BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

GABAR ŞEHİTLERİ

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> VATAN İÇİN CANINI FEDA EDENLER
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:30 pm    Mesaj konusu: GABAR ŞEHİTLERİ Alıntıyla Cevap Gönder

Peş peşe gelen haberler, yurt savunmasında can veren insanları tek tek öykülerinden uzaklaştırıyor, şehitleri adeta soyutlaştırıyor. Şehitlerin insan olarak portresini ortaya çıkarmak ve hatıralarını yaşatmak da, önemli bir görev olarak karşımıza çıkıyor.

Şırnak'ta Gabar Dağı'nın bir kolu olarak bilinen Küpeli'den geçen 13 asker, 7 Ekim Pazar günü terör örgütü PKK'nın kurduğu pusuya düşerek şehit oldu. Saatler sonra Şırnak'tan 1, Diyarbakır'dan 1 şehit haberi daha geldi.

10 Ekim Çarşamba akşamı Diyarbakır'daki bombalı saldırıda 1 polis şehit oldu.

Türkiye yas havasında girdiği bayramın ilk günü de şehit haberiyle uyandı. Yine Küpeli Dağı'nda mayına basan 1 asker şehit düşmüştü.

Yaşamlarının baharında şehit düşen askerler uğurlanırken aileler büyük acılar yaşıyor. Hiçbir şey, bayram sabahlarında şehit evlerinde hissedilen boşluktan daha büyük olamaz!

Şehitlerin hatırası

Peş peşe gelen haberler, yurt savunmasında can veren insanları tek tek öykülerinden uzaklaştırıyor, şehitleri adeta soyutlaştırıyor. Şehitlerin insan olarak portresini ortaya çıkarmak ve hatıralarını yaşatmak da, önemli bir görev olarak karşımıza çıkıyor.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin


En son kurt_32 tarafından Pzr Mar 23, 2008 11:54 pm tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:32 pm    Mesaj konusu: Şehit Mehmet Coşkun Alıntıyla Cevap Gönder

Gabar Dağı'nda can veren şehitlerden Mehmet Coşkun, yoksulluk içinde bir yaşam sürdü. Okula başlamadan önce fabrikaya giden Coşkun 6 yaşında işçi, 13'ünde evin reisi, 20'sinde şehit oldu

Gaziantep'te şehit evindeyiz. Gaziantep'in varoşu olan Şehit Kamil Göllüce Mahallesi'ndeki, şehit er Mehmet Coşkun'un evi. Ev değil aslında bir kondu inşaatı. Briketlerle örülü evde ne oda kapıları var ne duvar sıvaları. Penceresi bile yok. Cam boşluklarına perde ve kilim çekmişler. Eşya yok. Üst üste yığılı yataklar var sadece. Şehit erle iki kardeş ve annenin kıyafetleri ise sepetlerde.

Erkekler belediyenin taziye evinde, kadınlar da bu inşaatı tamamlanmamış evde yas tutuyor. Yüreğine ateş düşen anne Hazal Coşkun ve kızı Nejla bir odada diz dize oturuyor. Pencere görevine kullanılan perdenin üzerinde bir serum asılı. Hemen yanında da şehit Mehmet'in iki muhabbetkuşunu barındıran küçük bir kafes... Dışarıda ise Türk bayrağı...

6 yaşında fabrikada

Mehmet'in çocukluğu burada başladı. Babası askere gitmeden önce bir fabrikada işçiydi. Döndükten sonra sağlığı bozuldu. Sonradan siroza çevirecek olan hastalık baş gösterince malulen emekli oldu. Yeni işi çobanlıktı. Davar gütmekten kazanılan parayla üç çocuk toplam beş nüfus doymuyordu.
Evin ortanca çocuğu Mehmet, altı yaşında bir halı fabrikasında işe verildi.
Yaşıtlarına göre daha iri bir çocuk olması nedeniyle "kaçak" işçi olarak kabul edilmişti. Görevi küçük elleriyle makineleri yağlamak, getir götür işlerine bakmaktı.

Fabrikadan okula

Bir yıl sonra işçi gömleğini çıkarıp üstüne okul önlüğü giydi. Ama parasız okunmuyordu. İşine devam etti. Okulla iş saatleri çakışınca bu kez vardiyalı çalışmaya başladı. Sabah sekiz, akşam sekiz çalıştığı günler okula devamsızlık ediyor, ancak 20.00'de işbaşı yaptığında sabah okula gidebiliyordu.
Yine de yaklaşık üç yıl çalıştı halıcıda. Boş zamanlarında ayakkabı boyamaya başladı. Elinde sandığıyla babasına destek olmaya çalışıyordu. İlkokulu 3. sınıfta bırakmak zorunda kaldı. Bu kez oto tamircisinde çıraktı.

Kışın soğuğunda arabaların altına girmek zor oluyor diye yeni bir iş aramaya başladı.

Yeni işi, gidemediği okulun önünde çocuklara simit satmaktı. Mehmet ilköğretim zorunlu hale gelince yeniden öğrenci formasını sırtına geçirdi. İlkokul bitene kadar hem öğrenci oldu hem simitçi hem de ayakkabı boyacısı...

14 saat hamallık

Babasını 2000'de sirozdan kaybeden Mehmet 13 yaşında evin reisi oldu. Bu arada annesi yetişti Mehmet'in imdadına. Günde 5 kilo antepfıstığı kıran anne günlük iki milyon kazanarak evin geçimine katılmaya başladı.

Mehmet toptancı halinde hamallığa başlayınca anne de fıstık işine son verdi. İlkokulu bitiren Mehmet sabah 07.00'den akşam 21.00'e kadar mal indirip bindirerek haftada 80 YTL kazanmaya başladı. Ancak hayatına farklı bir yön vermek istedi. Gurbete gidecekti.

Bakkaldan borç aldığı yol parasıyla iki arkadaş Kıbrıs'a gitti. Bir iş bulup para kazanacaktı. Cebinde para olmadığı için Kıbrıs'ta iki gün banklarda sabahladı. Telefon açtığında "hasretine dayanamıyorum" diyen annesini kırmayarak yeniden evin yolunu tuttu. Ardından da haldeki eski işinin başına döndü.

Pencereleri taktıracaktı

Coşkun, Şubat 2007'de Kayseri Hava İndirme Tugayı'na teslim oldu. Altı yaşında işçi olmasını sağlayan iriliği dağ komandosu kadrosuna seçilmesine neden oldu. Bolu'da eğitim aldıktan sonra geçici görevle Şırnak'a gitti.

Ailesi para gönderemese de o Güneydoğu'da askerlik yapmanın bedeli olarak aldığı ayda 120 YTL'yle geçinmeyi bildi. Fazla para harcamasın diye sigarayı bıraktı...

