BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Alevilik nedir?

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> EHL-İ BEYT
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
***cafer***
çavuş
çavuş


Kayıt: 19 Ksm 2007
Mesajlar: 58
Konum: KAHRAMANMARAŞ

MesajTarih: Çrş Şub 27, 2008 4:24 pm    Mesaj konusu: Alevilik nedir? Alıntıyla Cevap Gönder

Alevi anlayisina göre, Allah´i bir bilmek , Hz. Muhammed’i Peygamber(sav) kabul eden, kitab´i Kur’an olan, Hz. Ali´yi (ra) Îmam ve emir kabul eden Hz. Muhammed’in Ehlibeyt’ini seven, namaz´ini, kilan oruc´unu tutan Allah´in emirlerini yerine getiren Peygamber´in sünnetine uyan Ali´nin (ra) izinden giden gercek Alevi iste bu.
Alevilik,Kizilbaslik, sia lik Hz. Ali tarafi olmak taraf tutmak Allah, Muhammed, Ali kutsallığını kalbinde taşıyan , Hz.Ali’nin adaletinden ayrılmayan temelinde insan sevgisi bulunan her dine , mezhebe inanca saygı duyan ve hoşgörü ile bakan, dil, din, ırk, renk , farkı gözetmeyen Adaletten ayrilmayan edep ve ahlaklığı yaşamın temeline oturtan, insanı yücelten, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’den gelen neslin imametini kabul edene Alevi denir. Alevilik bir firka veya mezhep degildir.

Bir hadisi serifte söyle diyor;Ben kimin dostu isem, Ali de onun dostudur.'
'Ali'yi yalniz mü'minler sever, O'na yalniz münafiklar bugzeder.'
'Ben size iki sey birakiyorum: Kur'an ve Ehl-i Beyt'im. Bunlara uyan kurtulmustur.


Kızılbaşlık Nedir?

Kızılbaş, Allah’ı ve Resulü uğruna kendini adamış, onların yolunda canından ve malından vazgeçmiş, bu yolda ölmek var dönmek yoktur yeminini başına sardığı kırmızı sarık ile ilan eden kişilerdir Cenk te genc insanin sehit olusunu gören hz. ali kosup gencin kanli gömlegini yirtip anlina sarip düsmanlari tarubar etmistir hatta Hz. Peygamber´in disinin kirildiginda bile kanli bir bezi alip anlina sarmistir ve o sekilde dögüsmüstür. Eskiden beri gelen bu adet kizilbas´lik lagabini almistir.
Bu kirmizi sarik Hz. Ali´den kaldigi icin Ali taraf tarlari bir gösteride ekseriyeti muharrem ayinda imam Hüseyin´in (ra) sehit gününde kirmizi sarigi semboluk olarak basa takmalaridir kizil basligin anlami budur yani ali taraftari demektir.

Türkiye Alevileri

Kelime manasiyla Alevi Hz. Ali'yi seven ve O'na mensup olan kisi demektir. Hz. Ali'yi sevenler, baslica iki gruba ayrilir: Birincisi, Bektasi aleviligi ikincisi ise Caferi aleviligidir. Timur, Osmanli Sultani Yildirim Bayezid'i yendikten sonra Anadolu'dan aldigi otuz bin kadar esiri Iran'a götürmüstü. Bunlari Erdebil Seyhi (Sah Ismail'in dedesi) olarak bilinen Seyh Ali'ye intisap ettiler ve ondan tarikat dersi aldilar. Bir süre sonra Timur, arasira ziyarete gittigi Erdebil Seyhi'nin kendisinden bir arzusu olup olmadigini sordugunda, Seyh, 'Hicbir dilegim yok, sadece Anadolu'dan esir olarak getirmis oldugun Türkleri serbest birakmani istiyorum' dedi. Timur, Seyhin bu arzusunu memnuniyetle kabul etti ve onlari serbest birakti. Bu esirler, bu vesile ile, Seyhe olan muhabbetlerini asiri derecede ziyadelestirdiler. Seyhin bu sofilerinin bir kismi Anadolu'ya döndü, bir kismi Erdebil'de kaldi.

Erdebil Seyhi, Anadolu'ya dönen bu müritleriyle alakasini devam ettirdi. Erdebil Seyhi'nin tarikatinda 'Hz. Ali muhabbeti' esas alindigi icin, bu tarikata devam edenler Hz. Ali sevgisi ile tamamen boyandilar. Bunlara bu vasiftan dolayi 'Alevi' denildi. Aslinda bu esirlerin ecdadlari ve kendileri, bu tarikat ile intisap kurucaya kadar, Ehl-i Sünnet itikatinda idiler. Iran'la Osmanli Devleti arasinda kesin hudutlar cizilince, Anadolu'daki müritler, pirlerin tesirinden gitgide uzaklastilar. Bu tarikatin Anadolu'da kalan mensuplari, Erdebil tekkesinden aldiklari tesirle, kendilerinin disinda kalan Müslümanlarin Ekl-i Beyt'e gerektigi gibi muhabbet beslemedikleri zannina kapildilar. Onlarin bu telakki ve davranislari diger Müslümanlarla aralarinda bir sogukluk husule getirdi. Bu sogukluk zamanla ihtilafa dönüstü.
Bu ihtilaf neticesinde, Erdebil tekkesine bagli Anadolu Türkleri medreseden uzak kaldilar. Itikada, ibadete,... ait bircok hükümleri geregi gibi ögrenemediler. Sadece babadan ogula intikal eden birtakim telkinlerle iktifa ettiler. Zamanla aradaki sogukluk gittikce büyüdü ve derin bir ayriliga dönüstü.Türkiye bektasi aleviligi Kur´an Oruc ve Namaz´dan uzak kaldilar orucu namazi unuttular veya unutturuldular. sasilacak bir durumki bu bektasi aleviligi nasil Ali´taraftari olabiliyorlar. Orucu Namazi terk eden asla ali taraftari olamazlar.

Bazı Alevi örgütleri ve aydınları bize cüzamlıymışız gibi davranıyorlar. Bu durum tehlikeli bir hal almakta. Bizleri yok saymak çok tehlikeli ve ahlak dışı bir davranıştır. Devlette aynı durumu Alevilere uyguluyor. Yani Alevilik diye bir inanç yokmuş gibi davranıyor. Halbuki Alevilik vardır. Ve bu yadsınamaz. Bizleri de yok saymak, olmadığımız anlamına gelmez. Bizler varız. Yerimiz ve yurdumuz belli. Düşüncelerimiz, eylemlerimiz, yapıtlarımız ortada.yani bektasi aleviligi isleri nedir nereye gidiyorlar kimse cözemez aslinda kendileride ne yaptiklarini bilemezler acaba gittigimiz yol gercek bir yolmu yosa batilmi bir celiski icerisindeler.

