| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cum Oca 04, 2008 9:54 pm Mesaj konusu: ÖRTÜNME ÇAĞRISI |
|
|
Allah Teala,örtünmemizi bizden ta ilk günden itibaren,yeryüzüne ayak basar basmaz istemiştir.Yer yüzündeki hayatımızla birlikte başlamıştır örtünme yükümlülüğümüz.Bunun böyle bilinmesini istiyoruz ve özelliklede bu meselenin"islamda örtünme"diye ele alınmaması gerektiğine inanıyoruz.Çünkü örtünme Hz.Muhammed(s.a.v)ile başlamamış,Kur'an'la ve islam'la birlikte başlamamıştır.Allah Teala,daha ilk günden örtünmeyi,edepli ve hayalı olmayı emretmiş,daha sonra toplumlar ne zaman ki bu çizgiden ayrılmaya başlamış gönderdiği resullerle bu çağrıyı yenilemiştir.
Eğer bu konuyu biz islamla birlikte ele alırsak şöyle bir çarpıklık ortaya çıkar:Sanki insanlar ve özellikle bayanlar binlerce yıl örtüsüz,açık saçık yaşadılar,sonra Allah Teala dünyanın sonuna doğru son Peygamberiyle örtüsüz yaşamaya bir son verdi ve bayanları örtünmekle yükümlü tuttu.Böyle bir mantık kesinlikle doğru değildir.Örtünme duygusu,hem insanoğlunun yaratılışında mayasına işlenmiş;edep,haya,namus ve utanma özellikleriyle donatarak yeryüzüne göndermiştir,hem de yeryüzüne iner inmez ilk olarak yine bu konuda uyarılmıştır.
Evet örtünme yükümlülüğü insanoğlunun yeryüzünde var olduğu günle birlikte vardır.A'raf suresi'nin ilk dört sayfasında ki yeryüzüne geliş serüvenimizi bir kaç defa dikkatlice okuyunuz.Adem ve Havva atalarımızın yaratılışı,Adem(a.s)'a secde etmeleri için meleklere verilen emir,hepsinin secde edip,iblis'in kibirle direnişi,Allah Teala ile iblis arasında geçen konuşmalar,Adem ve Havva'nın cennet'e konulmaları,yasak ağaca yaklaşmamaları konusunda uyarılmaları ve şeytanın ayartması sonucu yasak meyveden yemeleri,ayıp yerlerinin açılması ve cennetteki yapraklarla örtünmeye çalışmaları,sonra pişman olup tevbe etmeleri,tevbelerinin kabulü,en sonunda da cennetten yeryüzüne indirilmeleri...
"Kiminiz kiminize düşman olarak inin!Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve geçim vardır."
"Ey Ademoğulları,biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size süs kazandıracak,bir elbise indirdik(varettik).Takva ile kuşanıp donanamak ise bu daha hayırlıdır.Bu Allah'ın ayetlerindendir.Umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.
"Ey Ademoğulları,şeytan anne ve babalarınızın çirkin yerlerini göstermek için,elbiselerini sıyırtarak onları cennetten çıkardığı gibi sakın sizi de bir belaya uğratmasın.Çünkü o ve taraftarları kendilerini göremiyeceğiniz yerden sizleri görmektedir.Biz gerçekten şeytanları,inanmayanların dostları yaptık.".(A'raf:24-27)
Dikkat ediniz,hiç bir emir örtünmekden önce değidir,örtünmenin önünde değildir,hepsi örtünmeden sonradır.Çıplaklığını gidermeden,giyinmeden,insanoğlunun Rabbine sunacağı hiç bir ibadet olmadığı gibi,toplumsal hayata da insanların ve özellikle bayanların birbirine karşı yerine getireceği bundan daha öncelikli bir görevi yoktur.Onun için yeryüzüne ayak bastıktan hemen sonra Allah Azimüşşan'ın biz insanlara verdiği ilk emir olmuştur.Fakat nedense bu husus özellikle inanan insanımız tarafından bile fazla bir dile getirilmemekte veya gözden kaçırılmaktadır.Tarih boyunca Resullerin etrafında toplanan,onlara iman eden bütün bayanlar örtünmekle yükümlü olmuşlar ve bunu yerine getirmişlerdir.Özellikle yahudilerde ve hristiyanlarda inanan kadınların tesettürlü olduğunu dinler tarihinden,Tevrat'tan,İncil'den ve kendilerine ait diğer dini metinlerden ve Kur'an'dan rahatlıkla öğrenebilmekteyiz.