Ve bir hafta önce ailesiyle son kez telefonda görüştü: "Minibüsü tarayarak 12 kişiyi öldürenleri arıyoruz. Bu yüzden dağa çıkıyoruz. Beni merak etmeyin..." Evine erken dönebilsin diye izne gelmedi. Beş ay sonra döndüğünde hamallık yapıp sırtında taşıdığı yüklerden kazandığı parayla önce evinin pencerelerini taktırmaya söz verdi. Altı yaşında hayata atılarak dağ gibi sorunları taşıyan Mehmet'in yaşamı 20'sinde bir dağda son buldu.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:34 pm    Mesaj konusu: Şehit Sıddık Küçükgöz Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Sıddık Küçükgöz
KOMANDO ERDEN SÖZLÜYE SON SÖZ:
Bekleme şehit olacağım!

Şehit Sıddık Küçükgöz, gıyaben yapılacak törenle nişanlanacaktı. Sözlüsü anlattı; olacakları biliyormuş gibi, son aradığında 'Beni bekleme, şehit olacağım' demiş

Türkiye'yi yasa boğan şehit öykülerinin en dramatik olanlarından biri Çorum'a bağlı Uğurludağ ilçesinin 500 nüfuslu Aşılıarmut köyünde yaşandı. 17 nüfuslu Küçükgöz ailesinin en küçük oğlu Sıddık Küçükgöz için yapılan nişan hazırlıkları yerini mateme bıraktı. Bayramın üçüncü günü "gıyabında nişanı" yapılacak olan Küçükgöz'ün, sözlüsüne telefonda, "Beni bekleme, şehit olacağım" dedikten iki gün sonra ölüm haberi geldi.

Piyade Komando Er Küçükgöz'ün terhisine 20 gün kalmıştı, ancak ailesi terhisi beklemeden nişan yapmaya karar verdi. Komşu köy İğdeli'den Selma Arslan'la Ramazan Bayramı'nın üçüncü günü gıyabında nişanlanacaktı. Ailesi çeyiz için aldığı altı tencere, bir tabak takımı, iki halı ve iki bileziği Küçükgöz'ün iki çekyat ve bir sobanın bulunduğu kıyafet koyacak bir gardırobu bile olmayan odasında saklıyordu.

Çiftçilik ve hayvancılık yaparak dört çocuğunu bugünlere getiren baba Hamit Küçükgöz, en son 40 gün önce oğluyla görüşmüştü.

Sıddık, maddi imkânsızlık nedeniyle lise 2. sınıftan okulu terk etti. Askere gidene kadar Bursa'da simit satıp harçlığını çıkardı ve ailesine katkıda bulundu. Askerlik yaşı gelince "komando olacağım" diye tutturdu, şubede de komutana "Ben komando olmak istiyorum" dedi.

İstediği gerçekleşince çok mutlu oldu. Acemiliğini Isparta'da yaptı. Sonra Bolu Dağ Komando Tugayı'na gitti, oradan da Şırnak'a...

Sıddık'ın sessiz ve içine kapanık biridi. Töreler gereği sevinçlerini ya da hüzünleri bile paylaşmadığı babası onu "Nişanlanmasına sevinmişti, ama o sevincini bile bize yansıtmadı. Akrabamız Özcan Küçükgöz ile görüşmesinde 'terhis olacağıma hiç ümidim yok' demiş. Gelen tek mektubunda 'asker vurulunca değil, unutulunca ölür' diyordu" diyerek anlattı. Ailesi, Sıddık'a harçlık olarak 14 ayda sadece 100 YTL gönderebilmişti. "Bizim köyde parası olan çay içer, parası olmayan burnunu çeker" diyen baba Küçükgöz, "Zengin olan iyi yerde, olmayan bizim çocuk gibi Gabar'da askerlik yapar. Biraz da zengin çocukları vatanı için dağlara çıkmalı" sözleriyle tepkisini dile getirdi.

Gözyaşları dinmeyen anne Ferdane Küçükgöz de, cuma günü yaptığı görüşmeyi şöyle anlattı:"Ben 'Oğlum sesin kötü geliyor' dedim. 'Yatağın içinde konuşuyorum. Anne merak, etme 36 günüm kaldı. Beni artık operasyona götürmezler' dedi. Biraz rahatladım. 'Her gün izliyoruz, askerler şehit oluyor, dayanamıyorum' deyince, 'Anne, Allah'ın izniyle gelirim, hiç korkma' dedi. İki gün sonra şehit olduğu haberini aldım."

Amca Hilmi Küçükgöz de duygularını "Akan kanın durmasını bekliyoruz. Biz devlete sesleniyoruz kanı durdurun o zaman rahatlarız. Öç alınacaksa Barzani'nin kellesini alsınlar. Örgüte Barzani yardımcı oluyor" sözleriyle dile getirdi.

Sözlüye son sözler

Nişanlanmayı beklerken sözlüsünün cenazesini kaldıran Selma Arslan da telefonla yaptığı son görüşmede Sıddık'ın olacakları biliyormuş gibi konuştuğunu ve "Ben şehit olacağım, beni bekleme" dediğini ağzından çıkan yarım sözlerle dile getirdi.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:36 pm    Mesaj konusu: Şehit Bayram Güzel Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Bayram Güzel


En güzel zeybeği Bayram oynardı!

Kurtluca köyünün ikinci şehidi Çavuş Bayram Güzel, 'Geldiğimde köyün en güzel düğününü yapacağım' diyordu. Kerimoğlu zeybeğini ondan güzel oynayan yoktu.

Pamukkale'nin sırtına yaslandığı dağların zirvesindeki Kurtluca köyü, önceki gün tarihinin en kalabalık gününü yaşadı. Mezarlığın karşısındaki ev, şehit çavuş Bayram Güzel'in ailesinin evi. Evin duvarları Bayram'ın askere gitmeden yazdığı yazılarla dolu. Bahçe girişinde şimdi bayraklar asılı.

Asmanın gölgesine köy halkı ağır ağır akın ediyor. Kapının önünde Bayram'ın arkadaşları bekleşiyor. "Şırnak dağları kuzumu aldı" feryadı yankılanan anne Ayşe Güzel, acıya dayanamıyor, ilaçla uyutuluyor.

Baba Nevzat Güzel çiftçilikle geçimini sağlıyor. Bir de hayvancılık. Dört çocuğunun en büyüğü Mehmet'le Bayram'ın arasında iki yaş var. Bayram'ın küçüğü Muhammed. Evin en küçüğü ise Habibe. O da annesiyle birlikte ilaçla sakinleştirilebiliyor.

Bayramın 1. günü doğdu

1987'de Ramazan Bayramı'nın birinci günü doğmuş Bayram.

Denizli'de İmam Hatip Lisesi'nde yatılı okumuş. Ama ailesine köyüne öyle düşkünmüş ki, ne zaman köyde düğün dernek olsa, gelirmiş.

Okulu bitirdikten sonra bazen tütün işinde babasına yardım etmiş, bazen de Pamukkale ve Karahayıt'taki otellerde, restoranlarda garsonluk yapmış. Aile bütçesine katkı koymuş. Sevdiği kızla nişanlanmış.

21 Şubat'ta askere yollamışlar Bayram'ı. Acemiliğini Isparta'da yapmış. 75 gün sonra Bolu'ya, oradan da 45 gün önce Şırnak'a gitmiş.

