| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
MUSTAFA er


Kayıt: 19 Ksm 2007 Mesajlar: 29 Konum: Isparta
|
Tarih: Pts Hzr 16, 2008 9:56 am Mesaj konusu: Şeytan şimdi oturumu açtı.. |
|
|
Ama biz tenhalaşmıyoruz ki dedi genç kız gözlerini yere indirirken…
Biz sadece sohbet ediyoruz.. konuşuyoruz güncel mevzulardan, yazıdan ve kelimeden, gidişattan... zaman zaman havadan ve sudan… bazen derinlemesine, bazen öylesine… ama saatlerce…
Tenhalaşmıyoruz dedi genç kız ısrarla… oysa neydi tenhalaşmak; kötü karakteri şeytan olan üç kişilik bir film seti… ya da iki kişinin şeytana yol haritası çizdiği bir yarışın en önde seyreden otomobili…bir yalnızın iki olabilmek adına nefsinde verdiği "kalbim temiz" brifingleri... kimine göre bir kapıyı kapatmak kadar basit bir eylem... kimine göre tüm kapalı kapıların üstüne kilitlendiği yarı karanlık bir sofa...
Bazen bir kadın ve bir erkeğin diğer tüm beşerin soluk alıp vermesi kadar çok bahaneyi “doğru düşünce ve prensip” duvarlarına vurması, çarpması, kırması ama yok edememesi…
Bazen de “biz iki olgun insanız, biliriz kendimizi” diyerek çiftlerin dağların zirvesinde, ya da ormanın gölgesinde, yahut ırmağın akışında, tenha adına en tenha neresi varsa orada bile tenhalaşamaması…yani yok edememesi o kesin hadis-i şerifi… sorumluluğunu buharlaştıramaması… o sorumluluk ki kadın ve erkeği saçından yada eteğinden kavrayıp kalabalıkların içine çekmeye muktedirdir…
Ama biz tenhalaşmıyoruz dedi kız üstüne basa basa… oysa ona göre sadece bir odada yalnız bırakılmışlık haliydi tenhalaşmak… bir bay-bir bayan; masa, koltuk ve sehpa, duvar, halı ve pencere…vs… oysa yaşanan neydi; bir bay-bir bayan; ekran, kablo ve teller, kodlar, 01 ler, adresler…vs…
Bu açıdan bakmayı sevmedi genç kız “seslerimizi duymuyoruz mesela” dedi … oysa ses, havanın ses tellerini titretmesi ve dilin beyinden aldığı emirle o çıkan tınılara hükmetmesi demekti; ya dilim elime inip, parmaklarıma yürürse... mesela tuşların her biri ses teli hükmüne geçip, parmaklar dil gibi ona hükmediyorsa… öyle ya dile hükmeden akıl, parmağı başıboş bırakmaz değil mi?
