünü eda etmis olur. Dine uygun olmayan bir seye müsade etmezdi.

Geylani hazretlerinin sohbetleri ile hasta gönüller sifa bulur, kati kalpler yumusardi. Insanlarin manevi hastaliklarini tek tek bildirir, onlari tedavi ederdi. “Bugünden kiyamete kadar arkadaslarimdan her hangi bir kimsenin her hangi bir müridimin ve mühibbimin biniti kayarsa onun elinden (Allahin izniyle) tutan benim. Ey kisi ! Atima eyer vurmus, mizragim dikilmis, kilicimi kinindan cekmis ve okumu germis olarak,haberin olmadan seni korurum.” Geylani hazretleri bu sözüyle sünnetten derledigi Kadiri prensip ve kaideleri kasd ediyor.
Müridine eger bunlari tatbik edersen seriatim CADDE-i KÜBRA’sindan ayrilmamani saglayan bu prendipler haberin olmadigihalde seni korurlar. Imansiz gitmeni, ebedi saadeti elden kacirmamani temin ederler. Evet Abdülkadir Geylani ve benzeri Allah dostlari sactiklari ilim, irfan ve biraktiklari feyzi yezdan sayesinde kiyamete kadar ümmeti Muhammedin bir gurubunun imanini korurlar, Allah’in izniyle muhafaza ederler.Allah (c.c) onlardan olmayip, kiliflarina bürünenlerden bizi ve ümmeti Muhammedi muhafaza buyursun.AMIN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:27 am    Mesaj konusu: Geylani Hz (Allah-ın rahmet kapısına teşvik) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz (Allah'ın rahmet kapısına teşvik)

Ciddi olarak Allah?a (CC) isyan etmekten kaçın. O?nun (CC) rahmet kapısına devam et. Bütün gücünü ve kuvvetini Allah (CC) için harca. Taatında sarfet. Yalvar, ihtiyaçlarını O?na (CC) arz et. Başını önüne eğ, kork, Hakk?ın (CC) gayrına nazar etme. Hevaya koşma, yaptığın işlere karşılık bekleme. Ne dünyayı iste. Ne de ahiretin güzelliklerini taleb et. Hiçbir şeyden hak taleb etme, kendini bir kul gör. Şunu iyi bil ki; kul ve elindeki bütün mal mülk efendisinindir, hiçbirine karşı hak iddiasında bulunamazsın.

Edepli ol? Hakk (CC) katında her şey ölçülüdür. Ne geç olacak erken olur, ne de erken gelecek sonraya kalır. Zamanı gelince nasibin gelir. İstesen de istemesen de hakkını alırsın?

Senin için gelmesi mukadder olan şeylere hırs göstermen yersizdir. Senin için olmayan, başkasının hakkı olan şeylere, hasret çekmen yakışıksızdır.

Halen kimseye mal olmayan şeyler iki kısımdır: Birincisi senin olması ihtimalidir. Eğer böyle ise o şeye neden hasret çekip üzüntü duyarsın. Bugün olmasa dahi, yarın o senindir. Nasıl olsa bir gün ona kavuşursun. İkincisine gelince, senin olmayacak şeylerdir. Bu durum ciddi ise, yine üzüntün ve çektiğin yorgunluk boştur. Nasıl olsa sana gelmez. Onun ardından koşman sana ne fayda sağlar. Sana, ancak boş yere zahmet çekmek kalır.

Allah (CC) yolunda, ne gibi bir terbiye tavrı takınmak gerekse onları bulmağa çalış. Bulunduğun halde Allah?a (CC) kulluk et. Hazır vaktini O?nun (CC) yoluna harca. Başını ondan başkası için eğme. Gözlerini O?ndan (CC) gayrı şeye atma. Allah-ü Teala (CC) şöyle buyurdu:

- ?Gözlerini, dünya adamlarına verdiğimiz nimetlere uzatma. Onlar geçici şeylerdir. Dünya süsüdür. Biz onları tecrübe ediyoruz. Rabbın (CC) sana verdiği, hem devamlı, hem de sonsuzdur.?

Bu Ayet-i Kerime?nin hükmüne göre, Hakk?tan (CC) gayrı şeylere bakman yasaktır. Ne olursa olsun, dünya için sana yetecek kadar rızık verilmiştir. Asıl vazifen ahiret için azık hazırlamaktır, ona çalış. Bilemezsin, belki dünyalık işlerin bol olsa imanın elden gider, helak olursun?

Mesela: Her şeyi iyi ölçülere vurmayı bilerek dünya nimetlerinden sayılan güzel bir kadın alırsın. (Bu mutlaka lazımdır) Buna ihtiyacın vardır. Bu ihtiyacın giderilmesi bir çok güç şartlara bağlıdır. Bu güçlükler elindeki şaşmaz kıstasa göre olursa, kolay olur. Evvela biraz tuhaf görünürse de, sonra kirden temiz, saf, güzel bir mükafat olur. Bu sayede kendini kötü yoldan, kinden, öfkeden, onun bunun namusuna bakmaktan kurtarmış olursun.

Yine elindeki sağlam ölçülerle yürüdüğün takdirde, çoluk çocuk yükleri sana hafif gelir. Elbetteki bu hafiflik, Allah (CC) yolunda olduğun müddet devam eder. Allah-ü Teala (CC) yolunda olan kullarını haber verirken, ev halkını islah ettiğini de haber vererek:

- ?Biz, ona zevcini yarar hale getirdik.?

Yine bir kulunun ağzından şöyle hikaye eder:

- ?Ya Rabbi (CC)! Bize hanımlarımızdan ve türeyecek sülalemizden gözdeler yap. Bizi iman sahiplerine önder kıl??