Herkesin ortak fikri, "Ondan güzel zeybek, Kerimoğlu oynayan yoktu buralarda. Şapka çıkarırlardı oyununa." Ağabeyi Mehmet, "Gitmeden önce son fotoğraflarından biri de yine zeybek oynarken çekilmişti. Kerimoğlu Zeybeği'ni ondan daha güzel oynayan olmadığını söylüyorlar. Gitmeden nişanlanmıştı. 'Geldiğimde köyün en güzel düğününü yapacağım' diyordu bana" diye anlatıyor kardeşinin hayallerini. Mehmet devam ediyor:

Çantasını açamadılar

"Çok para istemezdi" diyor Mehmet. Son konuşmalarında para göndermek istediğini söyleyip anlatıyor: "Ayda 100-150 YTL gönderirdim. En son telefonda konuştuğumuz gün göndereyim mi dediğimde bana, 'Ağabey halimi bir görsen. 40 gündür neredeyse su yüzü görmedik. Para göndersen nereden gidip alacağım? Gidip alsam nerede harcayacağım?' dedi."

Bayram'ın Şırnak'tan gelen çantasını açamamışlar daha. Sadece köyünde bıraktıklarına bakabiliyorlar. Duvarlardaki yazılara, hatta askere gitmeden önce evin bahçesindeki römorka yazdıklarına bakıp duruyorlar.

Köyün en neşeli, esprili genci olduğu için böyle anmayı daha yakıştırıyorlar. Üç hafta önce ölen babaannesinin haberini bile gizlemişler, üzülmesin diye.

Bayram, Denizli'nin Kurtluca köyünün 20 yıl sonraki ilk şehidi. Onun doğduğu yıl Hakkâri'de şehit düşen Hasan Savaş, döndüğünde köyün en güzel düğününü yapıp evlenmeyi hayal ettiği nişanlısı Fatma Savaş'ın amcasının oğlu, kendinin de akrabasıydı.

Bayram 8 aylık askerken, Şırnak'ta şehit düştü. Bütün köy onun düğününde oynamayı beklerken, binlerin katıldığı cenazesinde buluştu.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:38 pm    Mesaj konusu: Şehit Turgay Salgar Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Turgay Salgar


Dağlarda çarpıştığını ailesinden gizledi

Gabar'da şehit düşen Salgar, ailesinin korkmaması için, sıkıntı yaşamadığını söylüyordu. Salgar, operasyona gitmeden önce de ailesine 'Telefonlar bakıma alınıyor, arayamayacağım' diyordu

Aylardır Şırnak'ta ölümle burun buruna yaşayan, çatışmalarda canını hiçe sayan çavuş Turgay Salgar, Kars'taki ailesini her arayışında kışlasındaki sıcak yatağında yattığını, hiçbir tehlikeyle karşılaşmadığını anlatıyordu. Annesi ve babasının korkmasını istemeyen Turgay çavuş, yaşadığı sıkıntıyı sadece yeğeni Serhat'a anlatarak, "Her gün başımızın üzerinde mermiler uçuşuyor, tabura döndüğümüzde 'Bugün de yaşıyoruz' diye seviniyoruz" diyordu.

'Baba boşuna para gönderme'

Kars'ta müteahhitlik yapan Tuncay Salgar oğluna, "İşlerimiz yoğun, son tertip gitsen iyi olur" dese de, Turgay askerlik görevini bir an önce tamamlamak için ilk tertip olarak birliğine teslim oldu. Isparta'da komando eğitimi alan Turgay, önce Bolu'ya gönderildi, nisan ayında da Şırnak'ta gezici timde görevlendirildi. Birkaç günde bir mutlaka anne ve babasını arıyor ve hiçbir sıkıntısının olmadığını söylüyordu. Babasının gönderdiği paraların da büyük bölümünü istemiyor ve "Baba 5 yıldızlı otellerde ne yemek varsa, burada onu yiyoruz. Çarşı pazara da gitmiyoruz boşuna para gönderme" diyordu.

Ancak Turgay'ın sözleri gerçeği yansıtmıyordu. Şehit çavuş anne ve babasının endişelenmemesi için dağda komutanının cep telefonundan bile arasa, ankesörlü telefondan aradığını söylüyordu. İki ay önce uzun bir göreve gitmeden önce de babasına, "Baba, köyün ankesörlü telefonları yenileniyor, 15 gün sizi arayamayacağım, merak etmeyin" demişti. Yaşadığı büyük mücadeleyi, tek sırdaşı olan yeğeni Serhat Salgar'a 20 gün önce şöyle anlatmıştı:
"Sürekli olarak operasyondayız. Mermiler başımızın üzerinden, kulağımızda vızıldayarak geçiyor. Günlerce dağlarda botumuzu bile çıkarmadan yaşıyoruz. Hakkını helal et."

Evladını kaybettiğini Kars'taki jandarma komutanından öğrenen baba Tuncay Salgar, zamanın durduğu o anı gözyaşları içinde şöyle anlattı:

"O gün yakınlarımıza iftar verdim ama boğazımdan bir lokma bile geçmiyordu, iştahım kesilmişti. Akşam bir arkadaşın cep telefonuna Şırnak'ta 13 askerin şehit düştüğü haberi geldi. Hemen eve koştum. Televizyonlar isim vermiyordu. O sırada, bahçede ayak sesleri duydum. 'Tamam işte, askerler geliyor, Turgay'ı kaybettik' dedim. Arkadaşım, 'Komutan seninle görüşmek istiyor' deyince panikle kapı yerine camdan çıkmışım. Komutanın sözleriyle dünyam başıma yıkıldı."

'İki oğlum daha sırada'

Oğlunu kaybetmesine rağmen, ülkesine ve ordusuna kesinlikle küsmediğini söyleyen Tuncay Salgar, şimdi ağabeylerinin acısını yüreklerinde taşıyan iki oğlunu daha askerliğe hazırlıyor:

"İki tane çapulcuyla vatan bölünmez. Ortaokula giden iki oğlum daha var, onlar da vatan için feda olsun. Türkiye'de binlerce Turgay var."

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:39 pm    Mesaj konusu: Şehit Emrah Eryılmaz Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Emrah Eryılmaz


Kahreden yazı...

Gabar'da şehit olan Emrah Eryılmaz'ın dedesi Ali Eryılmaz'a ait kamyonun üzerinde, 'O şimdi asker' yazıyor. Acılı dede, torunu ile birlikte çalıştığı kamyona bakıp mırıldanıyor: O şimdi şehit...