Ama bakışlar yok dedi kız... gözler, anlamın ruhtan süzülerek ışıldadığı tek yerdir dedi... "kaş ve göz yok!"dedi … oysa bakış; bir anlık iletinin yanıp sönen sarı lambasından sadece birkaç “an” daha fazla yaklaştırır günaha… camların önünde sevdiğinin bir bakışını yakalamak isteyen insanın duyduğu iştiyakın belki yüzde kaçını, muhabbet ve ünsiyet kurduğu bir kişinin “oturum açıldı” panosunu görünce de hissedebilir insan dediğin… söz bakıştan daha tehlikelidir bazen... aşık olduğu kişinin gözlerine yanıp yakılan bir insan iş muhabbete gelince dumura uğrar bazen.. yine ve daha fazla sözleri kalbi güneş gibi saran bir insanın gözlerini görmez olur aşık…yani söz o bedenin gözü, saçı, eli, ayağı oluveririr…
Ama harama giden bir ayak, harama uzanan bir el yok ki dedi kız; oysa bazen tüm küçük adımları koca bir adıma sığdırıp tek adımda bulaşırız günaha… ve elin tek bir hareketi ve bazen masum bir “tık” sesi ; bazen o kadar da masum ve yalın olmayabilir… illa günah sıcak ve akıcı mıdır…seni alıkoyan her günah ister millerce uzağında olsun, ister ışık hızı yakınında olsun senin ceza sebebindir…
Bir başka mütedeyyin bey ben eşimi aldatmam ki dedi özelindeki 12. bayanla konuşurken… biz nitelikli sohbet ediyoruz... sözüm ona beyin fırtınaları estirmektedirler… içeride yan odada çocuklarına laf anlatmaya çalışan hanımsa kendisine ne zaman sıra gelecek diye bekler durur… beklesin bey irşad etmektedir, cihad yazıları yazmaktadır…
Normal yaşantısında tek bir beyle bile kişisel muhabbete girmeyen dindar bayanların adres defterinde onlarca bey ve bilgisayar başında geçen onlarca saat… “kendin”leştirirsin yazıyı ve imgeleri.. komiksindir… cazipsindir… denksindir.. ama çoğu kez Allah’a yalan söylersin… ben sadece din adına yazıyorum, öğrenip-öğretiyorum dersin… "kardeş" dersin ama bunun şimdilik olduğunu bilirsin…
Velhasıl; insan gittiği her yeri kendileştirir… sanalı da, hayali de… içindeki isyankar yanına bir rumuz takar, isyan eder sinirlendiği konu başlıklarına… içindeki saldırgan yanına bir isim takar sevmediği şahıslara saldırır… kalbine hapsettiği aşık yanına bir isim takar ve site site maşukunu arar… bazen gününde değildir mütevazı takılır… ama asla ve asla kendi ismini kullanmaz.. kendi ismi mütevazi olamayacak kadar dik, saldırgan olamayacak kadar asildir…
Aman canım sanal ortamdayız dedi kız son koz olarak… unutmayalım ki; tüm yaratılmışların ve tüm buudların, bildiğimiz-bilmediğimiz tüm alemlerin ve dahi sanal alemin ilahı yine Allah (CC) tır. Ve şeytan kendini götürdüğün her yerde ya eline ya parmağına musallat olmaya devam edecektir…
Ayşegül GENÇ _________________ NİCELERİ GELDİ NELER İSTEDİLER.
BIRAKIP DÜNYAYI SONRA GİTTİLER.
SEN HİÇ GİTMEYECEK GİBİSİN DEĞİL Mİ?
İNAN O GİDENLERDE HEP SENİN GİBİYDİLER.
"YUNUS EMRE" |
|
| Başa dön |
|
 |
MUSTAFA er


Kayıt: 19 Ksm 2007 Mesajlar: 29 Konum: Isparta
|
Tarih: Pts Hzr 16, 2008 9:59 am Mesaj konusu: İnternetle ,Hayır ve Şerrin Kapıları Bir Tık Ötenizde. |
|
|
İnternetle ,Hayır ve Şerrin Kapıları Bir Tık Ötenizde.
Dünya kurulduğundan beri zemin yüzünde Ehli Hak ve ehli batılın mücadelesi ve mübarezesine sahne olmaktadır. Bu mubareze ve mücadele zamanımıza kadar devam ettiği gibi bir vaade binaen kıyamete kadar da devam edecektir. Bu mubareze ve mücadele savaş meydanlarında yapıldığı gibi, felsefi, fikri, ideolojik, pisikolojik ve diplomatik alanlarda da yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir.