Anadolu’da yaşayan ve kendisini Hz. Ali’den yana sayan kişiler, temel kaynaklardan beslenemedikleri, uzaklaştırıldıkları için, mevcut sistemlerin ve ideolojik akımların otorite ve taaruzları karşısında kimliklerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Elbetteki bu duruma hemen gelinmemiştir. Günümüzde en yoğun olarak solcu, Bektaşi, Diyanet ve İlahiyat grupları, kendisini Alevi olarak kabul eden kitlelerin yönünü Oniki İmamların yaşadıkları bölgelerden uzaklaştırmak için çaba harcamaktadır. Temel kaynaklarından koparılan bu kitleler, sonuçta Bektaşileştirilmeye, Sünnileştirilmeye, sosyalistleştirilmeye, kapitalistleştirilmeye, Kemalistleştirilerek sistemin tüm ilkelerini gözü kapalı savunmaya doğru yönlendirilmek istenmektedir. Günümüzdeki süreç, bu süreçtir. Bugün baktığımızda çok yoğun olarak bir kimlik bunalımının yaşadığını görmekteyiz. Elbette bunun sadece Alevi kitlede olduğunu söylemiyoruz; ancak Alevi kitle üzerine daha yoğun gelinmektedir.

Günümüzde kişilerin kendisini hem Alevi hemde Sünni olarak ifade edebildiklerini; hem Alevi hem de Bektaşi olarak tanımlayabildiklerini; hem Alevi hem de solcu olarak nitelediklerini görebiliyoruz ki, bu duruma dikkat çekmek gerekir. Eğer bir kişi, Kur’an’ı, Hz. Ali’yi, Oniki İmamları tanıyarak, bilerek kendisini yetiştirmiş ve bunların ilkelerini de yaşam pratiğine geçirmişse, bu kişi artık solcu, sağcı, Bektaşi, Sünni, faşist, kapitalist, sosyalist ya da Kemalist olamaz. Alevi olan bir şahsın, artık Türklük, Kürtlük türünden milliyetçi yaklaşımları ve sorunları da olamaz.

Alevilik evrensel bir iddiadır, evrensel bir hülyadır, evrensel bir çözümlemedir. Oniki İmam fikirlerini kabul eden herkes, Alevidir. Bu nedenle milliyetçi ve ırkçı tezlerle ya da kan bağlarıyla insanı ve toplumu değerlendiren ölçüler, Aleviliği açıklayamaz. Bu nedenle Aleviliği ana, baba ya da belli bir bölge ve yere bağlayarak tesbit etmek, Hz. Ali’nin ilkelerini hiç bilmemek demektir.

İşte günümüzde Alevilik anlaşılma ve ayrışma sürecini birlikte yaşamaktadır. Kur’an ve Ehli Beyt ilkeleri doğrultusunda hareket eden ve bunu yaşamının her safhasında yaşatan insanlar, kurtuluşa erecek diğerleri bu yoldan uzaklaşacaktır.

Aslında Kur’an-ı Kerim’e bakıldığında, Ehli Beyt ile ilgili birçok ayet görülecektir. Kur’an’da üçyüzü aşan sayıdaki ayette Ehli Beyt’ten ve onların başından geçen olaylardan bahsedilmektedir.

Kısaca söylemek istediğimiz, Ali’ye uyanlar Alevidir. Alevilik İslamiyetin özüdür. İslamiyeti, Kur’an ve Ehli Beyt çerçevesinde anlayıp yaşayanlar Oniki İmamlardan ve dostlarından öğrenenler ve kainat ile kendisinin kainattaki yerini Oniki İmamlara göre açıklayanlar Alevidir.

Günümüz Aleviligin temel celiskisi

Günümüz Aleviliğinin TEMEL ÇELİŞKİSİ, Cami-Cemevi arasında yapılacak tercih yada seçimle çözülecektir. Yapılacak bu tercih yada seçim Anadolu’da yaşayan ve kendisini Alevi kabul eden, Oniki İmamları seven ancak BİLGİSİZ bırakılmış, MAZLUM bir toplumun GELECEKTEKİ YERİNİ belirleyecektir.

Önemle tekrar söylemek zorundayız. Eğer yapacağımız tercih yada seçim sadece bizi ilgilendirseydi yada sadece bu DÜNYA’YA ilişkin olan bir tercih olsaydı, bu konuya bu kadar önem vermeyebilirdik. ANCAK Alevi halkının bu tercihi bütün GELECEKTEKİ NESİLLERİ etkileyecektir. Bu tercih bizim MAHŞERDEKİ DURUMUMUZU etkileyecektir.Allah korusun sırf bizim yanlışımızdan dolayı gelecek nesillerinde helak olmasına sebep olabiliriz, GELECEKTEKİLERİNDE VEBALİNİ yüklenmek zorunda kalabiliriz. Allah korusun AHİRET ALEMİNDE, Oniki İmamların karşısında REZİL olabiliriz. Bu nedenle burada yapacağımız seçim ÇOK ÖNEMLİDİR. Bu yüzden de bu konuya daha çok önem veriyoruz. Her iki olgununda beraberinde getireceği temel bazı unsurları sıralayarak MAZLUM ALEVİ halkının gelecekte nereye götürülmek istendiğini göz önüne sermek istiyoruz. Düşünürken ya da tercih yaparken PARÇALARI DEĞİL, BÜTÜNÜ GÖRMEK GEREKİYOR. Görmek isteyenlerin, kalbi temiz olanların kolaylıkla göreceğine inanıyoruz.Göremeyenler için ise Allah’tan hidayet diliyoruz. Gerçeği bile bile saptıranlara ise Allah’tan KAHIR ve BELA diliyoruz.

Secim sizin

CAMİ-----------------------------------------------------CEMEVİ

İmam (Hoca) olacaktır.................................Baba, Dede olacaktır.

Müezzin olacaktır.........................................Halk ozanı olacaktır.

Ezan okunacaktır. (Aliyyen Veliyyullah)...............Saz Çalınacaktır.

Namaz kılınacak.............................................Semah dönülecek.

Kıbleye dönülecek. .............................Post sahibine dönülecek.

Kur’an dinlenecek..............................Masallar dinlenecek.

