BİZİM KÖŞE
BİRLİĞİN VE BİLGİNİN MEKANI
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   KayıtKayıt 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

KERKÜK'ÜN TÜRK VARLIĞI

 
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM DÜNYASI İŞGAL ALTINDA
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
TURAN HAN
er
er


Kayıt: 26 Nis 2008
Mesajlar: 20
Konum: Isparta

MesajTarih: Pzr Hzr 01, 2008 12:08 pm    Mesaj konusu: KERKÜK'ÜN TÜRK VARLIĞI Alıntıyla Cevap Gönder

Irak topraklarında tarih boyunca birçok medeniyetler kurularak, bu topraklar bu yurtlar hep Türklerin olarak, Türklerden kalarak yüce bir tarihe sahip olmakla uygarlık üstün gelişmeler her bir alanda sağlanmıştır, Bu topraklarda bir millet olmadan önce Irak’ın kuzey güneyinde Türk Sümerler medeniyeti var olmuştur. Ondan sonra Irak Türkleri tarafından altı Türk devleti kurulmuştur bunlardan Celayirler, Ak koyunlu, kara koyunlu, ilhanlılar, Irak Selçuklu Devleti, Atabeylikler Irak tarih boyunca bu dönemlerde Irak Türkleri üstün başarılarla görevlerini yerine getirmişlerdir.

Irak Türkleri bu vatanın, bu toprağın, Türkmenelinin, Kerkük Türk şehrinin sağlam milli Türkçülük davasına tarih boyu canlarını, kanlarını vererek sahipleri olarak İslam’ın ilk dönemlerinden 673 yılında Irak’a girmeye başlayarak, Türkmenler o günden itibaren Irak’ın toprak savunmasında özellikle “Sugur” dediğimiz düşman sınır hatlarında görevlerde bulunmuşlardır, kendilerine tarih öncesi vatan edindikleri bu aziz toprakları canları pahasına binlerce şehit vererek kurumuşlardır.

Irak Türkleri kucak açmış oldukları bu kutsal vatan toprağında milli kimliklerinin olgulaşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmuştur. Irak halkının üçüncü önemli unsurunu teşkil eden Türkler bu vatanın oğulları olarak. Türk Sümerlerden sonra, İslam’ın ilk dönemleri diyebileceğimiz 673 yılında Irak’a girmeye başlayan Irak Türkleri yiğit atılgan savaşçı olarak Irak’ın tüm toprak yerlerini savunmada kanlar canlar binlerce şehitler vererek, topraklarını milletlerini prensiplerini satmadılar ana yurtları Kerkük’e, Erbil, Musul ve tüm Türkmeneline sarılarak bir karış topraklarını düşmanların girmesine yasakladır.

Irak Türkleri İslam ordusunda Emevi döneminde ve Irak valisi Ubeydullah bin. Ziyad, onlara inanarak Türklerden 4000’ini Basra’ya yerleştirmiştir, o zaman ülkenin iç ve dış güvenliğini Türklere bırakmıştır.

Abbasiler ilk döneminde Türklerin Irak’a girişleri devam ederek, ülkenin en önemli ve hassas sınır bölgelerde görev almaya başlamışlardır, Bu bölgelere yerleşen Türkler Irak’ın güney, orta ve kuzeyinde kesimlerine yerleşerek, vatanlarını topraklarını kurarak, tüm muhtelif Müslüman kardeşleriyle karşılaşarak uzun yıllar kardeşçesine yaşadılar tüm insanları sevdiler yardım eli uzattılar onlara. Ayrıca Irak Türkleri uzun süre İslam Devletine ve İslamlara hizmet yardım ettiler.

Bağımsız idareler beylikler, devletler, İmparatorluklar kurdular. Böylece Türkler uzak ve yakın her yerde kahraman, yiğit savaşçılar, atılgan korku bilmeyen askerler ve tanınan siyasetçiler, Din bilgin, feylesoflar, devlet adamları olarak vatanları Irak’ın her bir yerine dünya yüzünde tanındılar meşhur oldular.