Evet insanoğlu tarihin balangıcıyla birlikte örtünmekle yükümlü olmuş ve bu yükümlülüğünü yerine getirmiştir.Şu var ki Allah Teala insanların dinden uzaklaşmalarıyla birlikte zaman zaman silinmeye yüz tutmuş bu çizgiyi,belirsiz duruma gelmiş tesettür yükümlülüğünü çeşitli zamanlarda tekrarlamış,Hazreti Meryem'le sembolleştirmiş,Hazret Muhammed Aleyhisselam ile,islam ile,Kur'an ile iyice koyulaştırmış,belirginleştirmiş özellikle Nur ve Ahzab sureleriyle net,berrak ve su götürmez bir şekilde neticelendirmiş,hükümlendirmiştir.
"Mü'min erkeklere söyle gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını muhafaza etsinler.Bu kendileri için daha temizdir.Gerçekten Allah yapmakta olduklarından haberdardır."
"Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.".(Nur:30-31)
"Ey Peygamber!Zevcelerine,kızlarına ve mü'minlerin hanımlarına söyle,dış elbiselerinden üzerlerine giyinsinler!Onların(özgür ve iffetli)olarak tanınması ve eziyet görmemesi için en uygun olanı budur.Allah çok bağışlayandır,çok esirgeyendir.".(Ahzab:59)
Allah'ın sevgili Resulü Rabbinden aldığı bu ayetleri tebliğ etmiş,onun sevgili ashabı da en güzel ve en doğru şekilde okumuşlar,anlamışlar ve örtünmek suretiyle nasıl olacağını göstermişler ve hayata geçirmişlerdir.Vahyin inmekte olduğu bu sureç içinde Allah Teala da onların bu uyglamalarını onaylamış ve razı olmuştur.Günümüze kadar yeryüzünün dört bir yanında ki müslüman alimler bu olayı bu şekilde anlamışlar,diğer müslümanlara aktarmışlar,onlarda Allah Teala'nın bu emrini aynı şekilde uygulamışlardır.Bugün biz ve bizim dışımızda ki bütün bir dünya bilmektedir ki,başlangıçtan itibaren günümüze kadar bütün müslüman bayanlar örtünmekle yükümlüdür ve örtülüdürler!Bir takım küçük ayrılıklar dışnda yine bütün islam mezhepleri şu konuda ittifak etmişlerdir.
*Müslüma kadınların ellerinin ve yüzlerinin dışında kalan yerlerini yabansı erkeklere göstermeleri haramdır,
*Vücut hatlarını belli edecek şekilde dar giyinmeleri haramdır,
*Tenlerini gösterecek derecede ince giyinmeleri haramdır,
*Giyim-kuşam da kafirlere benzemeleri haramdır.
Bu konuyu bunun dışında,başka bir şekilde anlamaktan ve hele pazarlık masasına yatırmaktan,tartışmaktan Allah'a sığınırız.
Mehmed GÖKTAŞ(Örtünme çağrısı) _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:28 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:33 am Mesaj konusu: Örtülmesi Gereken Yerler |
|
|
Örtülmesi Gereken Yerler
Tesettür, yerine getirilmesi “farz-ı ayn”olan bir emirdir. Bu emrin yerine getirilişinde, yani avret sayılan yerlerin örtülmesinde şu dört husus ortaya çıkar:
*Erkeğin erkeğe göre avreti,
*Kadının kadına göre avreti,
*Erkeğin kadına göre avreti,
*Kadının erkeğe göre avreti,
1.Erkeğin Erkeğe Göre Avreti
Erkeğin namaz içinde de, namaz dışında da avret yeri,“göbekle diz kapağı arası”dır. Diz kapağı avrettir, göbek ise avret değildir.