Helal, Haram, Müstehab, Mekruh öğretilecek..................Laiklik, Solculuk, Çağdaşlık vs.öğretilecek.

Akıl, Vahiyle beslenecek...........................Akıl Şeytan’dan beslenecek.

İslami Cemaat oluşacak........................................Arabesk yapı oluşacak.

İzzetli siyasi tavırlar..................................Kurulu düzene uşaklık.

Oniki İmam konuşulacak...............Hacı Bektaş, Abdal Musa, Balım Sultan konuşulacak.

Caferi (Oniki İmam) Mezhebi uygulanacak..................Bektaşi tarikat kuralları uygulanacak.

Oniki İmam Külltürü (İslamın özü) yaşatılacak ..............Şaman kültürü yaşatılacak.

Aleviler Alevileşecek......................................Aleviler Bektaşileşecek.

Alevi-Sünni kardeşliği pekişecek......................Alevi-Sünni zıtlaşması pekişecek.

Aleviler kendi kaderlerini kendileri tayin edecek...................Alevileri başkaları yönlendirecek.

Aleviler bağımsız kimliklerini kazanacak.....................Aleviler kimliksiz kalacak.

Alevilik, İzzet ve Şeref getirecek...................Kimliksizlik zillet getirecek.

Ehl-i Beyt’e yüzakı olunacak...............Ehl-i Beyt’e yüzkarası olunacak.

Mahşer günü alnı açık, başı dik....................Mahşerde yüzü kara, boynu bükük.

İslami Merkez.....................................Materyalist olacak.

Onurlu bir Ümmet.............................................İlkesiz bir Millet.

Allah (cc) Rızası.......................................................Hallın Razılığı.

Gerçek Sevgi, Gerçek Aşk..........Sahte sevgi, sözde sevgi.

Hüseyinler yetişecek.............................Yezidler yetişecek.

GELECEĞİMİZ HÜSEYİNLEŞECEK....................................GELECEĞİMİZ YEZİDLEŞECEK.

Tercihinizi Yapın, İZZET Mİ ? ZİLLET Mİ ?

ALEVİLİK BAŞKADIR, BEKTAŞİLİK BAŞKADIR, KARIŞTIRMAYIN

Bektaşilik tarihi bir süreçtir, teori ve pratikleri yer ve zamana göre değişerek günümüze gelmiştir. İslamiyetle zıtlaşması olduğu gibi kendi içerisinde de birçok çelişkileri vardır. Birçok konuda kabul ve inkar içiçe girmiştir. Alevilikle bektaşiliğin başka başka şeyler olduğunu ortaya koyarken temel olarak günümüz bektaşilerini öne alıyoruz ve bu çerçevede bektaşiliğin tarihi genellemesini mukayeseli olarak yapıyoruz.

Dün geçmiştir, geleceği ise bilemiyoruz. Bugünü değerlendirerek günümüzü kurtarmaya ve geleceğide temizlemeye çalışıyoruz.

ALEVİLER, Allah’ı Oniki İmamların anlattığı gibi tanırlar ve inanırlar.

BEKTAŞİLER, Allah anlayışları çarpıktır, çelişkilidir, batıl inançların etkisi altındadır. İnsanda tecelli konusunda Allah’ın ZATİ ile SIFATİ yönlerini hep karıştırırlar. Vahdeti Vücuda inanırlar.

ALEVİLER, Allah’tan korkarlar, O’nu severler, Ümit ile Korku arasında beklerler.

BEKTAŞİLER, Allah’tan korkulması gerektiğine inanmazlar, korkmazlar. Seviyoruz diyede sahtekarlık yaparlar çünkü Allah’ın emirlerini uygulamazlar.

ALEVİLERİN, Temel hedefleri Allah’ın Rızasını kazanmaktır. Allah için yerler, Allah için İbadet ederler, Allah için sabrederler, Allah rızası için cihad ederler, yaşarlar ve ölürler.

BEKTAŞİLERİN, Bu tür sorunları yoktur, pragmatik ve faydacıdırlar.

ALEVİLER, Nefsi Cihad yaparlar, Allah’ın KULU olduklarını hiç unutmazlar, Allah’a teşekkür boçları olduğunu hep hatırlarlar, Şükretmek ve teşekkür etmek içinde ibadet ederler.

BEKTAŞİLER, Nefislerine uyarlar, Allah’a karşı özgürlükcüdürler, Kul hakkını ön plana çıkararak Allah ile Kul ilişkisini daha açıkcası ibadeti inkar etmeyi, yok etmeyi amaçlarlar.

ALEVİLER, Peygamberimize Cebrail vasıtasıyla VAHİY geldiğine ve Masum (Günahsız) olduğuna inanırlar.

BEKTAŞİLER, Her fırsatta peygamberimizin AKILLI olduğunu söyleyerek çaktırmadan vahyi inkar ettirmeye çalışırlar, Peygamberin masumiyetine inanmazlar, istedikleri gibi ve her fırsatda peygamberimizi eleştirirlir.

ALEVİLER, Kur’an’a inanır ve teslim olurlar, uymaya çalışırlar.

BEKTAŞİLER, Kur’an’ın eksik olduğunu, el katıldığını söylerler. İşlerine geldiği gibi Kur’an’dan örnekler verirler, beğenmedikleri hükümleri inkar ederler.

ALEVİLER, Helal, haram, mekruh, müstehab ve mübahlara göre yaşamlarını düzenlerler.

BEKTAŞİLER, Bu tip sorunları yoktur, Keyfi ve akılcı davranırlar, El, Bel, Dil masalıyla ve soyut ilkelerle herşeyi geçiştirirler.

ALEVİLER, İnançlarını İslam Şeriatı yada Oniki İmam Şeriatı sözüyle ifade ederler.

BEKTAŞİLER, Emevi, Abbasi, Osmanlı şeriatının çelişkilerini göstererek her türlü şeriatı inkar ederler. Allah’ın, Peygamberin ve Oniki İmamların şeriatınıda dolayısıyla inkar etmiş olurlar.

ALEVİLER, Allah’ın Adil olduğuna, adaletli olduğuna inanırlar.

BEKTAŞİLER, Allah’ın adaletine inanmazlar, sürekli eleştirirler, şikayet ederler, sızlanırlar. Bu konuda bolca fıkra uydurarak alay ederler.

ALEVİLER, Melek, Şeytan, Cin gibi gabi varlıkların varlığına inanırlar.

BEKTAŞİLER, Bu tür konularda nesnel gerçekcidirler, materyalist davranırlar inanmazlar.

