Amaç sadece "Türk Hıristiyanlar" değil, aynı zamanda merkezi otoriteye karşı harekete geçirmek üzere Hıristiyanlaşmış topluluklar yaratmak. Sözde etnik farklılıklar yaratılarak Güneydoğu bölgemizde yürütülen faaliyetin özeti budur. Batı, hedefini sadece siyasi, iktisadi ve askeri operasyonlarla teslim almıyor. Ruhen ve ırken de hedef kitleyi kendisine bağlamak için bir dizi çalışma yapıyor. Somut örneği Güneydoğu'da bölgemizde yaşayan vatandaşlarımız üzerinde oynanan oyundur. Bölge belediyelerine AB'den aktarılan paralar, ABD, İngiliz elçiliklerinin hummalı sondaj çalışmaları bölge insanına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından ayrı yeni bir kimlik yaratmak hedeflendi, belli ölçüde başarı sağlandı. Ancak bunlar yeterli olmadığı için 'Kürtler Aryen Irktır' tezini yeniden ısıtıp piyasaya sürdüler. Kamuoyunda yaygın kanı, bu tezin son 20 yılda Alman İstihbaratı tarafından geliştirildiği, propaganda ve örgütlenme faaliyetinde kullanıldığı yönünde. Oysa bu iddiayı ilk ortaya atan 1918 yılında İngiliz İstihbaratından Binbaşı Edward Novill'dir (Bazı çevirilerde Noel-U.Y.). Novill'den 80 yıl sonra Almanların yaptığı AB süreciyle birlikte ellerindeki 'sivil toplum kuruluşları' aracılığıyla bu tezi geliştirip yaygınlaştırmaya çalışmak oldu. Amaç irken, ruhen ve dini açıdan bölgedeki vatandaşlarımızı Batı'ya bağlamak. Çünkü İslâm sadece bir inanç sistemi değil, aynı zamanda kültürümüzün temelindeki çok önemli bir yapıtaşı. ABD, İngiltere ve AB'yle birlikte İsrail'e bağlı kuruluşların da bu konuda bütün gücüyle yüklenmesi ve Kürt kökenli insanların aslında Yahudi olduklarını iddia etmesi boşa değil. İsrail ve uluslararası Yahudi Lobisi, propaganda aracı olarak, yeniden 'Hz. İbrahim de Kürttü' safsatasını yayıyor.
Dolayısıyla mesele, Türkiye'nin ulusal güvenliğiyle doğrudan bağlantılıdır.