BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Bir hac hikayesi

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> SELÇUKLU ve OSMANLI DEVLETİ,SULTANLARI ve PADİŞAHLARI
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ARVASİ
Admin
<font color=blue>Admin</font>


Kayıt: 03 Arl 2007
Mesajlar: 352
Konum: Isparta

MesajTarih: Pzr Oca 13, 2008 1:23 pm    Mesaj konusu: Bir hac hikayesi Alıntıyla Cevap Gönder

Bir hac hikayesi

Osmanlılar zamanında 1900lü yıllarda, mukaddes topraklarda bugünkü gibi otel sistemi yokmuş.

Çünkü buralarda yaşayan halk günlerce önceden şehir dışına çıkar, hiç tanımadığı bir yerden hac yapmak maksadıyla gelen kişileri karşılar ve bundan da büyük şeref duyarlarmış.


İşte böyle bir hac mevsiminde, takriben 1903-1904 yıllarında, Mekke halkı yine hacıları karşılamak üzere şehir dışına çıkmış.

Bunlardan biri, gözüne kestirdiği uzun boylu, endamlı, sakallı, normal giyimli birisinin yanına yaklaşarak, kendisini evinde misafir etmek istediğini bildirip, eğer gelirse büyük şeref duyacağını söyleyerek rica minnet evine davet etmiş.


Gelen zat hac müddeti boyunca o kişinin evinde kalmış. Hac zamanı bitiminde bu iki kişi helalleşerek ayrılmışlar.

Ayrılırken, hacı olan zat, hane sahibine bir kese altın hediye etmek istemiş.

Hane sahibi bu altınları kabul etmek istememişse de, hacı olan zat fevkalade ısrar edince, ev sahibi kabul etmek zorunda kalmış.


Bir de mektup bırakıp ev sahibine demiş ki:

Bu mektubu ben gittikten en az bir gün sonra
Mekke Emirine teslim et!


Hacı gittikten bir müddet sonra hane sahibi kendi kendine:[ b]Allah, Allah! Ben kiim, koskoca Mekke Emiri kim, bu mektubu yazan o hacı kim![/b]diye düşünmüş.

Derken hanımı mektubu Mekke Emirine muhakkak vermesi gerektiğini, aksi halde vebal altında kalacağını söyleyerek beyini ikna etmiş.

Neticede çeşitli mercilerden geçerek mektubu Mekke Emirine vermiş. Emir mektubu açınca hemen ayağa kalkmış, selam durmuş ve hane sahibine sormuş:


- Şimdi nerede bu misafir ettiğin zat-ı muhterem?

- Efendim, haccını tamamlayıp memleketine döndü.

- Bak mektup nasıl başlıyor: Ben Harem-i Şerifin Hadimi Halife-i Müslimin Sultan Abdülhamid Han-ı Sani ki.


Bunu duyan adam bayılmış ve 2 gün kendine gelememiş
İşte Sultan Abdülhamid Han, devletin bekasını ve belki de mütevazı bir hac yapamayacağını düşünerek, kimseye haber vermeden hac vazifesini yerine getirmiş ve efendimizi (s.a.v) ziyaret ile şereflenmiştir.

Nerdesin

Şevketlim

Sultan Hamit Han

Feryâdım varır mı barigâhına

Ölüm uykusundan bir lâhzauyan

Şu nankör milletin bak günahına

Tarihler

Ismini andığı zaman

Sana hak verecek

Ey Koca Sultan

Bizdik

Utanmadan iftira atan

Asrın en siyasi padişahına

Divane sen değil,

Meğer bizmişiz

Bir çürük ipliğe hûlya dizmişiz

Sade deli değil,

Edepsizmişiz

Tükürdük

Atalar kıblegâhına...


_________________
TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ'ne bağlanmayı savunuyoruz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> SELÇUKLU ve OSMANLI DEVLETİ,SULTANLARI ve PADİŞAHLARI Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.026