ALEVİLER, Oniki İmamların imametine inanırlar ve bilgilerini onlardan alırlar. Peygamberimize onlar vasıtasıyla ulaşmaya çalışırlar.

BEKTAŞİLER, Oniki İmamları sevdiklerini söylerler ama onları tanımazlar, onların bilgilerini bilmezler, onları hep araka planda tutmaya çalışırlar ve ön plana hep başka isimleri geçirirler. Oniki İmamların sözlerine uymazlar, yaptıklarını yapmazlar.

ALEVİLERİN, Anlattıkları her olayın yazılı kaynağı vardır ve bu kaynaklar Arapça ve Farsçadır. Günümüzde de yeni yeni Türkçeye çevrilmektedir.

BEKTAŞİLERİN, Yazılı kaynakları yoktur, kaynakları şifai yani sözlü ve Türkçedir. Sıkışırlarsa kaynaklarının yakıldığını, imha edildiğini söylerler. Anlattıkları pek çok şeyde Kırklar cemi gibi kaynaksız ve uyduruk masallardır. Bunlarla haklı uyutup dururlar.

ALEVİLERİN, Söz ve eylemleri Onik İmamların bilgilerine dayandığı için Aleviler, Oniki imamlara benzemeye çalışırlar.

BEKTAŞİLER, İçerisinde her türlü ilkeye ve insana rastlamak mümkündür. Yezid’e lanet okurlar ama yaptıkları çok şey yezid’in yaptıklarıdır.

ALEVİLERİN, Temel ilkeleri Ehl-i Beyt’in dostuna dost, düşmanına düşman olmak esasına dayanır.

BEKTAŞİLER, Yetmişiki milleti bir gördüklerini söylerler, dostuda düşmanıda seviyoruz derler, Cemevlerinde Ehl-i Beyt’le ilgisi olmayan insanların resimlerinide bulundurabilirler.

ALEVİLER, Caferi mezhebini bilir ve uygularlar. Caferi mezhebine göre yaşamlarını düzenlerler, Abdest alıp, Namaz kılarlar, gusül alırlar, ezan okurlar, nikah kıyarlar. Şekle ve Öze birlikte önem verirler.

BEKTAŞİLER, Caferi olduklarını söylerler ama hükümlerini bilmedikleri gibi şeklide inkar ederelr, Batını öne çıkarırlar. Buyruk dedikleri kitabları uyduruktur. İslami şekli hükümleri inkar ederler ama bektaşi erkanlarındaki tüm uyduruk şekilleride uygulamaktan utanmazlar.

ALEVİLERİN, Hocaları, Alimleri, Seyyidleri, Müezzinleri, Cemaatleri vardır.

BEKTAŞİLERİN, Dedeleri, Babaları, Anaları, Halk ozanları, Talibleri vardır.

ALEVİLER, Cami yada Mescid yaparlar, Oniki İmamların Mezhebine göre İslami İbadetleriyle meşgul olurlar.

BEKTAŞİLER, Cemevii yaparlar, sazla, sözle, semahla, yeme içmeyle, masallarla ibadet yaptıklarını söylerler.

ALEVİLER, Takiyye dışında hiçbir şekilde inançlarından taviz vermezler.

BEKTAŞİLER, Biraz sıkışınca tavize başlarlar, Hem dede, hem hoca olsun, hem cami, hem cemevi olsun diyecek kadarda utanmazlar.

ALEVİLERİN, Temel bilgileri yada kaynakları Kur’an ve Ehl-i Beyt İmamlarına dayanır.

BEKTAŞİLER, İse inançları içerisinde Tasavvufi, Batıni, Melami, Hurufi, Kalenderi, Ahi, Şamanist, Hristiyan, Yahudi, Haydari ve çeşitli kültür ve inançları barındırır.

ALEVİLERİN, Siyasi tavırları ve yaşamları İzzetli ve Şereflidir.

BEKTAŞİLER, İse her kurulu düzenin köleliğini yaparlar. Her iktidara hizmet ederler, Kul köle olurlar, ilkelerini savunurlar. En çok Osmanlı’dan nefret ettiklerini söylerler ama bununla en çok Osmanlı’ya hizmet ettiklerini gizlemeye, saklamaya çalışırlar.

ALEVİLERİN, İçki içmezler, haram olduğunu bilirler ve içkinin olduğu yerde durmazlar.

BEKTAŞİLER, İçkiyi meşru bir içecek olarak kabul ederler, fazla sıkışırlarsa SIR dersen içebilirsin derler, bu DOLU’dur derler yada CEM’lerde içilmez derler.

ALEVİLER, Beş vakit namazı Caferi mezhebine göre birleştirerek üç vakitde kılarlar. Namaz bir Alevi için herşeydir, Hayatın en önemli gayesidir. OLMAZSA OLMAZ koşuludur.

BEKTAŞİLER, İlk aşamada namazı inkar ederler ama sıkışırlarsa HALKA NAMAZI yada GECE NAMAZI yada NİYAZ vardır derler.

ALEVİLER, Ramazan ayı orucunun farz olduğuna inanırlar ve bu ayda oruç tutarlar.

BEKTAŞİLER, Ramazan ayı orucununu inkar ederler, Muharrem orucunu bunun yerine koyarlar, Farz ile sevabı birbirine karıştırırlar.

ALEVİLERDEN, Durumları iyi olanlar farz olduğu için Hacc’a giderler.

BEKTAŞİLER, Hacc’ı inkar ederler, Ölüye değil diriye gideriz derler, Hacı Bektaş kasabasını ziyareti Hacc yerine koyarlar.

ALEVİLERİN, Ondört Masumun, Peygamberimiz(sav), Kızı Hz.Fatma(as) ve Oniki İmamlar(as) olduğunu bilirler ve söylerler.

BEKTAŞİLER, İse masumiyeti inkaretmek için Ondört masumun kerbela’da öldürülen çocuklar olduğunu söylerler.

ALEVİLER, Ahiret gününe, ceza gününe, kıyamete, cennet ve cehenneme inanırlar.

BEKTAŞİLER, Cennet ve Cehennemin bu dünyada olduğunu sık sık söyleyerek çaktırmadan ahireti inkar ederler. Ahiret gününü anlatan hiçbir anlatımları yoktur.