2.Kadının Kadına Göre Avreti
Hür kadınların namazdaki avreti, yani örtülmesi gereken yerleri “yüz, elleri ve ayakları dışındaki bütün vücutları”dır. Namaz dışında, müslüman ve iyi ahlâklı kadınlar arasında bir kadının avret yeri, göbeği ile dizkapağı arasından ibarettir. Ancak İmam-ı Azam'a göre, kadının “kendi kadınları”na göre avreti de, mahremi olan erkeklere göre avreti gibidir, karnını ve sırtını da gösteremez.
İffeti ve fitnesinden emin olunmayan müslüman kadınlar ve gayr-i müslimler içindeki bir müslüman kadının avret yeri ise erkeklere karşı gösterebileceği avret yerlerinden ibarettir. Yüzü, elleri ve ayakları dışında hiçbir yerini zorunluluk hâlleri dışında bu tür kadınlara gösteremez.
Dolayısıyla sadece kadınlara mahsus olsa bile, çoğunlukla ahlâkı ve dini hakkında bilgi sahibi olunması mümkün bulunmayan kalabalık yerlerde (havuz, hamam, sahil vb.) islâmî edeb ve hassâsiyetlerin gösterilmesi şarttır.
3.Erkeğin Kadına Göre Avreti
Erkeğin, hem erkeklere, hem de kadınlara göre avreti, göbeği ile diz kapağı arasıdır. Ancak bedeninin belden yukarısını (karnını ve sırtını) da kadınların yanında açması mekruhtur.
4.Kadının Erkeğe Göre Avreti
Kadının, yabancı erkeklere göre avreti, yüzü ve elleri hâriç bütün bedenidir.
Kocasının erkek kardeşi, yani “kayınbiraderleri ve kocasının dayısı ve amcası”ise mahrem değildir, nâmahremdir. Yani fıkhen bunlarla da evlenme imkânı bulunduğu için “yabancı erkek” hükmündedirler. Ve kadınlar avret yerlerini bunlardan da korumak zorundadırlar.
Kadının mahremi olan erkeklere göre avreti, erkeğin erkeğe göre avreti gibidir. Ancak kadın, mahremi olan erkeğe karnını, sırtını ve göğüslerini de gösteremez. Kadının mahremi olan erkekler, Nûr sûresinde (31. âyet) sayılmıştır:
>Kocası (Kadının, kocasına göre hiçbir yeri avret değildir.)
>Babası, dedeleri, kocasının babası ve dedeleri, (Amcalar ve dayılar da baba makamındadır.)
>Erkek çocukları, kocasının erkek çocukları,
>Kendi erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin çocukları ve kız kardeşlerinin çocukları (yani yeğenleri),
>Kendi kadınları, köleleri, kadına ihtiyacı bulunmayan (bedenî veya aklî eksikliklerinden dolayı iktidarsız, şehvetsiz) erkekler, yani hizmetçiler, yardıma muhtaç ihtiyarlar ve bunaklar…
>Cinselliği henüz kavramamış olan çocuklar.
Kadın, yukarıda sayılan mahrem erkekler yanında omuzlarına kadar kolları, başı, boynu ve dizden aşağı bacakları açık olarak durabilir. Ancak bu, kötü duygu sözkonusu olmadığı zamanlardadır. Ayrıca “durabilir” demek, durması gerekir demek değildir. Onların yanında da, hatta yalnız başına da kapanmaya titizlik gösterse daha güzel olur. _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:30 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:36 am Mesaj konusu: Örtüsüzlük bir kimlik ilanıdır |
|
|
Örtüsüzlük bir kimlik ilanıdır
Karşılaştığımız ,muhatap olduğumuz bir çok örtüsüz,başı acık bayan kendisinini müslüman olduğunu,namaz kıldığını,oruç tuttuğunu,kendisinin kur'an okuyan ve sadaka veren birisi olduğunu söyler,belki çoğumuz da şahit olmuşuzdur.İyice düşünürseniz,onların bu sözleri aynı zamanda şu anlama gelmektedir.
"Benim kıyafetime,dış görünümüne bakıp ta yanılmayın,evet benim kıyafetim müslüman kıyafeti değil,küfrün kıyafetidir ve siz de beni böyle bir kıyafet içinde görünce müslüman biri olmayan biri sanmayın,ben müslümanım."