Bir babanın çocuğuna duasını da şöyle haber verir:

- ?Ya Rabbi (CC)! Onu halinden hoşnut kıl.?

Bu ayetler birer duadır. Bu duaları okuman lazım. Çocukların ve gelecek zürriyetin için böyle dua et!

Muhakkak ki, ilahi saltanat hükmünü sürer. Senin dua etmen veya etmemen, onda bir şey arttırmaz veya eksiltmez; ama senin için çok önemi vardır. Yapacağın bir dua ile, zararlı şey zararsız şey haline gelebilir, az şeyle çok iş görebilirsin. İşte bu sebepten her zaman dua et ve Allah?a (CC) her zaman yalvar.

Bu dua işi, yalnız aile hayatını korumakla değil, dünyada bütün nimetlerde aynıdır. Elbette ki, hak ölçülere bağlı olarak, tabii ihtiyaçların hepsini tatmin edeceksin. Yemeklerini muntazaman yiyecek ve giyeceğini zamanın ihtiyacına göre temine çalışacaksın. Bunları yaparken ilahî emri takip ettiğin için maddi ve manevi mükafat alırsın. Kıldığın namaz, tuttuğun oruç, yaptığın haç gibi faydalı ibadetlerden daima iyilik bulursun.

İhtiyacından artan şeyleri, ayrıca sarfedersen daha faydalı olur. Bunları sarfederken evvela fakir, ihtiyaçlı dostlarını, yakın komşularını ve diğer fakir din kardeşlerini gözetmelisin. Bunlara verirken elindeki malını ona göre hesaplarsın. Herkese halince verirsin, kendi ihtiyacını da göz önünde tutarsın. Her:

- ? Muhtaçtır??

Denilene bol keseden verme. Haber, görme gibi değildir. Gör, tahkik et, ondan sonra ver.

Her işlerinde olduğu gibi, bu işlerde de manevi yolu elden bırakma. Şüpheli şeylere karışma. Daima açık kalpli ve doğru ol.

Sabırlı ol,sabırlı? Allah?ın (CC) rızasını gözet, rızasını?

Kalbini muhafaza et, kalbini? Huzur içinde yaşa,huzur içinde? Şahsiyetini elde tut, elde? Sessiz olmaya çalış, sessiz? Daima yerinde konuşmaya alış, uygunsuz şeylerden çekin. Kurtuluş yollarını ara? Uçurumlardan sakın. Ruhî ve derunî kuvvetler önünde başını eğ; kalb alemine dal? Utan? Utan? Allah (CC)? Allah (CC)? Allah (CC)? Sonra yine Allah (CC)? Taa, iş sonuna varıncaya kadar böyle?

O zaman ölmeden evvel ölürsün, o devreye kadar çektiğin elemler sona erer. İlahi rahmet, fazilet denizine girersin. Orada temiz olunca çıkarılırsın. Çıkınca, çeşitli nurlar gönlüne dolar. Bilinmeyen sırlara sahip olursun. Hiç kimsenin bilemiyeceği sırları öğrenir, garip diyarlar görürsün.

Daha sonraları, rahmet kapıları önünde perde perde açılır. Sen orada, aldığın ilhamlarla açık açık konuşmaya başlarsın. Benliğin ölmüştür. Bu durumda ilahi varlık seni tamamen kapamıştır.

Bu halde, sana verilen artık alınmaz.

Yokluğu olmayan bir zenginliğe erişirsin. Kuvvetini kimse yenemez. Yüksekliğine kimse erişemez.

Eriştiğin bu makam, Hz. Yusuf (AS) makamıdır. O?na (AS) söylenen şu hitap sana da söylenir:

- ?Sen bizim yanımızda yerli ve eminsin.?

Hz. Yusuf?a (AS) gelen bu hitap, zahirde Mısır sultanının ağzından çıkmıştır. Aslında o sultan, Hak lisanına bir perde sayılırdı. Esas söz; Allah?ındı (CC)? O, zahirde bir padişah sayılır, ama onun temsil ettiği makam, nefis, marifet, ilim, yakınlık, hususiyet yüksek derecede idi. Arif olanlar bu hali daha iyi anlarlar.

Dünyalık nimetlerin çoğalmasına ne hacet var? Elinde az da olsa seni geçindirecek kadar dünyalığın mevcuttur. Bu arada sana gereken en önemli iş kanaat sahibi olmaktır.

Haline razı ol, fazlasını isteme, gelirse al. Her şeyi Hakk?tan (CC) bil. Helalinden almaya gayret et. Yolun böyle olsun. Bütün gayretini Hakk (CC) yolunda sarf et. Her istediğin ve her arzun Allah (CC) yolunda devam etsin. Ancak bu şekilde hareket edersen doğruyu bulman mümkündür. İyiliğe bu yoldan varılır. Gerek dünya gerekse ahiret güzelliklerini, Allah (CC) rızasını kazandıktan sonra bulabilirsin. Bir Ayet-i Kerime de mealen şöyle buyurulur:

- ?Onların yaptıklarına mükafat olarak, öbür alemde verilecek nimetlere kimsenin aklı ermez. O göz kamaştırıcı nimetleri hiçbir nefis bilemez.?

Beş vakit namazı, vaktinde eda etmekten daha güzel bir şey olamaz. Günahları bırakıp, Hakk (CC) yoluna girmekten daha hayırlı bir şey tasavvur edilemez. Bizim anlattıklarımızdan daha yararlı bir söz söylenemez. Allah (CC), bunları yapmayı bizlere nasip etsin. Cümlemizi, sevdiği yolda muvaffak buyursun.

Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:32 am    Mesaj konusu: Geylani Hz.(Allah-ın verdiğine razı olmak) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz.(Allah'ın verdiğine razı olmak)

Azla yetin ve ciddi olarak böyle kal? Daha yüksek dereceye çıkıncaya kadar haline şükret. İyisine kavuştuğun zaman da elinde bulunanın kıymetini bil? İlk başta sabırlı ol. Sabırsız insana iyilik yakışmaz. Sabır, insanın kıymetini arttırır. Dünyanın nimeti her an değişir. Sabırlı olursan durmadan yükselirsin, iyiliklere kavuşursun.

Şunu iyi bil ki; her şeyin ardından koşmak, ele bir şey geçirmez. Yalnız, kısmet olan gelir. Sabırla kısmetini beklemen, nasibini eksiltmez. Ne her şeye hırsla koş, ne de gelecek olan gelir diye, otur. Yat?.

Geleni al. Giden için de üzülme. Eğer bir şey nasip değilse yıllarca didinsen eline geçmez. Hırsı bırak, sabırlı ol. Halini muhafaza et. Kalbine sahip ol, Kötülük koyma. Allah?tan (CC) afiyet iste. Sebebe yapışmayı da ihmal etme.

Allah?ın (CC) emri dışında kimseden bir şey alma. Yine O?nun (CC) emri dışında kimseye bir şey verme. Kendi hevesine kapılıp çeşitli işler yapma. Kendine bu kadar fazla güvenme. Allah?a (CC) güven. Mağrur olma. Sonra senden daha şerli kimseleri başına bela eder. Her şeye hakkını ver. Zalim olma. Zalim Allah?ı (CC) aldatamaz. Kahrından kurtulamaz. Hakk Teala (CC) şöyle buyurdu:

- ?Biz, zalimleri birbirine düşürürüz.?

Allah?ın (CC) emri kat?i, askerleri kuvvetli, saltanatı sonsuzdur. Her emri, istisnasız yerine gelir. Bunlara iyice inan. Böyle bir padişahın mülkünde yaşadığını bil. O?nun (CC) mülkü devam eder. İlmi, bütün kainatı kuşatmıştır. Hükmü her yerde geçer. Her yaptığı işte adalet vardır. Ne yerde, ne de gökte O?ndan (CC) saklanan bir şey olmaz. Hiçbir zalimin kötülüğü yanına kalmaz. İnsanın kendi mevhum varlığını ortaya atması da bir zulümdür. Allah?ı (CC) bırakıp mahluka güvenmek de şirk olur. Nefsini ve halkı bırak yalnız Allah?a (CC) kul ol. Şirkin büyük zulüm olduğunu Allah-ü Teala (CC), şu Ayet-i Kerimelerle bize haber verir.

- ?Şirk koşma, şirk büyük zulümdur.?

- ?Allah (CC) şirki bağışlamaz. Ondan gayrı her günahı isterse affeder.?

Şirke yanaşma, şirkten çok sakın. Bütün halinde Allah?a (CC) ortak koşmaktan kork. Kalbinle ve diğer duygularınla günah işlemekten kork. Günahın gizlisini, aşikaresini bırak. Allah?tan (CC) kaçma, nereye gitsen seni bulur. Allah?ın (CC) verdiği hükümler karşı olma, sonra seni ezer. O?nun (CC) işlerine karışma, rezil olursun. O?ndan (CC) gafil olma, uyandırırsa utanırsın. O?nun (CC) sırlarını yabancılara açma, mahvolursun. Allah?ın (CC) gösterdiği yolu keyfine göre tefsir etme, yerin dibine batarsın. Kalbin kapkara olur. İman nurun söner. Anlayışın yok olur. Şeytanlar üzerine atılır. Nefsin seni boğar. Bütün dostların düşman olur. Komşuların seni sevmez. Arkadaşların senden uzaklaşır. Evinde bulunan yılan, akrep, cinler ve bütün hayvanat sana hıyanet eder. Dünyada kısmetin kesilir. Ahirette ise en çetin azaba girersin.

Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:34 am    Mesaj konusu: Geylani Hz (iman sahibini tecrübe) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz (iman sahibini tecrübe)

Allah (CC), kulunu imanı nispetinde dener. Bu böyledir. İman yükseldikçe deneme nispeti o derece artar. Büyür. Çoğalır.

Resulün imtihanı, nebininkinden büyüktür. Çünkü imanı üstündür. Nebinin başına gelen de bedelin başına gelenden ağırdır. Bedelin iptilası da velininkinden zordur. Çünkü iman bakımından veliden ileridir.

Velhasıl herkes imanı nispetinde denenir.

Şu Hadis-i Şerif bu durumu çok güzel anlatır:

- ?Biz Peygamberler (AS) zümresiyiz. Belanın en çoğu bize verilmiştir. Sonra sıra ile??

Allah-ü Teala (CC) bunların gaflet yoluna sapmalarını istemez. Daima huzur içinde olmalarını arzu eder. Bu sebeple büyüklere belaya karşı tahammül verir. Çünkü, Hakk?a (CC) koşarlar. Seven, sevdiğinden başka bir şey istemez. Bela bunların kalbinde bekçidir. Nefislerinin de bağıdır. Onları asıl matlup olan, Hakk?tan (CC) başkasına meyletmekten korur. Yaratandan (CC) başkasına sığınmaktan esirger?

Bu hallerinde o büyük insanların kötülüğe karşı meyilleri kalmaz. Nefisleri kırılır. Hakk (CC) batıldan böylelikle ayrılır. Şehvet ve şahsi arzu hisleri bertaraf olur. Onlar, nefislerinin hoşuna giden şeylere meyletmekten çok korkarlar. O nefsin hoşuna giden, ister dünya işi olsun, isterse ahiret?