Irak Türklerinin yerleşim yerleri bölgeleri 35 yıl Baas rejimi tarafından yerle bir edilen Türkmenelinin başkenti, baş tacı, göz bebeği sayılan ilk önce Kerkük gelmektedir, Kerkük şehri kimliğini kaybetmeden Saddam rejimin acımasız politikasına karşı yıkılmadan binalarca erlerini, yiğitlerini, gençlerini liderlerini şehit vererek bu kutsal toprağını savunarak tüm peşmergeler, Amerika, müttefik devletlerini önce Saddam’ın uzaklaştırma, Araplaştırma asimilasyon, soykırım, katliam politikasına karşı ayrıca Saddam’ın uşakları Talabani, Barzani Kerkük Türk şehrini 600 bin Kürdü sokmasına reğman yoğun olarak, Kürtleşme politikası boş kafayla tehditleri karşında Kerkük yüzlerine bağırmakla, Türklüğünü tüm dünyaya belli ederek dayanarak durdular milli davalarının haklarını canlarıyla savundular.

Saddam’ın sonu gelmesiyle bu iki peşmergeninde sonu yakınlaşmaktadır, bu iki Amerika uşakları Türk milletini iyice bilmeli tanımalı ve Kıbrıs savaşını bir an olsa bile hatırlamalı, artık büyük Türk ordusunun sabrı tükenince başlarına neler geleceklerini iyi biliyorlar, ve tüm dünya güçleri Türk milletinin büyük atılgan yiğit kahraman korku bilmeyen bir millet olduğunu tarih boyunca bilmişler, görmüşlerdir tanımışlardır, Yüce önder Atatürk’ü yetiren bu millet binlerce liderler, başbuğlar, erler yetirmiş ve yetiştirmektedir.

Irak Türklerinin yaşadıkları yoğun olarak, Türk şehirleri Kerkük, Erbil, Musul, Diyale, ayrıca Başkent Bağdat, Vasit, Babil Hilla, Necef, Irak’ın güneyinde çok sayıda Türk bayat, Karakol, Tatar, Nakip, Şehli, Celali aşiretleri yaşamaktadırlar, Saddam döneminde bu aşiretler nüfusları Arap olarak yazılmıştır. Bunun yanında Kerkük’e bağlı Tazehurmatu ve Tuzhurmatu, Kümbetler, Leylan, Beşir Tavuk (Dakuk) Karatepe, Yaycı, Tokmaklı, Kızıl yar, Çardaklı, Kifri, Altunköprü, Bastamlı, Amirli, Yengice, köyleri ve yüzlerce Türk ilçe, köyleri bulunmaktadır.

Diyale şehri ona bağlı kızılar bat ve Mendili ilçesi, Adana köy, Delli Abbas, Kara han, Şehreban, Kazaniya ve adını yazmadığımız daha nice köy ve ilçe bulunmaktadır.

Yoğun Türk nüfuslu olan Musul ona bağlı Telafer, Selamiye, Reşidiye, Kara koyunlu, Muhallebiye, Kara yatak, Şenif ve yüzlerce Türk ilçe, köyler Türk tarihlerine bağlıdırlar.
Başta Türkmenlerin yoğun olarak ve tarih boyunca yurt edinen uğrunda canlarını vererek şehit olanların ve Türk milletinin simgesi, gönlü, baş tacı Kerkük’tür.

Türk şehri Kerkük’ün eski adı Karhā olarak geçmektedir şehrin ortaya koyulmuştur. Kerha önemli bir şehriydi. Bunun yanında Kerkük’ün adı Kerhini diye Yakut el-Hamevî’nün Mucemu’l-Buldān adlı yapıtında yazılmıştır, Yakut el-Hamevî’ söylediğine göre: “Kerhini Dakuk ile Erbil arasında güzel, sağlam bir kale imiş, Yakut’un Kerhini dediği kaleli şehir olarak Kerkük olduğu tarihi belgelerle kanıtlamıştır.

Kerkük ve Kerhini arasında benzerliği görünmektedir. Kerhini Kerkük adının verildiği dönemi ise Ak koyunlu Türkmen Devleti dönemidir, bu dönemde Kerkük, Kerhini olarak geçmektedir. Şehrin bu iki adı yıllarca değişmeden Kerkük, daha eski olan Kerhini yerine kollanılmıştır.