Siz hiç güzelce örtünmüş bir bayanın aynı zamanda diliylede müslümanlığını ilan etme gereği duyduğunu gördünüz mü?Tepeden tırnağa örtülü birisi bir toplumda veya bir muhatabına"Ben müslümanım,oruç tutan,namaz kılan,Kur'an okuyan birisiyim."dese,insanlar biraz şaşırmazlar mı?Elbette öyle olacak,sana kim aksini söyledi,zaten belli değil mi,bunu bir de dilinizle söylemenize ne gerek var?"demezler mi?
Bir başka soru.Müslümanların için de yaşayan fakat kendisi müslüman olmayan bir bayan,kendisinin islam'la hiç bir ilişkisinin olmadığını,müslüman biri olmadığını duyurmak ve bildirmek istediğinde,sonra da bu durumun artık herkes tarafından devamlı bir şekil de bilinmesini istediğinde acaba bunu nasıl yapabilir?
Bunun cevabı çok kolaydır.İlk önce bedeninde görülür görülmez islam'ı hatırlatacak,müslüman olduğu imajını verecek ne varsa onlardan uzaklaşak,onlardan sıyrılarak,yani varsa eğer üzerinde ki örtüleri atarak yapar bunu.Daha sonrada her fırsatını bulduğunda konuşmalarıyla,davranışlarıyla bunu belirtmeye çalışır.
Kısacası kıyafetler birer kimlik ibrazıdır.Her kimlik ibrazı aynı zamanda bir kimlik itirafıdır ve muhatapları da o kişiyi şahit oldukları o kimliğiyle tanırlar ve kabullenirler.
Evet hiç bir aşırılığa kaçmadığınız,fazla açılıp şaçılmadığınız halde,sadece başınız açık,etekli veya pantalonlu kıyafetiniz işte bu anlama gelmektedir.Görülür görülmez müslüman birisi olarak bilinmek ve tanınmak varıken niçin bundan kaçıyorsunuz?Bırakın birileri sizi görür görmez müslüman olarak bilsin.Bu açmanızı kendi iç dünyanızda samimi olarak gözden geçirmek durumundasınız.
Ayrıca bayanların bu şekilde açılmasını,örtüsüzlüğünü isteyen,teşvik eden,emreden,bunun için özel çalışmalar yapan bir güç odağı,bir baskı grubu,bir yönetim varsa siz bu şekilde giyinmekle onlara itaat etmiş oluyorsunuz.Bu konuda onlar sizden razı oluyorlar,hoşnut oluyorlar ve belirledikleri hedeflerine ulaşmış oluyorlar.Daha da önemlisi,artık sizi kendilerinden saymaktadırlar.Siz bu arada istediğiniz kadar onlardan olmadığınızı,müslüman olduğunuzu söyleye durun.Siz istediğiniz kadar kıyafetin,dış görünümün önemli olmadığını,önemli olanın kişinin iç dünyası ve kalbi olduğunu söyleye durun,sizin böyle görünmenizi isteyenler ve uğraşanlar için dış görünüm böylesine önemlidir.Onlar artık sizden memnundur,razıdır.Fakat Allah elbette razı olamaz.Öyle ya,bir işten aynı anda hem Allah,hem Allah'ın düşmanları asla razı olamaz!
Müslümanca örtünmeya tahammül edemeyenlere,buna karşı amansız bir savaş içinde olan güç odaklarına,tesettürlü bayanları görünce öfkelerinden çılgına dönenlere ve bu arada"Dış görünümüm önemli değildir,kıyafet önemli değildir,önemli olan kalptir"diyenlere şunu söyleyelim.
Evet dış görünüm önemli değil,gelin uğraşmayın önemsiz şeylerle,onların dış görünümlerine kafayı takmayın,onların kalpleri sizin felsefe ve düşüncelerinizle dolu,önemli olan da kalptir. Ne derler acaba?Buna razı olacaklarını düşünebiliyormusunuz?
Bütün bunlarla şunu demek istiyoruz.Örtünmeye Allah Teala'nın ne kadar önem verdiğini bir türlü anlayamıyorsanız,hiç değise kafirleri ne kadar öfkelendirdiğine bakarak anlamaya çalışın bunu!Şeytanın ve dostlarının örtünmeye olan düşmanlıklarını dozajına bakarak anlamaya çalışın bunu!