ALEVİLER, Aleviliğin islamiyetin ÖZÜ olduğunu bilirler. BEKTAŞİLER ise KÜLTÜR SENTEZİ olduklarını bilirler, İslam dışıdırlar. Ne kadar Alevi ne kadar Bektaşi olduğunuza siz karar verin.Alevi mi, Bektaşi mi olacağınıza siz

KARAR VERİN.İzzeti mi, Zilleti mi seçeceksiniz siz

KARAR VERİN.Oniki İmam dostu mu, Yezid’in dostu mu olacaksınız siz

KARAR VERİN.Yüce Allah yardımcımız, Ehl-i Beyt Şefaatcimiz, İmamı Zaman Mehdi önderimiz olsun.

“HAKKI, BATIL İLE KARIŞTIRMAYIN. BİLE BİLE GERÇEĞİ UNUTUP GİZLEMEYİN.”
(Bakara s. 42. Ayet)


(Si´a)

Arapca bir kelime olan ”Sia” ”Müsayaa” kökünden gelmekte olup; birisine uyanlar” “taraftar” “bölük” anlamindadir. Islam tarihinde ise “Sia” bizzat Hz. Peygamber (sav) tarafindan, Hz. Ali (ra)ye uyanlara verilen isimdir Hz. Peygamber (sav) Ali nin siasi kurtulanlarin muratlarina erenlerin ta kendileri dir” buyurmuslardir(1)

Sia Hz. Ali (ra) yi sevmek yolundan ve izinden gitmek, izleyen kişilere Ali'ler Ali taraftarları diye çeşitli isimlerle tanınmaktaydılar. , Şia Hz. Ali (ra) izini sürenler demektir.

Allah'ın sevgili kulu ve Resulü Hz. Muhammed (saav) bir hadisi şeriflerinde Ya Ali Benle sen bir iman ağacıyız, dal budakları Hz. Fatime-i Zehra (ra) meyveleri de Hz. Hasan ve Hüseyin (ra) yaprakları Şia'mız her kim bu yapraklardan birine yapışırsa her iki cihanda kurtulur.

Şuna bakın ki, Allah'ın biricik resülü, Ben ve Hz. Ali (ra) la bir iman ağacıyız dal ve budakları Hz. Fatime-i Zehra (ra) meyveleri Hz. Hasan ve Hüseyin (ra) lardır. Peki yaprakları? Evet yaprakları da Şia mız, yani türkçe si Alevi' lerdir.

Bu ne şeref ki 0 değerli kutsal mübarek iman ağacının yaprakları olmak, yapraklar olmasa ağaç nasıl gürler, ağaç nasıl canlı kalır, demek ağaç dalla gürler, ağaç dalla süslenir.

Ağacın kendisini koruyan ağaca şemsiye vazifesini gören, yapraklarıdır. Allah'ın rahmet Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav) da yapraklarla iftihar etmekte. Yaprakları ise, 0 kutsal, mübarek gövdesinden kuvvet, neşe ve derman almakta.

Evet biz Aleviler diyoruz ki, imanımız, nurumuz, kuvvetimiz, cesaretimiz, ve her şeyimiz 0, şanlı şerefli üstün ufuk Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve 0'nun, şanlı nurlu soyu olan Ehli beyt'ten almaktayız.

Siz, Ey, Ehli beyt fazilleri, ne mutlu sizlere ki sizler 0, ismet hanedanın aşk ve muhatabısınız. sizler ki, devri sahadet'ten bu güne kadar ve hatta kıyamete kadar, hep o haneye bağlı kalıp onları müdafaa görevini üstlenmiş bulunuyorsunuz. Ve bu oğurda başınızı vererek kanınınzı oluk oluk, akıttınız. Kiminiz diri, diri, derisi yüzüldü, kiminiz gözleri, oyuldu, kiminizin dilleri kesildi, kiminiz darağacında sallandınız.

Bunun tek sebebi o şanlı. nurlu, ağacın yaprakları olup o ağacı korumanız dı.

Selam olsun sizlere, selam olsun sizi, sevenlere, selam olsun size uyanlara.

Ve her kimde 0 şerefli yapraklardan birini tutarsa şübhesiz kurtulur. Hidayete erer, rahmete kavuşur, 0 yapraklardan elini çeken, ayrılan kopan, hidayete ermez, degilki, onlara suç isnat etmek ve onlara buğz etmek, onları hor hakir görmek, onları cemiyet içinde dışlamak şübhesiz bu Allah'ın da Resülününde gazabına uğrar.

Hz. Ali (ra) ve evlatlarını seven el etek tutan her iki cihanda kurtulur. 0nlardan sapan ayrılan kişinin namazı orucu ibadeti kabul'degildir. Çünkü rahmeti sonsuz olan Mevlamız hidayet rehberi olan Hz. Kur'anda Hz. Ali (ra) ve 0nun nurlu soyu hakkında, 368 ayeti Kerime ile biz insanlara tanıtmış ve sevmesinide İslamın şartından saymıştır.

Nasıl 0ruç Bakara süresinin 183-186 ayetleri olan üç ayetle farz kılınmış ve bu İslamın şartından sayılır da 368 ayetle Hz. Muhammed (sav) soyunun sevilmesi İslamın şartından sayılmamakta. Bakın rabbimiz azze ve celle ne diyor rahmet rehberi olan Kur'anda.

Kul la eselukuml aleyhi eçren ilel meveddate fiyl kurba.

Şura süresi ayet 23

Allah'a inanan bütün insanların Hz. Muhammed Mustafa (sav) zürriyyetini sevmeleri muhabbet beslemelerini izinden yürümelerini 0, nurlu soya sahib çıkmalarını farz kılmış . Allah'ın yapın dediği tüm emirler biz insanlara farzı kifayedir. Farzları terk eden islamın dışına çıkmıştır, İslamın dışına çıkan bir kimsenin Hz. Peygamberle bir ilgisi kalmaz.

Ve yine Rahman ve Rahim olan yüce Mevlamız, Hz. Kur'anda şöyle buyurmuş tur.

İnnallahe ve melaiketü huyuselluna alennebiyyihi, Ya eyyuhelleziyne amenu sallu aleyhi ve sellimu teslima.

Allahümme salli ala Muhammed'in ve Ali Muhammed:

Ahzab süresi ayet 56

Ey inananlar yani Allah'a inananlar ve 0nun Resüllerine ve ondan gelen kitaplara inanan iman ehli. Hz. Muhammed (sav) ve 0 nun tertemiz soyu olan EHLİ BEYT ine selavet getirin ikrar verin ki Ben sizin rabbiniz ve melekler size şahid olalım.

Beni ümmeye döneminden beri Kur'an ayetlerin manısı anlaşılmasın diye halk arasına şöyle tercüme edilmekte, yukardaki ayeti.