İki katlı evin dış kapısının yanındaki söğüt ağacı gölgesin, tahta sandalyeler yan yana dizilmiş. Şırnak'ta şehit düşen Emrah Eryılmaz'ın ailesi, taziyeleri burada kabul ediyor. Taziye tablosunu, ağacın dibinde çekilmiş emektar BMC kamyon tamamlıyor. Dede Ali Eryılmaz'a ait kamyonun üzerinde, "O şimdi asker" yazıyor. Acılı dede, torunuyla birlikte çalıştığı emektar kamyona bakıp, "O şimdi şehit" diye kısık bir sesle mırıldanıyor...
Emrah Eryılmaz, 1986'da Niğde'nin ova beldelerinden Kilidere'de, patates tarlaları arasındaki iki katlı mütevazı köy evinde doğdu. Kilidere'de ortaokulu bitirdikten sonra kamyoncu olan dedesinin yanında çalışmaya başladı. Neşeli, saygılı bir gençti. Giyimine aşırı özen gösterirdi. Tıraş olmadan, saçını taramadan evden adımını atmazdı. Arkadaşları ile birlikte akşam üzerleri çevre köylere gidip "piyasa yapmayı" severdi. Yakışıklıydı. Patates tarlalarında çalışan köylü genç kızların, utangaç bir terbiye içinde beğenilerini gizlemeye özen gösterdikleri kaçamak bakışları hep üzerindeydi.
Heyecan duyduğu şeylerden biri bilardo oynamaktı. Ama asıl tutkusu, kamyonlardı. Kamyonların hangi model olduğunu uzaktan anlardı. Dedesinin kamyonunu sesinden tanırdı. Kamyonculuk, aile geleneği haline gelmeye başlamıştı. Dedesi gibi babası Ethem Eryılmaz da kamyoncuydu. En büyük tutkusu, Scania'nın son model kamyonlarıydı. Ortaokuldan sonra dedesi ile yollara çıkmaya başlamıştı. Kamyonculuk zordu ama o yolları seviyordu.
18'ine geldiğinde, üstüne başına daha fazla dikkat etmeye başladı. Neşeli yapısına rağmen acılı arabesk müzikleri sevdi. Gençliğinin nisan yağmurlarında yeşertip büyüttüğü bir sevdası vardı. Sevdasını, tenha köy yollarında utangaç kelimelerle aktarmıştı sevdalısına. Genç kız da ona ilgiliydi. Ama, kızın annesi bilinmeyen bir nedenle karşı çıkıyordu.

'Yine yollarda olacağız'

1986-3 tertip olarak askerliğine, Kayseri'deki acemi birliğinde başladı. Ardından Bolu'da dağ komandosu olarak 3 ay eğitim aldı. Ve seyyar birliğiyle birlikte Şırnak'a gönderildi. Ayda 120 YTL aylığının yanı sıra babası iki ayda bir 150 YTL gönderiyordu. Çatışmaların içindeydi. Son günlerinde sesinde eski neşe yoktu.
Cesareti yerindeydi, ancak sesinde sıkkın olduğunun izleri vardı. Şehit olmasından 3 gün önce ailesini aradı. Dedesine, "Dede geliyorum, sen 67 yaşındasın, seni o zor işlerden kurtaracağım. Yine kamyonla birlikte yollarda olacağız" dedi. Tezkere almasına 28 gün kalmıştı. Kendisi yerine acı haberi geldi. Ve ilk şehidini veren beldenin yolları, bayraklarla donatıldı. Anne Ayşegül Eryılmaz haberi alınca fenalaştı. Baba Ethem Eryılmaz, hükümete isyan etti.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:41 pm    Mesaj konusu: Şehit Fethullah Selçuk Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Fethullah Selçuk


Oğlum öldü kör oldum!

Onbaşı Fethullah Selçuk'un Türkçe bilmeyen acılı annesi mesajını Kürtçe verdi: Akan kan dursun

PKK'lı teröristlerin şehit ettiği 21 yaşındaki Piyade Onbaşı Fethullah Selçuk'un (21) Diyarbakır Sati köyündeki evindeyiz.

Bir gözünü çocukken geçirdiği kazada kaybeden anne Saliha Selçuk, "Diğer gözümü de terör aldı. Oğlum öldü artık tamamen karanlıktayım. Ben ağladım, başka anneler ağlamasın. Artık akan kan dursun" diyebildi sadece.

Sonra da iki kızını alıp oğlunun mezarına gitti. Kimseyi istemedi yanında. Oğluyla yalnız kalmak, yalnız dertleşmek istediklerini söyledi. Fethullah'ın 21 yıla sığan hikâyesini ağabeyi İbrahim anlattı:

"5 kardeştik. Babamız öldüğünde Fethullah henüz üç yaşındaydı. Gerçi hepimiz ufaktık daha. Yarı aç yarı tok büyüdük. Fethullah ilkokulu 5'e kadar okuyabildi. Sonra Diyarbakır'da garsonluğa başladı. 12 yaşında İstanbul'a gitti. Bahçelievler'de bir lokantada çalışmaya başladı. Ardından bir konfeksiyoncuda işçilik yaptı. İstanbul'da aradığını bulamayınca Kuşadası'na geçti. Bir süre de orada komilik yaptı. İnşaatlarda çalıştı..."

Fethullah askere giderken Diyarbakır'da bir lokantada garsondu. Asgari ücretle çalışıyordu. 11 ay önce Bolu Komando Tugayı'na teslim olurken ayrıldı işinden. Acemiliğini bitirdikten sonra Isparta Komando Birliği'ne dağıtımı yapıldı. Ardından geçici görevle Şırnak'a verildi. Biz Fethullah'ın yaşam öyküsünü dinlerken ağabeyi İbrahim Selçuk'un telefonu çaldı. Arayan "devlet büyüğünün" sesi dışarıdan duyuluyordu. Tarım Bakanı Mehdi Eker'in aileye taziye ziyaretine geleceğini haber veriyordu. Telefonu kapatan ağabey Selçuk ise dolan gözlerini silerken sessizce mırıldanıyordu:
"Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ateş ciğerimizi yakıyor, ateş yakıyor..."

Bayramda gözyaşı

Selçuk ailesinin köydeki 2 odalı kerpiç evlerinin küçük avlusunda taziye ziyaretleri bayram günü de sürdü. Kürtçe ağıtlar yakarak taziye için gelen kadınlarla gözyaşı döken Saliha Selçuk, oğlu şehit olduğundan beri yüreğinin ateşle dağlandığını söyledi. Ağlamaktan göz pınarlarının kuruduğunu, yetim büyüttüğü oğlunun bayramı göremediğini ifade eden Selçuk, "Allah bu acıyı kimseye yaşatmasın" dedi.
Selçuk'un, ailesini bayramın ilk günü CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ile MKYK Üyesi Mesut Değer de ziyaret etti. Şehidin annesi, elini başının üstüne koyarak Kürtçe "Başım gözüm üstüne geldiniz" derken gözyaşını tutamadı.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:42 pm    Mesaj konusu: Şehit Kasım Aksoy Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Kasım Aksoy


Kızlarını bir daha hiç göremeyecek

Şehit Onbaşı Kasım Aksoy, asker ocağına katılmadan önce Antalya'da inşaatlarda amelelik yaparak ekmek parasını kazanıyordu. 'Yol parası çok tutar' diye, Şanlıurfa'daki ailesinin yanına 4-5 ayda bir gelebiliyordu

Evi Şanlıurfa'daydı, işi Antalya'daki inşaatlarda. Amelelik yaparak büyüttüğü çocukları Güneş (3) ve Zeliha'yı (1.5) yılda ancak üç kez görebildi. "Bu gidişin dönüşü yok" diye katıldığı asker ocağından baba ocağına Türk bayrağına sarılı naaşı geldi.