Türkler bu bölgeye damgalarını vurarak, kendileriyle özdeşleştirdikler bölgelerin başında Türkler gelerek Kerkük ve çevresine o dönemlerde Kerkük bölgesine yerleştikleri tarih ise M.1055–1258 yılları arasında tarihi olarak kaynaklara dayanarak ışık tutulmuştur.

Her türlü kaynakların bu dönem hakkında vermiş oldukları bilgileri bir araya toplarsak bölgenin Türk bölgesi olduğunu ve bu yerlerde bu topraklarda Türk’ten başka hiçbir millet yaşamamıştır, Saddam döneminde ve Saddam’dan sonra tüm hızlı Araplaşma, Kürtleşme politikaya karşı Kerkük şehri ve tüm Türkmeneli toprakları, yerleri bölgeleri Türklük duygularından, dillerinden vazgeçmeden kanlarını vererek şehit olarak haklarını savunmuşlardır.

Irak Türkleri Türkmeneli bölgesinde varlıkları 1055 yıllarının çok öncesine dayanmaktadır. Çünkü bu tarihten önce de özellikle Şehrizor ve Kerkük’te Türkmenlerin varlıkları göz önündedir
Irak Türkleri başta, Şehrizor ve Kerkük olmak üzere, bölgenin tamamına hüküm sürmüşlerdir. .İbnu’l-Esir bu konuda şöyle demektedir: “Selçuklular 433/1099 yılında Şehri zor’a gelerek Türkmenlerden büyük bir ordu kurarak toplu biçimde toplayarak onlara silah ve savaş kurallarını öğretmiştir.

Askerlerinin birçoğu Türkmenlerden oluşarak, Muizuddevle’nin Irak Bağdat’ta girişiyle Muizuddevle kuvvetiyle Irak’a giren Türkmenler burada kendilerinden önce yerleşmiş Türkmenlerin bir bölümü topluma karışarak, öteki bir bölüm ise asker olarak onlara Devletin yardımına katılmışlardı.

Buveyhiler devrine kadar gelen Türkmenler güney ve orta Irak’ta yerleşmeleri yanında kuzeyde Samarra, Musul, Kerkük, Erbil, Stratejik önemi olan şehirlerde yerleşmişlerdir Selçuklular devrine gelince tam olarak 1055 tarihinde Tuğrul Bey komutasında Türkmenler Irak’a girdiler. “Selçuklular devri Irak toplumu için en önemli devirlerden sayılmaktadır.

Bayat oymakları kabilesinin Irak’a Selçuklularla beraber geçmişlerdir. Kuzey Irak’ı kendilerine barınak yurt seçmişlerdir. Ayrıca Bayat oymakları Kerkük’e yerleşip burayı vatan edinmişlerdir. Kerkük bölgesinde oturan Türkmenlerin çoğu aslen Bayat oymaklarındandır. Güneyde ise Türk bayatlar kardeşleri ile birlikte yaşayarak Bayatlar o derece onlara karışarak bir bölümleri Saddam rejiminin onlara dillerini unutulmuştur. Bunun yanında orta kuzey bölgesinde yerleşen Türkler ana dillerini muhafaza etmişlerdir, arıca bölgelerindeki halkların dillerini de öğrenmişlerdir.

Irak Türkleri her bir bakımdan bilgili efendi insanlar hiç kimseni öldürmediler kimseye silah çekmediler her zaman vatanlarını, topraklarını sevindiler canlarıyla kanlarıyla korudular milli Türklük davalarına bağlandılar tüm Türk milletiyle kan kardeş olarak dünya Türkçülük davası kendi davası olarak savundular, Türkiye için Al bayrak, Türk toprakları için her an duygulandılar, coştular canları, kanlar vermeye her an hazır oldular ve hiçbir zaman yollarında davalarından dönmeyecekler.

Sadun KÖPRÜLÜ

_________________
Nush ile Uslanmayanin Etmeli Tekdir

Tekdir ile Uslanmayanin Hakki Kotektir
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
KARA HİLAL
onbaşı
onbaşı


Kayıt: 07 Nis 2008
Mesajlar: 39
Konum: Isparta

MesajTarih: Cmt Hzr 07, 2008 12:25 pm    Mesaj konusu: Musul-Kerkük bölgesinin Türk tarihi açısından Önemi Alıntıyla Cevap Gönder

Musul-Kerkük bölgesinin Türk tarihi açısından Önemi.