Mehmed Göktaş ÖRTÜNME ÇAĞRISI _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:31 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:37 am Mesaj konusu: Örtüsüzlük bir hayat tarzıdır |
|
|
Örtüsüzlük bir hayat tarzıdır
Önce şu noktayı iyi tesbit edelim;örtüsüzlük bir hayat değildir,bir anlık bir günah değildir,bir an için yapılan bir gıybet,bir dedikodu,bir iftira değildir.Bir an için öfkeye kapılan ve bundan dolayı işlenen bir günah değildir.Gaflete gelerek içilen bir içki,oynanan bir kumar değildir.Kısacası,Allah Teala'nın yasakladığı haram olan ne varsa şöyle bir gözünüzün önüne getirin;onlardan birini dalgınlıkla,yanlışlıkla,öfkeyle veya kötü çevre ve arkadaşların etkisinde kalarak bir defa veya ara sıra işlemeye benzemez.
Örtsüzlük bir yaşantı biçimidir,bir hayat tarzıdır.
Örtüsüzlük bir düşüncenin,bir felsefenin yaşanmasıdır,hayata geçilmesidir.
Verilmiş bir karanın,düşünülerek varılmış bir kararın uygulanmaya konulmasıdır,bilinçli bir tercihtir.
Örtüsüzlük,trafikte seyrederken yapılan bir yanlışlık değildir,kırmızı ışıkta geçmek değildir,bir kural ihlali değidir,yanlış sollamak değildir,fazla hız yapmak değildir,hatta bu hatalardan dolayı kaza yapmak bile değildir.
Örtsüzlük başka bir yoldur,başka bir yola girmektir,başka bir yolda seyretmektir.
Örtüsüzlük bir kavşakta,bilerek ve düşünerek seçilmiş,tercih edilmiş,diğerlerinden ayrı başlı başına bir yoldur.
Örtüsüzlük bir yaşantı biçimidir ve bir hayat tarzıdır.
Sonra örtüsüz hayat tarzı bir bütündür,birazını alıp birazını bırakma imkanınız yok gibidir,gücünüz yetmez,sizi aşar.
Bu hayat tarzını artık biraz daha yakından görmeye çalışalım.
Mehmed Göktaş ÖRTÜNME ÇAĞRISI _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:32 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:38 am Mesaj konusu: Örtünmemek küfürmüdür? |
|
|
Örtünmemek küfürmüdür?
Bunlar bizim en çok karşılaştığımız sorular.Öncelikle şunu belirtelim ki,biz bir davetçiyiz,açık giyinen bayanların örtünmesi için çırpınan birileriyiz.Allah'ın kendilerine verdiği bu ömrü örtünerek ve örtüye uygun bir şekilde geçirdiklerinde cenneti kazanacaklarına,hatta dünya hayatındayken gerçek mutluluğu yaşayacaklarına inananlarız.Örtüsüz bir hayat yaşayarak bu dünyadan ayrıldıklarında kendilerini kötü bir akıbetin beklediğine inanan ve bütün bunlara kalıbını basan birileriyiz.Davetçiyiz,kadı değiliz,insan hakkında"şu kafirdir,şu müslümandır"şeklinde hüküm vermeyiz,asla tekfirci değiliz.
Fakat bir bayan örtünmemekle ve bundan ısrar etmekle,Allah'a karşı işlediği suçun boyutlarını da bilmek durumundadır.
Bir bayan örtünmeyi terk ettiği durumda,öncelikle Allah Teala'nın bir emrini,tartışmasız ve kesin bir farzını terketmiştir ve O'nun haram kıldığı bir haramı işlemiştir.Kaç defa?Ne kadar?Durmadan,her gün,aylarca,yıllarca,bir ömür boyu...Özellikle kendisine haram olan kaç erkekle,kaç defa muhatap olmuşsa o kadar.Örtünmeyerek,şeytanın en önemli çağrısına uymuştur,ne kadar örtüsüz yaşamışsa,o kadar müddet şeytana itaat etmiştir.