Ben ve melekler Hz. Muhammed (sav) selavet getiriyoruz Ey iman edenler sizde 0na selavet getirin der.

Şimdi bu anlayışı sizin yüksek vicdanlarınıza bırakıyorum. Şimdi hep beraber bu emre boyun eğerek selavat getiriyoruz. Ne diyoruz ?

Manası: Ey güzel mevlam sen benden Hz. Muhammed (sav) ve Ali'si olan evlatlarına selam rahmet eyle Ben onlara inandım ve ikrar verdim.

Peki şimdi yukardaki tercümeye göre Allah kime Ey Mevlam der, Allah'tan başka Allah olmalı ki Allah da ona Ey Allah'ım benden Hz. Muhammede selam ve rahmet eyle ve ikrar verdim demeli. Ben ve melekler Hz. Muhammed (sav) selavet getiriyoruz cümlesi tamamen yanlış ve küfürdür. Ayet'in manası, Ey inananlar Hz.Muhammed (sav) ve evlatlarına selavet getirinki Ben, sizin mevlanız ve melekler de size şahid olalım der.

Biz müslümanlarda namaz'larımızda, zikir'lerimizde ve her halimizde, Allahümme, Ey güzel mevlam, Salli ala Muhammed'in , benden Hz. Muhammed (sav) selam ve rahmet eyle. Ve Ali Muhammed: ve Hz. Muhammed (sav) evlatlarına da selam ve rahmet eyle ben onlara ikrar verdim Sen ve melekler bana şahid olun. deriz amma velakin anlamını bilemiyoruz ne dedigimizi anlamıyoruz manasını bilen söyleyen ve 0, kutlu şerefli nurlu soya bağlı kalan muhabbet besleyen kişiler hor hakir görünmektedirler.

Halbuki bunlar Allah'ın bir emrini yerine getirmektedirler halis muhlis müslümandırlar.

İnsan'ların, Hz. Muhammed (sav) ve soyuna düşman olacak, onlara leke sürecek, onları hakir görecek, kendilerini onlardan üstün görecek ki , Mevlamız Hud süresi 73 ayette Ehli beyte şöyle, güvence vermekte.

Rahmetullahi ve berekatühü aleykum Ehlel beyt, innehu hamiydün meciyd.

Ey, Ehlel beyt sakın mahzun olmayın, sakın üzülmeyin Allah, Sizleri, rahmetiyle kurur.

Devri saadetten bu güne kadar hor hakir görülen kanını akıtan leke, olunan tarihten silinmek bile istenen , Hz. Peygamberin hane ev halkı olan Ehli beyt, rahmeti sonsuz olan mevlamız onlar sakın, mahzun olmayın, sakın korkmayın, üzülmeyin! Sizin rabbi'niz olan Ben, siz'leri rahmetimle korurum. Diye güvence vermiştir.

Rabbi'mize hamdu senalar olsun ki, bin dört yüz seneden beri onları hor hakir, gördüler, nasıl güneşin önüne perde çekersin de güneş yine ışınları ile parlamakta bütün tabiat ve alemler ondan faydalanıyorsa, 0n dört asırdan beri de Ehli Beyt in önüne perde çektiler, fakat yinede onların nurunu söndürmediler, şimdi ise 0nlar gündeme geldiler, Allah 0nları korudu ve bugünde insanlara tanıttı, ve rahmetini bütün evrene eriştirdi.

Şunu iyi bilsinlerki Allah kimi, medhü sena etti ise ,ona kimse bir zerar veremez. 0nlar, kanını akıtarak bu fani alemden baka alemine göç ettiler fakat 0nların kabırları birer rahmet birer kandil. Çünkü hasta giden sihhatlı dönmekte, dertli giden derman bulup gelmekte.

Peki onlara buğz eden beni ümmeyye kabırları ne halde, virane, birer, ihtiyaç giderme yeri haline gelmekte'dir, bir bunlara bakın, birde Kerbelaya Necefe, bunlara benzer mabedlere bakın, farkı kendiliginizden anlarsınız ki, Allah kimi korursa iyi korur, kimi hakir görürse onun yardımcısı yoktur, iki cihanda perişandır.

Çağımızın insanı hem iman ettigi yere tükürür, hem Allah'a, inanır hemde Allah'›n sözünü çürütür. Ehli beyte günahkar suç isnat etmekte. şunu hatırlatmak isteriz bu zavallı, gaflet içinde kalanlara.

Bakın Rahman Rahim olan mevlamız ne diyor,?

İnnema yüriydullahü liyüzhibe ankümürricse EHLEL BEYTi ve yütahhireküm tathiyra:

Ey, Ehli beyt, Allah sizlerden çirkin beşeri olan kötülükleri gidermiş sizi tertemiz kılmıştır.

Allah, burda Ehli beyt ten, beşeri (rics,) olan günah suç pislikten temize çıkarmıştır velakin, insan oğlu kalkar derki hayır Ey Allah'ım, onlar temiz olamaz, onlar günahkardır der, Allah'a itiraz eder, peki Allah'ın bir emrine itiraz edildiği gibi İslamın dışına çıkarsa, bu ayete itiraz edip de Ehli beyt temiz olamaz derse durumu nasıl olmalı?

Bizler, imam'ların kanı, temiz, nurdur diye idda etmiyoruz. kan, necistir. Ve ayni zamanda, bizlere suç isnat ettikleri gibi, yani bizler inancımızda Allah'ın ruhu, imamlara duhul etti diye masum bilmekteymişiz. Bizler hiç bir zaman bu inanca sahip değiliz, Bizler yani, Caferi'ler yukardaki ayetin hükmüne göre imamlar masum, günahsız ve suçsuzdurlar. Çünkü Allah onları günahtan suçtan korumaktadır

Ehl-İ Beyt (a.s)’ı Geregince Tanımak

Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor:

Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum: Allah’ın Kitabı ve öz akrabalarımdan olan Ehl-i Beytim. O ikisine sarıldığınız müddetçe, benden sonra asla (doğru yoldan) sapmazsınız. Gerçekten o ikisi (Kevser) Havuzun(un) yanında tekrar bana gelinceye kadar birbirinden ayrılmazlar.”