Gabar Dağı şehitlerinin evlerini dolaşıyoruz. Yolumuz bu kez Şanlıurfa Beşat köyü. Patika yollardan geçerek, günde bir kez bir minibüsün uğradığı, Onbaşı Kasım Aksoy'un (21) köyüne ulaşıyoruz. Terhisine günler kala Gabar Dağı'nda şehit düşen Kasım Onbaşı'nın 22 yaşındaki eşi Fatma Yağmur'un ağzını bıçak açmıyor. Kayınvalidesinin evinden kendi evini seyrediyor yaşlı gözlerle. Yoksul evine bakıyor uzaktan.

Onun uzaktan baktığı evini gezdiriyor akrabaları, yoksulluğunu görelim diye. Bir gardırobun dışında eşya yok yatak odasında. Duvarında ise karı kocanın hayalini süsleyen ve bir reklam afişinden kesilen mobilyalı yatak odası fotoğrafı asılı... .

Beşat köyünde 1986'da dünyaya geldi Kasım. 30 yaşındaki şoför babasını, 8 yaşındayken trafik kazasında kaybetti. İlkokul 5'e kadar okuyabildi. 10 yaşında tarlalarda pamuk toplayarak eve ilk parayı getirmeye başladı. 17 yaşında imam nikâhıyla evlendi. 18'inde ilk kızı Güneş'i aldı kucağına, 20'sinde doğan ikinci kızına annesinin adı olan "Zeliha"yı koydu.

Evlendikten sonra ağabeyi Ömer (24) ile gurbete çalışmaya gitti. Antalya'daki inşaatlarda ameleliğe başladı. İnşaatlarda yatıp kalkıp bir gazete kâğıdının üstünde domates ekmekle karnını doyurdu. Kazandığı asgari ücreti ailesine göndererek büyüttü çocuklarını. "Yol parası çok tutar" diye, 4-5 ayda bir gidip bir hafta görebildi çocuklarını...

2006 Ağustos'unda Kayseri Komando Birliği'ne teslim olmadan iki gün önce döndü Antalya'dan evine. El öpüp helallik aldı. Bir de konu komşudan asker harçlığı. Annesine, kardeşlerine ve eşine güçlü görünse de içini kemiren sıkıntısını 70 yaşındaki dedesiyle paylaştı: "Gidiyorum ama dönemeyeceğim dede. Bu gidişin sonu yok. Şehit düşeceğim..."

Terhisine 24 günü vardı

Üç ay sonra Bolu'ya dağıtımı yapıldı. Bir haftalık izne geldi evine. Geçici görev yeri hep dağlar ve operasyonlar oldu. Ailesini üzmemek için "Askerliğim çok rahat" dese de arkadaşlarına gerçeği anlattı: "Çok özlüyorum ailemi. Askerliğim de çok ağır." 24 gün sonra terhis olacaktı. 'Bayram sonunda evdeyim' diyordu.

Bayram geldi, Kasım Onbaşı'nınsa Türk bayrağına sarılı naaşı. Ekmek parası için çocuklarını yılda dört kez ancak görebilen Kasım Onbaşı, Gabar Dağı'nda sonsuza dek veda etti Güneş ve Zeliha'sına.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:43 pm    Mesaj konusu: Şehit Mehmet Uyar Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Mehmet Uyar


Öğretmenlik hayali Gabar'da son buldu

Şehit piyade çavuş Mehmet Uyar, bir anaokulu öğretmeniyle evlenme hayalleri kuruyordu. Bir hayali de askerden sonra okuyup anaokulu öğretmeni olmaktı

Şehitliğin provasını iki ay önce aynı yerde yaşamıştı piyade çavuş Mehmet Uyar (24). Çatışma sırasında atılan el bombasının şarapneli yüzünü parçaladığında, "Ölmekten değil de anne babamın üzülmesinden korkuyorum" dedi.

Korktuğu başına geldi. Kürtçe ağıtlar yakan acılı anne,"Bayram günü yüreğimizi yaktılar, oğluma "kıyanlar da yansın" diye gözyaşı döküyor.

Baba Mustafa Uyar, 8 çocuğunu mevsimlik işçilik yaparak büyüttü. Evin en küçüğü Mehmet asker olmak istiyordu. Ortaokulu bitirdikten sonra Kuleli Askeri Lisesi'nin sınavına girdi. Gözünde astigmat olduğu için okula kabul edilmedi. Pes etmedi, liseyi bitirdikten sonra bu defa uzman çavuşluk sınavına girdi. Beden eğitiminde birinci, genel kültürde sekizinci oldu, ancak gözündeki astigmat yine engelledi askerliğini.

Mehmet bu kez şansını polislikten yana denedi. Diyarbakır'da polislik sınavına girdi, ancak oraya da kabul edilmedi. 2003'te üniversite sınavında Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi İşletme Bölümü'nü kazandı. İstediği yer olmadığı için kaydını yaptırmadı. İstediği bölüme girene kadar Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi'nde okumaya başladı.

Para kazanmak için İstanbul'a gitti. Reina'da barmenlik yapan ağabeyiyle Eminönü'nde, üç kişi bir bekâr evinde kalmaya başladı. Kısa sürede iş buldu. Kuruçeşme Mado'da garsonluk yapmaya başladı. İlk aşkını da İstanbul'da yaşadı. Bir anaokulu öğretmeniyle evlenme hayalleri kuruyordu. İkinci hayali, askerlikten sonra okuyup anaokulu öğretmeni olmaktı. Çocukları çok seviyordu.

En son dört gün önce telefonla konuştu öğretmenlik yapan Bedir Ağabey'iyle. Hayallerini, terhis olduktan sonra yapacaklarını paylaştı: "Operasyon olacaktı ama iptal edildi. Rahatım yerinde. Anne babamı düşünüyorum. Dönünce iyi bir iş kurup onlara güzel günler yaşatmak istiyorum. Bir de işlerim yolunda giderse hayalimdeki otomobili alacağım. Sonra da evleneceğim..."

90 gün kalmıştı hayallerine kavuşmasına. Hayalleri Gabar'da noktalandı. Acılı anne İsim Uyar, teröre Kürtçe lanet okurken abla Songül hem ağlayıp hem anlattı hissettiklerini: "Kardeşim daha çok küçük. Karanlıktan da korkar. Mezarda ne yapsın?"

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:44 pm    Mesaj konusu: Şehit Murat Uçar Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Murat Uçar


'Canım ana'nın yüreği yangın yeri

Konya'nın Canımana köyünden Onbaşı Murat Uçar, Gabar Dağı şehitlerinden biri. Kendisini 'Canım ana' diye seven evladını yitiren Atiye Uçar, 'Ciğerim yanıyor' diyerek ağlıyor

"Biz Kürdüz. Dedelerimiz, Osmanlı zamanında, şimdiki İran, Irak taraflarından sürgün edilmiş. 'Şıh Bizini aşireti' derler bize. Konuştuğumuz Kürtçe daha çok Farsçaya yakın. Türkiye, bizim vatanımız. Müslüman, Müslümana kıyar mı? Evladımı aldılar benden. Vatan sağ olsun."