Bu güzel halle onlar daima Hakk?ın (CC) rızası yoluna koşmaya çalışır. O?nun (CC) hükmüne razı olurlar. Hak ne verdiyse onunla yetinirler?

Onlar, imtihan yolu ile gelen belalara sabreder, böylelikle halkın şerrini görmezler. Her şeyden emin olarak yaşarlar. Onlar bu hallerinde nefislerini kırar, Hakk?a (CC) götürmeye gayret ederler.

İnsan kendine böyle bir yol tuttuktan sonra, kalben gideceği hakiki yolda kuvvet bulur. Diğer azaların da kötü yola gitmesini önler.

Çünkü, bela imtihan için gelir. Kalbi kuvvetlendirir. Vicdani kanaati arttırır. İmanı hakikate erdirir. Hak yolda sabrı çoğaltır. Nefsi kötü arzuları zayıflatır. Her bela geldikte, mümin de sabır ve Hakk?ın (CC) hikmetli işlerine karşı teslim ve rıza olur. Ona her işinde yardım eder. Bol nimet gönderir. Kula, her yaptığı işte muvaffakiyet ihsan eder. Ayet:

- ?Eğer şükrederseniz, biz de ihsanımızı arttırırız.?

Nefis, kötülüklerden her hangi birine hoşlanarak giderse, şehvet yolunda harekete geçtiği zaman da, kalp ona yersiz olarak uyarsa, Hakk?tan (CC) gafil olur. Bu gafletin bir neticesi olarak, Hakk Teala (CC) hem nefse, hem de kalbe felaketli işleri verir, aleme rüsvay eder. Çeşitli felaketlere uğratır. Halkı başına musallat eder. Aç bırakır. Hasta eder. Bunların sonu, karasız bir durum alırlar. Böylece hem kalp, hem de nefis bulacaklarını bulurlar.

Eğer kalp, nefsin isteğine uymaz, dini bir emir almadan hareket etmezse -bu emir Velilere (RA) ilham, Peygamberlere de (AS) vahiy yolu ile, diğerlerine işaretle gelir- Hakk (CC) Teala (CC) mükafat olarak kalbe ihsanlar yapar. Rahmetine bol kılar. Bereketini arttırır. Afiyet ihsan eder. Her şeyden razı olma tadını verir. Nur, marifet ve kendine yakınlık verir. Kalbin zenginliği ve bütün belalardan kurtulmak yolunu gösterir. Aynı zamanda düşmanlara karşı yardım eder.

Bu anlattıklarımızı iyi anla?Kendini hak yolda muhafaza et? Nefsine icabet etme? Belaya girmekten sakın. Hak yolda Allah?ın (CC) emrini gözet. Dünya ve ahiret işlerinde O?na (CC) teslim ol?

Ve? Allah (CC) dilerse böyle ol!?

Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:35 am    Mesaj konusu: Geylani Hz.(şeytanla bir konuşma) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz.(şeytanla bir konuşma)

Rüya gördüm: Büyük bir topluluk içindeydim. Şeytan da orada idi. Onu öldürmek istedim. Bana şöyle dedi:

- ?Beni neden öldürmek istiyorsun? Benim ne günahım var? Eğer bir şey şer olacaksa, onu hayra çeviremem. Yine bir şey hayır olarak kalacaksa, onu da şer yapmağa gücüm yetmez. Benim elimde ne var??

Tipi erkekle kadın arası bir halde idi. Güzel konuşması (!) vardı. Yüzü buruşuktu. Çenesinde biraz kıl vardı. Görünüşü çirkindi. Biçimi sevilecek gibi değildi.

Sora yüzüme baktı, hafifçe utanarak gülümsedi.

Bu vaka: Hicri 12. Zilhicce?nin 516 Pazar gecesi oldu.

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:36 am    Mesaj konusu: Geylani Hz (sana şüphe vereni bırak hadisi) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz (sana şüphe vereni bırak hadisi)

Biri şüpheli, diğeri şüphesiz iki şey arasında kalırsan şüphesiz tarafı al, öteki tarafı bırak. Mümkün olduğu kadar şüpheli şeylerden kaç?

Herhangi bir şeyin şüpheli tarafı kalmasa dahi kalbin razı değilse yine alma, bekle. Zuhurata tabi ol. Bilhassa manevi emirle yasak olduğu bildirilen şeyi yapma, emre uy. Sanki o yapacağın şeyle hiç karşılaşmadın. Rabbına (CC) dön, rızkını ondan bekle. Eğer O?nun (CC) kapısına gitmek istemezsen seni hatırına bile getirmez.

Hakk Teala (CC) seni unutmaz. Kafirlerin bile rızkını verir. Seni hiç unutur mu? Yeter ki, sen O?nun (CC) emirlerine uyasın. Gece gündüz O?nun (CC) yolunda gitmeye gayret et. Sen mümin, muvahhid gece gündüz O?nun (CC) kulluğuna bağlı olursan seni unutmaz ve rızkını bol bol gönderir?

Başka mana: Halkın sahip olduğu malı bırak, onlardan bir şey bekleme? Kalbini onlara bağlama, ne onlardan kork ne de bir şey bekle. Senin için haram olmayan şüpheden de berî olan Allah?ın (CC) helal gösterdiği şeyi al?

Her şeyi O büyük varlığa (CC) bağlamalısın. İsteyeceğini O?ndan (CC) istemelisin. Sonra, her şeyini O varlık (CC) verebilir. Ümidin ve korkun da O?ndan (CC) olmalı. O büyük varlık (CC) da Hakk Teala (CC) olduğunu bil?