Yüzyıllardır savaş meydanlarında kılıç kalkan, top tüfek ile yapılan bu mücadeleler zamanımızda ise daha çok savaş meydanlarından kültür, medeniyet, fikir, ideolojik alanlarına kaymıştır.Bu fikri,ilmi, medeniyet ve kültürlerin çarpıştığı ortamlarının başında ise kitle iletişim ve basın araçlarının en etkilisi olan internet gelmektedir.Bütün dünyayı bir ahtapot ve örümcek ağı gibi saran bu ortamda her türlü zararlı, zararsız düşünceler,ideolojik fikirler,yayılmacı kültürler,ahlaksızlık silahlar istimal edilerek insanlık yararına yada zararına kullanma mücadelesi yapılmaktadır.Hak tarafı ahlak,din,iman,şeref onur namus İslami ve insanı değerleri silah olarak kullanırken,şeytan hesabına batıl tarafı da ahlaksızlık,sefahat,şirk,isyan,adavet,anarşi ve imansızlık silahlarıyla ,mübareze etmektedir.milyarları bulan müstehcen ve pornografik yayın yapan sitelerle,insanların ahlakı yapılarını tahrip edip çökertme,akıl kalp ve ruhlarını şehvet ile zehirleyip kirletme,insanları ve müslümanları dinin, islamın ve insanlığın kaydından çıkararak serkeş sarhoş yığınlar meydana getirme,insanlığı anarşistliğe,teröre,adavete,uyuşturucuya,fuhuşa itme mücadelesi vermektedirler.
Bu büyülü bulanık,karanlık ve aydınlık,gizemli ve aynı zamanda zehirli,hiçbir yaptırım ve kısıtlamanın,engelin olmadığı,çoluk çocuk herkesin her şeye ulaşabilme imkanı olduğu hak ve batılın beraber iç içe bulunduğu ortamda her kim neyi, kimi arıyorsa bulabiliyor,bütün dünyanın cazibesi süsü,büyüsü,gizemi sırları ,sefaaheti,günahları ve haramları insanın elinin küçük bir hareketine bakıyor,küçük bir hareketle niyetine göre şekillenen bu büyülü dünyada insan klavyeyle neyi yazarsa karşısına o çıkıyor,şer yazsa karşısına şer bütün çirkinlikleri ve pislikleriyle katı sıvı ve gaz halinde çıkıyor,hayır yazsa hayır bütün güzellikleriyle hikmetleriyle karşısına çıkıyor, bütün sanal dünya insanın bir tık ötesinde,şerde bir tık ötede hayırda,kim neyi talep ediyorsa,onu bulabiliyor,bazen istisna olarak insan hayır ararken şer şer ararken hayır bulabiliyor,ama bu bütün bütün değil sadece istisna olarak kalıyor,
Bugün insanlık her ne kadar internetin hep çirkin yüzünü nazara vermeye çalışıp, sefahatinden ve dalaletinden ya da şerrinden şekva etseler de bu şekva kendi suistimalatlarına bakıyor, ilmin hocası olan merakı hayır yolunda sarf etmeyip bazen aklıyla, fikriyle, kalbiyle ve fiilleriyle şeytanın tuzakları olan şerre meyledip şerre tıklarsa tabiî ki şer bulacaktır. Niyeti neyse internetin rengi de ona göre şekil alacaktır. Hakkın bütün güzellikleri icra edilirken şerde süslediği, rengini değiştirdiği çirkinliklerini icra edecektir. İnsanları ekran başında insi ve cini şeytanların tesiri ve yönlendirmesiyle şer, küfür batıl, çirkinlik ve dalalet yoluna saptırdığı gibi hayıra iman, huzura, islama, kurana, fazilete şerefe ve hüdaya da sevk eder. Bir tıkla insan hayıra ereceği gibi, bir tıklada harama, isyana zinaya, fuhuşa, dalalete düşebilir. Unutulmaması geren şudur ki niyetinizi ne ise internetinizin rengi ona göre şekillenecektir. Tıkınız hangi maksatlı ise neticesi de ona göre şekil alacaktır. Hayrın ya da şerrin kapılarını bir tık ile açıp içine gireceksiniz.
Hayır, kapılarını tıklayanların memnuniyetlerini ve mesruriyetlerini duymakla beraber, şer kapılarını tıklayanların şekavet ve feryatlarını ve düştükleri belaların ve musibetlerinin büyüklüğünü daha çok duyuyoruz.
