BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Gözden Uzak Bir İslâm Beldesi: Somali

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM DÜNYASI İŞGAL ALTINDA
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
ARVASİ
Admin
<font color=blue>Admin</font>


Kayıt: 03 Arl 2007
Mesajlar: 352
Konum: Isparta

MesajTarih: Çrş Nis 09, 2008 1:24 pm    Mesaj konusu: Gözden Uzak Bir İslâm Beldesi: Somali Alıntıyla Cevap Gönder

Gözden Uzak Bir İslâm Beldesi: Somali

İslâm dünyasının muhtelif bölgelerinde yaşanan hareketlilikler bazı önemli gelişmelerin gölgede kalmasına sebep oluyor. Geçtiğimiz ay içinde de yine emperyalist ABD'nin yönlendirmesiyle ve askeri desteğiyle gözlerden biraz uzakta görünen ama gönüllerden asla uzak olmayan önemli bir İslâm ülkesi işgal edildi. Biz bu işgal olayı öncesi ve sonrasında yazdığımız muhtelif yazılarla okuyucularımızı bilgilendirmeye, hadiselerin arka planı ve boyutları hakkında kendilerine fikir vermeye çalıştık. Ancak Ribat'ın bu ayki sayısında bize ayrılan bölümde hadiseyi biraz daha geniş boyutuyla ele almak istedik.

İlk Hicret Toprağı

Somali, ilk hicret toprağıdır. Bilindiği üzere mü'minler Mekke'de müşriklerin şiddetli zulümlerine maruz kaldıklarında Resûlullah (s.a.s.) sahabilerine âdil bir hükümdarın hâkim olduğu Habeşistan ülkesine hicret etmelerini tavsiye etmişti. Rivayete göre bu ülkeye hicret edenler de bugün Kuzey Somali'nin Cibuti sınırı yakınında Aden Körfezi'nin Kızıldeniz'e açıldığı Mendeb boğazının karşısında yer alan Zeyla şehrine çıkmışlardı. Somali'nin önemli bir liman şehri olan bu şehir günümüz haritalarında Saylac veya Seylac adıyla geçmektedir. Somali ve dolayısıyla Zeyla şehri o zaman Habeşistan Krallığı'nın hâkimiyeti altındaydı.

Bu hicret sebebiyle Somali halkı Medine halkından önce İslâm'la tanışmış ve çok kısa süre içinde bu ilâhî dine ısınmıştır. Dolayısıyla ilk muhacirler, Yüce Allah'ın lütfettiği bir bereketle sadece Mekke'deki şirk zulmünden uzaklaşmış olmadı, aynı zamanda gittikleri beldede mensubu oldukları dinin tebliğini yaparak Afrika'ya İslâm tohumlarının ekilmesine vesile oldular. Onların tebliğleriyle Somali halkı arasında İslâm hızlı bir şekilde yayıldı; oradan da diğer Afrika ülkelerine doğru yayılmaya başladı.

Misyonerleri Hayal Kırıklığına Uğratan Ülke

Afrika'da emperyalizm ve misyonerlik tam bir işbirliği ve paralellik içinde faaliyet yürütmüştür. Bu açıdan Hıristiyan misyonerliğinin Afrika'daki amacı sadece din yaymak değil aynı zamanda emperyalist politikalara elverişli, emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet edecek toplumlar oluşturmaktı. Bunu başarmanın sadece dinî tebliğ ve bilgilendirme yoluyla olamayacağını bildiklerinden halkların yoksulluklarından ve bilgisizliklerinden yararlanmaya çalışmışlardır. Bu amaçla işgalci ve sömürgeci ülkeler önce Afrika ülkelerinde etkin bir şekilde fakirleştirme ve cahilleştirme politikaları uygulayarak misyonerler için zemini hazır hale getirmiş, sonra da misyonerler yine emperyalist güçlerin sağladığı maddi imkânları kullanarak Hıristiyanlaştırma faaliyeti yürütmüşlerdir. İşte bu ikili oyun onların pek çok Afrika ülkesinde önemli başarılar gerçekleştirmelerine imkân vermiştir. Çünkü emperyalist politikalarla fakirleştirilmiş ve dinlerini öğrenme imkânlarından mahrum bırakılmış insanların misyonerlerin kurduğu tuzakların üzerindeki bir lokma ekmeğe veya dünyevi birtakım imkânlara aldanmaları, sonucunda da din değiştirmeleri zor olmamıştır.