Her varlığın yakasını O (CC) tutmuştur. Halkın kalbi O?nun (CC) emri ile çarpar. Şu, ayakta gezen varlıklara O (CC) hayat verir. Onlardan sana bir iyilik gelirse, onlardan değil Hakk?tan (CC) bil. Onlar mallarının başına Hakk (CC) tarafından bekçi olarak konmuşlardır. Onlar bir nevi Hakk (CC) tarafından vekil olarak, mallarının başında beklerler?

Sana herhangi bir şey verilirse Hakk?ın (CC) emri ile geldiğini anla. Verdiren ve verdirmeyen O?dur (CC). Aziz Mevla (CC) şöyle buyuruyor:

- ?Allah?ın (CC) ihsanını isteyiniz. Allah?tan (CC) başka çağırdığınız putlar size gıda vermezler. Rızkınızı Allah?tan (CC) isteyiniz. O?na (CC) yalvarınız. O?na (CC) şükrediniz. Çünkü O?na (CC) döneceksiniz. Kullarım benden sorarlarsa, yakın olduğumu söyle? Ben dua edenin duasını işitirim, bana dua ediniz ki, kabul edeyim.?

Sizi besleyen Allah?tır (CC). O (CC) metindir. Kuvvet sahibidir. Allah (CC) dileğine hesapsız rızık verir.

Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:38 am    Mesaj konusu: Geylani Hz. (Ahdi yerine getirmek sözünde durmak) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz. (Ahdi yerine getirmek sözünde durmak)

Henüz iman bakımından olgunlaşmadığın ve yakîn hali yönünden hakikate ermediğin bir zamanda; bir kimseye her hangi bir şeyi vaad edersen sakın dönme; ta ki; imanın yokluğa gömülmesin ve yakîn halin elinden gitmesin.

İmanın kalbinde kuvvetlendiği, yakîn halin de hakikate erdiği zaman, sana manen şu hitap gelir:

- ?Sen bugün bizim devletimizde kararlı ve eminsin.?

Bu hitap sana tekrar tekrar ve her tekrarında ayrı bir şekilde söylenir?

Sen artık bu hallerden sonra seçkin olursun, belki daha üstün. Varlığın Hakk (CC) varlığına kavuşur, iraden kalmaz. Aradığın her şeyi sende bulursun. Hayrete düşecek acaiplik görmezsin. Bu hallerin hiç biri seni şaşırtmaz? Ne gördüğün Hakk?a (CC) yakınlık gözlerini kamaştırır, ne de bulunduğun derece seni hayrete düşürür.

Himmetin yükseldikçe yükselir, maddi varlığın akar gider. Dileğini Hakk?a (CC) teslim edersin, yaratılmış şeylere değil. Gönlünü onların sahibine verirsin. Ne dünya ne de ahiret, hiç birini arzu etmezsin. Gönlünü Mevlaya (CC) verir, kalbini O?ndan (CC) gayri her şeyden temizlersin. Çünkü; Allah?ın (CC) rızasına kavuştun; cennetine vaat aldın? Netice: Hakk (CC) işlerdeki manevi tecelliyi anladın ve onlardan hoşlandın? İşte, bu in?am[1] ve ihsanlar imanından dolayı sana yapılıyor.

Anlattığımız hallerden birine erdiğin vakit, en ufak şahsi şey düşünecek olursan öteye geçemezsin; düşünmezsen bir evvelki halin daha ilerisine, daha üstün ve güzeline kavuşursun. Evvelkinden hoşlanmaz öbürüne koşarsın? Sana bütün ilim ve anlayış kapısı açılır, bu sayede içinden çıkılmayacak en ince meseleleri çözersin. O meselelerdeki hikmet kapılarını açar, saklı iyilikleri meydana çıkarırsın?

[1] nimet verme, iyilik yapma

Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:42 am    Mesaj konusu: Geylani Hz. (Hakkı şikayet etmemek) Alıntıyla Cevap Gönder

Geylani Hz. (Hakkı şikayet etmemek)

Sana tavsiye: İhsan edildiğin hiçbir hayrı kimseye söyleme? İsterse bu dostun olsun?

Sonra? Hikmeti icabı sende yapacağı ve tecrübe için vereceği bazı belalardan dolayı Allah?ı (CC) ithama kalkışma? Bil ki; sana düşen vazife, bela olursa sabır göstermektir, hayra da şükretmek?

Nimeti bulmadan bulmuş gibi görünüp şükretmek, içinde bulunduğun bir felaketi şikayet etmekten daha iyidir?

Nimet-i İlâhiye?den mahrum olan tek kişi gösterebilirmisin? Hayır!.. İşte ayet:

- ?Allah?ın (CC) nimetlerini saymağa kalksanız bitiremezsiniz??

Sende o kadar Nimet-i İlâhiye var ki; hiç birini görmek istemiyorsun?

Kalben hiçbir mahluka gönül verme. Ve, kalben hiçbir kimse ile ünsiyet etme? Bulunduğun hali kimseye anlatma. Ülfetin Allah?a (CC) olsun. O?na (CC) güven. Derdini O?nun (CC) kuvvetiyle O?na (CC) açarsın? Arada ikinci bir varlık göremezsin? Çünkü başkası varlığını ispat edip zarar veya menfaat vermeğe haklı değildir. Belayı senden yine O (CC) defeder. İzzeti ve zilleti O (CC) meydana getirir? O?ndan (CC) başkası ne yükseklik vaad eder; ne de aşağı derecelere indirir. Başkası ne zengin edebilir, ne de fakir. Ve hiçbir şeyi hareket ettiremez ve durduramaz. Hepsini HakK (CC) yaratır ve hepsi O?nun (CC) yed?inde ve O?nun (CC) iznindedir. Her şey O?nun (CC) emriyle cereyan eder ve yürür. Her şey muayyen vakte bağlıdır. Kafi derecede gelir. Sonra gelecek evvel gelmez. Evvel gelecek de sonraya kalmaz. Allah-ü Teala (CC) şöyle buyuruyor:

- ?Allah (CC) sana bir zarar verecekse alacak yine O?dur (CC). Şayet sana bir hayır murat edecekse, o hayrı senden çevirecek yoktur.?