Musul-Kerkük bölgesinin Türk tarihi açısından da oldukça önemli bir yeri vardır. Özellikle Türklerin Anadolu’ya yerleşmeleri ve burayı vatanlaştırmaları sırasında Musul-Kerkük önemli bir “üs” vazifesi görmüştür. Arap milliyetçiliği güden Emevîlerden sonra hâkim olan Abbasîler zamanında, Türklerin devlet içindeki müessiriyetlerinin artması, Musul-Kerkük üzerindeki nüfûzlarının da artması sonucunu getirmiştir. Abbasî Devleti’nin askerî yapısında çok önemli mevkilerde görev yapan Türk komutanlar, bu sayede geniş bir çevre ve faaliyet sahası kazanmışlardır. Türklerin Araplardan ayrı yerleşim birimlerinde birarada yaşamaları sayesinde asimilasyon tehlikesi ortadan kalkmış ve böylece bölgede Türk nüfusu hızla artmaya başlamıştır. Nitekim, zaman içinde bu şekilde bir “altyapı” kuran Türkler, yavaş yavaş “devletleşme” yoluna gitmişler ve sonunda Abbasî halifesine bağlı olsa da, Musul-Kerkük bölgesinin de sınırlarına dahil olduğu ilk Türk devleti olan “Tulunî Devleti”ni kurmuşlardır.

Türkistan Türklerinin batıya yönelmeleri ve Tuğrul ve Çağrı beylerle başlayıp Alparslan ile sonuçlanan Anadolu üzerine akınları, burayı bir Türk ülkesi haline getirirken, bu “Türkleşme” hâdisesinden, yol üzerindeki Musul-Kerkük de nasibini almış ve bölge bir Türk yurdu haline gelmiştir.

Büyük Selçuklu Devleti’nden sonra, Osmanlı Devleti hâkimiyetine kadar geçen süre içinde Musul-Kerkük bölgesinde Irak Selçukluları, Zengiler, Erbil Atabeyliği, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Safevîler gibi bir çok Türk devleti kurulmuş ve bu devletlerin hâkimiyetleri döneminde de Türkistan’dan gelmeye devam eden Türkmenler sayesinde bölgedeki Türk nüfusu önemli miktarda artmıştır. Bu dönem içinde Moğol istilası ve Timur’un akınları ile de önemli sosyal değişiklikler ve çalkantılar yaşanmıştır.

Yavuz Sultan Selim tarafından 1517 yılında Osmanlı ülkesine katılan Musul ve Kerkük şehirleri, sahip oldukları konum ile gittikçe artan bir önem kazanmışlar ve Kanunî Sultan Süleyman döneminde Musul’un eyalet haline getirilmesi kararlaştırılmıştır.

Musul-Kerkük bölgesi, XIX. yüzyıldan itibaren, coğrafî konumu ve yeraltı zenginlikleri ile yabancı güçlerin dikkatini çekmeye başlamış, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiliz ve Fransızlar için mutlaka ele geçirilmesi gereken bir bölge haline gelmiştir. Nitekim bu yolda faaliyete geçen İngiltere, Osmanlı Devleti’nin savaşın mağlupları arasında yer almasından istifade ederek, Musul-Kerkük bölgesi üzerinde hâkimiyet kurmak için her türlü yolu denemekten kaçınmamıştır.

Galip olmanın verdiği avantajları kullanarak, askerî açıdan durumunu sağlamlaştırdıktan sonra bölge halkına da kendini kabul ettirmenin yollarını arayan İngiltere, bölgenin etnik ve dinî yapısının çeşitliliğini kullanıp, yüzyıllardır ciddî bir problem olmadan Musul ve civarını yöneten Osmanlı Devleti ile halkın arasını açarak hedefine ulaşmanın yollarını aramıştır.