Ama Somali misyonerlerin hiçbir şekilde başarılı olamadıkları, yaptıkları çalışmaların hiçbirinden sonuç alamadıkları ve bir kişiyi bile Hıristiyan yapamadıkları bir Afrika ülkesidir. Bunun değişik sebepleri var. Birinci sebebi İslâm'ın bu ülkeye çok erken vakitlerde girmiş ve gönüllere köklü bir şekilde yerleşmiş olmasıdır. İkincisi ailelerdeki dini bilen birini yetiştirme geleneğidir. Bu ülkede ailelerde, aileden bir ferdi dini öğrenmeye tahsis etme geleneği vardır. Ailenin diğer fertleri bu şekilde din öğrenimine ve Kur'an hafızlığına tahsis edilen şahsın öğrenim masrafları ve geçimiyle ilgilenir. Diktatör Muhammed Siyad Berri zamanında kısmen sekteye uğrayan bu gelenek şimdi yeniden canlandırılmaktadır. Bu gelenek insanların dine ilgilerinin devamını ve yoksulluğa rağmen cahilleştirme politikalarından etkilenmemelerini sağlamıştır. Üçüncü önemli etken ise Kur'an-ı Kerim'deki: "Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar pistirler, artık bu yıllarından sonra Mescidi Haram'a yaklaşmasınlar" (Tevbe, 9/29) âyetini zâhiri anlamda almaları olmuş. Somali Müslümanları, bu âyeti zâhiri anlamda almaları sebebiyle misyonerlere yaklaşmamış, onları yanlarına yaklaştırmamış ve onlarla doğrudan ilişki içine girmekten uzak durmuşlar.

ABD'nin Umudunu da Boşa Çıkardılar

Somali halkı sadece Hıristiyan misyonerlerin değil Amerikan emperyalizminin de bütün umutlarını boşa çıkarmıştır. Emperyalist ABD dünyanın her tarafında kullandığı sinsi politikaları burada da kullanarak Afrika burnuna ve oradan tüm Doğu Afrika'ya hâkim olmak istedi. Böyle bir planın gerekçesi olarak da Somali'de yaşanan kuraklığı ve bu kuraklığın sebep olduğu açlığı gösterdi. Bu sebeple de düzenlediği askerî operasyona "Umut Operasyonu" adı vererek tüm dünya kamuoyunu aldatmaya çalıştı. Oysa ABD'nin askeri araçları Somali'ye su ve yiyecek maddesi değil işgalci asker ve silah götürüyordu. "Umut Operasyonu" adını vermesi de Somali halkına umut götürdüğü için değil oradan tüm Doğu Afrika'yı ve bu arada Sudan'ı kontrol altına almak için bir "umut" kapısı açmak istemesiydi. İşgalci Amerikan askerleri Somali'nin çaresiz insanlarına "umut" götürmek yerine postallarıyla sırtlarına basarak poz vermeyi ve böylece Amerika'ya hâkim zihniyetin gerçek yüzünü fotoğraf karelerine yansıtmayı tercih etmişlerdi. Fakat Somali'nin özgürlük ve bağımsızlık yanlısı direnişçi halkı işgalci Amerika'ya karşı kararlı mücadele vererek onun umutlarını boşa çıkarmayı başarmıştır. Bu yüzden Amerikan emperyalizminin Somali'den bir kuyruk acısı bulunmaktadır.

Afrika Burnunun Stratejik Önemi

Halkının yoksulluğuna ve askeri yönden bir tehdit oluşturmamasına rağmen çağdaş emperyalizmin Somali'ye bu kadar önem vermesinin başta gelen sebebi Afrika Burnu olarak adlandırılan bölgenin stratejik önemidir. Afrika Burnu'nun denizlere açılan kısmını ise Somali toprakları oluşturmaktadır. Somali bir yandan Aden Körfezi'ni ve bu körfezin Kızıldeniz'e açılan kapısı durumundaki Mendeb Boğazı'nı diğer yandan da Hint Okyanusu'nun Afrika'ya doğru uzanan şeridinin baş tarafını kontrol etmektedir. Asya ile Afrika'nın en güneydeki buluşma noktasında yer almakta ve Yemen'le birlikte Aden Körfezi'ni kontrol altında tutmaktadır. Afrika kıtasının Asya kıtasıyla deniz bağlantısında kullanılan gemi yolu Afrika Burnu'nun önünden geçer. Kızıldeniz'e, Arap yarımadasına, Hint yarımadasına ve Uzakdoğu'ya doğru uzanan deniz yollarının tümü Afrika Burnu'nun önünde kesişir.