İkincisi bir bayan örtünmemek suretiyle müslümanca bir kimlik ibrazını reddetmiş,görülür görülmez müslüman biri olarak bilinmeyi,tanınmayı kabul etmemiş,başka bir kimlikle bilinmeyi,tanınmayı tercih etmiş olmaktadır.Bir bayan eğer bu şekilde ömrünü tamamlayarak bu dünyadan ayrılırsa,bunun hesabını neyse ödeyecektir.
Mehmed Göktaş ÖRTÜNME ÇAĞRISI _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:33 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:40 am Mesaj konusu: Sözü tutulmaya en layık ALLAH değil midir? |
|
|
Sözü tutulmaya en layık ALLAH değil midir?
Hem Allah değil midir sözü tutulmaya en layık olan,sözünün üzerine söz kondurulmaması gereken?
Hoşnut edilmeye,razı edilmeye en layık olan Allah değil midir?
İnsanlara emretmeye,insanlardan bir şey istemeye en çok hak sahibi olan,onları yaratan değil midir?Yaşatan değil midir?Onların ilahı,onların Rabbi,onların sahibi ve Maliki olan Allah değil midir bütün bunlardan en çok hakkı olan?
Dünyayı ayaklarımızın altına seren,yaşamaya elverişli kılan,gökten yağmuru indiren,ölü toprağı dirilten ve bizlere binbir çeşit rızık veren,kısacası üzerimizde ki nimetlerini asla sayamayacağımız Allah değil midir emirleri ve yasakları dikkate alınması gereken,sözünün üzerinde titrenmesi gereken?
Ve bir insan için onurların en büyüğü,başkalarına değil de Allah Azimüşşan'a itaat edip kul olmak değil midir?
Şu hususu aklınızdan hiç çıkarmayınız ki,Allah'a kulluktan kaçınanlar,kesinlikle ve kesinlikle şu anda birilerinin,bir yerlerin kuludurlar!Varsın onlar özgür olduklarını,özgürce yaşadıklarını,özgürce bir tercihte bulunduklarını zannederek kendi kendilerini avutsunlar!İyice düşündüklerinde görecekler ki,örtüsüz olarak sürdürdükleri bu yaşantıyla birilerinin çağrısına uymaktadırlar,birilerini memnun etmektedirler,birilerinin,bir yerlerin emrini ve arzusunu yerine getirmektedirler,birilerinin eğemenliğini ayakta tutmaktadırlar.
Bu birileri dediğimiz onların nefisleridir,hayvani ve şehevi duygularıdır,çevreleridir,içinde yaşadığı toplumlardır,kalabalıklardır,modadır,başkalarının beğenisidir,başkalarının dışlama korkusudur,bir takım güç odaklarıdır,onların baskılarıdır,paradır,diplomadır,iştir,makamdır.Fakat netice olarak nihayetinde varıp şeytan'a dayanmaktadır.Açılıp saçılanlar kesinlikle şeytan'ın arzusunu,hem de onun en büyük ve ilk arzusunu yerine getirmektedirler.Kıyamet günü Allah bütün insanlığı bir yerden topladıktan sonra cehenneme atılacak olanlara şöyle seslenecek.
"Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!"Ey Adem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" demedim mi? Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur" demedim mi?"(Yasin:59-60-61)
"Şeytan'a ibadet etmek"nitelemesi gerçekten çok acı bir niteleme.Birilerine ağır gelebilir ve kabullenmeyebilirler.Fakat şeytan'a itaat edenleri,şeytan'ın çağrısına uyanları ve yaşantılarını bu şekilde düzünleyenleri Allah Teala böyle nitelendiriyor.
Mehmed Göktaş ÖRTÜNME ÇAĞRISI _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:33 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:43 am Mesaj konusu: Niçin örtünmüyorsunuz? |
|
|
Niçin örtünmüyorsunuz?
Örtünmeyenlere sesleniyoruz!