Ehl-i Beyt,İslam semasının parlak yıldızları ve ışık saçan güneşleridirler. Onlar, Resulullah (sav)’a iktida eden (uyan) kâmil insanlık örnekleridirler. Onlar, Hz. Peygamber (sav)’in ilim kaynağından faydalanmış, risalet evinde büyümüş, onun yolunda hareket etmişlerdir. Onlar, ümmeti Allah’ın Kitabı’na ve Hz. Peygamber’in sünnetine sarılmaya davet ederek, kendi yaşantılarında da bunun en güzel örneğini sergilemişlerdir. Onlar, halkı hakka çağırmış, bir an bile haktan uzak kalmamışlardır. Onlar, yukarıdaki hadisin açıkladığı gibi, hiçbir zaman Kur’an-ı Kerim’den ayrılmamışlar, ayrılmazlar. Onlar, Kur’an-ı Kerim’de açıklanan bütün değerlerin ve yüce makamların en güzel örnekleridirler. Kur’an-ı Kerim onlar hakkında açıkça şöyle buyuruyor:

“Allah, ancak siz Ehl-i Beyt’ten her çeşit pisliği ve kötülüğü giderip sizleri tertemiz kılmak ister.” (Ahzab/33)

Ehl-i Beyt’in üstün makamı ile ilgili olarak nazil olan ayetler ve rivayet edilen hadislerin çokluğundan dolayı Ehl-i Beyt,tarih boyunca bütün Müslümanların yöneldiği tek mihver durumuna gelmiş ve çeşitli kesimler, onların ilim ve marifet nurlarından faydalanmak için onların kapısına gelmişlerdir.

Ehl-i Beyt’in tarihini ve onların ilmî siretini mütalaa edip araştıran kimse, Ehl-i Beyt İmamları’nın önemli rolünü ve taşıdıkları sorumlulukları iyice anlayabilir. Onlar, mukaddes İslam şeriatını tahrif ve bidatlerden korumak, İslam akidesinin asaletini muhafaza etmek, İslam’ın yüce ilkelerini uygulamak ve ümmeti hidayete erdirmek uğruna cihat etmiş, canlarını bile bu yolda feda etmişlerdir.

İslam ümmetinin birliğinin yegane mihveri olabilecek Ehl-i Beyt’in tarihinin, her geçen gün daha iyi anlaşılması ve insanların hidayet ve nura doğru yönelip saadete ulaşmalarında onlara yardımcı olması, oldukça sevindirici bir gelişmedir.

Biz, Müslüman kardeşlerimizi Ehl-i Beyt’in makamlarını tanımaya davet ederken, aslında onları Ehl-i Beyt’in yolunu takip etmeye ve emperyalizm ile Siyonizm karşı verdikleri mücadelede, Müslümanları zaafa uğratmak, dağıtmak ve aralarına tefrika sokmak isteyen güçlerin karşısında bilinçli ve uyanık olmaya çağırıyoruz.

Ey Muhammed (sav) ümmeti ve ey Ehl-i Beyt dostları! Gelin Kur’an ve Ehl-i Beyt’te birleşelim! Çünkü izzet, keramet ve şerefimiz, İslam’a sarılıp, Allah’ın (c.c) Kitabı, Peygamber’in sünneti ve Ehl-i Beyt’in sireti üzere amel etmektedir...

“De ki: Amel edin. Amellerinizi Allah da, Resulü de, müminler de görecektir.” (Tevbe/105)

“Ehl-i Beyt” kelimesi, Hz. Peygamber (sav)’i seven, ona iman eden, yolundan giden herkes için sönmeyen nur ve sonsuz fazilet ve muhabbet kaynağının ifadesidir.

Müslümanlar, ilahî vahyin bu mübarek ismi andığı zamandan beri bu şanlı isimle tanışmışlardır.

“Allah, ancak siz Ehl-i Beyt’ten her çeşit pislik ve kötülüğü giderip sizleri tertemiz kılmak ister.” (Ahzab/33)

Bu ayet-i kerimenin nazil olmasıyla İslam toplumunda hakka uzanan gerçek hareket yolu ve İslamî hedeflere doğru giden çizginin sınırı belirlenmiş oldu. Bu ayetle Ehl-i Beyt’in İslam ümmetinin hayatındaki rolü beyan edilerek, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah-u Teala’nın, her çeşit pislik ve kötülükten temizleme iradesinin sadece onlara mahsus kılındığı ifade edilmiştir.

İslamî ilimler üzerinde araştırma yapan ve İslam ümmetinin siyasî hayat sahasında görüş sahibi olan kimselerin belirttiği üzere, bu ilahî beyan ve açıklama, İslam ümmetinin hayatı, İslam tarihinin oluşması ve İslam uygarlığının kurulmasında özel bir anlam taşımaktadır.

Bu ayetler, Peygamber’den sonra İslam’ın anlayış ve mantığına uygun olarak tarihin akışının yön ve çerçevesini belirlemiştir. Allah-u Teala, Ehl-i Beyt’e, bütün günahlardan, kötülüklerden ve hatalardan pak ve temiz olma sıfatını verdikten sonra, “Sizin Allah katında en değerli ve üstün olanınız, en takvalı olanınızdır.” (Hucurat/13)

hitabı gereğince, örnek olmak ve rehberlik etmek için liyakatin en yüce derecesinin onlarda olduğu ortaya çıkmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’de ve Peygamber (sav)’in sünnetinde araştırma yapan herkes görecek ki, hangi mezhepten olursa olsun, bu ümmetin fikir adamları, müfessirleri, muhadisleri, siyer yazarları, tarihçileri, fakihleri, edipleri ve arifleri Ehl-i Beyt’in yüce makamından söz etmişlerdir.

Çeşitli mezheplerden olan Müslümanların yazdıkları hadis, siyer, tarih, tefsir, edebiyat, şiir, vb. kitaplarda bu mübarek soyun azameti belirtilmiş ve genellikle bu konuya özel bir yer verilmiştir.

Yine imanın, Hz. Peygamber (s.a.a)’in ve onun Ehl-i Beyt’inin sevgisiyle ölçülmesi inancına binaen, onların muhabbetini kalplere yerleştirmek için ümmetin adeta bir yarışa girmesi, onlara zulmeden ve düşmanlık besleyenlere karşı nefret ve tiksintilerini açığa vurmaları, sözümüzün bir başka kanıtıdır.

Ehl-i Beyt ilimde, takvada, ahlakta, şerefte, hak yolunda sebat göstermede, İslam’ı her şeylerini feda ederek korumada, zulüm ve tuğyana karşı çıkmada eşsiz insanlardırlar. Bu yüzdendir ki, bütün Müslümanlar Ehl-i Beyt’in sahip olduğu makamın, şerefin ve Allah’ın onlara tahsis ettiği faziletlerin, başka hiçbir kimsede olmadığında ittifak etmişlerdir.