Bu sözler, Şırnak'ta geçen pazar teröristlerin saldırısında şehit düşen Onbaşı Murat Uçar'ın babası Mehmet Uçar'a ait. Uçar ailesi, Konya'nın Kulu ilçesine bağlı Canımana köyünde yaşıyor. Murat Uçar, 1994'te Hakkâri'de şehit düşen teyze oğlundan sonra bu köyün ikinci şehidi.

"Canımana" adını, Yunan büyük taarruzu sırasında erzak bulmak için Haymana'nın gerisine çekilen aç susuz birlikteki bir askerin, kendisine su veren kadına minnetini "Canım ana" diye ifade etmesinden alan köydeki evine vardığımızda, şehit için Kuran okunuyordu.

Kendisine "Canım ana" diyen evladını yitiren Atiye Uçar, içindeki yangını dualarıyla söndürmeye çalışıyordu. Ağlamaktan kısılmış sesiyle, "Ciğerim yanıyor. 7 evladım vardı. Birini vatana şehit verdik" diyebildi.

Nikâhını kıyamadı

Murat Uçar, 1987'de Canımana'da doğdu. Galatasaray tutkunuydu. Ortaokulu bitirince geçim derdinden okulu bıraktı. Küçük yaşlarda İstanbul inşaatlarında çalıştı, kısa zamanda iki altın bilezik edindi: İş makinesi operatörlüğü ve alçı dekorasyon işi.

İstanbul'da çalıştığında ayda 900 YTL kazanıyordu. Köyde de tarla işlerinde babasına yardım ediyordu. Hayali, sürekli ve sigortalı bir işe sahip olmaktı. Askerden sonra amacı, iyi bir iş bulup Ankara'ya, kayınpederinin yanına taşınmaktı.

8 aylık askerken şehit olan Uçar, 18 yaşındaki Ayşe Yıldız ile askerlik öncesi sözlendi. Askerliğini bitirdikten sonra evlenmek istiyordu. Ancak, ağustos sonunda izne gelince, babası çok ısrar etti. İmam nikâhı kıyıldı. Köyde, mütevazı bir düğün yapıldı. Resmi nikâh olmadığı için şehit eşi maaşının zora gireceği, o mutlu günlerinde Ayşe Yıldız'ın aklına nereden gelebilirdi?

'Anne, hakkını helal et'

Şehit düşmeden iki gün önce, ailenin iftar sofrasında olduğu bir anda telefonla evini arayan Uçar, annesine, "Sınır karakolundayım. Dağa çıkıyoruz. Hakkını helal et" dedi. Kaygılı anne, sonraki günlerde oğlunun telefonunu beklerken acı haberi aldı.

Baba Mehmet Uçar, "İftar sırasında telefon geldi. 'Karakola gidiyorum. 5 gün operasyonum var' dedi. İki üç ayda bir 300-400 YTL gönderiyorduk. 'Harçlığın var mı?' dedim. 'Gönderme. Dağ başında parayı ne yapacağım?' demişti" diye konuştu.

Şehidin imam nikâhlı eşi Ayşe Yıldız ise tepkili:

"Askerliği bitince Ankara'ya gidecektik. İki gün sonra herkes unutacak. Ailesi ve ben acımızla kalacağız. Bizi yönetenler çelenk yollamasınlar."

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:45 pm    Mesaj konusu: Şehit Ahmet Sarıoğlu Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Ahmet Sarıoğlu

'Kelimeler tükendi gerisi sadece acı'

Şehit Astsubay Ahmet Sarıoğlu'nun acılı annesi, 'Çok istediği bir meslekti. 1.5 yıllık astsubaydı. Yaşayamadan gitti' diyerek ağlıyor

Ramazan Bayramı'nın ilk günü Gabar Dağı'nda 12 erle birlikte şehit olan Astsubay Ahmet Sarıoğlu'nun Malatya'daki evindeyiz. Tek erkek çocuklarını toprağa veren acılı baba, "Ocağımız söndü" diye gözyaşlarını yüreğine akıtırken, anne "Kelimeler tükendi. Sadece acı var" diyor...

Ahmet, 28 Aralık 1985'te Malatya'da doğdu. İki kız kardeşi vardı. Turgut Özal ve Recai Kutan'ın mezun olduğu Gazi İlköğretim Okulu'nu, sonra Atatürk Ortaokulu'nu, ardından da 20 Mayıs Vakfı Turgut Özal Lisesi'ni bitirdi. Asker olmak istiyordu. Üniversite sınavıyla girdiği Kara Kuvvetleri Komutanlığı Balıkesir Astsubay Meslek Yüksekokulu'nu bitirdi. Ardından da Açık Öğretim Fakültesi İşletme Bölümü'nü. Mezun olunca Tuzla Piyade Okulu'nda bir süre eğitim aldı. Sonrasında da üç ay Isparta Eğridir Komando Okulu'nda.

Nikâhtan Gabar'a

Eğridir'deki eğitimin ardından Tuzla Piyade Okulu'na döndü. 22 Ağustos 2006'da rütbesini taktı. Çektiği kurada tayini Bolu Komando 2. Tugayı'na çıktı. Oradan da görev yeri Şırnak'a gitti.

Ağustos ayının sonuydu. Kız kardeşi Canan'ın İzmir'deki düğün hazırlıkları için izin aldı. İzmir'e gidip eniştesine ve kardeşine yardım etti. Kına gecesine katıldı. 1 Eylül sabahı da kardeşinin nikâh törenini izleyip, izin süresi dolduğu için akşamki düğüne kalamadan Mardin'e gitti. Oradan helikopterle Gabar Dağı'na hareket etti.

Olaydan 5 gün önceydi. Anne babasıyla son kez telefonla konuştu. Babasına hal hatır sorduktan sonra annesini istedi telefona: "Çatışmadayız anne. Beni bekleme. Ramazan Bayramı'na gelemeyebilirim, ama Kurban Bayramı'nda yanınızda olacağım" dedi...

Sonraki 4 gün, çatışmanın verdiği endişeyle elleri yüreğinde bekleyen anne-baba, sürekli oğullarını aradı cep telefonundan. Telefon sürekli kapalıydı. Bir türlü ulaşamıyorlardı. Beşinci gün emekli baba Arif Sarıoğlu ile eşi Semiha Sarıoğlu, acı haberi aldıklarında bir taziye ziyaretindeydiler.

Ambulansa koştu

Babanın cep telefonu çaldı, bir asker eve gelmelerini rica etti. Baba, oğlunun birliğinden bir askerin ziyarete gelmiş olabileceğini düşündü.

Taziye evinden ayrıldı, kendi sokağına saptı ki ne görsün. Sokak jandarma dolu, bir de ambulans bekliyor. "Oğlum öldü de cenazesini mi getirdiniz?" diyerek ambulansa koştu.

Gelen oğlunun cenazesi değil, şehit olduğu haberiydi. Ambulans babanın yaşlı kalbi için tedbiren getirilmişti... Acılı baba Arif Sarıoğlu, "Ocak söndü. Bu çok acı. Ancak kendimizi teselli ediyoruz. Kadir Gecesi toprağa verdik. Şerefli bir ölüm oldu, mertebesi çok yüksek. En acı yanı da, oğlumuz mesleğini çok seviyordu, mesleğine doyamadan gitti" diye konuştu.