Velev ki aşırı bir açık saçıklığınız olmasa bile,sadece başınızın ve dizlerinizden açık olması,veya başık açık ve pantolonlu olmanızın sebebi nedir?niçin böylesiniz?Diğer insanlara kendinizi bu şekilde sunmanızın bu şekilde görünmenizin sebebi nedir? kapalı olmak varken?Niçin böyle bir kıyafeti tercih ediyorsunuz?Güzelce örtünmenin ve bu şekilde bir hayat sürmenin ne müthiş bir karşılığının olduğunu bir nebzecik olsun anlamaya çalışın.Hiç kapanmaya karar verdiniz mi?Şöyle bir düşünün,kapanmakla aranızda ne kadar mesafe var?İmkansız mı,kıl payı mı veya ne kadar?Şu anda niçin böyle açıksınız?Örtüsüzlüğe bu şekilde devam edecekmisiniz?
Yoksa inanmıyormusunuz bu sözlerimize?Örtünmenin Allah Teala'nın ilk emri olduğuna,sonra bütün Peygamberlerle bu emrin yenilendiğine,örtülü bir hayat yaşayanları böylesine mükemmel bir cennet hayatının beklediğine,örtüsüzlüğün şeytanın ısrarla çağırdığı bir yol olduğuna,böyle bir hayat sürerek Allah Teala'nın huzuruna varmanın ne korkunç bir durum olduğuna inanmıyormusun?İnanıyorsanız niçin örtünmüyorsunuz?
Toplumun ve özellikle çevremizin kınamasından,dışlamasından,baskısından ve dedi-kodusundan mı korkuyorsunuz?"Dışarıdakiler örtüsüz oldukları için ben de herkes gibi biri olarak görüneyim ve bilineyim"mi diyorsunuz?
Yoksa,örtünmeyi istiyorsunuz da,okulunuzdan,öğreniminizden veya işinizden dolayı mı örtünmüyorsunuz ve böyle giyiniyorsunuz?
Biraz daha bilinçli bir şekilde"Başta avrupa olmak üzere şu anda dünyanın en önemli bir bölümüne egemen olan hayat tarzını benimseyen birisi olarak görüneyim ve bileyim"diye mi?
Daha da ileri giderek,modernist,seküler,dinlerden uzak ve dinlere ve özellikle İslam'a zıt bir düşüncenin,felsefenin ve hayat tarzının mensubu birisi olduğunuzu göstermek için mi böyle giyiniyorsunuz?Evet siz bu çizgilerden hangisine yakınsınız?
Mehmed Göktaş ÖRTÜNME ÇAĞRISI _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:36 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:44 am Mesaj konusu: Fuhşiyat |
|
|
Fuhşiyat
Bugün yeryüzüne egemen olan,açıklığın örtüsüzlüğün öne çıktığı,kadın cinselliğinin her alanda kendisini gösterdiği yaşama biçimi ne musevi kaynaklıdır,ne isevi kaynaklıdır ve ne de islami kaynaklıdır,öncelikle bunu bilelim.Yani vahye kapalı,hatta vahiyle savaşır konumda,vahiyde onunla savaşır konumda,Allah ile ilişkisi olmayan,seküler,dinsiz bir hayat tarzıdır.Her ne kadar böylesi bir toplumlarda yaşayan bireylerin bir kısmı kendilerini bu dinlerden biriyle ilişkilendirse de,hayatlarına hakim olan bu yaşama biçimi bu dinlerden kaynaklanmamaktadır.Yani hayatlarına egemen olan bu kimlik ne musevi kimliği,ne isevi kimliği ve ne de İslam'ı kimliktir.Biz bu konuyu baştan beri kendi kelimelerimizle anlatmaya çalışıyoruz.
Onlar istedikleri kadar kendilerine güzel isim verselerde,cahili toplumlardır.Bu cahili toplumların ve küfür düzenlerinin hepsinin ortak en bariz özellikleri,egemenliklerinin örtüsüzlük üzerine kurulmuş olmaları,çıplaklık üzerine kurulmuş olmaları ve kadının dişiliğinin ön plana çıkarılması üzerine kurulmuş olmalarıdır.