Misyonerlerin tüm çabalarına rağmen Somali'ye İslâm'dan başka bir dinin girememiş olması da çağdaş emperyalizmi rahatsız etmektedir. Buna ek olarak son yıllarda bu ülkede İslâmî bilinçlenme ve duyarlılığın gittikçe artması emperyalist güçlerle işbirliği ve paralellik içinde faaliyet yürüten misyonerlik teşkilatlarını korkutmaktadır. Çünkü buranın geçmişte olduğu gibi günümüzde de İslâmî davetin Afrika ülkelerine doğru iletilmesinde bir merkez rolü oynaması mümkündür. Böyle bir şey de Afrika'yı Hıristiyanlaştırabilmek için bu kıtaya büyük yatırımlar yapan, her tarafına okullar, değişik sosyal kurumlar ve sağlık kurumları inşa eden, insanları karınlarını doyurma karşılığında din değiştirmeye alıştıran Hıristiyan misyonerleri ve onların arkasında duran sömürgeci güçleri endişelendirmektedir. Çünkü misyoner teşkilatları ve onların maddi imkânlarını sağlayan emperyalist güçler karın tokluğuna Hıristiyan olan Afrika insanının karnını doyurması durumunda, karşı karşıya olduğu çarpıklığı anlayabileceğinden ve özüne dönebileceğinden korkmaktadır. Emperyalist güçlerin Afrika insanının belini doğrultmasına fırsat vermek istememelerinin en önemli sebeplerinden biri de budur zaten.

İslâmî Mahkemeler Birliği Nedir?

Son dönemde tüm saldırgan politikaları için terörü gerekçe olarak kullanan, onu da el-Kaide ile özdeşleştirmeye çalışan Amerikan emperyalizmi Somali'deki İslâmî Mahkemeler Birliği'ni de el-Kaide'nin bir kanadı olarak göstermeye çalışıyor. Oysa İslâmî Mahkemeler Birliği bir siyasî veya ideolojik örgüt değildir. Şer'î mahkemeler birçok Afrika ülkesinde, özellikle de Doğu Afrika'da yüzyıllardan buyana devam eden bir gelenektir. Bunlar Müslümanların hukuki meselelerine bakmak için gönüllü ya da dava başına cüz'î ücret almak suretiyle faaliyet yürüten kurumlardır. İşte bu kurumlar Somali'de de mevcuttur. Son dönemde bu ülkede siyasi otoritenin oluşmaması sebebiyle güvenlik ve istikrar sorunu ülkenin her tarafında devam ediyordu. Geçici hükümet sembolik bir mahiyet taşıyordu ve ülkede hâkimiyeti sağlamaktan uzaktı. İşte bu durum karşısında İslâmî Mahkemeler aralarında koordinasyon oluşturarak siyasi otoriteyi yerleştirme çabası içine girdiler. İslâmî Mahkemeler Birliği ve bu birliğin siyasi hâkimiyet oluşturması böyle başladı.

Bir Şeytan Üçgeni: ABD - Etyopya - Yerli İşbirlikçiler

"Geçici Hükümet" adını verdikleri göstermelik yönetim vasıtasıyla ülkede otorite oluşturamayanlar İslâmî kimlikli bir otoritenin oluşmasını da içlerine sindiremediler. Önce bu otoriteye karşı direnmek ve ellerindeki askeri gücü bu amaçla kullanmak istediler. Ama bir türlü geçmeyen ve ülkeyi istikrara kavuşturamayan bu geçici hükümetten halk artık bıkmıştı. Onun yanında yer almak yerine ülkeyi gerçek kimliğine kavuşturmayı hedefleyen yeni yapılanmanın yanında yer almayı tercih etti. Bu sebeple Geçici Hükümet'in askeri güçleri kısa sürede başkent Mogadişu dâhil etkili oldukları pek çok bölgeden çekilmek zorunda kaldılar.