Bu doğrultuda Türk olmayan Müslüman ve gayr-i Müslim unsurlar arasına ayrılık düşüncesi yerleştirilmeye çalışılmış; Türk olmayan unsurlara “milliyet”, Müslüman olmayanlara da “din” propagandası yapılarak, hemen hemen bin yıldır Türk toprağı olan bu bölge, Osmanlı Devleti’nden koparılmaya çalışılmıştır.

İngilizlerin bu propagandasından etkilenen halkın bir kısmı ile bazı menfaat sahipleri İngilizlerle işbirliğine girmişler ve tebaası oldukları Osmanlı Devleti’ne karşı mücadeleye başlamışlardır. Fakat bölgenin sağduyulu ve devlete sadık ahalisinin çoğunluğu bu oyuna gelmeyerek, Osmanlı Devleti yönetimi altında yaşamak istediklerini bildirmişler, hatta kimi zaman devletin kontrolü dışına dahi çıkarak, İngilizlere karşı silahlı mücadeleye girişmişlerdir.

Doğudan batıya akan Türk topluluklarının yerleştikleri Musul bölgesinde ayrıca Kürtler, Araplar, Süryanîler, Keldanîler, Yakubîler ve Ermeniler gibi çeşitli din ve milletlerden toplumlar da yaşamaktaydı. Bu toplumların din ve milliyet farklılıkları öne sürülerek Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtılmaları daha kolay olduğundan, İngilizler özellikle bu konu üzerinde durmuşlardır.

Bölgede yaşayan Türk unsurunun devlete karşı önemli bir problem çıkarmamış olmasından dolayı, özellikle ahali ile ilgili problemler üzerinde yoğunlaşmış olan Osmanlı vesikalarında fazla yer işgal etmediği görülmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü sınırlarının büyük ölçüde belirlenmiş olduğu Lozan Konferansı görüşmeleri sırasında da Musul konusu uzun tartışmalara sahne olmuş, ancak bu konferans sonunda Musul’un statüsü ile ilgili kesin bir sonuç alınamadığından, konunun Lozan Konferansı’ndan sonraki bir tarihte sonuca bağlanması kararlaştırılmıştır. Nitekim Musul bölgesi, 1926 yılında yapılan “Ankara Antlaşması” ile, petrol üretiminden Türkiye’ye bir takım haklar tanınmakla birlikte, İngiliz mandası altında kurulan Irak Devleti’ne bırakılmıştır.

_________________
BOZKURTLARIN YURDUNDA ÇAKALLARIN İŞİ NE ?
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
ulubatlı Hasan
onbaşı
onbaşı


Kayıt: 18 Oca 2008
Mesajlar: 41
Konum: Sivas

MesajTarih: Pts Hzr 09, 2008 1:13 pm    Mesaj konusu: Kerkükü Türkmenler bırakamazlar Alıntıyla Cevap Gönder

Irak Türklerine karşı Saddam döneminde olduğu gibi, bugünde sinsi asimilasyon Politikası bu defa Kuzey Irak yönetimi peşmergeler tarafından ağır olarak gündemde yer alarak, Erbil, Kerkük Türklerine karşı yeni uygulamalar, planlar tüm yöneyle sürmektedir.

Son günlerde Türkiye Kürtlerle diyalog kurması ve Dışişleri Bakanlığı Irak Özel Masası Temsilcisi Murat Özçelik, Bugünlerde Kürt peşmergeler ile görüşmesi, Türkmen şehri Kerkük konusunun gündeme gelmesi önem taşarak, Kerkük ile Kürt peşmergelerin açıklama konuşmaları üç milyonun üstünde olan Türkmenleri tedirgin etmiştir, bu dönemde aynı durumda Saddam dönemi gibi Türkmenlerinin ana haklarına karşı hiçbir ağırlık koyulmamıştır, her gün başka baskılar, planlar, etnik milli soykırımlar sürmektedir.

Çünkü Ne kadar Kürt peşmergeler yönetimiyle ilişki kurulursa da dün olduğu gibi, bugünde PKK teröristlerini desteklemek üzere, her türlü lojistik yataklık kuzey Irak peşmergeler tarafından vermektedir.

Kürtlerle olan bu gün bu diyalog Türkmenlerle aynı olarak, onlarında haklarını savunmalı, korumalıdır ve görüş birliği sağlanmakla Türkmen politiksini değerlendirmeli ve desteklemek gerekmektedir.