Yarı baygın halde taziyeleri kabul eden ve kızları Canan Güneri ve Berrin Sarıoğlu'ndan destek alan anne Semiha Sarıoğlu, "Kelimeler tükendi. Gerisi sadece acı. Çok istediği bir meslekti. Daha 1.5 yıllık astsubaydı. Yaşayamadan gitti..." diyebildi.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:47 pm    Mesaj konusu: Şehit Seyfi Altuntaş Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Seyfi Altuntaş


Mayından kurtuldu pusuda şehit oldu

Arkadaşı yanı başında mayına basarak can veren şehit Seyfi Altuntaş, Şırnak'tan ailesine hep 'Beni beklemeyin, dönmeyeceğim' diyordu

Şehit Piyade Komando Çavuş Seyfi Altuntaş, Cudi'de, Gabar'da sayısız çatışmaya girdi. "Sen bu çatışmadan sağ dönemezsin" dediği silah arkadaşı yanı başında mayına basarak can verdi. Bu olay sırasında şoke olan Seyfi'yi, komutanının tokatı kendine getirdi.

Terhisine 4 ay 10 gün kala Şırnak'ın Gabar Dağı'nda 12 arkadaşıyla şehit olan Samsun'un Ayvacık ilçesinden Seyfi Altuntaş, 13 yaşındayken öz annesi Selime Altuntaş'ı kardeşinin doğumu sırasında kaybetti.

Lisenin ardından Ankara'da Turizm Meslek Yüksekokulu'nu bitirdi. Sonra bir süre Antalya'da turistik otellerde çalıştıktan sonra baba mesleği olan inşaatçılığı seçti. Seyfi, İstanbul'da yaşayan ve Nazmiye Altuntaş ile evlenen babasının yanına yerleşti. Teyze kızı ile evlilik planları yaparken askere gitti. Acemi birliğini Ankara Mamak'ta tamamlayan Seyfi, usta birliği için Şırnak'a gidince ailesini yokluğuna alıştırmaya çalıştı. Evlilik planlarını soran üvey annesine, "Askerden dönersem evlenirim ama umudum yok. Beni beklemeyin, dönmeyeceğim" diyebilecek kadar ölümü kendisine yakın hissediyordu.

Şakası gerçek oldu

Şehit olmadan iki gün önce üvey annesini arayan Seyfi, Şırnak'ta yaşadığı zor günleri paylaştı. Seyfi'nin, "Ben gelmeyeceğim, beni unutun" sözlerine karşılık Nazmiye Altuntaş, "Şaka yapma, üzme beni" demişti. Dağlardaki yorgunluğunu, yaşadığı çatışmaların stresini göğüslemeye çalıştı. Ama bunları kimseyle paylaşmadı. Paylaşmamasının nedenini Nazmiye Altuntaş, şöyle anlattı:

"Şırnak'a varınca 'beni beklemeyin' demeye başladı. Şartların zor olduğunu, kendilerine yiyeceklerin helikopterle havadan atıldığını söyleyip içinde bulunduğu durumun ne kadar kötü olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Benim korktuğumu bildiği için çatışmaları anlatmıyordu. 'Gelmeyeceğim' dediğinde ona kızıyordum, 'Bir daha bana öyle şeyler deme' diyordum. Askerlik anılarını anlatmayı sevmiyordu. Askerlikten dönebilirse evlenebileceğini ama umudunun olmadığını söylüyordu."

Oğluna, "Akıllı ol, ileride ve geride kalma, ortada hareket et" diye nasihatte bulunan baba Menteş Altuntaş ise yaptıkları son konuşmada Seyfi'nin "Köyü boş bırakma, akrabaları ara" dediğini söyledi. Altuntaş, oğlunun cenaze törenine katılan komutanların şehit cenazeleriyle ilgili tepkilerini, "Acı içinde yoğrulduk. Acı tepemizi aştı" ifadeleriyle dile getirdiğini söyledi.

Baba Altuntaş, "Bir gün bizim de ciğerimizin yanacağını hep düşündük. Kardeşi kardeşe kırdırmaları zorumuza gidiyor. Bizi en kötü yerimizden yakaladılar. Bu bayrağı gönderden indirmeyeceğiz" diyerek acılarını dile getirdi.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:49 pm    Mesaj konusu: Şehit Ahmet Şükrü Karataş Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Ahmet Şükrü Karataş

Karayazı'nın kara yazgılı Ahmet'i

Şehit Komando Onbaşı Ahmet Şükrü Karataş, pusuya düşmeden bir gece önce ailesini arayıp bayram sonrası eve döneceğini müjdelemişti

Erzurum'un uzak ilçelerinden Karayazı'nın en uzak köyü Tosunlu'da her çocuk bayramı iple çekerken, 9 çocuklu Karataş ailesinin en büyüğünden en küçüğüne tüm fertleri bayramın bir an önce gelip geçmesini bekliyordu. Çünkü, terhisine yalnızca 29 gün kalan Komando Onbaşı Ahmet Şükrü Karataş, pusuya düşmeden bir gece önce ailesini arayıp bayram bittikten kısa süre sonra eve döneceğini müjdelemişti.

Bursa'daki ağabeyi Mehmet, Şırnak'tan kardeşini alıp köyüne getirecek, ablaları en sevdiği yemekleri yapacaktı. Ancak Türkiye'yi yakan ateşlerden biri, Karataş ailesinin kapısını çaldı.

Karataş ailesi, ilk büyük acısını iki yıl önce yaşadı. Anne Rasime Karataş, kansere yenik düştü. Annesini kaybettikten birkaç ay sonra Kayseri'de askerlik görevine başlayan Ahmet, önce Bolu'ya, ardından da Şırnak'a gitti. Şırnak'a gelmesiyle askerlik görevinin en zor dönemini yaşayan Ahmet, iki günde bir aradığı evini kimi dönem 45 gün süreyle arayamaz oldu.

Günlerce postallarını bile çıkaramadan terörle ölesiye mücadele ediyordu. Şırnak'ta morali çok bozulsa da, terhis olacağı gün yaklaştıkça neşesi yerine geliyordu. Hain saldırıdan bir gün önce hem köyünü, hem Bursa'daki ağabeyini, hem de Aydın'da okuyan kardeşi Şevket'i arayarak terhis planlarını anlattı. Ağabeyine, "Canını sıkma, şurada ne kaldı, bayramdan birkaç gün sonra geliyorum, görüşeceğiz" dedi.

'Ateşin içindeyiz'

Baba Alaattin Karataş, teröre lanet ettiği kadar, kanlı saldırıları önleyemeyenlere de tepki gösterdi. "Oğlumun cenazesi geldiğinde ben onu taşımadım. Kars'a gelen uzman çavuşu taşıdım, şehit çavuşu taşıdım. Hepsi benim çocuğum. Karslısı da, Edirnelisi de" diyen Karataş, oğluyla yaptığı son konuşmayı gözleri dolarak şöyle anlattı: "Saldırıdan bir gece önce beni aradı. 'Kendine mukayyet ol, tedbirli ol' dedim. 'Baba bütün arkadaşlarım, aynı şekilde tedbirli davranıyoruz, ama ateşin içindeyiz. Elimizden ne geliyorsa onu yapıyoruz' dedi. Bu son konuşmamız oldu."