İhsanını istediği kullara verir. O (CC) hem Rahîm(CC), hem deGafûr?dur (CC)?

Afiyette bulunduğun halde Hakk?ı (CC) şikayete kalkışma. Yanında Allah?ın (CC) bol nimeti olduğu halde fazlasını isteme. Sana verdiği nimeti görmez olup inkar yoluna sapma. Bu halin bir nevi istihza olur. Sonra, Allah-ü Teala (CC) seni inceden inceye hesaba çeker. Dünyada belanı arttırır, ahirette ise seni azarlar. Cehenneme atar. Sonra, seni manevi halden soyar, rahmet nazarını senden çeker.

Hakikaten şekva[1] etmekten sakın. Etlerin makaslarla parça parça doğransa da itiraz yoluna sapma.

Sakın ha sakın itiraz etme:

- ?Allah (CC), Allah(CC)??

De? Kurtuluş iste. Fakat şekva etmekle değil. Hazer[2] et? Yanlış yola sapmaktan kork. Şekva yolunu tutmaktan çekin. Çünkü ademoğlunun başına gelecek belalar ancak itirazından dolayı gelir?

O (CC), Erhamerrâhimîn olduğu halde, nasıl O?ndan (CC) şikayet edilir? Hakîm (CC), Habîr (CC); kullarına en çok acıyan ve lütfunu esirgemeyen O (CC) olduğu halde, nasıl O?ndan (CC) dert yanılır? O (CC), kullarına zulmetmez. Kuvvetli, işinden iyi anlayan bir doktora kızılır mı? Evladına acıyan bir ana cinayetle itham edilir mi?

Peygamber (CC) Efendimiz şöyle buyuruyor:

- ?Allah-ü Teala (CC) kuluna çok merhamet eder; bir ananın evladını o kadar esirgemesi imkansızdır.?

Ey zavallı, Allah?a (CC) karşı edep tavrını takın. Zorla gelen belaya sabret, sabretmeye çalış. Güçlükle de olsa kendini bu yola uydurmaya alıştır. Rıza ve muvafakat yolunu tut. Maneviyattan az buçuk nasibin varsa, bu yolu tutarsın. Hakikaten bu yola devam edersen eşi bulunmaz bir cevher olursun. Aksi halde her şey elinden gider, artık bir daha bulmana da imkan kalmaz.

Allah-ü Teala?nın(CC) şu ayetini dinle:

- ?Kıtâl[3] size farz oldu. Halbuki siz bundan hoşlanmazsınız? Bununla beraber sizin sevdiğiniz şey iyi olabilir, sevdiğiniz şey belki de fenadır; bunu siz anlayamazsınız, ancak Allah (CC) bilir.?

Çünkü hakikat ilimleri gizlidir. Böyle olunca, her hangi bir şeyi hissiyatına göre iyi veya kötü görerek uygunsuz bir yola sapma.

Eğer takva halinde isen, Allah?ın (CC) emirlerine uymaya bak. Böyle olmak, yolumuzda ilk basamağı teşkil eder. İkincisi velayet halidir. Burada da sakin ol. Hiçbir işe karışma. Nefsini güzelleştirmeye bak. Haddi hiçbir zaman aşma.

Son mertebe gavs?lık, bedeliyet hallerine vardığın zaman, kader yolunda sıddıkiyet mertebesine çıktığın zaman, bütün yolları gönlüne aç. Yalnız, nefsine meydan verme. Kötü isteklerini araya sokma.

Dilini şikayetten sakla? Bu halleri özüne benimsettikten sonra, her şey sana hoş gelir. Gelecek hayır olursa senin için güzelleşir. Şer gelirse korkma; seni, taat ibadet yolunda felaketlerden Hakk (CC) saklar. Seni o beladan dolayı halka rüsvay etmez. Hatta, o belanın, gelip gidişinden senin haberin bile olmaz. Bir karanlığın gelişi gibi, akşam gelir; gün doğunca gider. Gidince de her taraf ışıkla dolar. Ve o bela, senin için sıcak karşısında yok olan soğuk gibi olur.

Bu anlatılan güzel işleri, kendine örnek al ve misallerden ibret almaya çalış. Bu bela geldikten sonra günaha, kötülüğe yaklaşma? Kerim olan Mevlanın (CC) huzuruna günahla giremezsin. Oraya ancak iyiler girerler. O (CC), kapısına ancak temizleri sokar. Kapısına ancak bütün manevi hastalıklardan beri olanları alır. Nasıl ki, bir padişahın huzuruna, bütün koku ve kirlerden temiz olanların girmesi icap eder. Hak?ka da (CC) ancak saf, temiz olanlar gider.

Beladan korkma?. Onlar günahlara kefaret olur. Nasıl ki; Peygamber (SAV) Efendimiz bu hali işaret ederek:

- ?Bir günlük sıtma, bir yıllık günaha kefaret sayılır.?