Eğer bu hak ve batılın mücadele ve mübarezesinin en geniş meydanlarından olan internetin hayır tarafında olmazsak batılın maskarası ve esiri olacağız,bu büyülü dünyanın ispirtizmasına ve yalancı hülyalarına tutulmakla ne namus ,ne izzet, nede şerefi kalacak..İzzet ve azamet isteyen,batıl efkarların ve sefahatinin esiri olmak istemeyen ya hayır tıklasın yada şerden uzak dursun ve sussun.
Rabbimiz bizlere internetin hayır kapılarını tıklamayanlardan eylesin.şer kapılarının arkasındaki,sahte ,yalancı ,zehirli,şerli,dünyasını merak edenlerden eylemesin.Bataklığın ortasındaki güle ulaşmak için bataklığa batıp boğulan divane adamın halleri gibi bir hal ve tavır sergileyerek batılın süslü ve sinsi tuzaklarının meydanı olan internetin zina,fuhuş,sapıklık,haram,dalalet bataklıklarının içindeki küçük lezzet güllerine ulaşmak için bataklıkta boğulmayı göze alan ahmaklardan eylemesin.Amin.
Muhammed ŞAMİL _________________ NİCELERİ GELDİ NELER İSTEDİLER.
BIRAKIP DÜNYAYI SONRA GİTTİLER.
SEN HİÇ GİTMEYECEK GİBİSİN DEĞİL Mİ?
İNAN O GİDENLERDE HEP SENİN GİBİYDİLER.
"YUNUS EMRE" |
|
| Başa dön |
|
 |
***cafer*** Astsubay Çavuş


Kayıt: 19 Ksm 2007 Mesajlar: 67 Konum: KAHRAMANMARAŞ
|
Tarih: Cum Hzr 20, 2008 2:16 pm Mesaj konusu: MSN Depresyona Yolaçıyor |
|
|
Günümüzün tutkusu haline gelen, telefonun bile önüne geçen MSN sohbetinin zararları ortaya çıktı.
Amerika'da yapılan bir araştırma, sanal sohbet (chat) yapmanın depresyonu artırdığını ortaya koydu.
Konuyla ilgili bilgi veren Trakya Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, "Bu araştırmaya göre, sanal sohbet geçici bir mutluluk meydana getiriyor fakat uzun vadede yalnızlık hissini ve depresyonu artırıyor" dedi.
‘BAĞIMLI OLMAYIN’
Prof. Dr. Yorulmaz, internet uygun kullanılması gerektiğini vurgulayarak, internet başında gereğinden fazla zaman harcayan, onu uygun kullanmayan insanların iş, okul, aile ve sosyal hayatlarının bu durumdan olumsuz etkilendiğini söyledi. Prof. Yorulmaz şöyle konuştu: "Sanal sohbeti alışkanlık haline getirenlerin öz güven problemi olduğu ve içe dönük kişiliğe sahip, konuşkan olmayan kişilerden oluştuğu gözlendi. Sanal sohbette, çok sosyal olmayan kişiler daha çok vakit harcıyorlar. Bağımlılık yapan tüm maddeler gibi internet de bağımlılık yapabilir. Bu uyku kaçırıcı, bellek bozukluklarına yol açan bağımlılıktır. İnternet bağımlılıkları, internette fazla vakit harcarlar ve internete giremediklerinde kendini kötü hissederler. Diğer uğraşlardan zevk almazlar. Okul ve işle ilgili sorun yaşar, bununla ilişkili olarak yalan söylerler." Prof. Dr. Yorulmaz, her şeyde olduğu gibi 'chat'in de aşırıya kaçılmadan ve gerçek hayattan kopulmadan yapılması gerektiğini söyledi. _________________
Only registred user can see link on this forum! Registred or Login on forum! |
|
|
| Başa dön |
|
 |
|
|
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
|

|