“Ashâb-ı Kiram'dan Dıhye (Radiyallahu anhu) devamlı ticaret için sefere gider, gelirdi. Çok güzel yüzlü idi. Seferden dönüp şehire girerken Medine'nin bütün kadınları gider, yüzünün güzelliğini seyrederlerdi. Cebrâil (Aleyhis-selâm) Resûlullah'ın huzuruna ekseriyâ Dıhye (Radiyallahu anhu) şeklinde gelirdi. Bir gün Cebrail (Aleyhis-selâm) Fahr-i âlem hazretlerinin huzûrunda bulunuyordu. O zaman henüz küçük olan Hazret-i Hasan veya Hüseyin'den biri Cebrâil (Aleyhis-selâm)'ı gördü. Hemen kardeşinin yanına koşarak:
-Dıhye, dedemizin yanında oturuyor, haydi gidelim dedi. Koşup mescide girdiler. Ellerini Cebrâil (Aleyhis-selâm)'ın koynuna soktular. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vessellem) torunlarının bu hareketini görünce hicâb edip, mâni olmak istedi. Cebrâil (Aleyhis-selâm) Resûlullah'ın mahcub olduğunu görünce dedi ki:
- Yâ Resûlullah! Niçin sıkılıyorsunuz? Fâtıma (Radiyallahu anha) teheccüd namazı kılarken Hak Teâlâ beni gönderir, bunların beşiklerini sallardım. Fatıma (Radiyallahu anha) rahatça namazını kılardı. Çocukların bu hareketini bana karşı edepsizlik saymayın. Bazan da bunların anneleri namazdan sonra uyurken, bunlar ağlardı. Hak Teâlâ yine beni gönderir, anneleri uyanmasın diye beşiklerini sallardım, ağlamazlardı. Bunların yanıma gelip ellerini koynuma sokmalarında bir mahzûr yoktur, dedi. Resûl (Sallallahu aleyhi vessellem):
- Ey kardeşim Cebrâil! Şimdi bir şey yapmadılar. Fakat daha ileri giderler endişesiyle mâni oldum. Çünkü Ashabımdan Dıhye isminde birisi var, Çok kere sefere çıkar. Her dönüşünde bunlara hediye getirir. Sizi Dıhye zannedip, ellerini koynunuza soktular, buyurdu. Cebrâil (Aleyhis-selam):
-Yâ Rabbi! Beni Habibinin yanında utandırma diye Hak Teâlâ'ya dua etti. "
- Oturduğun yerde gözlerini kapa, elini Cennete sok. Eline ne gelirse al" diye hitap geldi. Cebrâil (Aleyhis-selâm) ellerini cennete saldı. Bir yeşil salkım üzüm ve bir kırmızı nar eline geldi. Hazret-i Hasan üzümü, Hazret-i Hüseyin'de narı aldı. Şehzâdeler bunları yerken bir dilenci geldi.
- Ey ehl-i beyt! O üzüm ve nardan bana da verirmisiniz? dedi. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vessellem) yüksek yaradılışları icabı vermek istediğinde, Cebrâil (Aleyhis-selam) mani oldu.
- Yâ Resûlullah! O dilenci şeytandır. Cennet meyveleri ona harâm iken hile ile yemek istiyor dedi. Şehzadeler meyveleri yerken Cebrâil (Aleyhis-selâm) ağlayıp:
- Yâ Resûlullah! Bunlardan biri zehirlenerek, diğeri de kılıç ile şehid edileceklerdir. Bu müsibetlerle senin derecen yükselecektir, dedi. ” (Dört Büyük Halife (Şemsüddîn Ahmed Efendi", Menkıbe No: 14; Sayfa: 370-371)