Buyurmuştur. Zahirde bela gibi görünen haller, seni daha da olgunlaştırır; bulunduğun hali muhafaza hakkı sana tanınır. İlahi sırları saklamaya emin görünürsün. Kalbin nurlanır, gönlün açılır. Lisanında bir fesahet olur. Bu fesahetin sebebiyle hikmetli konuşmalar yaparsın. Sana muhabbet, sevgi yolları açılır, hep bunları anlatırsın? Sendeki bu üstünlük sebebi ile herkesin sevdiği bir varlık olursun. İnsanlar da seni sever, başka yaratılmışlar da? Dünya da sana koşar, ahiret de?.

Sen artık Allah?ın (CC) sevgilisi oldun. Her şey seni sevmeğe başlar. Mahlukatın sevgisi, Hakk?ın (CC) sevgisine bağlıdır. Aynı şekilde buğzu da, O?nun (CC) buğzuna bağlıdır.

Allah (CC) seni sevince; seni her şey sever. Buğzedince de her varlık sana düşman olur.

Bu makama yetiştiğin zaman Hakk?a (CC) kavuşmuş olursun. Kendi varlığın gider. Bir şey dileyemez olursun. Yanılıp da istekte bulunacak olsan, alacağın zaman bir de bakarsın ki, o şey kaybolmuş gitmiş.

Bu halinde, dünyadan sana pek az nasip verilir. Asıl çoğu senin için öteki aleme saklanır. Burada isteyip alamadığını ötede bol bol alırsın. Bunların arasında o kadar büyük nimetler vardır ki, akıl bir türlü onun aslına eremez? Yükseğin yükseği ve gönlün mesrur olacağı her büyük nimet orada bulunur?

Eğer bunları beklemeden, bu meşekkâtli teklif evinde onlara kavuşmak istersen, az bir şey alabilirsin, fakat buna mukabil kalbin safiyeti gider, basiretin söner. Asıl istenen ve tahakkuku ahirete kalan nimetlere kavuşmaktan mahrum edilirsin. Halbuki senin isteyeceğin ne dünyaya ne de ahirete ait olmalı; sebepleri yaratan, yeri seren, semayı yükselten Mevla (CC) olmalı. Halbuki sen, ne buranın, ne de öteki alemin nimetini beklemeden az bir dünyalığa razı oluyorsun.

Kullarına doğru yolu O (CC) nasip eder, O (CC) Sübhân?dır (CC), en iyiyi bilen O?dur (CC)?

[1] şikayet, hoşnutsuzluk, sızlanma

[2] sakınma, korunma, kaçınma

[3] savaş, birbirini öldürme


Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
!Güllerdiyarı!
Üstçavuş
Üstçavuş


Kayıt: 30 Arl 2007
Mesajlar: 136
Konum: ISPARTA

MesajTarih: Pzr Şub 03, 2008 10:47 am    Mesaj konusu: Geylani Hz. (Allah-a vasıl olmanın yolu) Alıntıyla Cevap Gönder

Her şey Allah?a (CC) kavuşmakla son bulur. Sen de Hakk?a (CC) vasıl olduğun zaman manen ve maddeten tekamülünü tamama erdirmiş sayılırsın.

Mevlaya (CC) vasıl olmanın manası: Halkı kalben bırakmış olmandır. Heva ve hevesin kötü yolunu terk etmendir. İrade ve şahsi arzularını bırakmış olmandır; irade ile gitmek, bu yolda iyi sayılmaz. Bu iyi olmayan ahvali bırakıp Allah?ın (CC) emirlerine bağlandığın gün, manevi yollar artık sana açılmış demektir. Bu hale erdikten sonra iyi olmayan eski huylara doğru hiçbir kıpırdanma olmamalı. Başkası da seni alakadar etmemeli? Hakk?ın (CC) emri ve O?nun (CC) hikmetli işlerini görmelisin. Bu zikrettiğimiz hal fena halidir. Hakk?ın (CC) hikmetlerinde kendini kaybetmek makamıdır. Bu makama:Vuslattabirini kullanırlar.

Hakk?a (CC) kavuşmak, vasıl olmak; bilinen belli başlı halkın birbirine kavuşmasına benzemez. Hakk?ı (CC) bu gibi şeylerden tenzih etmek lazımdır. O?na (CC) hiçbir şey benzemez. O (CC) hakikaten gören ve işitendir. Ama bizim gibi değil. O (CC) yücedir, mahlukatın hiç biri ile kıyas olunamaz. Bu alemi, ona kavuşan ehl-i vuslat bilir. Hakk?a (CC) kavuşmanın ne demek olduğunu Allah (CC) onlara bildirmiş ve göstermiştir?

Bu ehl-i vuslattan her birinin ayrı makamı vardır. Biri, diğerinin yerine geçemez. Aynı zamanda Allah-ü Teala (CC) her veli ve Peygambere (AS) değişik yönlerden tecelli eder. Hiçbir Peygamber (AS) diğerinin; hiçbir veli diğer velinin sırrına eremez, vakıf olamaz? Ve yine bu misalden olarak bir mürid şeyhinin haline akıl erdiremez. Aynı zamanda müridin de şeyhden ayrı çeşitli halleri vardır. Bunu da şeyh bilemez. Müridin yolu bazen şeyhin sırrına yaklaşır, yine de anlayamaz. İşte burada şeyhinden ayrılır. O müridi bundan sonra Mevla (CC) idare eder?

Artı o mürid Hakk?a (CC) teslim olmuştur. Hakk (CC) onu halktan keser. Önce şeyh onun için bir mürebbi vazifesi görüyordu, o da mahluk olduğuna göre mürid ondan kesilir. İki yılı geçtikten sonra çocuğa süt verilmez. Bu da bir bakıma onun gibidir. Nefis ezildikten sonra halka ihtiyaç kalmaz. İstek gittikten sonra kimseden bir şey beklenilmez.