Saddam döneminde anayasada üçüncü millet olarak yer almayan Türkmenler, bugünde Amerika işgali 9 Nisan 2003 sonra Irak'ın önde gelen kültürlü, efendi, toprak bütünlüğünü savunan milleti olarak ve kurucu unsurlarından olmasına rağmen, ne yazık önemli siyasi, anayasal haklarına kavuşmamdan ana yurtları Kerkük, Erbil, Telafer şehirleri üstünde Kürt yönetimleri tarafından her türlü oyunlar oynanmakla, toraklarına, yerlerine el koyularak, her türlü haksızlıklara maruz kalarak kimsesiz hala düşmektedirler.

Saddam Türkmenleri yok saymakla, her türlü bahane uydurarak, baskı işkenceler idamlara kalkarak, Türkiye'den bir parça olduklarından dolayı cezalandırılarak, Bağdat hükümeti ise Türkmen politikasın geliştirmeden hep baskıların sürdürmüşlerdir ve tüm sorunların karşısında yalnız bırakılarak, Saddam'ın eski hatalarını olumsuz olarak bugün Kürtler başarmaktadırlar. Bu gibi haksızlığa karşı Türkmenler şehitler vererek, mücadelelerini kanlarıyla sürdürmek için, başkaları gibi büyük düzeyde yeteneklere sahiptiler ve haklarını savunmak için, kendi milletleri olan Türkiye'nin yanlarına olmasını ve Kerkük konusunun gündemde tutulmasını ve milli mücadelelerine destek verilmesini arzuluyorlar.

Ekim ayında Irak'ta olacak yerel seçimlerin bugün Barzani ve öteki Irak'ı yönetenler tarafından yürütülerek, her taraf bir pazarlık içindedirler, artık bu yerel seçimde Türk şehri Kerkük'ün geleceğini belirlemek istiyorlar referandum yerine eşitlik bulmaya uğraşıyorlar Türkmenler Kerkük'te olduğu gibi Türkmenler Erbil, Musul, Diyala ve Irak'ın birçok yerlerinde ağırlıkta oldukları belli olmasına karşı, Kürt yönetimi Türkmenlerin toprak bölgelerini Kuzey Irak yönetiminin idari coğrafyasına katılmasına tüm yolları denemektedirler, bu gün Irak işgal altında olarak, istikrar ve güvenliği olmadan Türkmenler uğraşarak ve toprak bütünlüğünü savunarak, Kürt yönetimi ise kendi çıkarları için Kerkük petrolünü ele geçirmekle daha fazla pay almak için Kerkük Türkmen şehrini kuzey Irak'a katmaya uğraşmaktadır, tüm bu çıkardan önce, Irak devleti bir istikrara kavuşması daha önemli olarak, Türkmenlerde eşit haklarına sahip olmalarını umudunda yaşamaktadırlar.

Türkmenler Irak'ta üçüncü millet olarak Kerkük, Erbil, Musul, Altunköprü, Tuzhurmatu, Telafer ve Irak'ın Türkmen yoğunluğu olan yerlerde dillerinin resmi dil olarak kullanılması ve eğitim yapılması yanında, ekonomik, ticaret alanında Habur kapıdan yararlanmalı gerekmekle, Ovaköy kapısının açılmasıyla, Türkmenler güçlenmekle yeni projelerini, iş yerlerinin, ticari alanları kurulması ile yeni gelişmeler sağlanmalıdır, Kerkük'te ve tüm Türkmenelinde önemli görevler Türkmenlere dağıtılmalıdır.

Kerkük bir Türkmen bir şehri olarak, Kürtlerin istekleri gibi, yüzde otuz iki değil yüzde 80 oranının üstünde temsil edilmesi doğal bir haklarıdır, ayrıca Kerkük gibi bir Türkmen şehri olan Erbil, Musul ve öteki Türkmen yerlerinde Türkmenler yüzde otuz iki oranda haklar almalı gerekmektedir arak, Kerkük'te önemli görevler Türkmenlere verilmelidir Kerkük Valisinin ve daire müdürleri ayrıca birçok kuruluşların Türkmenler tarafında yürütülerek Türkiye, Amerika, BM ve Avrupa devletleri, insan hakları baskısıyla, Türkmenler önemli doğal haklarına kavuşmalıdırlar, çünkü Türkmenler Irak'ın kurucu unsurlarından olarak azınlık değildiler, Bölgesel Kürt yönetimi Neçirvan Barzani önceki tehditleri ile Mesut Barzani'ni tehditleri hiçbir zaman Türkmenleri milli dava mücadelelerinden, ana haklarsından bıktıramadı, uzaklaşmadı, bu uğurda çok sayıda şehitler vererek haklarını almaya kanlarını, canlarını vermeye ön sırada durmaktadırlar.