Her dinin her ideolojinin her felsefenin kendine göre olmazsa olmaları vardır,büyük sütunları vardır,bugünün tabiriyle kırmızı çizgileri vardır,onlar olmadan bu dinler,bu felsefeler ve ideolojiler olamazlar.Nasıl ki,namaz,oruç,hac,kabe,cami,ezan ve benzeri şiarlar islam'ın olmazsa olmazları ve önemli sütünları ise,ve yine haç,teslis,vaftiz,kilise gibi şeyler hristiyanlığın olmazsa olmazları ve sütunları ise,ve bu sütunlardan birini veya bir kaçını çekip aldığınız zaman yıkılacağına göre,geriye kalacak şeyin"islam" veya"hristiyanlık"sayılamıyacağına göre,bugün başta batı olmak üzere yeryüzünün önemli bir bölümüne egemen olan vahiy dışı Allah ile irtibatı olmayan modernist,seküler küfür toplumlarının,küfür sistemlerinin olmazsa olmazlarının başında da çıplaklık,cinsellik ve kadının dişiliğinin sergilenmesi gelmektedir.Hem de en başın da gelmektedir ve sütunların en büyüğü,en önemlisidir.Siz bunları onların ellerinden aldığınız zaman onların sistemlerinden geriye hiç bir şey kalmaz,derhal çöküverir.
Her ne kadar bu küfür toplumları bunu yazılı bir belge olarak belirtmeselerde,küfür sistemleri anayasaların da bunu bu şekilde açıkca yazmasalar da,gerçekte ve uygulama da bu böyledir.Siz bu küfür ve fuhuş toplumlarının,küfür sistemlerinin bu sütunlarına dokunmaya kalkıştığınız zaman,bunun böyle olduğunu çok rahat anlarsınız.Yani onların çıplaklıklarına,hayasızlıklarına,edepsizliklerine müdahele etmeye kalkıştığınız da derhal feveran ederler.Hatta onların bu kötülüklerine,hiç müdahele etmeden,sadece örtünmeyi,edep ve hayalı davranmayı yaymaya çalıştığınızda buna asla ve asla tahammül edemezler.Evet küfür toplumlarının bireyleri de,kurumları da her şeye tahammül edebilirler,fakat tesettüre,bayanların müslümanca hayat tarzlarına asla tahammül edemezler.Varlıklarına kasteden en büyük düşman olarak görür ve bunun gereğini yaparlar.
Eğer siz böylesi bir toplumda bayanlar olarak örtündüğünüzde,edep ve hayaya bürünerek bir hayat yaşamaya başladığınızda,bunu yaygınlaştırmaya çalıştığınızda ve birazcık da başarılı olduğunuz takdirde,bunların sistemleri kökünden çatırdamaya başlayacaktır.Çünkü bunların bütün sermayeleri budur.Cinselliktir,kadınların dişiliğini sergilemektir.Ticaretleri,ekonomileri,edebiyatları,romanları ,hikayeleri,tiyatroları,her türlü sanatları,medyaları,ve kısaca her şeyleri cinsellik üzerine kurulmuştur.Bizim dilimizle,bunların bütün düzenleri fahşa üzerinde,fuhşiyat üzerinde,açık saçıklık üzerinde durmaktadır.
Çok ilginçtir,şu anda bu toplumlarda milyonlarca insan AİDS'e yakalandığı ve bu hastalıktan öldüğü halde ve bu hastalığın da çok büyük oranda fuhuş ve ahlaksızlık yoluyla yayıldığı bilindiği halde,alınan tedbirler arasında fuhşiyata son verme diye bir madde ve düşünce asla bulunmamaktadır.
Durum böyle olunca elbette böylesi toplumların en amansız düşmanları tesettüre olacaktır,örtünmeye olacaktır,nikaha olacaktır,helal yoldan kurulmuş tertemiz aile hayatına olacaktır.Bütün hücümlarını bu erdem noktalarına yapacaklardır.
Mehmed Göktaş ÖRTÜNME ÇAĞRISI _________________ Zalime ALP Mazluma EREN
En son Alperen tarafından Prş Ekm 02, 2008 8:38 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
Alperen Admin


Kayıt: 12 Ksm 2007 Mesajlar: 1385 Konum: ISPARTA/KONYA
|
Tarih: Cmt Oca 05, 2008 11:50 am Mesaj konusu: Başörtüsü ile ilgili CEVAP + ilahi eşliğinde |
|
|
_________________ Zalime ALP Mazluma EREN |
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|

|