Yukarıda zikrettiğimiz sebeplerden dolayı Amerikan emperyalizmi de Somali'de İslâmî bir yapılanmanın kontrolü ele geçirmesini istemiyordu. Ama daha önce "Umut Operasyonu" adını verdiği askerî saldırıda ağzı yanmıştı. Afganistan ve Irak'taki direnişle de başı dertteydi. Bu yüzden Somali'de yeni bir cephe açmak istemiyordu.

Öte yandan Etyopya'nın Somali'yle zaten bir sınır meselesi vardı ve bu ülkede İslâmî mekanizmanın yönetimi ele geçirmesi durumunda kendilerini rahatsız edebileceğini düşünüyordu. Öte yandan yenilgiye uğratılmış bir kadronun onun desteğine ihtiyaç duyması onun için altın fırsattı. Çünkü kendisinin yardım ve desteğiyle yönetimi ele geçirecek kadronun ona vefa ve minnet borcu olacaktı. Böylece o kadroya istediğini yaptırma ve hatta Somali'yi bir arka bahçe olarak kullanma imkânı olacaktı. Diğer yandan ABD kendisi cephe açmak istemediğinden askerî planını uygulamaya koymak için Etyopya'ya her türlü askerî desteği vermeye hazırdı.

Bütün bu sebepler ortaya ABD, Etyopya ve yerli işbirlikçilerden oluşan bir şeytan üçgeninin çıkmasını sağladı.

Mücahitler Mogadişu ve Kismayu'yu Neden Terk etti?

Şeytan üçgeninin teşekkülünden sonra Etyopya karadan askerî operasyonu başlattı. Fakat İslâmî Mahkemeler Birliği'ne bağlı mücahitler kararlı bir direnişle karşılarına çıkarak ilerlemelerini engellediler. İşgalci Etyopya askerleri bütün zorlamalarına rağmen karadan günlerce altmış km'lik ilerlemenin ötesine geçemediler. Ama daha sonra ABD'nin verdiği teknolojik destekten de cesaret alan Etyopya hava saldırısı başlatacağı tehdidinde bulundu. Bu tehdit ise savunmasız insanların bulunduğu yerleşim alanlarının bombalanacağı tehdidi anlamına geliyordu. Böyle bir saldırıya karşı ise mücahitlerin herhangi bir savunma sistemi yoktu. Savunmasız sivil insanların da böyle bir çatışmadan zarar görmesini istemiyorlardı. Bu sebeple şehir merkezlerini terk ederek kırsal alana çekilmeyi tercih ettiler.

Fakat bu çekilme direniş ve savunmayı terk etme anlamına gelmiyor. Etyopyalı işgalcileri, yerli işbirlikçileri ve onlara dışarıdan destek veren Amerikan emperyalizmini en çok endişelendiren de budur. İşgalci Etyopya'nın çekilmesi durumunda yerli işbirlikçilerin, direnişin karşısında uzun süre tutunması mümkün olmayacaktır. İşgalci Etyopya'nın kalması durumunda gerilla savaşının başlaması onu da bir çıkmazın ve bataklığın içine çekecektir. Emperyalist ABD'nin kırsal alandaki savunmasız insanların üzerine havadan bomba yağdırarak katliam yapmasının amacı oralardaki sivil insanların gerillaları aralarında barındırmalarını ve onlara destek vermelerini engellemek için gözdağı vermekti.

Mücadele Bitti mi?

Somali'de son nokta konmuş değildir ve Somali halkı işgal güçlerini geçmişte de içinde barındırmamıştır. Bu sebeple ABD'nin Etyopya üzerinden hayata geçirmeye çalıştığı planın da başarısız kalacağı kanaatindeyiz. Mücahitlerin bütün çağrılara ve vaadlere rağmen silahlarını teslim etmeyip direnişe hazır vaziyette beklemeleri de bunu göstermektedir.

Somali Ümmetin İlgisine Muhtaç

Ümmetin, İslâm'a tarih boyunca samimiyetle ve kararlılıkla sahip çıkmış bu güzel ülkeye ve onun güzel insanlarına sahip çıkması gerekir. Çağımızın Müslümanlarının, İslâm'ın ilk hicret beldesi olan bu güzel ülkeyi ashabın mirası olarak telakki etmesi ve bu duyguyla sahiplenmesi lâzım.

_________________
TÜRK-İSLAM ÜLKÜSÜ'ne bağlanmayı savunuyoruz.
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM DÜNYASI İŞGAL ALTINDA Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.049