Kerkük bir Türkmen şehri olarak, 700 bin Kürt'ün Kerkük'e haksız yere yerleşmesiyle, Kerkük'te iktidarı Türkmen'den başka hiç kimde önce paylaşılmaz, Kerküklü olmayalar hiçbir zaman çözüm getiremezler, önce Kerkük'e yerleşen peşmergeler Kürtler derhal Kerkük'ten çıkmaları gerekir, referanduma 140 maddesine karşı olduğumuz gibi, Türkmenlere verilen yüzde 32 ye karşı olarak, artık geçtiğimiz yıl 6 ay ertelenen referandum tam olarak Aralık ayında gerçekleştirilemedi ve ortadan kalkmıştır, Kerkük'te Türkmenler tüm hakların almak için Türkmenlerin yapmış oldukları boykot Türkmen tüm haklarını elde etmek için şartlarını Celal Talabani, BM ve Amerika'ya bildirmişlerdir, Kerkük yüzde yüz bir Türkmen şehri olarak, Türkmenler tüm haklarını elde etmekleri ile yüzde 32 formülü eğil daha fazlasına sahip olmalarıdır, yüzde 32 yerine yüzde 80 sahip olmaları gerekmektedir.

Neçirvan önceden Türkmen şehri Kerkük'e başka yerlerden yerleşen 700 Kürt peşmergelerin yerlerine dönmelerine karşı durmadan, bir an önce el koydukları Türkmen arazileri, yerlerine geri dönmeleriyle Kerkük'ün özel bir statüye kavuşmasıyla Kerkük'ten Saddam ve sonrası patlama, kaçırma, öldürme olayında yerlerin evlerini bırakan Türkmenler tekrar Türkiye, BM Amerika Avrupa gözetimi altında yerlerine dönmeleriyle doğru yasal seçimler gerçekleşecektir.

Neçirvan düşmancasına besleyen tehdit dolu sözleriyle, Araplarla anlaşmadan konuşarak iktidarı Araplarla paylaşacağını söyleyerek, Kerkük'ün öz be öz sahibi olan Türkmenleri arka plana da tutmaktadırlar.

Neçirvanin hiçi bir hakkı Kerkük'te olmadığını iyi bilmelidir ve iyice düşünmelidir.

Çünkü Kerkük'ün durumu, konusu yalnız Türkmenleri ilgilendirir, Erbil, Musul, Diyala ve onlara bağlı Türkmen köy ilçeleri gibidir. Türkmenler şimdiye kadar Süleymaniye, Dahuk, Zaho, Basra, Selahattin, Bağdat ilgili ile konuşamadılar, ilgilenmediler oralarda hiçbir hak istemediler, onlarda Türkmen Türkmenlere haklar verilsin diye bizler söylemedik, konuşmadık, buna dair Neçirvan Barzani'nin konuşması Türkmenleri ilgilendirmektedir, Kerkük bir Türkmen şehri olarak Neçirvan Kerküklü olmadığı için Kerkük içişlerine katılmasal yasal olmayacaktır, çünkü Kerküklü olmayanlar Kerkük'ün biyografisi, statüsü ilgili hiçte konuşamaz Kerkük Türkmen şehri ne Kürt nede Arap şehri değildir ve hep Türkmen şehri kalacaktır.