Evet, yalnızca bu mübarek aileyi, Allah (c.c), bütün kötülük ve günahlardan pak ve temiz kılmıştır...

Yine yalnızca onları sevmeyi, Allah (c.c), bu ümmete farz kılmış ve onları sevmeyi, Peygamber (s.a.a)’in, ümmeti üzerinde bir hakkı olarak belirlemiş ve şöyle buyurmuştur: “(Ey Peygamber, Müslümanlara) De ki: Ben peygamberlik vazifesi (yolunda çektiğim zahmetlerin) karşısında, sizden hiçbir ücret istemiyorum; sizden istediğim, ancak yakınlarıma (Ehl-i Beyt’ime) muhabbettir. Kim bir iyilik yaparsa, biz onun sevabını daha da artırırız.” (Şûra/23)

Yine Allah (c.c), yalnızca onlara beş vakit namazda salat ve selam etmeyi ve Peygamber’in isminin yanında onların da isminin anılmasını farz kılmıştır. Allah-u Teala Kur’an’da şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz, Allah ve melekleri, Peygamber’e salat ve selam ediyorlar; ey iman edenler, (siz de) ona (Peygamber’e) teslimiyetle salat ve selam edin.” (Ahzab/56)

Müslümanlar Peygamber’den, kendisine nasıl salat edeceklerini sorduklarında, salat etmenin şeklini onlara şöyle öğretti:

“Deyin ki: Allah’ım, Muhammed’e ve Muhammed’in âline (Ehl-i Beyt’ine) salat et; nasıl ki İbrahim’e ve İbrahim’in âline salat ettin. Şüphesiz ki sen beğenilmiş ve yüksek mertebelisin.”

Bu ümmetin içinde Ehl-i Beyt’ten başka bu yüce sıfatları haiz olan hiç kimse yoktur. İşte buradan, Ehl-i Beyt’in sevmenin farz oluşu, onlara tabi olup, gittikleri yoldan gitmenin bütün Müslümanlara gerekli olduğunun sırrı ortaya çıkmaktadır.

Kur’an-ı Kerim’in, Ehl-i Beyt üzerinde bu kadar ısrarla durmasından, onların azamet ve makamlarını açıklamasından maksat, Müslümanların Hz. Resulullah (sav)’den sonra onları önder kabul etmeleri, onları sevmeleri ve onlara itaat etmeleridir.

Kur’an-ı Kerim’in onları bu şekilde tanıtmasında itikadî ve mektebî amaçtan başka bir hedef güdülmemektedir. Bütün bunlar, Müslümanları tefekküre ve düşünmeye sevk edip, Kur’an’ın ve Peygamber’in ümmete imam ve önder olarak tanıttığı bu seçilmiş insanları daha iyi tanımaya çağırıyor.

Alıntı

_________________

Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!


Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Konuralp
er
er


Kayıt: 24 Şub 2008
Mesajlar: 23
Konum: Elazığ

MesajTarih: Cum Şub 29, 2008 10:52 am    Mesaj konusu: Alevilik! Alıntıyla Cevap Gönder

Alevilik konusunda dedelerden duyduklarımız ve dinlediklerimiz ve bu konuda ilgili kişi ve kuruluşlardan edindiklerimiz bizi şu ana kadar Alevilik konusunda maalesef tek bir tarife götürememiştir.

Aleviler,Allah’a (C.C),Peygambere (S.A.V) ve Ehl-i Beyte bağlı samimi Müslüman’dırlar bize göre.

Son yıllarda ateist (İnançsız) kimselerin Aleviliği sömürmesi ve onları inançsızmış gibi yansıtması maalesef bir gerçek olarak da ortada durmaktadır.

-Alevilik ayrı bir din midir?

Elbette Hayır!

-Alevilik ayrı bir Mezhep midir?

Kesinlikle Hayır!

Alevilik, Ehl-i Sünnet Vel Cemaat yolunda, itikatta MATURUDÎ ve amelde, fıkıhta HANEFi bir tarikattır!

Alevilik,İslam’ın içindeki tarikatlardan bir tarikat gibidir diyebiliriz.

Aleviliğin Ehl-i Sünnet bir tarikat olduğu aşıkardır.

Aleviler, Ehl-i Sünnet vel Cemaat Müslümandır.

Alevi demek,Aliyi seven demektir.

Alevilik Şiilik de değildir...

İslâmiyet'in olmadığı bir bölgede Aleviler var mıdır?

Asla yoktur!

Aliyi seven Ali gibi olmak durumundadır.

Alinin sevdiği dini de sevmek durumundadır.

Buluşma noktası İslam’dır.

Her Müslüman Aliyi sever.

Kıblemiz birdir.

Allah’ımız birdir.

Resulümüz birdir.

Hz.Ali içki mi içmiştir?

Hz.Ali Kumar mı oynamıştır?

Hz.Ali Namazını mı terk etmiştir?

Gerçek Alevi,Ali gibi namazını kılandır,Ali gibi haramdan uzak durandır,Resulullahın sünnetine bağlı olandır,hanımı Hz.Fatıma’yı örnek alandır,Hz.Fatıma gibi yaşayandır,İslam’ı onlar gibi algılayandır.

Bizler bunları kabul eden,Alinin yaşadığı İslam’a muhalif etmeyen bir anlayış içinde olan Alevi kardeşlerimizle bir olmaktan mutluluk duyarız.

Alevisiyle, Sünnisiyle bir olmalıyız.

Aleviliği İslam’ın içinde yorumlayan kardeşlerimiz,Aleviliği İslam’ın dışında yorumlayanlarla hiçbir ortak bağımızın olmadığını bütün herkes bilmelidir.


GERÇEK SÜNNİLER, GERÇEK ALEVİLERDİR.
GERÇEK ALEVİLER GERÇEK SÜNNİLERDİR.

_________________
Hali görür,geleceği sezerdik,
Bir zamanlar ta Vistül’de gezerdik.
Haritayı biz kendimiz çizerdik,

Fetheyledik deryaları,çölleri,
Biz neyledik o koskoca elleri?..
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
KARA HİLAL
onbaşı
onbaşı


Kayıt: 07 Nis 2008
Mesajlar: 34
Konum: Isparta

MesajTarih: Cum May 30, 2008 8:56 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Gönder

ALEVİLİK NEDİR Question


Only registred user can see link on this forum!
Registred or Login on forum!



Sadece kayıtlı üyeler linkleri görebilir.

_________________
BOZKURTLARIN YURDUNDA ÇAKALLARIN İŞİ NE ?
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> EHL-İ BEYT Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.119