Şimdi o mürid yükselmiştir. Şayet şeyh, heva ve nefisle kaldıysa müride muhtaç olur?

Sonra nefis ve iradeye gelince: Bunları Mevla (CC) yola getirir, yok olmak olmaz. Çünkü yok olmak bir nevi noksan sayılır. Bu yolda ise noksanlık yoktur. Nefis ölmez, ıslah olur.

Böylece Hakk? a (CC) vasıl olduktan sonra, kendini masivadan emin gör, huzur içinde bil. Hak ve hakikatten başka bir şey görme, ondan başkasına bir varlık tanıma? Bu yolun icabı elbette bunu gerektirir.

Bulunduğun makamda iyilik, kötülük, vermek, almak, korku, ümit, hiç birinde Hakk?tan (CC) başkasının tesiri olmaz. Çünkü kendinden korkanlara yine kendisi sahip olur. Hataları örtecek yine O?dur (CC).

Kendini bu mertebeye getirdikten sonra, Mevla?nın (CC) hikmetli işlerini görmeğe çalış? Çok hikmet taşıyan emirlerini yapmaya gayret et. Takib edeceğin yol bu olmalı. O?nun (CC) taatıyla meşgul ol. İster dünyaya, isterse ahirete ait olsun; bütün mahluk şeylerden elini çek. Hepsinden kalben ayrıl.

Bütün mahlukatı topla. Aşağıda hikayesi anlatılacak adam gibi zavallı ve çaresiz olduklarını tahayyül et.

Şanı, şöhreti her tarafa korkunç bir şekilde yayılmış, emirleri kesin, saltanatı tam bir padişah? Bir adamı yakalatıyor, ayaklarına ve boynuna zincir vurduruyor. Sonra dalgası dehşetli, derinliğine derin, akıntısı şiddetli bir nehir üzerindeki ağaca astırıyor.

Sonra; çok kıymetli, yüce ve maddi değer biçilmesi imkansız olan tahtına oturuyor. Yanına da bir çok oklar, silahlar, mızraklar ve daha nice elemeli, paralayıcı ve öldürücü aletler alıyor?

Şimdi, padişah, o asılmış adama, rastgele okları, kurşunları yağdırmağa başlamıştır.

Hal böyle olunca? O korkunç manzarayı temaşa eden biri için o padişahtan korkmadan, merhamet nazarına sığınmamak ve korkmamak, o saltanatı görmeden geçip, asılmış adama bakmak ve ondan korkmamak doğru olur mu? Sonra böyle şeyi, akıl mantık nasıl doğru bulur? Hayır, hiçbir zaman doğru bulmaz ve seyircinin haline şu hükmü verir:

- ?Aklı gitmiş, hissiyatı bozulmuş ve neticede bir hayvandır, ki; insana benzemez.?

Her şeyin hakikatına erdikten sonra, basiretsiz, görmez olmaktan Allah?a (CC) sığınırız. Hakk?a (CC) vardıktan sonra ayrılmaktan, Hakk?a (CC) yaklaştıktan sonra tekrar maneviyatın kapanmasından, imandan sonra küfre, hidayetten delalete düşmekten yine O?na (CC) sığınırız?

Dünya, anlattığımız o büyük ırmaktır. O her gün taşmakta olan su ise, insanoğlunun şehveti ve lezzetidir. İnsanlara çarpan, kötü mahluklar da dalgalardır. Kader-i İlahinin cereyan eden bela ve mihnetleri ise, o oklar ve silahlardır.

Evet, insan oğlunun başına bu dünyada en çok gelen şey, bela ve mihnettir. İyilik ara sıra gelir, fakat zahmetler, incitici şeyler o ara sıra gelen iyiliği unutturur. Ara sıra gelen hoşluklar olsa bile, yine onda çeşitli felaketler gizlidir. Eğer insan, ibret nazarı ile bakacak olsa, hayatı ve iyi geçimin yalnız öbür aleme mahsus olduğunu anlayacaktır. İyi inanmış olan bunu böyle bilir. Çünkü bu hali bilip anlamak, içinde yaşatmak ehli imana mahsustur.

Peygamber (SAV) Efendimiz buyuruyor:

- ? Hayat ancak ahiret hayatıdır.?

Yine buyuruyor:

- ?Mümin Allah?ına (CC) kavuşmadıkça rahata eremez.?

Bu sözler imanlı hakkındadır. Yine buyuruyor:

- ?Dünya müminin zindanı, kafirin cennetidir. ?

Yine buyuruyor:

- ?Allah (CC) korkusu ile dolan kalb, Hakk?a (CC) bağlıdır.?

Bu ayan beyan haberlerle birlikte, bu dünyada nasıl rahatlık iddia edilir? Şu muhakkak ki; bütün rahatlık Allah?a (CC) bağlanmakta, O?nun (CC) emirlerini yerine getirmektedir. Her halde O?na (CC) uymaktır. O?nun (CC) yolunda boynu eğik olmaktadır.

Kul, ancak anlattığımız şekilde dünya belasından kurtulabilir. Kurtulunca da gönlü merhametle dolar, kendisine lutuflar, ihsanlar olur. Her işi ve her yaptığı doğru olur. Bu da Allah (CC) tarafından ona bir iyilik olarak verilir.

Kaynak: Gavsulazam Abdulkadir-i Geylani (KSA), Fütûh-ul Gayb (Gizliden Sesler)

_________________
BAKIP SENİ GÖREN AŞIK
BAŞKA CEMÂLİ NEYLESİN
DOSTLUĞUNA EREN SADIK
BAŞKA VİSÂLİ NEYLESİN.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM ALİMLERİ ve TASAVVUF BÜYÜKLERİ Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.092