Bizler Türkmenler olarak ve Kerkük Türkmen şehrine özel statü isteyerek, Bağdat başkentine bağlanmasıyla, kuzey Irak'a katılmasına karşı durarak, Kerkük'te yaşayanlar Kerkük'ün konusuyla, durumuyla ilgilenmelidirler, Kerkük'ün demografik yapısı değiştirmeye kalkan Kürt peşmergeler yönetimi referandum yapılacak diye 140 maddesini ortaya atarak önkoşullarda bu maddeye bağlı olan Nüfus sayımı ve normalleştirme ile ilgili bugüne kadar bir gelişme olmadan, Türkmenlerin mal, mülk arazileri ellerine verilmeden ve günümüze kadar Saddam döneminde, Saddam'dan sonra Kerkük'e yerleşen yüz binlerce Araplar ve Kürtler kendi yerlerine dönemeden, nasıl bir seçim, bir sayım olacaktır.

Yüzde 32 paylaşım Türkmen, Arap, Kürt, Hıristiyanlar arasında olacaktır, o zaman bu yönetim paylaşmalar Irak'ın her yerinde bulunan Türkmenleri kapsamalıdır, özellikle Erbil, Musul, Diyala, Selahattin velayetlerinde, her bakımdan Türkmenler Saddam döneminde oldukları gibi, bugünde ana haklarına kavuşmadılar ve birçok durumları çözülemedi.

Bugün baktığımızda tüm Türkmen bölgeleri yanında, Hıristiyanların yaşadıkları bölgelerde Kürt yönetimi eli altında kendi yerleri, toprakları olduklarını bildirmektedirler, bugün kuzeybatıdan başlayarak Dahuk, Erbil ve Süleymaniye, Sincar Telafer, Mahmur, Şirvan Kalesi, Karatepe, Hanekin ve Mandallı, İmadiya, Bakşika, Karakuş, Şihan, Şehraban, Tekif, Hemdaniya, Akra, Beledroz, Şebekler gibi, ayrıca çok sayıda Hıristiyan, Yezidi, topraklarına, yerlerine toplu olarak Kürtleştirmekle, Süleymaniye, Erbil, Dahuk, Musul'a bağlı birçok ilçe köyler baskıyla Kürt peşmergeler yönetimleri bağlanmıştır, Kürtler bir yandan 450 kilometrelik bir alanı İşgalci Amerika yardımı ile Kuzey Irak yönetimine katmışlardır.

Böylece Neçirvan Barzani, Berham Salih'in son açıklamasına tehditleri güç ve siyasi otoritenin sonucuyla Türkmen şehrini ele geçirmeleri bir hayal olarak, hiçbir zaman gerçek olamayacaktır, Kerkük Irak Türklerin anayurdu, gönülleri, başkentleri, milli topraklarıdır, bu topraklar Türk toprakları olarak, onu tüm düşmanlara, hainlere karşı savunacaklardır, son damla kanları kalıncaya kadar, Kerkük ne Saddam tarafından zorla yerleştirilen Araplar, nede Amerika, İsrail tarafından bugüne kadar kullanılan Kürt peşmergelerin olacaktır, bizler Irak Türkleri olarak ölürüz, bir karış, bir parça Kerkük, Türkmeneli topraklarına sahip çıkarak, kanımızla, canımızla bu uğrunda yüzlerce şehitler vererek, milli dava mücadelemizi sürdürerek, hiçbir düşmanlara baş eğmeden milletimizi, topraklarımız, yerlerimizi koruyacağız, koruyacağız.

Sadun KÖPRÜLÜ

_________________
VATAN NAMUSTUR SATILMAZ
Başa dön
Kullanıcının profilini görüntüle Özel mesaj gönder
Önceki mesajları göster:   
Yeni başlık gönder   Başlığa cevap gönder    BİZİM KÖŞE Forum Ana Sayfa -> İSLAM DÜNYASI İŞGAL ALTINDA Tüm zamanlar GMT + 3 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Geçiş Yap:  

Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız



BİZİM KÖŞE



Powered by phpBB © 2001 phpBB Group
Türkçe Çeviri: phpBB Turkey & Erdem Çorapçıoğlu
Chronicles phpBB2 theme by Jakob Persson (http://www.eddingschronicles.com). Stone textures by Patty Herford.

Abuse - Report Abuse
Powered by forumup.com forum gratis free, create open your free forum!
Created by Raulken of Hyarbor S.r.l.
TOS & Privacy.

Page generation time: 0.091