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
kurt_32
Kıdemli Çavuş
Kıdemli Çavuş


Kayıt: 26 Ksm 2007
Mesajlar: 92
Konum: Şırnak

MesajTarih: Pzr Mar 23, 2008 11:50 pm    Mesaj konusu: Şehit Mehmet Yıldırım Alıntıyla Cevap Gönder

Şehit Mehmet Yıldırım
Mehmet'in hiç kız arkadaşı olmadı

Yoksulluk nedeniyle okuyamayan ve bütün yaşamı köyde çobanlıkla geçen şehit Mehmet Yıldırım, ailesiyle göçtüğü Denizli'de sadece beş ay yaşadıktan sonra askere gitti

Erkeklerin bulunduğu odada, herkes derin bir sessizlik içinde okunan Kuran'ı dinliyor. Kadınların bulunduğu karşı odada ise Türkçe ve Kürtçe kelimeler, büyük bir acıya teselli bulmak için yakılan ağıtlarda bir araya geliyor.

Burası, Konya'nın Kadınhanı ilçesine bağlı Örnekköy'de bir köy evi. Şırnak'ta şehit düşen Mehmet Yıldırım'ın doğup büyüdüğü ev. Annesi Elife Yıldırım, Mehmet'in çocukluğunun bütün hallerini şimdi hafızasında film şeridi gibi canlandırdığı bu evde, onun için yas tutuluyor.

Türkmen - Kürt kardeşliği

İlk şehidini veren Örnekköy, Osmanlı döneminde Adıyaman dolaylarından sürgün edilen Kürtlerin yaşadığı Sarıkaya köyünün yaylasıymış. 1958'de, Menderes hükümeti döneminde, Ege Bölgesi'nden göçen Türkmenler buraya yerleştirilmiş. Türkmenler ile Kürtlerin bir arada yaşamaya başladığı bu köye, Örnekköy adı verilmiş.

Mehmet Yıldırım, "Türk-Kürt" kardeşliğine örnek oluşturması umuduyla adı Örnekköy konulan bu köyde 1986'da doğdu. Köyü yoksuldu. Ailesi daha da yoksul. Buğday ve arpa ekimi ile hayvancılığın dışında bir geçim imkânı yoktu. Evin biri kız, beş çocuğundan biriydi. Yoksulluk nedeniyle ilkokuldan sonra okumadı. Türkçenin yanı sıra Kürtçenin de konuşulduğu bir evde büyüdü.

Halk tabiriyle "eli becerikliydi". Hiç eğitimini almadığı teknik işlerde mahareti vardı. Köyünde, birinin kilidi açılmasa, radyosu cızırdasa, televizyonu bozulsa, hemen, "Mehmet gelsin, bir baksın" denirdi. Mehmet, elektronik cihazları söker ve tamir ederdi. Ama, el becerisinin olduğu mesleklerin eğitimini alacak bir imkâna hiç sahip olamadı. İlkokuldan sonra ağabeyleriyle birlikte bozkırda koyun otlamaya başladı. Yazları, harmanlarda yevmiye karşılığı çalıştı. Düzenli bir işi hiç olmadı. Güvercin beslerdi. Köpekleri ve onlarla birlikte doğada gezmeyi çok severdi.

Askere gitmesine 5 ay kala, yoksulluktan bunalan babası Ali Yıldırım, Denizli'ye taşınma kararı aldı. Anne baba ve 5 kardeş, Denizli'de, Sümer Mahallesi'nde 4 odalı bir apartman dairesine kiracı olarak yerleşti. Baba Ali Yıldırım, belinden rahatsız olduğu için çalışamıyordu. Evin geçim yükü, tekstil sektöründe çalışan Zülküf Yıldırım ile cam fabrikasında çalışan Rıdvan Yıldırım'ın üzerine kaldı.

Mehmet Yıldırım, kardeşlerinin yükünü azaltmak için Denizli'de bir restoranda garson olarak iş buldu. Ayda 400 YTL kazanıyordu. Askere gitmediği için sigortası yapılmamıştı. Dürüst, sakin ve utangaç bir mizaca sahipti. Hayatında hiç kız arkadaşı olmadı. Köyde geçen yaşamından sonra sadece 5 ay süren kent serüveninin ardından askere gitti. Şehit düşmeden 4 gün önce evini aradı. Anne, baba ve kardeşleriyle tek tek konuştu, haklarını helal etmelerini istedi.

Şehit düştüğü çatışma sırasında ise vefat eden babaannesi Emine Yıldırım defnediliyordu. Kendisine ulaşamadıkları için babaannesinin öldüğünü öğrenemedi. Ertesi gün de babaannesinin yanına defnedileceğini zaten bilemezdi.

_________________
Biz ustayız VATAN sevmenin
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ANADOLU_1071
onbaşı
onbaşı


Kayıt: 27 Şub 2008
Mesajlar: 32
Konum: ŞIRNAK

MesajTarih: Çrş Hzr 11, 2008 10:58 am    Mesaj konusu: 13 asker asıl şimdi öldü! Alıntıyla Cevap Gönder

13 can şehit düşmüş, 13 fidan solmuş... 70 milyon içinde 13 aileye düşmüş o acı... Bir onların telefonu çalmış acı acı... Bir onların yürekleri olmuş parça parça....

Bir aymazlık ki o kalleş pusudan daha fazla can yakmış...
Bir duyarsızlık ki hainleri zevkten güldürmüş...
Bir sağırlık ki duyan kulakları duymaz etmiş...

13 can gitmiş...
Bir kanal bile flaş haber diye vermemiş...
13 can gitmiş...
Eğlence şovlarında göbekler atılmaya devam edilmiş...
13 can gitmiş...
Bir koca ülke susmuş, uyumuş...

"Şehitler ölmez, vatan bölünmez" denilmiş...
"Vatan borcu namus borcudur" diye öğretilmiş...
Şehit vermek "kadermiş" gibi bellenmiş...
Yüreği yanana da "vatan sağ olsun" tesellisi düşmüş...

13 can gitmiş...
Genelkurmay Başkanım bir basın toplantısı yapmamış...
13 can gitmiş...
Başbakanım canlı yayınla ulusa seslenmemiş...
13 can gitmiş...
"Hepimiz mehmetçiğiz" diye yürüyen olmamış...

13 can gitmiş...
Sadece 13 ailenin telefonu acı acı çalmış...
Bir onlar bilmiş, bir onlar yanmış...
Bir koca ülke, bir koca devlet sus-pus olmuş...

13 can o kalleş kurşunlarla değil, Asıl işte bunları görünce ölmüş


Hacer ALKAN

_________________
"Ülkümüz göklerde dalgalanan bir sancak,
Allah’ın önünde eğiliriz biz ancak..."
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> VATAN İÇİN CANINI FEDA EDENLER Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.123